Bakara
Ayet: 151Sayfa: 22
Size içinizden bir resûl gönderdik. Size ayetlerimizi okuyor; sizi arındırıyor; size Kitab’ı, hikmeti ve bilmediklerinizi öğretiyor.
Bu konuyla ilgili ayetler
Ayet: 151Sayfa: 22
Size içinizden bir resûl gönderdik. Size ayetlerimizi okuyor; sizi arındırıyor; size Kitab’ı, hikmeti ve bilmediklerinizi öğretiyor.
Ayet: 164Sayfa: 70
Andolsun ki Allah müminlerin içinden, kendilerinden olan bir resûl göndermekle onlara iyilikte bulunmuştur. Onlara O’nun ayetlerini okur, onları arındırır ve onlara Kitab’ı ve hikmeti öğretir. Hiç şüphesiz, (Resûl gelmeden) önce apaçık bir sapıklık içindelerdi.
Ayet: 64Sayfa: 87
Resûl göndermemizin tek gayesi, Allah’ın izniyle ona itaat edilsin diyedir. Şayet onlar (günah işleyip) kendilerine zulmettiklerinde sana gelseler ve Allah’tan bağışlanma dileselerdi ve Resûl de onlar için (Allah’tan) bağışlanmalarını dileseydi şüphesiz ki Allah’ı (tevbeye muvaffak kılan ve tevbeleri çokça kabul eden) Tevvâb ve (kullarına karşı merhametli) Rahîm olarak bulacaklardı.
Ayet: 79Sayfa: 89
Başına gelen her iyilik Allah’tandır. Başına gelen her kötülük de kendindendir. Seni insanlara resûl olarak gönderdik. (Senin hak peygamber olduğuna) şahit olarak Allah yeter.
Ayet: 80Sayfa: 90
Kim Resûl’e itaat ederse hiç şüphesiz Allah’a itaat etmiş olur. Kim de yüz çevirirse seni, onların üzerine koruyucu göndermedik.
Ayet: 105Sayfa: 94
İnsanlar arasında Allah’ın sana gösterdiği şekilde hükmedesin diye bu Kitab’ı sana hak olarak indirdik. Hainlerin savunucusu olma!
Ayet: 164Sayfa: 103
Kıssalarını daha önce sana anlattığımız resûllere de kıssalarını anlatmadıklarımıza da (vahyettik). Allah, Mûsâ ile (kesin bir şekilde) konuştu.
Ayet: 165Sayfa: 103
Müjdeleyici ve uyarıcı resûller (gönderdik). Tâ ki resûllerden sonra insanların Allah’a (“Bilmiyorduk, duymadık.” gibi bahane olarak) sunacakları bir hüccetleri kalmasın. Allah, (izzet sahibi, her şeyi mağlup eden) Azîz ve (hüküm ve hikmet sahibi olan) Hakîm’dir.
Ayet: 15Sayfa: 109
Ey Ehl-i Kitap! Şüphesiz ki Kitap’tan gizlemekte olduğunuz şeylerin çoğunu açıklayan ve büyük bir bölümünü de görmezden gelen/üzerinde durmayan Resûlümüz size geldi. Şüphesiz ki size, Allah’tan bir nur ve apaçık/açıklayıcı Kitap geldi.
Ayet: 19Sayfa: 110
Ey Ehl-i Kitap! Resûllerin kesintiye uğradığı bir zamanda, “Bize ne bir müjdeci ne de bir uyarıcı gelmedi.” demeyesiniz diye size açıklayan Resûlümüz geldi. Şüphesiz ki size, müjdeci de uyarıcı da geldi. Allah, her şeye kadîrdir.
Ayet: 92Sayfa: 122
Allah’a itaat edin! Resûl’e itaat edin ve (muhalefet etmekten) sakının. Şayet yüz çevirirseniz bilin ki Resûlümüzün vazifesi, ancak apaçık bir tebliğdir.
Ayet: 99Sayfa: 123
Resûl’ün vazifesi yalnızca tebliğdir. Allah, açığa vurduklarınızı da gizlediklerinizi de bilir.
Ayet: 19Sayfa: 129
De ki: “Kimin şahitliği en büyüktür?” De ki: “Allah, benim ve sizin aranızda şahittir. Sizi ve kime ulaşırsa onu uyarmam için bu Kur’ân bana vahyedildi. Yoksa siz, Allah ile beraber başka ilahların olduğuna mı şahitlik ediyorsunuz?” De ki: “Ben şahitlik etmem.” De ki: “Ancak O, tek ilahtır ve şüphesiz ki ben, O’na ortak koştuklarınızdan berîyim/uzağım.”
Ayet: 48Sayfa: 132
Biz resûllerimizi, yalnızca müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. Kim de iman edip ıslah ederse, onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.
Ayet: 91Sayfa: 138
“Allah, beşere hiçbir şey indirmemiştir.” dedikleri zaman Allah’a gösterilmesi gereken saygıyı göstermemiş oldular. De ki: “(Söyleyin o zaman!) Mûsâ’nın getirdiği, içinde insanlar için nur ve hidayet barındıran, parça parça kâğıtlara yazıp (bir kısmını) açıklayıp çoğunu gizlediğiniz Kitab’ı kim indirdi? (O Kitap’la) sizin ve atalarınızın bilmediği şeyler öğretildi.” (Sana cevap verirlerse ne âlâ! Susmayı tercih ederlerse) de ki: “Allah’tır!” Sonra da bırak onları, batıllarında oynayıp dursunlar.
Ayet: 61Sayfa: 157
Demişti ki: “Ey kavmim! Bende sapıklık yok. Lakin ben âlemlerin Rabbi olan (Allah tarafından gönderilmiş) bir elçiyim.”
Ayet: 62Sayfa: 157
“Size Rabbimin risaletini/mesajlarını iletiyorum ve size nasihat ediyorum. Ve ben, Allah’tan (bana gelen vahiy sayesinde) sizin bilmediklerinizi biliyorum.”
Ayet: 63Sayfa: 157
“Sizi uyaran, sakınıp korkasınız diye (öğüt veren) ve merhamet olunursunuz diye sizin içinizden bir adama Rabbinizden bir zikir/hatırlatma geldi diye mi şaşırdınız?”
Ayet: 67Sayfa: 157
Demişti ki: “Ey kavmim! Bende akıl kıtlığı yoktur. Fakat ben âlemlerin Rabbi (tarafından gönderilmiş) bir elçiyim.”
Ayet: 68Sayfa: 158
“Size Rabbimin risaletini/mesajlarını iletiyorum ve ben sizin için güvenilir bir nasihatçiyim.”
Ayet: 69Sayfa: 158
“İçinizden bir adama, sizi uyarması için Rabbinizden bir zikir/hatırlatma gelmesine mi şaşırdınız? Hatırlayın! Hani (Allah) sizleri Nûh Kavmi’nden sonra halifeler kılmış ve (boy, pos, güç ve kuvvet vererek) yaradılışta genişlik ihsan etmişti. Allah’ın nimetlerini hatırlayın ki kurtuluşa eresiniz.”
Ayet: 79Sayfa: 159
(Sâlih) onlardan yüz çevirdi ve “Ey kavmim! Andolsun, size Rabbimin mesajını ilettim ve size nasihat ettim. Fakat siz nasihat edenleri sevmiyorsunuz.” dedi.
Ayet: 188Sayfa: 174
De ki: “Ben kendime, Allah’ın dilemesi dışında ne fayda ne de zarar verme gücüne sahibim. Şayet gaybı biliyor olsaydım hayrı çoğaltırdım/daha fazla mal toplardım ve hiçbir kötülük bana dokunmazdı. Ben, yalnızca inanan bir topluluk için uyarıcı ve müjdeciyim.”
Ayet: 33Sayfa: 191
Müşrikler hoşlanmasa da tüm dinlere üstün gelsin diye Resûl’ünü hidayet ve hak dinle gönderen O’dur.
Ayet: 2Sayfa: 207
(Ne ilginç!) İçlerinden bir adama, “İnsanları uyar ve iman edenleri Rabbleri katında değerli bir konumda olmakla müjdele!” diye vahyedişimiz insanlara tuhaf mı geldi? Kâfirler dediler ki: “Şüphesiz ki bu, apaçık bir sihirbazdır.”
Ayet: 2Sayfa: 220
(Ayetlerin Allah tarafından muhkem kılınıp, sonra detaylı bir şekilde açıklanmasının nedeni) Allah’tan başkasına ibadet etmemenizdir. Şüphesiz ki ben, size O’ndan bir uyarıcı ve müjdeciyim.
Ayet: 12Sayfa: 221
“Ona bir hazine indirilmeli ya da onunla beraber bir melek gelmesi gerekmez miydi?” demeleri nedeniyle, sana vahyedilenin bir kısmını (anlatmayı) bırakıp göğsünü daraltacak değilsin herhâlde? Sen ancak bir uyarıcısın. Allah, her şeye vekildir.
Ayet: 25Sayfa: 223
Andolsun ki Nûh’u kavmine gönderdik. (Demişti ki:) “Şüphesiz ki ben, sizin için apaçık bir uyarıcıyım.”
Ayet: 88Sayfa: 230
Demişti ki: “Ey kavmim! Görüşünüz nedir? (Söylesenize!) Şayet ben, Rabbimden bir belge/delil üzereysem ve beni kendi tarafından güzel bir rızıkla mükâfatlandırmışsa? Ben, size yasakladığım şeylere (kendim uymayarak) size muhalefet etmek istemiyorum. Tek amacım, gücüm yettiğince ıslah etmektir. Benim başarım, ancak Allah’ın izniyledir. Ben, O’na tevekkül ettim ve yalnızca O’na yönelirim.”
Ayet: 7Sayfa: 249
Kâfirler derler ki: “Onun üzerine Rabbinden bir ayet/mucize indirilmesi gerekmez miydi?” Sen ancak bir uyarıcısın, her kavmin yol göstericisi (Hâdi olan Allah’tır).
Ayet: 30Sayfa: 252
Sana vahyettiğimizi onlara okuyasın diye, seni kendilerinden önce nice ümmetin gelip geçtiği bir toplum içinde (risaletle) görevlendirdik. Onlarsa Er-Rahmân’ı inkâr ediyorlar. De ki: “O benim Rabbimdir. O’ndan başka (ibadeti hak eden) hiçbir ilah yoktur. Yalnızca O’na tevekkül ettim ve dönüşüm/tevbem de O’nadır.”
Ayet: 40Sayfa: 253
Onlara vadettiğimiz (azabın) bir kısmını sana göstersek veya (hiç göstermeden) seni vefat ettirsek de (fark etmez). Sana düşen ancak tebliğ etmektir. Hesap görmek de bizim işimizdir.
Ayet: 5Sayfa: 254
Andolsun ki biz, Mûsâ’yı, “Kavmini karanlıklardan aydınlığa çıkar ve onlara Allah’ın günlerini hatırlat.” diye ayetlerimizle gönderdik. Şüphesiz ki bunda, çok sabırlı olan ve çokça şükredenler için (ibret alınacak) ayetler vardır.
Ayet: 44Sayfa: 260
Sen, insanları azabın kendilerine geleceği günle uyar! Zalimler derler ki: “Rabbimiz! Bizi yakın bir zamana kadar ertele ki davetine icabet edip resûllere uyalım.” (Onlara şöyle cevap verilir:) Oysa yok olup gitmeyeceğinize dair daha önce yeminler etmemiş miydiniz? (Ne oldu?)
Ayet: 89Sayfa: 265
De ki: “Kuşkusuz ben, (evet,) ben apaçık bir uyarıcıyım.”
Ayet: 2Sayfa: 266
Kullarından dilediğine ruhla/vahiyle melekleri indirir ve (o kâfirleri şöyle) uyarın (diye emreder): “Benden başka (ibadeti hak eden) ilah yok, (o hâlde) benden korkup sakının.”
Ayet: 35Sayfa: 270
Şirk koşanlar dediler ki: “Şayet Allah dileseydi ne biz ne de babalarımız, O’nun dışındaki hiçbir varlığa ibadet etmez ve O’nun belirlediği haramlar dışında hiçbir şeyi haram kılmazdık.” Onlardan öncekiler de aynen böyle yaptılar. Resûllerin apaçık bir tebliğden başka görevi mi var?
Ayet: 43Sayfa: 271
Biz, senden önce kendilerine vahyettiğimiz erkeklerden başkasını (resûl olarak) göndermedik. Şayet bilmiyorsanız, (vahiy bilgisine sahip) zikir ehline sorun.
Ayet: 44Sayfa: 271
(Peygamberleri) apaçık deliller ve Kitaplarla (gönderdik). Sana da bu zikri/Kur’ân’ı indirdik ki insanlara indirileni onlara açıklayasın. Umulur ki düşünürler.
Ayet: 64Sayfa: 272
Hakkında anlaşmazlığa düştükleri hususları onlara açıklaman, iman eden bir topluluğa hidayet ve rahmet olması için bu Kitab’ı sana indirdik.
Ayet: 82Sayfa: 275
Şayet yüz çevirirlerse sana düşen, ancak apaçık bir tebliğdir.
Ayet: 59Sayfa: 287
Bizi ayetler/mucizeler göndermekten alıkoyan tek şey, evvelkilerin onu yalanlamasıdır. Semûd’a dişi deveyi apaçık (bir mucize) olarak verdik, ona zulmettiler. Biz ayetleri/mucizeleri yalnızca korkutmak için göndeririz.
Ayet: 105Sayfa: 292
Biz onu hak üzere indirdik, o da hak olarak indi. Biz seni ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.
Ayet: 56Sayfa: 299
Biz resûllerimizi (onların isteklerine icabet etsinler diye değil) yalnızca müjdeciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. Kâfirler ise (hakka karşı) batılla mücadele ederek, hakkın ayağını kaydırmak/hakkı yok etmek istiyorlar. Ayetlerimi ve uyarıldıkları şeyi alaya aldılar.
Ayet: 97Sayfa: 311
O (Kur’ân’la) muttakileri müjdeleyesin ve inatçı topluluğu uyarasın diye onu senin dilinle kolaylaştırdık.
Ayet: 107Sayfa: 330
Biz seni yalnızca âlemlere rahmet olarak gönderdik.
Ayet: 49Sayfa: 337
De ki: “Ey insanlar! Ben, sizin için ancak apaçık bir uyarıcıyım.”
Ayet: 78Sayfa: 340
Allah yolunda hakkıyla/Allah’ın şanına yakışır şekilde cihad edin. O sizi seçti. Dinde size bir darlık/güçlük yüklemedi. Atanız İbrâhîm’in milletine (uyunuz)! O (Allah) sizleri bundan önce de bunda da Müslimler/şirki terk ederek tevhidle Allah’a yönelen kullar diye isimlendirdi ki Resûl size, siz de insanlara şahitlik edesiniz. Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin, Allah’a tutunun. O, sizin mevlânızdır. Ne güzel bir dost ve ne güzel bir yardımcı!
Ayet: 54Sayfa: 356
De ki: “Allah’a itaat edin! Resûl’e itaat edin! Şayet yüz çevirirseniz onun sorumluluğu (olan tebliğ) ona, sizin sorumluluğunuz olan (itaat) size yüklenendir. (Herkes kendinden sorumludur.) Şayet ona itaat ederseniz, hidayete ermiş olursunuz. Resûl’ün vazifesi yalnızca apaçık bir tebliğdir.”
Ayet: 56Sayfa: 364
Biz seni ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.
Ayet: 105Sayfa: 370
Nûh’un kavmi gönderilen resûlleri yalanladı.
Ayet: 106Sayfa: 370
Hani kardeşleri Nûh, kendilerine, “(Allah’tan) korkup sakınmaz mısınız?” demişti.
Ayet: 107Sayfa: 370
“Şüphesiz ki ben, sizin için güvenilir bir resûlüm.”
Ayet: 115Sayfa: 371
“Ben, yalnızca apaçık bir uyarıcıyım.”
Ayet: 123Sayfa: 371
Âd (Kavmi), gönderilen resûlleri yalanladı.
Ayet: 124Sayfa: 371
Hani kardeşleri Hûd onlara, “(Allah’tan) korkup sakınmaz mısınız?” demişti.
Ayet: 125Sayfa: 371
“Şüphesiz ki ben, sizin için güvenilir bir resûlüm.”
Ayet: 141Sayfa: 372
Semûd (Kavmi), gönderilen resûlleri yalanladı.
Ayet: 142Sayfa: 372
Hani kardeşleri Sâlih onlara, “(Allah’tan) korkup sakınmaz mısınız?” demişti.
Ayet: 143Sayfa: 372
“Şüphesiz ki ben, sizin için güvenilir bir resûlüm.”
Ayet: 160Sayfa: 373
Lût Kavmi, gönderilen resûlleri yalanladı.
Ayet: 161Sayfa: 373
Hani kardeşleri Lût onlara, “(Allah’tan) korkup sakınmaz mısınız?” demişti.
Ayet: 162Sayfa: 373
“Şüphesiz ki ben, sizin için güvenilir bir resûlüm.”
Ayet: 193Sayfa: 374
Onu Rûhu’l Emin (Cibrîl) indirdi.
Ayet: 194Sayfa: 374
Uyarıcılardan olman için kalbine (vahyetti).
Ayet: 195Sayfa: 374
Apaçık bir Arapça ile.
Ayet: 91Sayfa: 384
(De ki:) “Ben ancak bu beldeyi haram/kutsal kılan ve her şeyin kendisine ait olduğu (Mekke’nin) Rabbine ibadet etmekle emrolundum. Ve Müslimlerden/şirki terk ederek tevhidle Allah’a yönelen kullardan olmakla emrolundum.”
Ayet: 92Sayfa: 384
“Ve Kur’ân’ı okumakla (emrolundum). Kim hidayet bulursa, kendi yararına hidayet bulmuştur. Kim de sapıtırsa de ki: ‘Ben, ancak uyarıcılardan biriyim.’ ”
Ayet: 46Sayfa: 390
Biz (Mûsâ’ya) seslendiğimizde Tûr’un yanında da değildin. Fakat Rabbinin rahmeti olarak (bunları sana vahyediyoruz ki) senden önce kendilerine uyarıcı gelmemiş olan topluluğu uyarasın. Umulur ki öğüt alırlar.
Ayet: 48Sayfa: 390
Onlara (Mekkelilere) kendi katımızdan (gönderdiğimiz) hak geldiğinde, “Mûsâ’ya verilen (mucizelerin) benzeri ona da verilmeli değil miydi?” dediler. Onlar, daha önce Mûsâ’ya verileni inkâr etmemişler miydi? Demişlerdi ki: “Birbirlerine yardım eden iki büyü!” ve demişlerdi ki: “Şüphesiz ki biz, hepsini inkâr ediyoruz.”
Ayet: 18Sayfa: 397
“Şayet yalanlayacak olursanız, hiç şüphesiz sizden önceki kavimler de yalanladı. Resûl’ün vazifesi, ancak apaçık bir tebliğdir.”
Ayet: 50Sayfa: 401
Dediler ki: “Ona Rabbinden ayetler/mucizeler gelmesi gerekmez miydi?” De ki: “Ayetler, ancak Allah katındadır. Ve ben yalnızca apaçık bir uyarıcıyım.”
Ayet: 3Sayfa: 414
Yoksa, “Onu uydurdu.” mu diyorlar? (Hayır, öyle değil!) Bilakis, senden önce hiçbir uyarıcı gelmemiş olan bir toplumu uyarman için, o (Kur’ân), Rabbinden gelen bir haktır. Umulur ki hidayet bulurlar.
Ayet: 45Sayfa: 423
Ey Nebi! Biz seni şahit, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik,
Ayet: 46Sayfa: 423
Ve (Allah’ın) izniyle, (insanları) Allah’a davet eden ve nur saçan bir kandil olarak (gönderdik).
Ayet: 47Sayfa: 423
Müminlere, onlar için Allah’tan büyük bir lütuf ve ihsan olduğunu müjdele.
Ayet: 28Sayfa: 430
Biz seni, ancak bütün insanlığa müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Fakat insanların çoğu bilmezler.
Ayet: 46Sayfa: 432
De ki: “Size tek bir öğüt veriyorum: (Hakkı bulmak adına) Allah için ikişer ikişer, birer birer harekete geçin, sonra da düşünün. (Göreceksiniz ki) arkadaşınız (olan Peygamber’de) hiçbir delilik yoktur. O, çetin bir azabın öncesinde, (sizi uyaran) bir uyarıcıdan başkası değildir.”
Ayet: 23Sayfa: 436
Sen, yalnızca bir uyarıcısın.
Ayet: 24Sayfa: 436
Biz seni hak ile, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Her ümmete mutlaka bir uyarıcı gelip geçmiştir.
Ayet: 3Sayfa: 439
Hiç şüphesiz sen, gönderilmiş resûllerdensin.
Ayet: 4Sayfa: 439
(Hiç şüphesiz ki sen,) dosdoğru yol üzeresin.
Ayet: 5Sayfa: 439
(O Kur’ân,) (izzet sahibi, her şeyi mağlup eden) El-Azîz ve (kullarına karşı merhametli olan) Er-Rahîm (olan Allah) tarafından indirilmiştir.
Ayet: 6Sayfa: 439
Babaları uyarılmamış ve gaflet içerisinde olan bir topluluğu uyarmak için (gönderildin).
Ayet: 10Sayfa: 439
Onları uyarsan da uyarmasan da birdir. İman etmezler.
Ayet: 11Sayfa: 439
Sen, ancak zikre/Kur’ân’a uyan ve gaybta (görmedikleri hâlde ya da kimsenin kendilerini görmediği yerlerde) Rahmân’dan korkanları uyarırsın. Böylesini mağfiret ve değerli bir mükâfatla müjdele.
Ayet: 17Sayfa: 440
“Bizim vazifemiz yalnızca apaçık bir tebliğdir.”
Ayet: 70Sayfa: 443
Tâ ki (Kur’ân), diri olanları uyarsın ve kâfirler üzerine söz/Allah’ın hücceti hak olsun.
Ayet: 65Sayfa: 456
De ki: “Ancak ben, bir uyarıcıyım. (Zatında, fiillerinde ve sıfatlarında tek olan) El-Vâhid ve (her şeye boyun eğdirip hükmüne ram eyleyen) El-Kahhâr olan Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur.”
Ayet: 66Sayfa: 456
Göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. (İzzet sahibi, her şeyi mağlup eden) El-Azîz ve (günahları bağışlayan, örten ve günahların kötü akıbetinden kulu koruyan) El-Ğaffâr’dır.
Ayet: 67Sayfa: 456
De ki: “O, büyük bir haberdir.”
Ayet: 68Sayfa: 456
“Siz ondan yüz çevirmektesiniz.”
Ayet: 69Sayfa: 456
“Onlar kendi aralarında tartışırlarken, benim Mele-i A’lâ’ya dair bir bilgim yoktur.”
Ayet: 70Sayfa: 456
“Bana, yalnızca bir uyarıcı olduğum vahyedilmektedir.”
Ayet: 15Sayfa: 467
(Allah) dereceleri yükselten ve arşın sahibi olandır. (İnsanları) Kavuşma Günü (olan ahiret) ile uyarmaları için ruhu (vahyi) emriyle kullarından dilediği(nin kalbi)ne bırakır.
Ayet: 18Sayfa: 468
Onları Yevmu’l Azife/yaklaşan gün ile uyar. O zaman kalpler gırtlaklara dayanır, (korku ve kaygıdan) yutkunurlar. Zalimler için ne yakın bir dost ne de şefaati yerine getirilen bir şefaatçi vardır.
Ayet: 6Sayfa: 482
Allah’ı bırakıp da veliler edinenler (var ya!) Allah, onların üzerinde gözetleyicidir. Sen, onların üzerine vekil değilsin.
Ayet: 7Sayfa: 482
Böylece şehirlerin anası olan (Mekke’yi) ve çevresini uyarman ve (insanları) kendisinde şüphe olmayan Toplanma Günü’yle uyarman için, sana Arapça bir Kur’ân vahyettik. (Kıyamet Günü) bir grup cennette, bir grup alevleri dehşet saçan ateştedir.
Ayet: 48Sayfa: 487
Şayet yüz çevirirlerse seni, onların üzerine (amellerini kayıt altına alan bir) gözetleyici kılmadık. Senin vazifen yalnızca tebliğdir. Şüphesiz ki biz, insana tarafımızdan bir rahmet tattırdığımızda bundan dolayı sevinip şımarır. Şayet ellerinin (yapıp) takdim ettiği (ameller) nedeniyle başına bir kötülük gelse şüphesiz ki insan nankörleşiverir.
Ayet: 52Sayfa: 488
Böylece sana emrimizden bir ruh/Kur’ân vahyettik. Sen Kitab’ın ve imanın ne olduğunu bilmezdin. Fakat biz onu, kullarımızdan dilediğimizi kendisiyle hidayet ettiğimiz bir nur kıldık. Şüphesiz ki sen, dosdoğru yola iletirsin.
Ayet: 63Sayfa: 493
Îsâ apaçık delillerle geldiği zaman dedi ki: “Muhakkak ki size hikmeti getirdim ve ihtilaf ettiğiniz konuların bazısını açıklamak için geldim. Allah’tan korkup sakının ve bana uyun.”
Ayet: 9Sayfa: 502
De ki: “Ben, resûllerin ilki değilim. Ve ben, bana ve size ne yapılacağını bilmiyorum. Ben, yalnızca bana vahyolunana uyuyorum. Ben, ancak apaçık bir uyarıcıyım.”
Ayet: 23Sayfa: 504
Dedi ki: “(Azabın ne zaman geleceğine dair) bilgi Allah’ın katındadır. Ben ise kendisiyle gönderildiğim (hakikatleri) size tebliğ ediyorum. Fakat ben, sizi cahillik eden bir toplum olarak görüyorum.”
Ayet: 8Sayfa: 510
Şüphesiz ki biz seni, şahit, müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.
Ayet: 9Sayfa: 510
Allah’a ve Resûl’üne iman etmeniz, onu desteklemeniz, ona saygı duymanız ve sabah akşam (Allah’ı) tesbih etmeniz için.
Ayet: 28Sayfa: 513
Tüm dinlere üstün kılmak için, Resûl’ünü hidayet ve hak dinle gönderen O’dur. Şahit olarak Allah yeter.
Ayet: 45Sayfa: 519
Onların, (dünyada iken) neler söylediğini en iyi biz biliriz. Sen, onların üzerinde bir zorba değilsin. Tehdidimden korkanlara Kur’ân’la öğüt ver.
Ayet: 50Sayfa: 521
O hâlde (Allah’tan alıkoyan put, dünya sevgisi, aile, toplum baskısı gibi her türlü prangadan kurtulup) Allah’a kaçın. Hiç şüphesiz ki ben, size O’nun tarafından (gönderilmiş) apaçık bir uyarıcıyım.
Ayet: 51Sayfa: 521
Allah’la beraber başka bir ilah edinmeyin. Hiç şüphesiz ben, size O’nun tarafından (gönderilmiş) apaçık bir uyarıcıyım.
Ayet: 29Sayfa: 523
Öyleyse hatırlat/öğüt ver. Sen, Rabbinin nimetiyle ne kâhinsin ne de mecnun.
Ayet: 8Sayfa: 537
Size ne oluyor ki Resûl sizi Rabbinize iman etmeye davet ettiği hâlde, Allah’a iman etmiyorsunuz? Hem muhakkak ki sizden, (iman edeceğinize dair) kesin bir söz almıştı. Şayet iman etmiş kimselerseniz (bu çağrının ve sözünüzün gereğini yerine getirin).
Ayet: 6Sayfa: 549
Andolsun ki onlarda, sizden Allah’ı ve Ahiret Günü’nü umanlar için güzel bir örneklik vardır. Kim de yüz çevirecek olursa şüphesiz ki Allah, (kimseye muhtaç olmayan, her şeyin kendisine muhtaç olduğu) El-Ğaniy ve (her daim övgüyü hak eden ve varlık tarafından övülen) El-Hamîd’in ta kendisidir.
Ayet: 2Sayfa: 552
Ümmiler arasında onlardan olan, kendilerine (Allah’ın) ayetlerini okuyan, onları arındıran, Kitab’ı ve hikmeti öğreten bir resûl gönderen O’dur. Onlar, bundan önce apaçık bir sapıklık içindeydiler.
Ayet: 3Sayfa: 552
Ve onlardan olup da henüz onlara erişmemiş olanlara da… O, (izzet sahibi, her şeyi mağlup eden) El-Azîz ve (hüküm ve hikmet sahibi olan) El-Hakîm’dir.
Ayet: 12Sayfa: 556
Allah’a itaat edin, Resûl’e itaat edin. Şayet yüz çevirirseniz, Resûlümüzün vazifesi ancak apaçık bir tebliğdir.
Ayet: 8Sayfa: 558
Nice belde (halkı), Rabblerinin ve resûllerinin emrine karşı geldi. Biz onları çetin bir hesaba çektik ve görülmemiş bir azapla onlara azap ettik.
Ayet: 11Sayfa: 558
İman edip salih amel işleyenleri, karanlıklardan aydınlığa çıkarsın diye Allah’ın apaçık ayetlerini size okuyan Resûl (göndermiştir). Kim Allah’a iman eder ve salih amel işlerse onu içlerinde ebedî kalacağı, altından ırmaklar akan cennetlere sokar. Allah, şüphesiz ki ona güzel bir rızık vermiştir.
Ayet: 24Sayfa: 562
De ki: “Sizi yeryüzünde çoğaltıp yayan O’dur. Ve O’na haşrolunacak (diriltilip huzurunda toplanacaksınız).”
Ayet: 25Sayfa: 562
Derler ki: “Şayet doğru söylüyorsanız, (bize) vadettiğiniz (azap) ne zaman? (Gelsin de görelim!)”
Ayet: 26Sayfa: 562
De ki: “(Kıyamete dair) bilgi, yalnızca Allah’ın yanındadır. Ben ise ancak apaçık bir uyarıcıyım.”
Ayet: 1Sayfa: 569
Hiç şüphesiz Nûh’u, kavmine, “Kendilerine can yakıcı azap gelmeden önce onları uyar.” diye gönderdik.
Ayet: 2Sayfa: 569
Demişti ki: “Ey kavmim! Hiç şüphesiz ben, sizin için apaçık bir uyarıcıyım.”
Ayet: 3Sayfa: 569
“Allah’a ibadet edin, O’ndan korkup sakının ve bana itaat edin.”
Ayet: 22Sayfa: 572
De ki: “Hiç şüphesiz, Allah’a karşı kimse beni koruyamaz ve ben O’nun dışında (sığınabileceğim) bir sığınak da bulamam.”
Ayet: 23Sayfa: 572
“(Benim vazifem,) Allah’tan olanı ve O’nun iletilerini tebliğ etmektir. (O’nun azabından ancak bu şekilde kurtulabilirim.) Kim de Allah’a ve Resûl’üne isyan ederse ona içinde ebedî kalacağı cehennem vardır.”
Ayet: 42Sayfa: 583
Sana kıyametin ne zaman demir atacağını (gelip çatacağını) sorarlar.
Ayet: 43Sayfa: 583
Sen ona dair hiçbir bilgiye sahip değilsin.
Ayet: 44Sayfa: 583
Onun nihai (bilgisi) Rabbindedir.
Ayet: 45Sayfa: 583
Sen ancak ondan korkanları uyarırsın.
Ayet: 8Sayfa: 591
En kolay olan (salih amelleri) sana kolaylaştıracağız.
Ayet: 9Sayfa: 591
Şayet fayda verecekse öğüt ver/hatırlat!
Ayet: 10Sayfa: 591
Korkan kimse öğüt alır.
Ayet: 21Sayfa: 592
Hatırlat! Sen ancak bir hatırlatıcısın/öğüt vericisin.
Ayet: 22Sayfa: 592
Onları (iman ve salih amele) zorlayacak değilsin.
Ayet: 23Sayfa: 592
(Ancak) kim yüz çevirip inkâr ederse,