Vegere Sûreya Hûd

Hûdهود

94. Ayet

94Sûreya Hûd
Di Mushefê de Veke

وَلَمَّا جَٓاءَ اَمْرُنَا نَجَّيْنَا شُعَيْبًا وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا مَعَهُ بِرَحْمَةٍ مِنَّا وَاَخَذَتِ الَّذ۪ينَ ظَلَمُوا الصَّيْحَةُ فَاَصْبَحُوا ف۪ي دِيَارِهِمْ جَاثِم۪ينَۙ

Dema emrê me (bi helaka wan) hat, me Şuayb û mumînên pê re bi rahmetekî ji terefê xwe ve xelas kirin. Seyhayekî/qîrînekî (ku guhan ker dike û mejîyan diteqîne) bi zaliman girt. Di warên xwe bixwe de li ser çokên xwe man.

Tefsîr

Besâirü'l-Kur'ân

94. “Buyruğumuz gelince, Şuayb’ı ve beraberindeki inananları katımızdan bir rahmet olarak kurtardık. Haksızlık yapanları bir çığlık yakaladı, oldukları yere diz üstü çöküverdiler.” Ne zaman ki emrimiz geldi, Şuayb ve beraberindeki mü’min-leri katımızdan bir rahmetle kurtardık, zulmedenleri bir sayha yakaladı da oldukları yerde diz üstü çöküverdiler. Korkunç bir gürültü, korkunç bir ses, bir çığlık, bir zelzeleyle Şuayb (a.s) ın kavminin de defteri dürülüverdi. Medyen bölgesi, o büyük ticaret merkezi bir azap ve gazap ortamı oluverdi. Dünyanın en büyük ekonomik gücü tarihin karanlıklarına gömülüverdi. Tıpkı öncekiler gibi ebedîyen kaybedenlerden oluverdiler. Ne ekonomik, ne siyasal, ne de askeri güçleri hiçbir işe yaramadı. İşte böylece kimim üstün, kimin alçak olduğu, kimin izzet ve şerefli, kimin izzetsiz ve şerefsiz, kimin kazanıp kimin kaybettiği ortaya konuverdi.