Vegere Sûreya Baqara

Baqaraالبقرة

18. Ayet

18Sûreya Baqara
Di Mushefê de Veke

صُمٌّ بُكْمٌ عُمْيٌ فَهُمْ لَا يَرْجِعُونَۙ

Ew (munafiq) ker in (heqîyê nabihîzin/seh nakin) û lal in (heqîyê nabêjin) û kor in (heqîyê nabînin). (Ji ber ku wisan in jî) êdî ew venagerin (îmânê).

Jêrenot
(Kesên munafiq; dema ku ayetên Qur'anê seh dikirin/dibihîstin, bandor/tesîr jê digirtin û dilronak dibûn û tu dibêjî qey ew dê vê gavê îmân bînin. Piştre ku li cem hevdu dicivîyan û axaftinên bi naveroka kufrê diaxivîn wê dilronahîtîyê winda dikirin û di nava tarîtîya nîfaqa xwe de kor dibûn (dixitimîn, kuh dibûn).)

Tefsîr

Fî Zılâli'l-Kur'ân

17/18- Onların durumu karanlıkta ateş yakan kimseler gibidir. Ateş etraflarını aydınlattığı zaman Allah onların aydınlıklarını gidererek kendilerini hiçbir şey göremeyecekleri koyu bir karanlıkta bırakır. Onlar sağır, dilsiz ve kördürler. Bu yüzden geri dönemezler. Bilindiği gibi münafıklar, kâfirler gibi, daha baştan hidayete yüz çevirmiş; kulaklarını işitmekten, gözlerini görmekten ve kalplerini algılamaktan alıkoymuş değillerdir. Fakat onlar işin içyüzünü açık-seçik biçimde anladıktan sonra körlüğü hidayete tercih ettiler. Yani ateş yakmak istemişler ve yakmışlar, yaktıkları ateş çevrelerini aydınlatmaya başlayınca kendi istekleri ile yaktıkları bu ateşten yararlanmamışlardır. O zaman yüce Allah önce isteyip sonra yararlanmaktan vazgeçtikleri "aydınlıklarını gidererek" kendilerini "hiçbir şey göremeyecekleri koyu bir karanlıkta bıraktı". Tabii ki, aydınlıktan yüz çevirmiş olmalarının cezası olarak. Kulaklar, diller ve gözler sesleri, ışıkları algılamak hidayetten ve aydınlıktan yararlanmak için yaratıldığına göre, bunlar kulaklarını fonksiyonsuz bıraktıklarından dolayı "sağır", dillerini fonksiyonsuz bıraktıklarından dolayı "dilsiz", ve gözlerini fonksiyonsuz bıraktıklarından dolayı "kör"dürler. Bu yüzden hakka dönmeleri, hidayete yönelmeleri, başka bir deyimle hidayete ve ışığa kavuşmaları sözkonusu değildir. Ayette verilen şu örnek de onların içinde bulundukları durumu tasvir etmekte, duygu dünyalarına egemen olan kargaşayı, şaşkınlığı, endişeyi ve kaygıyı gözlerimizin önüne sermektedir: