Vegere Sûreya Muhammed

Muhammedمحمد

19. Ayet

19Sûreya Muhammed
Di Mushefê de Veke

فَاعْلَمْ اَنَّهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ وَاسْتَغْفِرْ لِذَنْبِكَ وَلِلْمُؤْمِن۪ينَ وَالْمُؤْمِنَاتِۜ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ مُتَقَلَّبَكُمْ وَمَثْوٰيكُمْ۟

Tu jî bizanibe ku bêguman ji Allah pê ve (yê ku îbadetê heq dike) qet tu îlâh tune. Ji bo gunehên xwe û ji bo (gunehên) mêr û jinên mûmîn mexfîretê bixwaze. Allah, bi cihê gera we jî û cihê vehewîna we jî dizane.

Jêrenot
(Ew Kelîmeya Tewhîdê ku li dinyayê û li axîretê feyde dide mirov; ya ku li ser ilmê tê gotin û bi fêmbarî ka çi tê qebûlkirin û çi tê redkirin bê zanîn e. Rasûlullah (ass) wiha qotîye: “Her kî li ser zanîna ku ji Allah pê ve qet tu îlâh tune bimire, dê bikeve cennetê.” (Muslîm, 26; Ahmed, 464) Ji bo gotina Kelîmeya Tewhîdê ya li ser ilmê bnr. 1/Fatîhe, 5; 2/Baqara, 256; 3/ Âl-î Îmran, 64; 12/Yûsuf, 40; 21/Enbîyâ, 25)

Tefsîr

Fî Zılâli'l-Kur'ân

19- Ey Muhammed! Allah'tan başka ilah olmadığını bil ve kendi günahına, inanan erkeklerin ve inanan kadınların günahları için Allah'tan mağfiret dile. Allah, gezip dolaştığınız ve duracağınız yeri bilir. Peygamberin ve O'nunla birlikte olan müslümanların davalarının üstüne kurulduğu ilk gerçeği hatırlamaya bir çağrıdır bu. "Ey Muhammed! Allah'tan başka ilah olmadığını bil?" Bu gerçeğin bilinmesi ve vicdanda canlandırılması temeli üstüne öteki yönlendirmeler karşımıza çıkmaktadır: "Günahının bağışlanmasını dile." Resulullah'ın geçmiş ve gelecek günahları zaten bağışlanmıştır. Fakat bu iman eden, hisseden, duyarlı olan ve ne kadar çaba harcarsa harcasın yine görevini yeterince yerine getiremediğini düşünen -günahı bağışlandığı halde- bağış dilemenin bir zikir ve bağışlanmaya karşı şükür niteliğinde olduğunu duyan, bir peygamberin görevidir. Sonra bu ayet, Peygamberin Allah katındaki mertebesini bilen ve kendisini zikretmesini ve günahlarının bağışlanmasını dilemesinin tavsiye edildiğini gören Peygamberden sonra gelen müminlere sürekli bir öğüt mahiyetindedir. Arkasından bu ayet, erkek ve kadın tüm müminlere de bir öğüttür. Peygamber yüce Rabbi katında duası kabul edilen birisidir. Böylece müminler Allah'ın Hz. Peygamberi kendilerine göndermekle kendilerine büyük bir ihsanda bulunduğunu hissederler. Çünkü yüce Allah kendilerinin günahlarını bağışlamak için Peygamberinden onların günahlarının bağışlanmasını dilemesini istemektedir. Bu emirler zinciri içinde son olarak göze çarpan; "Allah gezip dolaştığınız ve duracağınız yeri bilir" Çünkü mümin olan bir gönül, güveni ve korkuyu birlikte duyar. Güven duyar; çünkü mümin gezip dolaştığı her yerde ve kaldığı her mekanda yüce Allah'ın koruması ve gözetimindedir. Korku duyar; çünkü öyle bir konumdadır ki kendisini Allah'ın ilmi kuşatmıştır, her durumda onu izlemektedir. Müminin her gizlisini ve içinden geçen fısıltıyı bilmektedir. Bu bir terbiyedir. Sürekli uyanıklık, keskin bir duyarlılık, Allah'ın hoşnutluğunu arzu etmek, çekinme ve bekleyiş... MÜNAFIKLARIN CİHAD'A KARŞI TUTUMLARI Sonra ayetin ifade akışı münafıkların cihad karşısındaki tutumlarını, bu yükümlülükle karşılaştıkları zaman içlerinde beliren korkaklığı yıkılmayı anlatmaya başlamakta cihad karşısında iç yüzlerini ortaya çıkarmaktadır. Ayrıca bu münafıklıklarına devam ederlerse samimi olmazlarsa, çağrılara uymazlarsa, durum kaçınılmaz olup cihad kesinleşince ve onlar Allah'ın sözlerini onaylamayınca kendilerini bekleyen akibeti de dile getiriyor: