Vegere Sûreya Âl-î Îmrân

Âl-î Îmrânآل عمران

91. Ayet

91Sûreya Âl-î Îmrân
Di Mushefê de Veke

اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَمَاتُوا وَهُمْ كُفَّارٌ فَلَنْ يُقْبَلَ مِنْ اَحَدِهِمْ مِلْءُ الْاَرْضِ ذَهَبًا وَلَوِ افْتَدٰى بِه۪ۜ اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ وَمَا لَهُمْ مِنْ نَاصِر۪ينَ۟

Bêguman ew ên kafir bûn û li ser kufra xwe mirine; yek ji wan eger bi qasî ser rûyê erdê dagirtî zêr (ji bo ku ji ezabê xelas bibe) wek fidye bide jî dîsa jê nayê qebûl kirin. Ji wan re ezabekî biêş û jan heye û tu alîkarê wan jî tuneye.

Tefsîr

Tefhîmü'l-Kur'ân

91- Şüphesiz küfredip kâfir olarak ölenler, bunların hiç birisinden, yeryüzü dolusu altın olsa -bunu fidye olarak verse de- kesin olarak kabul edilmez. Onlar için acıklı bir azab vardır ve onların yardımcıları yoktur. AÇIKLAMA 72. "Biz farklı peygamberlere farklı davranmayız", biz onların herbirini kabul eder ve hiçbirini reddetmeyiz. Onlardan hiçbirine yalancı demeyiz, hepsinin hak peygamber oluduğuna inanırız. Biz önyargıdan ve cehaletten uzağız, yeryüzünün neresine gelirse gelsin Allah'tan Hakk'ı (Gerçek) getiren her rasulun hak olduğuna şehadet ederiz." 73. Burada Hz. Peygamber'in (s.a) zamanında yaşayan Yahudi âlimlerinin, O'nun gerçekten Allah'ın peygamberi olduğunu ve O'nun öğretilerinin daha önceki peygamberlerle aynı olduğunu açıkça anlayıp, şehadet ettikleri anlatılıyor. Fakat buna rağmen onlar, sadece, O'nu reddetmekle kalmadılar; yüzyıllardan beri süren önyargıları, inatçılıkları ve Hakk'a düşman oluşları nedeniyle, aynı zamanda O'na düşman da oldular. 74. "Onlar küfürde direndiler": İmanı reddetmekle kalmadılar, daha da ileri gidip ona karşı düşmanlık ve kötü niyetlerini ortaya koydular. Kafalarda şüpheler ve sorular yaratarak ve tebliği başarısız kılmak için çeşitli tuzak ve gizli planlar kurarak insanları Allah'ın yolundan engellemek için ellerinden geleni yaptılar.