A'râf
Ayet: 80Sayfa: 159
Lût’u da (kavmine gönderdik.) Hani (Lût,) kavmine, “Sizden önce âlemlerden hiç kimsenin yapmadığı bir fuhşiyatı mı yapıyorsunuz?” demişti.
Bu konuyla ilgili ayetler
Ayet: 80Sayfa: 159
Lût’u da (kavmine gönderdik.) Hani (Lût,) kavmine, “Sizden önce âlemlerden hiç kimsenin yapmadığı bir fuhşiyatı mı yapıyorsunuz?” demişti.
Ayet: 81Sayfa: 159
“Şüphesiz ki sizler, kadınları bırakıp şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz. Siz, aşırı giden taşkın bir toplumsunuz.”
Ayet: 82Sayfa: 160
Kavmi, “Onları yurdunuzdan çıkarın. (Çünkü) onlar temizlenen insanlardır.” demek dışında bir cevap vermemişti.
Ayet: 83Sayfa: 160
Hanımı hariç, onu ve ailesini kurtarmıştık. (Hanımı) geride (helak olanlarla) kalmıştı.
Ayet: 84Sayfa: 160
Onların üzerine bir (azap) yağmuru yağdırmıştık. Suçlu günahkârların akıbetinin nasıl olduğuna bir bak!
Ayet: 70Sayfa: 228
Ellerinin (ikram edilen yemeğe) uzanmadığını görünce garipsedi ve içine bir korku düştü. Demişlerdi ki: “Korkma! (Çünkü) biz Lût’un kavmine (görevli olarak) gönderildik.”
Ayet: 74Sayfa: 229
İbrâhîm’in korkusu gidip, müjde hâli ağır basınca, Lût’un kavmi hakkında bizimle tartışmaya koyulmuştu.
Ayet: 77Sayfa: 229
Elçilerimiz (melekler) Lût’a geldiğinde, onlar yüzünden kendini kötü hissetmiş, bir çıkar yol bulamamış ve “Bu baş belası, sıkıntılı bir gündür.” demişti.
Ayet: 78Sayfa: 229
(Misafirlerin geldiğini duyunca) kavmi koşar adımlarla ona gelmişti. Bundan önce de kötülükleri (âdet hâline getirecek kadar çokça) yaparlardı. Dedi ki: “Ey kavmim! İşte bunlar benim kızlarım, onlarla (evlenerek ilişki kurmanız) sizin için daha temizdir. Artık Allah’tan korkup sakının ve misafirlerin içinde beni rezil etmeyin. İçinizde hiç mi olgun/aklı başında bir adam yok?”
Ayet: 79Sayfa: 229
Demişlerdi ki: “Andolsun sen de biliyorsun ki kızlarında hakkımız/gözümüz yok. (Aslında) sen, bizim ne istediğimizi de çok iyi biliyorsun.”
Ayet: 80Sayfa: 229
Demişti ki: “Keşke size karşı bir gücüm olsa ya da (misafirlerimi sizden koruyacak) bir güce sığınabilseydim.”
Ayet: 81Sayfa: 229
(Melekler) demişlerdi ki: “Ey Lût! Biz Rabbinin elçileriyiz. Sana ilişemezler. Gecenin bir vaktinde, ailenle beraber yola çık ve içinizden kimse dönüp arkasına bakmasın. Hanımın hariç! (Çünkü) onların başına gelecek azap, onun da başına gelecektir. Onların (helak) zamanı sabahtır. Sabah yakın değil mi?”
Ayet: 82Sayfa: 230
(Helak) emrimiz geldiğinde oranın altını üstüne getirdik ve tepelerine birbiri ardına dizilmiş, çamurdan pişirilmiş taşlar yağdırdık.
Ayet: 83Sayfa: 230
(O taşlar) Rabbinin katında işaretlenmişlerdir. O (azabın bir benzeri, bu kavmin amelini yapan) zalimlerden uzak değildir.
Ayet: 89Sayfa: 231
“Ey kavmim! Benimle yollarınızı ayırmış olmanız, Nûh Kavmi’nin, Hûd Kavmi’nin ya da Sâlih Kavmi’nin başlarına gelenin bir benzerini sizin başınıza getirmesin. Ayrıca Lût’un kavmi de sizden uzak değildir.”
Ayet: 59Sayfa: 264
“Lût ailesi hariç. Elbette, onların tamamını kurtaracağız.”
Ayet: 60Sayfa: 264
“(Lût’un) karısı hariç. Onun geride kalanlardan olmasını takdir ettik.”
Ayet: 61Sayfa: 264
Lût ailesine elçiler geldiği zaman,
Ayet: 62Sayfa: 264
“Şüphesiz sizler tanınmayan bir topluluksunuz.” demişti.
Ayet: 63Sayfa: 264
“(Hayır, öyle değil!) Bilakis, onların hakkında şüpheye kapılıp tartıştıkları (azabı) getirdik.” demişlerdi.
Ayet: 64Sayfa: 264
“Sana hakkı getirdik. Ve biz, elbette doğru söyleyenleriz.”
Ayet: 65Sayfa: 264
“Gecenin bir bölümünde aileni yola çıkar. Sen de peşlerine düş. Sizden kimse arkasına bakmasın. Emrolunduğunuz yere doğru devam edin.”
Ayet: 66Sayfa: 264
Ona şu kesin hükmü bildirdik: “Sabah olduğunda bunların arkaları kesilmiş (kökleri kurumuş) olacaktır.”
Ayet: 67Sayfa: 264
Şehir halkı (erkek misafirlerin şehre geldiğini birbirlerine müjdeleyerek) sevinç içinde geldiler.
Ayet: 68Sayfa: 264
Dedi ki: “Bunlar benim misafirlerimdir. Beni utandırıp dillerine düşürmeyin.”
Ayet: 69Sayfa: 264
“Allah’tan korkun ve beni rezil etmeyin.”
Ayet: 70Sayfa: 264
“Biz seni toplumun işine karışmaktan alıkoymamış mıydık?” demişlerdi.
Ayet: 71Sayfa: 265
Dedi ki: “İllaki bir şey yapacaksanız işte benim (evlenebileceğiniz) kızlarım!”
Ayet: 72Sayfa: 265
Senin ömrüne andolsun ki onlar sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlardı.
Ayet: 73Sayfa: 265
(Derken) Güneş’in doğmasıyla onları bir çığlık yakalayıverdi.
Ayet: 74Sayfa: 265
Oranın altını üstüne getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.
Ayet: 75Sayfa: 265
Şüphesiz ki bunda, basiret/feraset sahibi insanlar için (ibret alınacak) ayetler vardır.
Ayet: 76Sayfa: 265
Orası hâlen bir yerleşim yolu üzerinde bulunuyor.
Ayet: 77Sayfa: 265
Şüphesiz bunda, iman edenler için (dersler çıkarılacak) bir ayet vardır.
Ayet: 71Sayfa: 326
Onu ve Lût’u âlemler için bereketli kıldığımız topraklara (taşıyarak) kurtarmıştık.
Ayet: 72Sayfa: 326
Ona İshâk’ı, üstelik bir de Ya’kûb’u ihsan etmiş ve her birini salih kimseler kılmıştık.
Ayet: 73Sayfa: 327
Onları emrimizle hidayete ulaştıran imamlar kılmıştık. Onlara hayırlı işleri yapmayı, namazı dosdoğru kılmayı ve zekâtı vermeyi vahyetmiştik. Onlar bize kulluk/ibadet eden kimselerdi.
Ayet: 74Sayfa: 327
Lût’a da hüküm/hikmet ve ilim verdik. Onu habis eylemlerde bulunan o şehirden (ve halkından) kurtardık. Şüphesiz ki onlar, fasıklar(dan oluşan), kötü bir kavimdiler.
Ayet: 43Sayfa: 336
İbrâhîm ve Lût’un kavmi de…
Ayet: 160Sayfa: 373
Lût Kavmi, gönderilen resûlleri yalanladı.
Ayet: 161Sayfa: 373
Hani kardeşleri Lût onlara, “(Allah’tan) korkup sakınmaz mısınız?” demişti.
Ayet: 162Sayfa: 373
“Şüphesiz ki ben, sizin için güvenilir bir resûlüm.”
Ayet: 163Sayfa: 373
“(O hâlde) Allah’tan korkup sakının ve bana itaat edin.”
Ayet: 164Sayfa: 373
“Sizden (davetim karşılığında) bir ücret istemiyorum. Benim ücretim âlemlerin Rabbi olan (Allah’)a aittir.”
Ayet: 165Sayfa: 373
“Siz insanlar arasından erkeklere mi yaklaşıyorsunuz?”
