Vegere Sûreya Nahl

Nahlالنحل

44. Ayet

44Sûreya Nahl
Di Mushefê de Veke

بِالْبَيِّنَاتِ وَالزُّبُرِۜ وَاَنْزَلْنَٓا اِلَيْكَ الذِّكْرَ لِتُبَيِّنَ لِلنَّاسِ مَا نُزِّلَ اِلَيْهِمْ وَلَعَلَّهُمْ يَتَفَكَّرُونَ

(Me pêxemberan) bi delîlên eşkere û bi Kitêb (şand). Ji te re jî zikir/Qur'an nazil kir ku, tiştên ji wan re hatîye daxistin tu beyan bikî. Hêvî heye ku bifikirin.

Jêrenot
(Du wezîfeya giring a pêxember (ass) wek arasteyî Qur'anê heye: a. Bêkêmasî gihandina wê ya ji însanan re, yanê teblîx. (Bnr. 5/Maîde, 67) b. Ravekirin û beyankirina Qur'ana daxistî/nazilbûyî. Tiştê ku gotin û helwestên Rasûlullah (ass) yanê sunneta wî bi rûmet dike jî ev e. Ew (ass), di bin muraqebeya Allah (ac) de di dirêjahîya bîst û sê sal ji alîkî ve ayetên nazil bûne ji însanan re dixwend û ji alîyê din ve jî bi gotin û helwestên xwe ve (bi sunnetê) diyar kiriye ku Allah ji van ayetan çi murad kiriye. Ji ber ku her du wezîfeyên xwe jî bi awayekî bê kêmasî û herî xweşik pêk anîye Allah (ac) wî di her mijarî de ji însanan re wek mîsal nîşan daye. (Bnr. 33/Ahzab, 21))

Tefsîr

Fî Zılâli'l-Kur'ân

44- O peygamberleri açık deliller ile ve kitaplar ile göndermiştik. Sana da, insanlara indirilen ilahi mesajı açıklayasın da ola ki, düşünürler diye Kur'an-ı indirdik. Senden önce de gönderdiğimiz peygamberler birer insandı. Melekleri peygamber olarak göndermedik. Başka bir varlığı da insanlara peygamber yapmadık. Onları hep seçkin insanlar arasından çıkardık. "Kendilerine vahiy gönderirdik." Tıpkı sana vahyettiğimiz gibi. Sana tebliğ görevini verdiğimiz gibi onlara da tebliğ görevini yükledik: "Eğer bilmiyorsanız, daha önce kendilerine kitap verilenlere sorunuz." Daha önce kendilerine peygamberler gönderilen yahudilere ve hristiyanlara sorun bakalım, kendilerine gönderilen peygamberler insan mıydı? Yoksa melek veya başka yaratıklar mıydı? Eğer: "Bilmiyorsanız." Onlara sorun. Onları apaçık deliller, belgeler ve kitaplarla birlikte gönderdik. Ayette geçen "Zebur" kavramı değişik kitaplar demektir. "Sana da insanlara indirilen ilahi mesajı açıklayasın da ola ki, düşünürler diye Kur'ana indirdik." İnsanlara gerçeği açıklama noktasında peygamber, her iki kesime de aynı görevi yapmak durumundadır. Kendi kitaplarında ayrılığa düşen önceki kitap ehline Kur'an, bu ayrılık noktalarını açıklamaya ve bu konulardaki gerçeği açıklamaya gelmiştir. Ayrıca Kur'an ve Peygamberimizin -salât ve selâm üzerine olsun kendilerine gönderildiği çağdaşları da aynı durumdaydı. Peygamber onlara da sözleri ve fiilleriyle kendilerine gönderilen vahyi açıklayıp izah ediyordu: "Ola ki düşünürler." Belki Allah'ın ayetleri ve Kur'an'ın ayetleri üzerinde düşünürler. Çünkü Kur'an sürekli olarak düşünmeye, değerlendirmeye, düşünce ve bilinç uyanıklığına çağrıda bulunmuştur. HİLEBAZ KÂFİRLERİN GÜÇSÜZLÜĞÜ Büyüklük taslayanlar ve birtakım hilelerin peşinde koşanlara değinerek başlayan bu ders ardarda gelen vicdani dokunuşlarla sona eriyor. Bu birinci dokunuş, hiç kimsenin gecenin veya gündüzün herhangi bir anında geleceğinden emin olamayacağı Allah'ın tuzağının endişesini yerleştirmeye yöneliktir. İkinci dokunuş, bütün bir evrenin Allah'a kulluğu ve O'nu noksan sıfatlardan arındırmaya katıldığını dile getirmeye çalışmaktadır. Sadece insan büyüklük taslayabilmekte ve hilelere başvurabilmektedir. İnsanın etrafını kuşatan her şey ise, Allah'ın birliğine ve yüceliğine secde etmektedir: