87. “Ey Şuayb! Babalarımızın taptığını bırakmamızı emreden veya mallarımızı istediğimiz gibi kullanmanızı me-neden senin namazın mıdır? Sen doğrusu aklı başında, yumuşak huylu birisin" dediler.” Ey Şuayb, babalarımızın ibadet ettiklerine ibadet etmemizi terk etmeyi sana namazın mı emrediyor? Mallarımız konusunda keyfimize göre hareket etmemize senin namazın mı engel oluyor? Sen gerçekten yumuşak, halim selim, akıllı uslu bir adamdın. Ne oldu sana? Niye değiştin böyle? Dün böyle değildin sen? Namazın mı değiştirdi seni? Dün hiçbir şeyimize karışmayan sen, şimdi tüm hayatımızı sorgulu-yorsun. Namazlı hayatın mı seni bunlara zorluyor? Bizim ekonomik özgürlüğümüze namazın mı sınır getirmek istiyor? diyorlar. Şuayb (a.s) ın peygamberlik öncesi hayatında namaz yoktu. Ama peygamber olup da hayatı düzenleme unsuru olarak, Allah’tan mesaj alma makamı olarak namazla beraber olmaya başlar başla-maz hayatında namazın fonksiyonu gündeme geldi. Çünkü namaz hayatı düzenleme özelliğine sahip bir ameldir. Namaz kişinin bireysel, toplumsal, ekonomik, ahlâkî, ailevî tüm ha-yatını düzene koyma özelliğine sahip olduğu gibi, aynı zamanda o kişinin içinde yaşadığı toplumun yanlışlarını düzeltme eylemine de sevk edici bir ibadettir. Namaz kılan bir mü’min kendi hayatını na-maza özdeş, namaza endeksli bir hale getirdiği gibi çevresini de namaza, Allah’a kulluğa endeksli bir hale getirir. İşte Allah’ın elçisi, elçiliğinden ve namazı ikâmesinden sonra toplumun yanlışlarını gündeme getirmeye, toplumu sorgulamaya başlayınca toplum öyle diyordu: Ey Şuayb! Senin namazın mı emrediyor bunları sana? Atalarımızın babalarımızın senelerdir tapındıkları tanrılara, babalarımızın, atalarımızın senelerdir uyup geldikleri bu yasalara itaat etmememiz gerektiğini ve sadece Allah’a kulluk etmemiz gerektiğini sana söyleyen, sana emreden senin namazın mıdır? Veya hayatımızı düzenleyen yasalar konusunda, ticaret hayatımızı belirleyen, hukukumuzu, eğitim hayatımızı düzenleyen yasalar konusunda sadece Allah’ı dinlememiz gerektiğini sana emreden senin namazın mı? Veya mallarımız konusunda dilediğimiz gibi tasarrufta bulunmaktan senin namazın mı menediyor? diyorlar. Demek ki Allah’ın istediği biçimde ikâme edilecek bir namaz bütün hayatı düzenleme fonksiyonuna sahiptir. Namaz kişiye sadece Allah’a kulluğu, sadece Allah’ı dinlemeyi ve Allah’tan başkalarını dinlememeyi, Allah’tan başkalarına kulluk etmemeyi öğretmesi lâzımdır. Namaz bunu amir olmalı. Namaz kişiyi tüm hayatında Allah’a teslimiyete götürmelidir. Malı konusunda, evlâdı konusunda hanımı konusunda, zamanı konusunda dilediği gibi hareket etmemesini, tüm bu konularda sadece Allah’ı dinlemesini emreden bir fonksiyona sahip olması gerekmektedir. Namaz insanı tüm kötülüklerden nehy etmeli. İşte âyet bize bunu anlatıyor. Yâni namaz kişinin tüm hayatını düzenleyen bir özelliğe sahiptir ve böyle bir namaza namaz denir. Değilse namaz kıldığı halde hayatını Allah’a teslim etmeyen, namaz kıldığı halde ticaret hayatı bozuk olan, namaz kıldığı halde ailevî hayatı bozuk olan bir kişinin kıldığı namaza namaz denmez. Namaz kıldığı halde malı konusunda Allah’ı söz sahibi bilmeyen, namaz kılığı halde o malını kazanacağı yerleri de, harcayacağı yerleri de Allah’a sormayarak kendisi belirlemeye kalkışan kişi namaz kılmıyor demektir. Namaz kıldığı halde hukukunda Allah’ı söz sahibi bilmeyen, ekonomik anlayışında Allah’ı söz sahibi bilmeyen, eğitimi konusunda Allah’tan başkalarının yasalarını uygulayan bir adam namaz kılmıyor demektir. Evet kavminin ey Şuayb sen önceden aramızda iyi bir kimseydin. Ne oldu, bunları sana namazın mı emrediyor? şeklindeki sorulara karşılık Şuayb (a.s) şöyle diyordu: