116. “Allah kendisine ortak koşulmasını elbette ba-ğışlamaz, bundan başkasını dilediğine bağışlar. Allah'a ortak koşan kimse derin bir sapıklığa sapmış olur.” Şüphesiz ki Allah şirki, kendisine ortak koşulmayı asla bağış-lamaz, bundan başkasını dilediği kimse için bağışlar. Aynı sûrenin 48. âyetinde de aynı konuyu anlatmıştı Rabbimiz. Her iki âyetten de anlı-yoruz ki Rabbimiz kendisine şirk koşulmasını asla affetmiyor. Rabbi-mizin asla affetmediği, affetmeyeceği günah küfür ve şirktir. Küfrün ve şirkin dışındaki günahları kullarından dilediğine affedeceğini anlatıyor Rabbimiz. Evet her kim Allah’a şirk koşarsa artık o haktan, hidâyetten, İslâm yolundan çok uzak, çok derin bir sapıklığa düşmüştür. Dünya ve âhiretini yitirmiş, berbat etmiştir. Küfür ve şirkin affedilmeyeceği anlatılıyor. Ama tabii Kur’an’ın başka âyetlerinde küfür ve şirkin de şu şartla affedileceğinin anlatıldığını görüyoruz. Küfür ve şirk içinde bir hayat yaşayan kişi eğer böyle bir hayattan vazgeçer, tevbe eder, İslâm’a döner, Rabbine yönelir ve onun istediği bir hayatı yaşamaya başlarsa işte o zaman Allah da onun küfür ve şirk günahlarını affedecektir. Yâni şu anda ve her zaman insanların dönüş imkânları vardır, tevbe imkânları mevcuttur. Ama önlerinde böyle bir dönüş imkânları varken bir kimse bu fırsatı kullanmayarak, Allah’ın kendisi için açtığı bu rahmet kapısından istifade etmeyerek küfür ve şirk içinde ölüp giderse, kâfir ve müşrik olarak Allah’ın huzuruna gelirse, Allah’ın razı olmadığı bir hayat yaşamış olarak huzura çıkarsa artık Allah onu affetmeyecektir.