243:"Ölümden korktukları için binlerce kişinin memleketlerinden çıktığını görmedin mi? Allah onlara; "Ölün!" dedi. Sonra onları tekrar canlandırdı. Muhakkak ki Allah insanlara çok fazıl ve ihsan sahibidir. Fakat insanların çoğu şükretmez." Âyet-i kerîmede hiçbir tedbirin takdiri bozamayacağı, Allah’ın kaderinden yine Allah’a sığınmaktan başka çarenin bulunmadığı anlatılmaktadır. Sözü edilen bu insanlar ya ölüm korkusuyla cihattan kaçmış kimselerdir ya da salgın bir hastalıktan tedbir almak için kaçmış insanlardır. Düşmanla savaşmak, vatanlarını ve dinlerini müdafaa etmek söz konusu olduğu zaman Allah’ın cihad emrini yerine getirmeyerek, düşmanla karşı karşıya gelmeyi göze alamayarak sürü sürü yurtlarını terk eden nice kavimlerin çok geçmeden mahvolduklarını, perişan olduklarını, yıllar yılı galip toplumların kölesi olarak öldüklerini, bittiklerini yok olduklarını ama yüz yıllar sonra yine Allah’ın izniyle tekrar hayat bulduklarını biliyoruz. Savaşı göze alamadıkları için galip toplumların elinde oyuncak olmuş, varlıklarını, şahsiyetlerini, hürriyetlerini kaybetmiş, dinlerini, tarihlerini kaybetmiş, silinip gitmiş nice milletler tanıyoruz. Allah bunlara, bu kendi uğrunda savaşı göze alamayan korkaklara, madem ki sizler benim yolumda cihadı göze alamadınız öyleyse haydi "ölün" haydi "sürünün" buyurmuş onlar da ölmüşler, yok olmuşlar ve silinmişler. Yıllar yılı İslâm dünyasının ölümünün ve sukutunun altında yatan sebep işte budur. Yeniçeri kılıcı kınına sokup bu ıssız çöller aşılmaz! Bu savaş çekilmez! Yaşamak varken ölüm göze alınmaz! dediği andan itibaren bizim sukutumuz da başlamış. Allah için savaşı göze alamadıkları için galip toplumların kölesi durumuna düşmüşüz. Varlığımızı, şahsiyetimizi, hürriyetimizi, dinimizi, tarihimizi kaybetmişiz. Kelimenin tam anlamıyla ölmüşüz yani. Ama yıllar süren bu ölümümüzden sonra inşallah Rabbimizin bizi yeniden dirilteceği günlerin yakın olduğunu anlıyoruz. Zira öldürmek de O’na aittir diriltmek de. Ama bunun elbette bir yasası vardır. İşte bundan sonraki âyette Rabbimiz bu dirilişin yasasını şöyle anlatıyor: