Vegere Sûreya Zûxrûf

Zûxrûfالزخرف

86. Ayet

86Sûreya Zûxrûf
Di Mushefê de Veke

وَلَا يَمْلِكُ الَّذ۪ينَ يَدْعُونَ مِنْ دُونِهِ الشَّفَاعَةَ اِلَّا مَنْ شَهِدَ بِالْحَقِّ وَهُمْ يَعْلَمُونَ

Ji xeynî wî ew ên dûa ji wan re dikin, ne xwedîyê rayeya şefaetê ye. Enceq ew ên bizanebûn li ser heqîyê şahidî didin, ne tê de.

Jêrenot
(Ev ayet, temasê du heqîqetan dike: a. Şefaeta ku di Qur'anê de tê nefiykirin û tunebûna wê tê pejirandin, ne mutleq e. Bi tabîra Qur'anê, dibe ku rayeya şefaeta wan kesên ku Allah (ac) destûr daye wan û ji wan razî bûye û bi zanebûn şahidîya heqîyê dikin hebe. (Bnr. 2/Baqara, 255; 19/Meryem, 87; 21/Enbîya, 28) Ligel ve bitenê Allah (ac) dizane ku wê rayeya şefaetê bide kî û wê ji kî razî bibe û wê kî nailê şefaetê bike. Ji vê sedemê şefaet bitenê ji Allah (ac) tê xwestin. (Bnr. 39/Zûmer, 43-44) b. Şahidîya li heqîyê yanê şahidîya li kelîmeya tewhîdê divê bi zanebûn û li ser ilmê be. “Laîlâheîllallah” a feyde dide kesekî, ew e ku mirov bizanibe çi qebûl dike û çi red dike. (Bnr. 47/Muhammed, 19) )

Tefsîr

Fî Zılâli'l-Kur'ân

86- Allah'tan başka tanrı diye yalvardıkları şeyler, şefaat gücüne ve yetkisine sahip değillerdir. Ancak bilerek Hakka şahidlik edenler bunun dışındadır. Burada göklerde ve yeryüzünde egemen olan ilahlığın teklifi vurgulanıyor. Yüce Allah'ın bu niteliği ile ortaksız olduğu, yaptığı herşeyin bir hikmete dayandığı belirtiliyor. O'nun ilminin bu uçsuz bucaksız mülkü kapsadığı anlatılıyor. Ardından yüce Allah "tebareke" ifadesiyle övülüyor, yüceliği ile dile getiriliyor. Yani yüce Allah onların asılsız iddialarından, saçma sapan düşüncelerinden yücedir uludur. O "Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların" Rabbidir. Kıyametin ne zaman kopacağını sadece O bilir. Herşeyin dönüşü O'nadır, akıbet O'nun katındadır. O gün, Allah'ın evladı veya ortağı olduğunu ileri sürdükleri hiç kimse, onlardan biri için aracılık yapamaz. Nitekim bunları Allah katında aracılar edindiklerini ileri sürüyorlardı. Oysa gerçeği gören ve ona inananlardan başkası için aracılık yapılmaz. Ayrıca gerçeği görüp inanan biri, onu inkar eden, ona savaş açan biri için aracılık yapmaz. Sonra surenin akışı, onları tartışma konusu yapmadıkları, kesinlikle kuşku duymadıkları fıtratlarının yalın mantığı ile yüzyüze getiriyor: Evet, onlar kendilerini yaratanın yüce Allah olduğunu kabul ediyorlardı. Peki o zaman niye bir başkasını ona yönelik ibadetlerine ortak ediyorlar? Niçin ona ortak koştukları düzmece ilahlardan aracılık béklentisi içindedirler?