Vegere Sûreya Mu’mînûn

Mu’mînûnالمؤمنون

90. Ayet

90Sûreya Mu’mînûn
Di Mushefê de Veke

بَلْ اَتَيْنَاهُمْ بِالْحَقِّ وَاِنَّهُمْ لَكَاذِبُونَ

(Nexêr ne wisan e!) Bi rastî me ji wan re ya heq anî. Bêguman ew derewkar in.

Jêrenot
(Di pir ayetên Qur'anê de ji muşrîkan pirsên mînahev hatine pirsîn û diyarbûye ku herdem ji van pirsan re bersiva “Allah” didin. Lê ev bersivên hanê ji wan nehatîye pejirandin û binê heqîqeta derewkarîya wan hatîye xêzkirin. Mirovekî ku bersiva van pirsan li ser bawerîyê wek “Allah” dide, gelo bi çi bahaneyê/hincetê tê îzahkirin ku dev ji Allah (ac) berde û pûtên bi destê xwe çêkiriye re perestîyê bike û digel hukmên Allah (ac) qanûnan çêbike û dev ji nîzama/pergala Allah (ac) berde û bide pey qanûn û îdeolojîyên beşerî? Ev kesên hanê dizanin û îqrar dikin ku Allah (ac) xaliqê erd û asîman e, ligel vê Allah (ac) di ayetekî de wiha ferman dike: “Bibêje: “Nexwe hûn in wî (Allah) yê ku erd di du rojan de xuliqandîye înkar dikin û jê re şirîkan/hevpişkan çêdikin? Ew Rabbê aleman e.” (41/Fussîlet, 9) Şirîk çêkirina ji Allah (ac) re tê ser maneya înkar kirina Allah (ac). Welew ku muşrîk bi zimanê xwe bibêje: “Rabbê min Allah e” jî rewş naguhere. Ev rewşa wî ji derewekî îbaret e ku; bi zimanê xwe hebûn û yekîtîya Allah (ac) îqrar dike lê bi azayên xwe û amelên xwe înkar dike.)

Tefsîr

Besâirü'l-Kur'ân

88,90. “Biliyorsanız söyleyin her şeyin hükümranlığı elinde olan, barındıran fakat himayeye muhtaç olmayan kimdir?” de. “Allah'tır” diyecekler;” Öyleyse nasıl aldanıyorsunuz” de. Hayır; Biz onlara gerçeği getirdik ama, onlar yalancıdırlar.” Her şeyin melekûtu, mülkiyeti, sahipliği kime aittir? Her bir şey kimindir? Allah’ındır. Mülkün sahibi Allah’tır. Mülk elinde olan, mülke egemen olan Allah’tır. Mülkünde ortağı olmayandır Allah. Tüm mülkü üzerinde söz sahibi olan O’dur. Allah, herkesi ve her şeyi barındıran fakat kendisi barınmaya muhtaç olmayandır. Herkesi koruyan, kollayan fakat kendisi korunmaya, himayeye muhtaç olmayandır. Herkese hakim olan, herkese egemen olan ama kendisine hiç kimse hakim olamayandır. Haydi biliyorsanız söyleyin bakalım kimindir mülk? Kimindir hükümranlık? Göklerin ve yerin egemenliği kime aittir? Göklere ve yere söz geçiren kimdir? Herkese müdahale eden, her kese hayat veren, öldüren, ama kimsenin kendisine müdahalesine izin vermeyen kimdir? Bu soruya da diyecekler ki Allah’ındır. O Allah’tır diyecektir. Tüm varlıkların egemenliği, tüm varlıkların yönetim yetkisi Allah’a aittir. Göklerin ve yerin mülkiyeti Allah’a aittir. O’na denk hiç bir güç ve kuvvet sahibi de yoktur derler. O zaman de ki onlara peygamberim, öyleyse niye aldanıyorsunuz? Niye Allah’ı bırakıp ta başka bir hayata gidiyorsunuz? Niye aldanıyorsunuz? Biz onlara gerçeği indirdik ama onlar ise yalanlıyorlar. Rabbimiz peygamberine sor diyor: Göklerde ve yerlerde olanlar kimindir? İşte hepimize sorulan bir soru. Yeryüzü kimindir? Ve yeryüzünde olanlar kimindir? Diyecekler ki Allah’ındır. Peki yedi göğün ve arşın Rabbi kim? Diyecekler ki Allah’ındır. Peki o zaman aklınızı başınıza almaz mısınız? De ki göklerin yerin, meleklerin, cinlerin, insanların, hayvanların, bitkilerin, canlıların, cansızların Melekûtu, mülkiyeti kimin? Herkesin mâliki, sahibi, yöneticisi, Rabbi kim? Diyecekler ki Allah. Peki o zaman niye Allah’ın âyetlerine değil de sihirbazların sözlerine tabi oluyorsunuz? Niye Rabbi-nizin âyetlerini bırakıyor da zâlimlerin tâlimatlarına tabi oluyorsunuz? Biz onlara hakla geldik, onlara hakkı getirdik ama onlar yalancıdırlar. İstedikleri kadar müşrikler yalanlasın, biz Rabbimizi aynen kendisini tanıttığı gibi tanıyor ve iman ediyoruz. Tüm varlıkların da, bizim de sahibimiz, Rabbimiz O’dur ve biz O’ndan başka sahip, O’n-dan başka Rab ve İlâh tanımıyoruz. Biz hayatımızı sadece O’nun için ve sadece O’nun belirlediği yasalar istikametinde yaşarız.