Firavun ile ilgili ayetler

(Hatırlayın!) Hani size azabın en kötüsünü reva gören Firavun ailesinden sizleri kurtarmıştık. Erkek çocuklarınızı boğazlıyor, kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı. Bunda sizin için Rabbinizden büyük bir imtihan vardı. (2/Bakara 49)

Firavun ailesi ve onlardan önce yaşamış (kâfirlere, Allah’ın azabı geldiğinde mallarının ve evlatlarının hiçbir fayda sağlamadığı) gibi. Ayetlerimizi yalanladılar. (Bunun üzerine) Allah onları günahları nedeniyle yakalayıverdi. Allah, cezası çetin olandır. (3/Âl-i İmran 11)

(Firavun:) “(Yaptığı bu sihirle) sizi yerinizden yurdunuzdan etmek istiyor. Ne buyurursunuz?” (demişti.) (7/A'râf 110)

Firavunlar tevhid daveti karşısında söyleyecek söz bulamayınca, vatan-millet edebiyatı yapmaya başlarlar. “Ülkeyi bölecekler!”, “Sizi yurdunuzdan edecekler!” gibi söylemler, tevhid daveti karşısında söyleyecek sözü olmayan ve kibirleri davete icabet etmelerine engel olan suçlu günahkârların ortak cümleleridir.

“Evet, şüphesiz (üstün geldiğiniz takdirde) bana yakınlaştırılmış (gözde adamlarımdan) olacaksınız.” demişti. (7/A'râf 114)

Firavuni sistemler, insanları değersizleştirip para ve makama bağımlı hale getirirler. Dolgun bir ücret ve yapılan özel propagandalarla itibar kazandırılan mevkilerin isimleri dahi, insanların tüm değerleri ayaklar altına almasına ve firavunların yanında saf tutmasına vesile olur.

Bu, uzun yıllar yapılan bilinçli kampanyaların doğal neticesidir. Günümüzde ücretin yerini maaş, yakınlaşmanın yerini de diplomalar ve resmî ünvanlar almıştır.

Bu iki vasıtayla esir alınanlar, tevhid davetçilerinin ne söylediklerini ve neye davet ettiklerini duymaya tahammül etmez, anlamak istemezler. Ve Firavun adına, onun safında kıran kırana bir mücadeleye girişirler.

Firavun dedi ki: “(Ben) size izin vermeden ona iman ettiniz öyle mi? Şüphesiz ki bu (yaptığınız), buranın halkını yurtlarından sürüp çıkarmak için (Musa ile beraber) tezgâhladığınız bir tuzaktır. Pek yakında (yapacaklarımı) bileceksiniz/anlayacaksınız.” (7/A'râf 123)

Ayet, firavunların değişmez iki anlayışına işaret etmektedir. Firavunlar, iman da dahil her şeyin kendi izinlerine tabi olmasını isterler. İnsanlar, onların izin verdiği kadarına inanabilir, onların meşru kabul ettiği din ve ideolojileri benimseyebilirler.

Firavunların bir başka ortak özellikleri, onların yanında yer alan herkes ne zih, vatansever, milletini sever; onların yanında yer almayanlar -düne kadar en yakınlar dahi olsa- tuzakçı, vatanı bölmeye çalışan, millet düşmanıdır.

Firavun ailesi ve onlardan önce (yaşamış olanların) durumu gibi. Allah’ın ayetlerini inkâr etmişlerdi de Allah günahları sebebiyle yakalayıvermişti onları. Şüphesiz ki Allah, (güç ve kuvvet sahibi olan) Kaviy’dir, cezası çetin olandır. (8/Enfâl 52)

Firavun ailesi ve onlardan önce (yaşamış olanların) durumu gibi. Rablerinin ayetlerini yalanladılar. Biz de onları günahları nedeniyle helak ettik ve Firavun ailesini boğduk. Hepsi zalimlerdi. (8/Enfâl 54)

Sonra, onların ardından Firavun’a ve ileri gelenlere, Musa ve Harun’u ayetlerimizle yolladık. Fakat onlar (ayetlerimize ve resûllerimize karşı) büyüklenmişlerdi. Onlar, suçlu günahkâr bir kavimdi. (10/Yûnus 75)

Firavun’a ve kavminin seçkinlerine. (Onlar, Musa’ya değil) Firavun’un emrine uydular. (Oysa) Firavun’un emri doğru/olgun değildi. (11/Hûd 97)

(Hatırlayın!) Hani Musa kavmine demişti ki: “Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani sizi Firavun ailesinden kurtarmıştı. Onlar size azabın en kötüsünü reva görüyor, erkek çocuklarını boğazlıyor, kadınları sağ bırakıyorlardı. Bunda Rabbinizden sizin için büyük bir imtihan vardır.” (14/İbrahîm 6)

Andolsun ki Musa’ya dokuz apaçık ayet/mucize verdik. Sor İsrail-oğullarına! Hani (Musa) onlara geldiğinde Firavun ona: “Ey Musa! Ben, senin kesinlikle büyülenmiş biri olduğuna inanıyorum.” demişti. (17/İsrâ 101)

(Musa) demişti ki: “Andolsun ki bunları göklerin ve yerin Rabbinin, (insanları) basiretli kılıcı (ayetler) olarak indirdiğini biliyorsun. Ve ben senin kesinlikle helak olmuş biri olduğunu düşünüyorum ey Firavun!” (17/İsrâ 102)

Karun, Firavun ve Haman’ı da (helak ettik). Andolsun ki Musa, onlara apaçık deliller getirdi. Yeryüzünde büyüklendiler. Halbuki onlar (azabımızın) önüne geçemediler (ona engel olamadılar). (29/Ankebût 39)

Âd, Firavun ve Lut’un kardeşleri de. (50/Kâf 13)

Firavun, ondan önceki (kavimler) ve altı üstüne gelmiş olan (Lut’un kavmi) hep hata işlediler. (69/Hakka 9)

Firavun ve Semud(un haberi)? (85/Burûc 18)

Ve kazıklar (piramit ve ordular) sahibi Firavun’a. (89/Fecr 10)