Vegere Sûreya En’am

En’amالأنعام

115. Ayet

115Sûreya En’am
Di Mushefê de Veke

وَتَمَّتْ كَلِمَتُ رَبِّكَ صِدْقًا وَعَدْلًاۜ لَا مُبَدِّلَ لِكَلِمَاتِه۪ۚ وَهُوَ السَّم۪يعُ الْعَل۪يمُ

Kelîmeya Rabbê te (Qur'an), ji hêla rastî û edaletê ve tekûzbûyî/kamilbûyî ye. Kesê ku bikaribe peyvên wî biguherîne nîne. Ew (yê ku hemû tiştan dibihîze û îcabetî dûayan dike) Semî û (zanayê her tiştî) Alîm e.”

Jêrenot
(Her çi qanûn an qaîde be bila bibe ji bo ku di navbera însanan de bibe hakem divê sê sifetan di nava xwe de bihewîne: a. Divê ehkamên wê bi kitekit û mufessel be. b. Rastbûna wan tiştên ku der heqê wan de agahîyê dide. c. Ji hêla hukim û ehkamê ve bûyîna li ser edaletê. Qur'an ku şerîeta Allah (ac) e, evan sifetan bi tevahî dihewîne. Lewre ew ji hêla/alîyê Allah (ac) ve ku ji ilim û edalet hikmeta xwe ve bêkêmasîye nazil bûye. Qanûnên beşerî bitemamî ji van sifetan mehrûm in. Lewre ew qanûnên beşerî jî ji aqil û hewayê însan û bi destê wî hatîye nivîsandin ku insan ji hêla ilim û edalet û dadwerîyê de/hakemtîyê de bi qisûr û bi kêmasî ye. Ji ber vê ye ku qanûnên Allah (ac) di dirêjahîya dîrokê de bi sedsalan bi awayekî neguherbar hatîye tetbîqkirin. Lê qanûnên beşerî her çend salan carekî li gorî hewcetîya gel ji nû de tên guhertin. Qanûnên Allah (ac) çavkanîya aşitî û aramî û edalet û ewlehîyê ye. Lê qanûnên beşerî dibin sedema şer û karesatî û malmîratî û zilim û alozîyê. Wekî din ji bo hikmetên ku Qur'ana Kerîm Kitêbeke mufesselbûyî/kitekitbûyî ye, bnr. 6/En’âm, 55.)

Tefsîr

Tefsîr-i Sa'dî

114- “O, size Kitabı açıklanmış bir halde indirmişken Allah’tan başka bir hakem mi arayacak mışım?!” Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler, onun Rabbin tarafından hak ile indirildiğini bilirler. O halde sakın şüphe edenlerden olma. 115- Rabbinin sözü, doğruluk ve adalet bakımından eksiksizdir. O’nun sözlerini değiştirebilecek yoktur. O, Semidir, Alimdir.

114. Yani ey Rasul, de ki:“O, size kitabı açıklanmış bir halde” içinde helâl ve haramın açıkça belirtildiği, şeri hükümlerin, dinin itikadi esaslarının, fer’i hükümlerinin en ileri derecede beyan edildiği, en açık belgelerle dile getirildiği, en güzel hükümleri ve en doğru sözleri ihtiva eder şekilde “indirmişken Allah’tan başka” hükmüne başvuracağım, emir ve yasaklarına bağlı kalacağım “bir hakem mi arayacak mışım?!” Çünkü Allah’ın dışındaki bütün varlıklar, hakkında hüküm verilenlerdir, hüküm veren değil. Yaratılmışların verecekleri bütün hükümler ve her türlü tedbir ve irade, kesinlikle eksiktir, kusurludur, haksızcadır. Hakem kabul edilmesi gereken ancak ve ancak Yüce Allah’tır. Yaratmak da emretmek de yalnız O’nundur. O, tektir. O’nun hiçbir ortağı yoktur. O’nun hükümlerinin bu nitelikte olması, hikmet ve rahmeti içermesinden dolayıdır. Nitekim Yahudi ve Hıristiyanlar gibi kendilerine önceden kitap indirilmiş olanlar da bunu itiraf ederler:“Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler, onun Rabbin tarafından hak ile indirildiğini bilirler.” Bu sebepledir ki ilahi haberler hep birbirini doğrular mahiyette gelmiştir. “O halde sakın” bu hususta “şüphe edenlerden olma!” Daha sonra Yüce Allah, ilâhi haberlerin açık oluşlarını vasfederek şöyle buyurmaktadır:
115. “Rabbinin sözü, doğruluk ve adalet bakımından eksiksizdir.” Yani verdiği haberlerdeki doğruluğu, emir ve yasaklarındaki adaleti en mükemmel derecededir. Yüce Allah’ın bu Kitab-ı Aziz’de yer vermiş olduğu haberlerden daha doğru, bu kitaptaki emir ve yasaklardan daha adili olamaz. “O’nun sözlerini değiştirebilecek yoktur.” Çünkü O bu sözleri doğruluğun en üstün şekli, hakkın en ileri derecesi ile korumuş ve muhkemleştirmiştir. Bunların değiştirilmelerine imkân olmadığı gibi bunlardan daha iyilerinin bulunup ortaya atılma imkânı da yoktur. “O, Semidir” çeşitli ihtiyaçların dile getirildiği, farklı dillerin seslendirdiği bütün sesleri işitendir; “Alimdir” gizli-açık, geçmiş ve gelecek her şeyi bilen ve ilmi ile kuşatantdır.