Vegere Sûreya Tâ-hâ

Tâ-hâطه

42. Ayet

42Sûreya Tâ-hâ
Di Mushefê de Veke

اِذْهَبْ اَنْتَ وَاَخُوكَ بِاٰيَات۪ي وَلَا تَنِيَا ف۪ي ذِكْر۪يۚ

“Tu û birayê xwe bi ayetên min herin (cem Firewn) û zikirkirina min de sistîyê nekin.”

Jêrenot
(Di têkoşîna pergalên Firewnî de ji bo muwahhîdan çavkanîya hêzê zikra Allah e (ac). Lewre kî Allah (ac) bi bîr bîne Allah (ac) jî wî kesî bi bîr tîne/dihêne.) Ew kesê navê wî di Mele-î A’lâ de bi pesindan derbas dibe herî hêzdarê li ser rûyê erdê ye. Lewre li pişta wî artêşên nayê dîtîn ên Mele-î A’lâ hene. Li hember gefên/tehdîdên Fîrewnan bîranîna Allah, xwedîyê bandoreke wisane ku dilan aramdar dike (13/Ra’d, 28) û lingan/pîyan sabît digire (8/Enfâl, 45) .

Tefsîr

Besâirü'l-Kur'ân

42. “Sen ve kardeşin, âyetlerimle gidin; Beni anmakta gevşek davranmayın.” Sen ve kardeşin âyetlerimle git. Benim zikrimden de asla gafil olma. Sakın Beni unutma. Sakın Benim âyetlerimden, Benim kulluk programımdan gaflet içinde olma. Sürekli beni yücelt ve benimle yücelmeyi hedef bil. Sakın Ben konusunda, Benim arzularım konusunda gevşek davranma. Hep Beni hatırla, hep Bana güven, hep Benim desteğimi yanında bil, hep Bana kul ol, hep Beni dinle, hep Bana yalvar yakar, haydi yolun açık olsun. Tur’daki zirve, Tur’daki konuşma burada sona eriyor. Eğer Rabbimizin âyetleri arasındaki boşlukları kitabımızın başka âyetleri aracılığıyla dolduracak olursak, tabii en doğrusunu Allah bilir, şöyle diyeceğiz: Mûsâ (a.s) Tur’un ilerisinde bıraktığı eşine ve çocuklarına döner. Onları oradan alıp Mısıra doğru hareket eder. Mısırda kardeşi Harun’u bulur. Ona başından geçenleri bir bir anlatır. Harun’un da Allah tarafından bir peygamber olarak görevlendirildiğini kendisine müjdeler. Ve işte bundan sonra Rabbimiz artık ikisine birden tekrar görevlerini hatırlatmak üzere şöyle seslenir: