Bakara
Ayet: 105Sayfa: 15
Ehl-i Kitap’tan kâfirler ve müşrikler Rabbinizden üzerinize hiçbir hayrın gelmesini istemezler. Allah, rahmetini dilediğine tahsis eder. Allah, büyük fazilet sahibidir.
Bu konuyla ilgili ayetler
Ayet: 105Sayfa: 15
Ehl-i Kitap’tan kâfirler ve müşrikler Rabbinizden üzerinize hiçbir hayrın gelmesini istemezler. Allah, rahmetini dilediğine tahsis eder. Allah, büyük fazilet sahibidir.
Ayet: 109Sayfa: 16
Hak kendilerine açığa çıktıktan sonra Ehl-i Kitap’tan birçoğu, benliklerinde yer etmiş kıskançlık nedeniyle sizi imanınızdan sonra küfre döndürmek istediler. Allah bu konuda hükmünü verinceye dek onları affedin, onları hoş görüp (yaptıklarını) görmezden gelin. Şüphesiz ki Allah her şeye kadîrdir.
Ayet: 64Sayfa: 57
De ki: “Ey Ehl-i Kitap! Gelin, sizinle bizim aramızda ortak bir kelimede buluşalım: Yalnızca Allah’a ibadet edelim, hiçbir şeyi O’na ortak koşmayalım, (Allah’ı bırakıp da) birbirimizi Allah’ın dışında rabbler edinmeyelim.” Şayet yüz çevirirlerse deyin ki: “Şahit olun ki biz Müslimlerdeniz/şirki terk ederek tevhidle Allah’a yönelen kullardanız.”
Ayet: 65Sayfa: 57
Ey Ehl-i Kitap! Tevrât ve İncîl, ondan/İbrâhîm’den sonra indirilmiş olmasına rağmen neden İbrâhîm hakkında (“O Yahudi miydi, yoksa Hristiyan mıydı?” diye) tartışıp duruyorsunuz? Akletmez misiniz?
Ayet: 66Sayfa: 57
Bilginiz olan konuda tartışmanız anlaşılır da ne diye bilginiz olmayan konuda tartışıyorsunuz? Allah bilir, siz bilmezsiniz.
Ayet: 69Sayfa: 57
Ehl-i Kitap’tan bir grup sizi saptırmak istedi. Oysa onlar yalnızca kendilerini saptırıyorlar. Farkında da değillerdir.
Ayet: 70Sayfa: 57
Ey Ehl-i Kitap! (Bu Kitab’ın Allah’tan olduğuna) şahit olduğunuz hâlde niçin Allah’ın ayetlerini inkâr ediyorsunuz?
Ayet: 71Sayfa: 58
Ey Ehl-i Kitap! Bildiğiniz hâlde neden hak ile batılı birbirine karıştırıp hakkı gizliyorsunuz?
Ayet: 72Sayfa: 58
Ehl-i Kitap’tan bir grup, “İman edenlere indirilene günün başında inanın günün sonunda da inkâr edin. Umulur ki onlar da (dinlerinden) dönerler.” dedi.
Ayet: 75Sayfa: 58
Ehl-i Kitap’tan öylesi vardır ki ona bir kantar (altın) emanet etsen onu sana geri verir. Öylesi de vardır ki ona bir dinar versen üstüne durmadığın müddetçe sana geri vermez. (Bunun nedeni) onların şöyle demeleridir: “Ümmilere karşı (yaptıklarımızda) bir sorumluluğumuz yoktur. (Malları bize helaldir.)” Bilerek Allah’a karşı yalan söylüyorlar.
Ayet: 98Sayfa: 61
De ki: “Ey Ehl-i Kitap! Allah yaptıklarınıza şahitken niçin Allah’ın ayetlerini inkâr ediyorsunuz?”
Ayet: 99Sayfa: 61
De ki: “Ey Ehl-i Kitap! (Kur’ân’ın Allah tarafından indirildiğine) şahitken niçin onu eğri göstermeye yeltenerek iman edenleri Allah’ın yolundan alıkoymaya çalışıyorsunuz? Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir.”
Ayet: 110Sayfa: 63
Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten alıkoyar ve Allah’a iman edersiniz. Şayet Ehl-i Kitap iman etmiş olsaydı onlar için daha hayırlı olurdu. Onlardan müminler olmakla birlikte çoğunluğu fasıktır.
Ayet: 111Sayfa: 63
Size (geçici bir) eza dışında hiçbir zarar veremeyeceklerdir. Şayet sizinle savaşacak olsalar arkalarını dönüp kaçarlar. Sonra (Allah tarafından) yardım da olunmazlar.
Ayet: 112Sayfa: 63
Her nerede bulunurlarsa (bulunsunlar) -Allah’ın ahdine ve insanların emanına sığınanlar hariç- üzerlerine zillet (damgası) vurulmuş, Allah’ın gazabına uğramış ve üzerlerine yoksulluk damgası vurulmuştur. Bu (ceza), onların Allah’ın ayetlerine karşı kâfir olmaları ve nebileri haksız yere öldürmeleri nedeniyledir. Bu (ceza), onların isyanları ve haddi aşmaları sebebiyledir.
Ayet: 113Sayfa: 63
(Ehl-i Kitab’ın hepsi) eşit değillerdir. Ehl-i Kitap’tan öyle bir topluluk vardır ki o topluluk, geceleri ayakta Allah’ın ayetlerini okumakta ve secde hâlindedir.
Ayet: 199Sayfa: 75
Ehl-i Kitap’tan öylesi vardır ki Allah’a, size indirilene ve kendilerine indirilene inanırlar. Allah’tan korkarlar. Allah’ın ayetlerini az bir paha karşılığında satmazlar. Onların, Rabbleri katında ecirleri vardır. Şüphesiz ki Allah, hesabı çabuk görendir.
Ayet: 123Sayfa: 97
(Kimin hak ya da batıl üzere olduğu, kimin cennete ya da cehenneme gideceği) ne sizin ne de Ehl-i Kitab’ın temennileriyle olacak iştir. (Bunu belirleyecek olan şudur:) Kim bir kötülük yaparsa onunla cezalandırılır. Ve kendisi için Allah’ın dışında ne bir dost ne de bir yardımcı bulur.
Ayet: 153Sayfa: 101
Ehl-i Kitap (olanlar) üzerlerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. (Bu isteklerine şaşırma!) Şüphesiz ki Mûsâ’dan, bundan daha büyük bir şey istemişlerdi. Dediler ki: “Allah’ı bize (çıplak gözle görecek şekilde) açıkça göster.” Zulümleri nedeniyle onlara yıldırım çarpmıştı. Ardından kendilerine apaçık deliller geldikten sonra buzağıyı (ilah) edindiler. Bu (suçlarını da) bağışladık. Ve Mûsâ’ya apaçık bir delil verdik.
Ayet: 159Sayfa: 102
Ehl-i Kitab’ın tamamı ölümünden önce mutlaka ona iman edecektir. (Hem Îsâ da) Kıyamet Günü onların aleyhine şahitlikte bulunacaktır.
Ayet: 171Sayfa: 104
Ey Ehl-i Kitap! Dininizde aşırı gitmeyin ve Allah’a dair hak olandan başka bir söz söylemeyin. Meryem oğlu Îsâ Mesîh; ancak Allah’ın resûlü ve Meryem’e (babasız doğması için “Ol!” diyerek) ilka ettiği kelimesi ve O’ndan bir ruhtur. Allah’a ve resûllerine iman edin. “(İlahımız) üçtür.” demeyin. (Bu batıla) son verin. (Bu) sizin için daha hayırlı olur. Ancak Allah tek bir ilahtır. O bir çocuğunun olmasından münezzehtir. Göklerde ve yerde olanların tamamı O’na aittir. Vekil olarak Allah yeter.
Ayet: 15Sayfa: 109
Ey Ehl-i Kitap! Şüphesiz ki Kitap’tan gizlemekte olduğunuz şeylerin çoğunu açıklayan ve büyük bir bölümünü de görmezden gelen/üzerinde durmayan Resûlümüz size geldi. Şüphesiz ki size, Allah’tan bir nur ve apaçık/açıklayıcı Kitap geldi.
Ayet: 16Sayfa: 109
Allah onunla (Kitap ve Resûl’le), rızasına uyanları yolun en doğru olanına iletir, onları izniyle karanlıklardan aydınlığa çıkarır ve dosdoğru yola hidayet eder.
Ayet: 17Sayfa: 109
Andolsun ki, “Allah, Meryem oğlu Mesîh’tir.” diyenler kâfir oldular. De ki: “Allah, Meryem oğlu Mesîh’i, annesini ve yeryüzünde yaşayanların tamamını helak etmek istese Allah’a karşı kim onları koruyabilir?” Göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin tamamının hâkimiyeti/egemenliği Allah’a aittir. Dilediğini yaratır. Allah her şeye kadîrdir.
Ayet: 18Sayfa: 110
Yahudi ve Hristiyanlar, “Biz, Allah’ın çocukları ve sevdikleriyiz.” der. De ki: “(Madem öyle) ne diye günahlarınızdan dolayı size azap ediyor?” (Hayır, öyle değil!) Bilakis sizler, O’nun yarattıklarından birer insansınız. Dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. Göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin hâkimiyeti/egemenliği Allah’a aittir. Dönüş O’nadır.
Ayet: 19Sayfa: 110
Ey Ehl-i Kitap! Resûllerin kesintiye uğradığı bir zamanda, “Bize ne bir müjdeci ne de bir uyarıcı gelmedi.” demeyesiniz diye size açıklayan Resûlümüz geldi. Şüphesiz ki size, müjdeci de uyarıcı da geldi. Allah, her şeye kadîrdir.
Ayet: 59Sayfa: 117
De ki: “Ey Ehl-i Kitap! Allah’a, bize indirilene ve daha önce indirilene inanmamız ve sizlerin birçoğunun fasık olması dışında bizden bu denli nefret etmenizin başka bir sebebi mi var?”
Ayet: 65Sayfa: 118
Şayet Ehl-i Kitap iman etmiş ve (Allah’tan) korkup sakınmış olsaydı elbette onların kusurlarını örter ve onları Naîm Cennetleri’ne sokardık.
Ayet: 66Sayfa: 118
Şayet onlar Tevrât’ı, İncîl’i ve Rabblerinden indirileni (içindekilerle amel ederek) ayakta tutmuş olsalardı üstlerinden (yağmurun getirdiği) ve ayaklarının altından (toprağın bitirdiklerinden) yerlerdi. Onlardan bir topluluk orta yolludur/mutedildir. (Fakat) onların çoğunun yapmakta oldukları ne kötüdür!
Ayet: 67Sayfa: 118
Ey Resûl! Rabbinden sana indirileni (insanlara) tebliğ et. Şayet bunu yapmazsan (Allah’ın) risalet (mesajını) tebliğ etmemiş ve vazifeni yapmamış olursun. Allah seni insanlardan koruyacaktır. Şüphesiz ki Allah, kâfirler topluluğuna hidayet etmez.
Ayet: 68Sayfa: 118
De ki: “Ey Ehl-i Kitap! Tevrât, İncîl ve Rabbinizden size indirileni (içindekilerle amel edip) ayakta tutmadıkça hiçbir şey üzere değilsiniz.” Andolsun ki Rabbinden sana indirilen (bu Kur’ân), onların çoğunun azgınlık ve küfürlerini arttıracaktır. Kâfirler topluluğu için üzülme!
Ayet: 69Sayfa: 118
Şüphesiz ki iman edenler, Yahudi olanlar, Sabiîler ve Hristiyanlardan her kim Allah’a ve Ahiret Günü’ne inanır, salih amel yaparsa onlar üzerine korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.
Ayet: 70Sayfa: 118
Andolsun ki İsrâîloğullarından söz aldık ve onlara resûller gönderdik. Her ne zaman bir resûl hevalarına/arzularına uymayan bir şeyle onlara geldiyse bir grubu yalanladılar, bir grubu da öldürdüler.
Ayet: 71Sayfa: 119
(Peygamberleri yalanlayıp öldürdüklerinde başlarına dinî ve dünyevi musibetlerin) fitne olmayacağını sandılar. Körleşip sağırlaştı. Sonra (Allah yeni bir peygamber göndererek tevbe imkânı sundu ve tevbe edenlerin) tevbesini kabul etti. Sonra onların çoğu (yine) körleşip sağırlaştılar. Allah, onların yaptıklarını görendir.
Ayet: 72Sayfa: 119
Andolsun ki, “Allah, Meryem oğlu Mesîh’tir.” diyenler kâfir olmuştur. (Oysa) Mesîh demişti ki: “Ey İsrâîloğulları! Benim Rabbim ve sizin Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin. Şüphesiz ki kim Allah’a şirk koşarsa Allah cenneti ona haram kılar. Onun barınağı ateştir. Zalimler için yardımcı da yoktur.”
Ayet: 73Sayfa: 119
Andolsun ki, “Allah üçün üçüncüsüdür.” diyenler kâfir olmuştur. (İbadeti hak eden) tek bir ilahtan başka hiçbir ilah yoktur. Şayet söylediklerine son vermezlerse elbette onlardan kâfir olanlara can yakıcı bir azap dokunacaktır.
Ayet: 74Sayfa: 119
Allah’a tevbe edip O’ndan bağışlanma dilemeyecekler mi? Allah (günahları bağışlayan, örten ve günahların kötü akıbetinden kulu koruyan) Ğafûr ve (kullarına karşı merhametli olan) Rahîm’dir.
Ayet: 75Sayfa: 119
Meryem oğlu Mesîh yalnızca bir resûldür. Muhakkak, ondan önce de resûller gelip geçmiştir. Onun annesi sıddîka/dosdoğru bir kadındı. (O ve annesi ilah olamaz çünkü) ikisi de yemek yerdi. (Yemek yemek muhtaç olmaktır. Muhtaç olan ilah olamaz.) Bak, onlara ayetleri nasıl açıklıyoruz? Sonra yine bak, onlar nasıl da (haktan) çevriliyorlar?
Ayet: 76Sayfa: 119
De ki: “Allah’ı bırakıp, size zarar vermeye de fayda vermeye de malik olmayan (güç yetiremeyecek) varlıklara mı ibadet ediyorsunuz? Allah; O (işiten ve dualara icabet eden) Es-Semî’ ve (her şeyi bilen) El-Alîm’dir.”
Ayet: 77Sayfa: 120
De ki: “Ey Ehl-i Kitap! Dininizde haksız yere aşırılık etmeyin. Bundan önce sapmış, çok kişiyi saptırmış ve dosdoğru yoldan sapmış olanların arzularına uymayın.”
Ayet: 46Sayfa: 401
İçlerinden zalim olanlar hariç, Ehl-i Kitap’la ancak en güzel üslupla tartışın. Deyin ki: “Bize ve size indirilene iman ettik. Bizim ilahımız ve sizin ilahınız tektir ve bizler, O’na teslim olmuş kimseleriz.”
Ayet: 26Sayfa: 420
(Müşriklere) yardım eden Ehl-i Kitab’ı, korunaklı kalelerinden indirdi ve kalplerine korku saldı. Bir kısmını öldürüyor, bir kısmını da esir alıyordunuz.
Ayet: 29Sayfa: 540
Tâ ki Ehl-i Kitap, Allah’ın lütuf ve ihsanından hiçbir şeyi (kuru temenniyle) elde edemeyeceklerini ve lütfun Allah’ın elinde olduğunu, onu dilediğine vereceğini bilsin. Allah, büyük lütuf ve ihsan sahibidir.
Ayet: 2Sayfa: 544
Ehl-i Kitap’tan kâfir olanları ilk sürgünde yurtlarından çıkaran O’dur. Siz, onların çıkacağını düşünmemiştiniz. Onlar da kalelerinin kendilerini Allah’a karşı koruyacağını sanmıştı. Allah onlara, hiç beklemedikleri yerden geldi ve kalplerine şiddetli bir korku saldı. Evlerini kendi elleriyle ve müminlerin eliyle harap ediyorlardı. İbret alın ey basiret sahipleri!
Ayet: 11Sayfa: 546
Münafıklık eden kimseleri görmedin mi? Ehl-i Kitap’tan kâfir olan kardeşlerine derler ki: “Şayet (yurtlarınızdan) çıkarılırsanız, biz de sizinle beraber çıkarız. Sizin aleyhinize (olacak bir hükümde) hiç kimseye ebediyen itaat etmeyiz. Şayet sizinle savaşılırsa kesinlikle size yardım ederiz.” Allah, onların yalancılar olduğuna şahitlik eder.
Ayet: 1Sayfa: 598
Ehl-i Kitap’tan ve müşriklerden kâfir olanlar, kendilerine apaçık deliller gelinceye kadar, (küfür ve şirkten) ayrılacak değillerdi.
Ayet: 4Sayfa: 598
Kendilerine Kitap verilenler, ancak onlara apaçık delil geldikten sonra ayrılığa düştüler.
Ayet: 5Sayfa: 598
Hâlbuki onlar, ancak dini O’na halis kılan hanîfler olarak Allah’a ibadet etmekle, namazı dosdoğru kılıp, zekâtı vermekle emrolunmuşlardı. İşte dosdoğru din budur.
Ayet: 6Sayfa: 598
Ehl-i Kitap ve müşriklerden kâfir olanlar, hiç şüphesiz, ebedî olarak kalacakları cehennem ateşindelerdir. İşte bunlar, yaratılmışların en şerlileridir.