Ayet: 166Sayfa: 373
“Ve Rabbinizin sizler için yarattığı eşlerinizi bırakıyorsunuz. (Hayır, öyle değil!) İşin aslı sizler, haddi aşan bir topluluksunuz.”
Ayet: 167Sayfa: 373
Demişlerdi ki: “Bu işe bir son vermezsen ey Lût, kesinlikle (buradan) çıkarılıp sürülenlerden olacaksın.”
Ayet: 168Sayfa: 373
Demişti ki: “Ben, sizin bu yaptığınız işten nefret ediyorum.”
Ayet: 169Sayfa: 373
“Rabbim! Beni ve ailemi bu yaptıklarından kurtar.”
Ayet: 170Sayfa: 373
Onu ve tüm ailesini kurtardık.
Ayet: 171Sayfa: 373
Geri kalanlar arasında (Lût’un eşi olan) yaşlı bir kadın hariç.
Ayet: 172Sayfa: 373
Sonra diğerlerini yerle bir ettik.
Ayet: 173Sayfa: 373
Üzerlerine (taş) yağmurları yağdırdık. Uyarılanların yağmuru ne kötüdür.
Ayet: 174Sayfa: 373
Şüphesiz ki bunda, (Allah’ın dostlarına yardım edip düşmanları helak edeceğine dair) ayet vardır. Onların çoğu mümin değildir.
Ayet: 175Sayfa: 373
Şüphesiz ki senin Rabbin, (evet) O, (izzet sahibi, her şeyi mağlup eden) El-Azîz ve (kullarına karşı merhametli olan) Er-Rahîm’dir.
Ayet: 54Sayfa: 380
Lût’u da (kavmine gönderdik). Hani o kavmine demişti ki: “Siz göz göre göre bu fuhşiyatı mı işliyorsunuz?”
Ayet: 55Sayfa: 380
“Siz kadınları bırakıp şehvetle erkeklere mi yanaşıyorsunuz? (Hayır, öyle değil!) Siz cahillik etmekte olan bir topluluksunuz.”
Ayet: 56Sayfa: 381
Kavminin cevabı yalnızca şu oldu: “Lût ailesini yurdunuzdan sürüp çıkarın. Çünkü onlar temiz insanlarmış.”
Ayet: 57Sayfa: 381
Karısı dışında onu ve ailesini kurtarmıştık. Onun geride (helak olanlarla) kalmasını takdir ettik.
Ayet: 58Sayfa: 381
Üzerlerine (taş) yağmuru yağdırdık. Uyarılanların yağmuru ne kötüdür.
Ayet: 133Sayfa: 450
Muhakkak ki Lût da gönderilmiş resûllerdendir.
Ayet: 134Sayfa: 450
Hani onu ve ailesini topluca kurtarmıştık.
Ayet: 135Sayfa: 450
Geride bırakılanlar arasında bir yaşlı kadın hariç.
Ayet: 136Sayfa: 450
Sonra diğerlerini yerle bir etmiştik.
Ayet: 137Sayfa: 450
Siz sabah vakti onlara uğrayıp geçmektesiniz.
Ayet: 138Sayfa: 450
Gece vakti de… Akletmez misiniz?
Ayet: 13Sayfa: 452
Semûd, Lût Kavmi, Eyke halkı da (yalanladı). Bunlar (helak olmuş) gruplardır.
Ayet: 13Sayfa: 517
Âd, Firavun ve Lût’un kardeşleri de.
Ayet: 33Sayfa: 529
Lût’un kavmi de uyarıcıları yalanladı.
Ayet: 34Sayfa: 529
Hiç şüphesiz biz, onların üzerine taş yağdıran bir kasırga gönderdik. Seher vakti, yalnızca Lût’un ailesini kurtardık.
Ayet: 35Sayfa: 529
Katımızdan bir nimet olarak… Şükreden kimseyi de aynı şekilde mükâfatlandırırız.
Ayet: 36Sayfa: 529
Andolsun ki (Lût), (şiddetli) yakalayışımızla onları uyarmıştı. Onlarsa uyarılara şüpheyle yaklaşmışlardı.
Ayet: 37Sayfa: 529
Andolsun ki onun konuklarını da arzulamışlardı. Biz de gözlerini silip (kör ettik). “Tadın azabımı ve uyarımı!” (dedik.)
Ayet: 38Sayfa: 529
Andolsun ki kesinleşmiş bir azap, erken vakitte onları bastırdı.
Ayet: 39Sayfa: 529
Tadın (bakalım) azabımı ve uyarımı!