Vegere Sûreya Âl-î Îmrân

Âl-î Îmrânآل عمران

181. Ayet

181Sûreya Âl-î Îmrân
Di Mushefê de Veke

لَقَدْ سَمِعَ اللّٰهُ قَوْلَ الَّذ۪ينَ قَالُٓوا اِنَّ اللّٰهَ فَق۪يرٌ وَنَحْنُ اَغْنِيَٓاءُۢ سَنَكْتُبُ مَا قَالُوا وَقَتْلَهُمُ الْاَنْبِيَٓاءَ بِغَيْرِ حَقٍّۙ وَنَقُولُ ذُوقُوا عَذَابَ الْحَر۪يقِ

Sond be, Allah peyva wan kesên ku gotin: “Allah feqîr e, em dewlemend in” bihîst. Em ê van gotinên wan û bi neheqî çawa pêxemberên xwe kuştine binivîsin û em ê bibêjin: “De ezabê agirê sotîner tehm bikin/biçêjin.”

Jêrenot
(“Dema ku ev ayet “Ma kî ye ew ê ku deynekî xweşik/rind bide Allah. Wê Allah jî qat bi qat zêdeyî deynê wî şûn de bide wî. Allah (rizqê we) kêm jî dike û zêde jî dike. Hûn ê dîsa bi bal wî de bên vegerandin.” (2/Baqara, 245) nazil bû Cihûyan wiha gotin: “Ew ê hewcedar be ji wî yê dewlemend tiştekî dixwaze. Fêm dibe ku Allah feqîr e, em dewlemend in.” Li ser van gotina ayeta 181. a sûreya Âl-î Îmran nazil bû.” (Îbnî Ebî Hatîm; 2429, 4589) Tevgera bi vê awayê exlaqek ji exlaqên Cihûyan e ku ayetekî der heqê zatê Allah (ac) de li gor qistasên beşerî şîrove dikin û maneya wê ayetê înkar dikin û tinazên xwe pê dikin. Hin kesên dema ku weke van ayetên “Destê Allah” û “Çavê Allah” û “Rahmân îstîwayê erşê kir” seh dikin wiha dibêjin: “Destê me û çavê me jî heye. Eger em van ayetan bipejirînin em ê bikevin şaşîtîyekî wisan; weke ku em Allah tecsîm dikin (yanê cismanîyetekî li Allah îzafe dikin) û wî teşbîh dikin (yanê dişibînin mexluqatên wî).” Bi vê gotinên xwe ew bixwe jî ketine xeletîyeke eşkere. Lewre Allah (ac) ji bo danasîna zatê xwe van lefzan lêhatî/munasib dîtîye û pêxemberê wî van ayetan bê ravekirin veguhastîye û ew eshabîyên bijare jî îmân bi van ayetan anîne û van lefzan bê şîrove neqlê me kirine. Berpisîyarîya li ser me ew e ku em ne bi exlâqê Cihûyan, bi exlâqê Rasûlullah (ass) û eshabîyan nêzî ayetên ism û sifetan bibin. (Ji xeynî vê bnr: 5/Mâîde, 64; 7/A’râf, 180; 42/Şûrâ, 11; 57/Hadîd, 4))

Tefsîr

Tefsîr-i Sa'dî

181- “Allah fakirdir, biz ise zenginiz” diyenlerin sözlerini Allah andolsun ki işitmiştir. Onların o sözlerini ve haksız yere peygamberleri öldürmelerini yazacağız ve (onlara): “O yakıcı azabı tadın” diyeceğiz. 182- Bu, ellerinizin önden gönderdiğinin karşılığıdır. Şüphesiz Allah kullarına zulmedici değildir.

181. Şanı Yüce Allah en kötü, en çirkin ve en ağır sözü söylemiş bulunan bu azgın ve itaate gelmeyen topluluğun söyledikleri sözleri bize haber vermekte, onların bu sözlerini işittiğini, söyledikleri bu sözlerini diğer çirkin fiilleri ile birlikte yazıp tespit ettiğini bildirmektedir. Diğer çirkin fiilleri ise kendilerine samimiyetle öğüt veren peygamberleri öldürmeleridir. Bu sözleri ve yaptıkları dolayısı ile Allah, onları en ağır şekilde cezalandıracaktır ve onlara:“Allah fakirdir, biz ise zenginiz” sözlerine karşılık: “O yakıcı azabı tadın” denilecektir. Yâni bedenden kalplere kadar ulaşan yakıcı azabı tadın. Hiç şüphesiz ki onların göreceği bu azap, Allah’ın onlara yönelik bir zulmü olmayacaktır. Çünkü “Allah kullarına zulmedici değildir.” O zulmetmekten münezzehtir.
182. Bu yaptıkları sadece kendi ellerinin önden gönderdikleri türlü rezil edici ve çirkin amellerin bir karşılığıdır. İşte bu amelleri onların azap görmelerine ve mükâfattan da mahrum kalmalarına sebep teşkil etmiştir. Müfessirlerin naklettiklerine göre bu âyet-i kerimeler, yahudilerden bu sözleri söyleyen bir kesim hakkında inmiştir. Yine onların naklettiklerine göre bu sözleri söyleyen kişiler arasında Medine’de yahudilerin ileri gelen ilim adamı ve önderlerinden birisi olan Finhas b. Âzurâ’dır. Finhas şanı Yüce Allah’ın:“Allah’a güzel bir borçla borç verecek kimdir?”(el-Hadid, 57/11; el-Bakara, 2/245) buyruğu ile: “Şüphesiz ki Allah’a güzel bir borçla borç verenlerin ecirleri...”(el-Hadid, 57/18) buyruklarını işitince büyüklenerek ve Allah’a karşı küstahça bir tavırla bu sözleri söylemiştir. Allah onu kahretsin! Yüce Allah da onların bu sözleri söylediklerini naklederek bu işin onların görülmedik çirkin davranışlarından olmadığını haber vermektedir. Aksine onların geçmişte buna benzer pek çok çirkin davranışları da görülmüştür ki; bu da haksız yere peygamberleri öldürmeleridir. Buradaki “haksız yere” kaydı ile onların peygamberleri öldürmeye, yaptıkları bu işin son derece çirkinliğini bile bile cesaret gösterdiklerini, bu işi cahillikle ve şaşkınlıkla değil, aksine inatla karşı koyarak yaptıklarını ifade etmektedir.