Vegere Sûreya Sâd

Sâdص

27. Ayet

27Sûreya Sâd
Di Mushefê de Veke

وَمَا خَلَقْنَا السَّمَٓاءَ وَالْاَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا بَاطِلًاۜ ذٰلِكَ ظَنُّ الَّذ۪ينَ كَفَرُواۚ فَوَيْلٌ لِلَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنَ النَّارِۜ

Me erd asîman û yên di navbera herduyan de betal/hema wisan/bê meqset ne xuliqandîye. Ev zena kafiran e. Ji ber (ku wê bikevin) agir weyl li halê kafiran!

Jêrenot
(Ev ayet, piştî ku Dawûd (as) bi emrê hukimkirina li ser heq û netabîbûna hewayê tê emirkirin nazil bûye. Ev ayet mane û hinareyeke pir kûr dihewîne. Madem xaliqê vê dinyayê Allah e (ac), herwiha li ser vê dinyayê ya xwedî gotin û raye jî divê ku ew be. Ew ên ku bi wê “heq” a ku Allah (ac) daxistîye hukim nakin; ew kes in ku li cem xwe wiha zen dikin ‘ev dinya betal û hema wisan û bê meqset hatîye xuliqandin.’ Hal ev e ku Allah (ac) dinya û tiştên di navê de; ne ji bo tiştekî din, bitenê ji bo ku jê re îbadet bê kirin xuliqandîye (51/Zârîyat, 56) û ji bo hukimkirina pê Kitêb nazil kiriye (38/Sâd, 26) û ji bo ku heq batil parçe û tune bike (21/Enbîyâ, 16-18) û bi şiûra axîretê tirs û parastina ji Allah (23/Mu’mînûn, 115-116) … Ha weke van ji bo meqsedên berzî/payebilind xuliqandîye.)

Tefsîr

Besâirü'l-Kur'ân

27. “Göğü, yeri ve ikisinin arasında bulunanları boşuna yaratmadık. Bunun boşuna olduğu, inkâr edenlerin sanısıdır. Vay ateşe uğrayacak inkârcıların haline!” Gökyüzünü, yeryüzünü ve ikisi arasında ne var ne yoksa Biz onları bâtıl olarak, boş yere, laf olsun diye yaratmadık. Onların tümünü bir gâyeye mebnî yarattık. Ama işte bu bâtıldır deme, bu yaratıklar için boştur deme işi kâfirlerin zannıdır. Kâfirler öyle hesap ediyorlar ve ona göre bir hayat yaşıyorlar. Hayatın boşluğu zannında olan adamlar, hayatın sahibinin hak yasalarından habersiz bir hayattan yana oluyorlar. Devam etsinler bakalım bu örtücülüklerine, eğer kâfirlikleri devam ederse vay onların cehennemdeki yerlerine, yurtlarına! Çekecekleri vardır onların cehennemde. Öyle mi? Öyle mi hesap ediyorlar? Öyle mi zannediyorlar bu hainler? Öyle mi umuyorlar? Hayır hayır, semayı, arzı ve ikisi arasında ne var, ne yoksa bâtıl olsun diye, iptal olsun diye, bâtıl ikâme edilsin, bâtıl gündeme getirilsin diye, bâtıla unsur olsun, yama olsun diye, ham madde olsun diye yaratmadık. Evet Allah gökleri ve yeri, göktekileri ve yerdekileri bâtıla mesnet olsun, bâtıla payanda olsun, bâtılı ayakta tutsun, bâtılda kullanılsın diye yaratmamıştır. Bu sadece kâfirlerin, hakkı örtbas etmek isteyen, bâtılı hak yerine ikâme etmek isteyenlerin zannıdır. Onlar öyle kabul ediyorlar, öyle zannediyorlar, öyle değerlendiriyorlar. Vay onların cehennemden çekeceklerine. Vay onların ateşten nasiplerine. Cehennemden, ateşten kendilerine ayrılan pay ne kadar kötüdür?