Vegere Sûreya Maîde

Maîdeالمائدة

35. Ayet

35Sûreya Maîde
Di Mushefê de Veke

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَابْتَغُٓوا اِلَيْهِ الْوَس۪يلَةَ وَجَاهِدُوا ف۪ي سَب۪يلِه۪ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

Gelî ew ên îmân anîne! Ji Allah bitirsin û xwe biparêzin û li wesîleyan (ên ku we nêzî wî bike) bigerin. Fîsebîlîllah cîhadê bikin. Hêvî heye ku hûn bigihîjin felahê/xelasîyê.

Jêrenot
(Mufessîrekî ji Selefê salih Qatade (rh.) di tefsîra xwe de têgeha/qewrama “Wesîle” wiha rave/îzah dike: “Bi kirina amelên salih ku Allah (ac) ji wan amelan razî ye û bi îtaeta wî ku pê nêzîkbûna Allah pêk tê.” Çi amelên salih hebin ku ji terefê îslâmê ve hatîye emirkirin an jî wek meşrû hatîye teşwîq kirin, ewana di vê maneyê de wesîle ne û xwedîyê xwe nêzî Allah dike. Qur'ana Kerîm bi me dide zanîn ku der heqê ‘wesîle’ de mumîn û muşrîk di helwestên ji hevdu cuda de ne. Kesên mumîn bi vê bawer in; îmân û amelên ku îslâm pejirandîye dibe wesîleya nêzîkbûna Allah (ac). Lê kesên muşrîk di vê mijarê de ji ber xwe ve hin tiştên bi navê wesîle lihevtînin. Lê ev kesên hanê nabêjin ka ev tiştên ha li gorî şerîetê lêhatî ye/munasib e an na. (Bnr.10/ Yûnus, 18; 17/Îsrâ, 56-57; 39/Zûmer, 3))

Tefsîr

Tefsîr-i Sa'dî

35- Ey iman edenler! Allah’tan korkup sakının, O’na vesile arayın ve O’nun yolunda cihad edin ki kutuluşa eresiniz.

35. Bu, Allah’tan mü’min kullarına, imanlarının gereklerinden olan Allah’tan korkup sakınmaya, gazabına ve öfkesine uğramaktan kaçınmaya dair bir emirdir. Bunun için kulun çalışması, gücü ve imkanları yettiğince tüm gayretini harcaması, Allah’ı öfkelendiren kalbin, dilin ve diğer azaların zahiri ve batıni masiyetlerinden uzaklaşması gerekir. Bunları terk edebilmek için de Allah’tan yardım dilemelidir. Ta ki O’nun gazabından ve azabından kurtulabilsin. “Ona vesile” yani O’na yakınlaşmak, O’nun nezdinde makbul bir kimse olmak ve O’nun sevgisini kazanmak için yol “arayın.” Bu da Allah için sevmek, Allah yolunda sevmek, korku, ümit, kalbi yöneliş, tevekkül gibi kalbe ait farzları, zekât ve hac gibi bedeni farzları; namaz, Kur’ân okuma ve zikir gibi hem kalbi hem bedeni farzları; insanlara mal, ilim, mevki ve beden ile çeşitli türlerde iyilikte bulunma ve Allah’ın kullarına nasihat etme (samimi olarak iyiliklerini istemek) gibi amelleri yapmakla olur. Çünkü bütün bu ameller, Allah’a yakınlaştırıcı amellerdir. Kul bu amellerle Allah’a yakınlaşmaya devam ederse sonunda Allah onu sever. Allah onu sevdi mi bu sefer onun kendisi ile işittiği kulağı, kendisi ile gördüğü gözü, kendisi ile tuttuğu eli, kendisi ile yürüdüğü ayağı olur ve Allah, onun duasını kabul eder. Daha sonra Allah tebâreke ve teâlâ kendisine yakınlaştırıcı bir ibadet olan kendi yolunda cihad etmeyi özellikle söz konusu etmektedir. Cihad: Kâfirlerle savaşmak için kişinin malıyla, canıyla, görüşleriyle, diliyle, Allah’ın dininin zafere ulaşması için güç yetirebildiği her şeyi ile bu uğurda bütün gayretini ortaya koyması demektir. Bu tür bir ibadet itaatlerin en üstünü ve Allah’a yakınlaştırıcı ibadetlerin en faziletlisidir. Bu ibadeti gereği gibi yerine getiren bir kimse diğer ibadetleri haydi haydi yerine getirir. “ki kurtuluşa/felaha eresiniz” yani masiyetleri terk edip itaatleri işleyerek O’ndan korkup sakınır, O’nun rızasını aramak sureti ile yolunda cihad ederek Allah’a vesile arayacak olursanız, felaha erersiniz. Felah, istenip arzu edilenleri elde etme başarısını elde etmek ve korkulup istenmeyen her şeyden yana da emin olmaktır. Bunun gerçek mahiyeti ise ebedi mutluluk ve sürekli nimetler içerisinde bulunmaktır.