Vegere Sûreya Nahl

Nahlالنحل

35. Ayet

35Sûreya Nahl
Di Mushefê de Veke

وَقَالَ الَّذ۪ينَ اَشْرَكُوا لَوْ شَٓاءَ اللّٰهُ مَا عَبَدْنَا مِنْ دُونِه۪ مِنْ شَيْءٍ نَحْنُ وَلَٓا اٰبَٓاؤُ۬نَا وَلَا حَرَّمْنَا مِنْ دُونِه۪ مِنْ شَيْءٍۜ كَذٰلِكَ فَعَلَ الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْۚ فَهَلْ عَلَى الرُّسُلِ اِلَّا الْبَلَاغُ الْمُب۪ينُ

Ew ên şirîk çêdikirin gotin: “Eger Allah daxwaz bikira me û kalanên xwe ji wî pê ve ji tiştekî din re îbadet nedikir û me ji xeynî emrê wî tiştek heram nedikir.” Ew ên berî wan jî wiha kiribûn. Wezîfa pêxemberan, qey ji teblîxa eşkere pê ve tiştekî din e?

Jêrenot
(Ew muşrîkên ku nikaribûn li dij daweta tewhîdê tiştekî bibêjin, berpirsîyarîya hemû xeta û gunehên xwe diavêtin ser daxwazîya/meşîeta Allah (ac) û qederparêzî dikirin. Wiha difikirin û digotin: “Eger Allah (ac) ji vê rewşa me ne razî bûna wê ji me lome bikira û me bida ber ezabê û ew qas derfetê ne dida me.” Allah (ac) piştî diyar kir ku ev ramana muşrîkan çewt e van gumanên wan wiha pûç û betal kir: “Eger Allah (ac) ji we û ji karên we razî bûna bi hinarîya eşkere pêxemberan ne dişand û we gazî îbadeta tenê ji Allah (ac) re û dûrbûna taxûtên ji xeynî wî ku hûn evdîtî li wan dikin nedikir.”)

Tefsîr

Tefhîmü'l-Kur'ân

35- Şirk koşmakta olanlar dediler ki: "Eğer Allah dileseydi, O'nun dışında hiç bir şeye kulluk etmezdik, biz de, atalarımız da; ve O'nsuz hiç bir şeyi haram da kılmazdık."(30) Onlardan öncekiler de böyle yapmıştı.(31) Şu halde peygamberlere düşen apaçık bir tebliğden başkası mı? AÇIKLAMA 28. Bu cennet nimetlerinin en güzelidir. Cennet ehli orada her istediğini ve dilediğini elde edecek ve orada onlara hiç bir üzüntü olmayacaktır. Bu, bu dünyadaki en zengin insanın bile ulaşamayacağı bir nimettir. Cennete giren herkes bu nimetten yararlanacaktır, çünkü o herşeyi istediği ve dilediği gibi bulacak ve her dileğinin, her arzusunun yerine getirildiğini görecektir. 29. Burada kâfirler uyarılmaktadır: "Niçin onlar hâlâ, çok basit ve açık olan daveti kabul etmekte tereddüt ediyorlar? Biz, Hakk'ın her yönünü ortaya koymak için her metodu denedik ve buna evrenin her tarafından şahitler getirdik; akıllı ve düşünebilen insanlar için şirke sapmaya neden olacak hiçbir boşluk bırakmadık. Şimdi onların bekledikleri şey ölüm meleğinin gelmesinden başka bir şey değil; işte o zaman son nefeslerinde daveti kabul ederler. Yoksa onlar kendilerini helak edip daveti kabul etmelerine neden olacak Allah'ın azabını mı bekliyorlar?" 30. Bu noktanın öneminin kavranabilmesi için okuyucu En'am Suresi 148-150. ayetlere ve 124-126. açıklama notlarına bakmalıdır. Çünkü bu konu orada ele alınmıştır. 31. Yani, "Sizin itirazınız" yeni değil, sizden önceki sapık kimseler de aynı şeyi öne sürerlerdi. Bugün siz de, onlar gibi, sapıklığınıza ve yanlış hareketlerinize "Allah'ın dilediği bu" diye özür gösteriyorsunuz. Bunun kendinizi aldatmak ve nasihattan kaçmak için uydurduğunuz yalan bir özür olduğunu biliyorsunuz." Bu cevap, aynı zamanda, Kur'an'ın sadece "eskilerin masalları" olduğunu söyleyen kâfirlere de imalı bir cevap niteliğindedir. (ayet 24) Onlar Hz. Peygamber'in (s.a) yeni bir şey sunmadığını söylemek istiyorlardı. Yani o, Nuh Peygamber'den beri tekrar edilegelen aynı eski hikayeleri anlatıyordu. Bu itiraza verilen cevap şöyledir: "Eğer Hz. Peygamber (s.a) yeni bir şey söylemiyor ve eskilerin masallarını tekrarlıyorsa, siz de kötü amelleriniz için yeni bir özür öne sürmüyor ve sizden öncekilerin öne sürdükleri özürleri tekrarlıyorsunuz."