Vegere Sûreya Furqân

Furqânالفرقان

60. Ayet

60Sûreya Furqân
Di Mushefê de Veke

وَاِذَا ق۪يلَ لَهُمُ اسْجُدُوا لِلرَّحْمٰنِ قَالُوا وَمَا الرَّحْمٰنُۗ اَنَسْجُدُ لِمَا تَأْمُرُنَا وَزَادَهُمْ نُفُورًا۟

Dema ji wan re tê gotin: “Ji Rahmân re secde bikin.” wiha dibêjin: “Rahmân jî çî ye?” “Ma ji wî yê ku tu ji me re emir dikî re em ê secde bikin?” (Ev emir,) dûr ketin û reva wan zêdetir kir.

Tefsîr

Besâirü'l-Kur'ân

60. “Onlara: “Rahmâna secdeye varın" dendiği zaman "Rahmân da nedir? Ey Muhammed! Emrettiğine mi secdeye varacağız?” derler. Bu, onların nefretini artırır.” Onlara denilse ki Rahmâna secde edin. Onlara denilse ki Rahmâna boyun eğin, Rahmâna boyun bükün. Tüm hayatınızda, tüm hayat problemlerinizde O’na itaat edin, O’nu dinleyin. O’na secde ederek, O’nun önünde eğilerek O’nu büyükleyin, O’nu tazim edin. Tüm hayatınızda sadece O’nu dinleyin; o kâfirler derler ki Rahmân da kimmiş? Kim O Rahmân dediğiniz? Hani Firavun kendisine Rahmâna kulluğu hatırlatan Mûsâ (a.s)’a öyle demişti değil mi? Rahmân mı dedin? Bir Rahmândan mı söz ettin? Kim O? demişti. Aslında ne Firavun, ne de Mekke müşrikleri Rahmânı bilmiyor değillerdi. Ama O’na kulluktan, O’nun cezalandırmasından kaçmak istiyorlardı. Diyorlar ki bakın: Ey Muhammed, bize emrettiğin Rahmâna mı secde edeceğiz? Sen bize emrediyorsun diye mi biz bu Rahmâna secde edeceğiz? Bu secde emri onların nefretini artırmaktan başka bir işe yaramadı. Bu âyetin gelişiyle hemen secdeye kapanan Rasu-lullah ve beraberindeki Müslümanları gören kâfirler ve müşrikler onlarla alay ederek oradan uzaklaşıp gittiler. Varsın onlar Rahmâna secdeden kaçınsınlar, varsın onlar Rahmânı tanımasınlar, varsın secde emri onların nefretini artırsın ama biz mü’minler Rahmânı biliriz. O Allah’tır. O Rabbimizdir. Biz O’na secdeyle şeref duyarız. Biz Müslümanlığımızın gereği Rahmân olan Rabbimizin âyetleriyle karşı karşıya kaldığımız anda O’na secde etmekten, O’na itaat etmekten, O’na boyun eğmekten başka bir şey düşünmeyiz.