Vegere Sûreya En’am

En’amالأنعام

55. Ayet

55Sûreya En’am
Di Mushefê de Veke

وَكَذٰلِكَ نُفَصِّلُ الْاٰيَاتِ وَلِتَسْتَب۪ينَ سَب۪يلُ الْمُجْرِم۪ينَ۟

Ji bo ku rêyên gunehkarên mucrîm bi eşkerehî diyar bibe, em ayetên xwe ji we re ha wisan tefsîl/bikitekit dikin.

Jêrenot
(Allah (ac) ayetên Qur'anê muhkem kiriye û piştre bi navê xwe yê El-Hakîm û El-Xabîr bi hûrgilî tafsîl û eşkere kiriye. Hikmeta ku Qur'an Kitêbeke bi teferûet û mufessel e bi vê awayê hatîye îzahkirin: - Ji bo pêkanîna evdîtîya li ser tewhîdê ji Allah re. (11/Hûd, 1-2) - Li ser îxtîlafên dinyewî an jî dînî a di navbera mirovan an jî civakan de ji bo hakemtîya Qur'anê. (6/En’âm, 114-115) - Ji bo ku însan bi axîretê li ser yeqînê îmân bînin. (13/Rad, 2) - Li ser tewhîdê soz û mîsaqa ku ji Allah re hatîye dayîn (7/A’râf, 172-173) û ji bo bibîrxistina kesên ku vê ehdê ji bîr kirine û carekî din vegerin bal bi Rabbê xwe ve. (7/A’râf, 174) - Ji bo fêmkirina kelâmullah (30/Rûm, 28) û tefekkuha wê/têgihîştina wê (6/ En’âm, 98) û ramîna li ser wê (10/Yûnus, 24) û şîretgirtina jê (6/En’âm, 126) û kesên dixwazin bi vê awayê îlmê xwe zêde bikin. (10/Yûnus, 5) - Ji bo ku rêyên gunehkarên sûcdar bi eşkerehî derkeve holê (6/En’âm, 55) Sûreya En’am ku ev ayet jî tê de ye, ji bo ku cahiltîyê bi tevahî binasîne (bide naskirin) nazil bûye. Ew kesê vê sûreyê têr baş tefekkuh bike, êdî wî cahilîyê wek zihnîyet naskiriye. Ew kes êdî rêya muşrîkên gunehkarên sûcdar û rêya mumînên salih ji hevdu vediqetîne.)

Tefsîr

Besâirü'l-Kur'ân

55."Suçluların yolu belli olsun diye böylece âyetleri uzun uzun açıklarız." Rabbimiz buyuruyor ki, âyetlerimizi açık açık ortaya koyuyoruz ki mücrimlerin yolu belli olsun. Kâfirlerin, mücrimlerin yolları belli olsun da inatlarından vazgeçip hakkı kabule yanaşmayanlar suçlu oldukla­rını anlasınlar. Mü'minlerin yolunu da, iman yolunu da, mücrimlerin yolunu da, yâni küfür yolunu da açıklıyoruz ki inanan bilerek, bir de­lile, bir esasa dayanarak inansın, küfreden de bilerek bir esasa daya­narak küfretsin. Allah böylece mü'minlerin yoluyla mücrimlerin yollarını birbirin­den ayırıyor. Kur’an sadece hakkı, yâni mü'minlerin yolunu ortaya koymakla kalmaz aynı zamanda mücrimlerin, kâfirlerin yollarını da ortaya koymuştur. Böylece Rabbimiz mü'minlerin yoluyla kâfirlerin yolunu birbirinden ayırmıştır. Bu iki yolu birbirinden ayırır ki hak ve bâtıl iyi tanınsın. Müminlerin mümeyyiz vasıfları onların yolları üzerine dikilmeli, mücrimlerin mümeyyiz vasıfları da onların kendi yollarının üzerine dikilmeli ki her iki taraf da kendilerini ve kendi yollarını bilme­liler. Bu sayede mü'minler kimlerin mü'min kimlerin de kâfir olduklarını açıkça bilmelidirler. Karışıklığa sebep olacak bir durum olmamalıdır. Bugün en büyük güçlük işte buradadır. Bugün en büyük prob­lem müminle mücrimin karışması, yolların karışması, işaretlerin ka­rış-ması, isimlerin ve sıfatların birbirine girmesidir. İslâm düşmanları bunu çok iyi bildiklerinden meseleyi daima karıştırmadan yana ol­makta-dırlar. Onlar safların ayrışmasından her zaman tedirgin olmuş­lardır. Çünkü böylece kendileri tanınacak ve de mü'minler kendi yolla­rını öğrenme imkânı bulacaktır. Bir de zaten hakkın ortaya konabilmesi, hakkın anlaşılabilmesi için bâtılın da ortaya konması zarûrîdir. Mü'minlerin bâtıldan ve müc­rimlerin yolundan sakınabilmeleri için hak ve bâtılın kesin çizgilerle, belirgin renklerle birbirlerinden ayrılmaları ve seçilmeleri gerekmekte­dir. İşte onun içindir ki Rabbimiz sadece mü'minlerin yolunu, yâni hak-kı açıklamakla kalmaz aynı zamanda kâfirlerin yolunu yâni bâtılı da açıklamıştır.