Vegere Sûreya Nûr

Nûrالنور

47. Ayet

47Sûreya Nûr
Di Mushefê de Veke

وَيَقُولُونَ اٰمَنَّا بِاللّٰهِ وَبِالرَّسُولِ وَاَطَعْنَا ثُمَّ يَتَوَلّٰى فَر۪يقٌ مِنْهُمْ مِنْ بَعْدِ ذٰلِكَۜ وَمَٓا اُو۬لٰٓئِكَ بِالْمُؤْمِن۪ينَ

Dibêjin: “Me îman bi Allah û bi Rasûlê wî anî.” Piştî vêya komek ji wan (di pey vê soza xwe de) rû vedigerînin. Evana ne mumîn in.

Jêrenot
(Qur'an rû vegerandina wan bi peyva “tewellî” navandîye. Di îstilaha Qur'anê de maneya “tewellî” rû vegerandina ji amelê ye. (Bnr.75/Qiyamet, 31-32) Dema ku wan gotin “me îman anî.” û paşê rû vegerandin, ev îdîaya wan qebûl nebû û wek mumîn nehatin pejirandin. Wekî din ji bo betalbûna îmana bê amel bnr. 6/En’am, 158)

Tefsîr

Besâirü'l-Kur'ân

47. “Münâfıklar: “Allah'a ve Peygambere inandık, itaat ettik" derler; sonra da bir takımı yüz çevirirler. İşte bunlar inanmış değillerdir.” Allah ve Resûlünü tercih konusunda iki tip insan gündeme getirilir bu âyette. İnsanlar diyorlar ki biz Allah ve Resûlüne inandık, iman ettik ve itaat ettik. Kalplerimizle Allah ve Resûlünü tasdik ettik derler. Ama onlardan bir grup bu imandan ve ikrarlarından sonra Allah ve Resûlünün hükümlerinden yüz çeviriyorlar. İşte bunlar inanmış mü’min değiller. Yâni önce Allah’a ve Resûlüne iman iddiasında bulunacaksınız, bir de üstelik Allah ve Resûlüne itaat ettiğinizi beyan ve ikrar edeceksiniz, sonra da beğenmediğiniz, beklemediğiniz, hoşunuza gitmeyen bir emir ve yasakla karşı karşıya kalınca da Allah ve Resûlünden yüz çevireceksiniz, tevella edeceksiniz. Bu iman değildir, bu mü’min tavrı değildir, Müslüman tavrı değildir, teslimiyet değildir. İşte âyetin sonundaki onlar mü’min değillerdir ifadesi böyle bir tavrın mü’min tavrı olmadığını ortaya koyuyor. Bu iman, bu iddia sadece söz planında kalan bir iddiadır. Sadece dille ben Allah ve Resûlüne inandım ve itaat ettim deyivermekle insan mü’min olmaz.