Vegere Sûreya Nîsa

Nîsaالنساء

16. Ayet

16Sûreya Nîsa
Di Mushefê de Veke

وَالَّذَانِ يَأْتِيَانِهَا مِنْكُمْ فَاٰذُوهُمَاۚ فَاِنْ تَابَا وَاَصْلَحَا فَاَعْرِضُوا عَنْهُمَاۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ تَوَّابًا رَح۪يمًا

Ji nav we ew ên ku zinayê dikin, ezîyetê bidin wan. Eger tobe bikin û xwe rast bikin êdî dev ji ezîyetê berdin. Lewre Allah, (yê ku evdên xwe mûweffeqê tobeyê dike û tobeyan pirzêde qebûl dike) Tewwab û (li ser evdên xwe pir bi merhamet) Rahîm e.

Jêrenot
(Mucahîd (rh.) di Tefsîru’l Qur'ani’l Azîm de dibêje ku ev ayet ji bo munasebetên hevzayendî/homoseksuelî nazil bûye. Ebû Muslîm El-Îsfehanî jî diyar dike ku ayeta pazdemîn (15.) li ser jinên hevzayend û ayeta şazdemîn (16.) jî li ser mêrên hevzayend nazil bûye. Allahûalem.)

Tefsîr

Besâirü'l-Kur'ân

16. “İçinizden zina eden iki kimseye eziyet edin, tev-be edip düzelirlerse onları bırakın. Doğrusu Allah tevbe-leri daima kabul eder ve merhamet eder.” Eğer sizin içinizdeki erkeklerden iki kişi bu suçu işlemişlerse, er­keklerden iki kişi kendi aralarında ya da kadınlardan iki kişi bu kötü fiili işlemişlerse veya âyetin bir başka mânâsı da sizden zina fiilini iş­leyen erkek ve kadından her ikisine de eziyet edin, onları sıkıştırıp ce-za verin buyuruyor Rabbimiz. Selef âlimlerimizden kimileri 15. âye­tin evliler hakkında, bu âyetin de bekar olan erkek ve kadınlar hak­kında olduğunu söylemişlerdir. Evet bunlara ceza verilecek, ama anlaşılan o ki bu ceza size kalmış gibi bir mânâ çıkıyor buradan. Ve onun içindir ki İslâm hukukunda bu tür kimselere nasıl bir ceza ve­rileceği konusunda farklı yorumlar vardır. Bazıları işte Lût (a.s) un toplumunun bu tür ahlâksızlarının üzerlerine taş yağdırılmasından ha­reketle bunların taşlanarak öl-dürülmesinden yana bir hüküm ileri sü­rerlerken, kimileri sürgüne tabi tutulmaları, kimileri farklı usullerle öl­dürülmeleri gerektiğini savunmuşlardır. Ama erkeklerden ve kadınlardan her kim de tevbe ederler ve Allah’la da barışırlar, ıslah olup durumlarını düzeltirlerse, yâni biz bun-dan sonra artık ebediyen bu kötülüğü bir daha işlemeyeceğiz di­yerek bu fuhşiyyattan vaz geçtiklerini ortaya koyarak samimi bir tevbeyle, samimi bir imanla Rablerine yönelirlerse artık onlardan vaz­geçin, onlardan yüz çevirin, onları serbest bırakın ve onların döne­cekleri Müslümanlıklarında, yaşayacakları Müslümanca bir hayatla­rında onları destekleyip yardımcı olun. Bilesiniz ki Allah tevbeleri çokça kabul eden, dönüşleri kabul eden, yönelişlere karşılık verendir. Allah size karşı çok merhametlidir acıyan ve affedendir. Allah tüm kullarına tev-be kapılarını açık tutandır, el verir ki insanlar hangi bo­yutta günah işlemiş, hangi yasayı çiğnemiş olurlarsa olsunlar o gü­nahlarının tümünü affedebilecek büyüklükte, merhametli bir Rableri olduğuna inanıp dönüş yapsınlar, tevbe etsinler, Rablerine sığınıp af dilemeyi bilsinler. Bakın bundan sonraki âyetinde Rabbimiz tevbenin ne oldu­ğunu, nasıl olduğunu ve tevbeleri kabul edilecek insanların kimler ol­duğunu şöylece açıklıyor: