Bakara
Ayet: 66Sayfa: 9
Bu (cezayı) kendilerinden önce ve sonra gelecek olanlara ibretlik bir ceza, muttakiler için de bir öğüt kıldık.
Bu konuyla ilgili ayetler
Ayet: 66Sayfa: 9
Bu (cezayı) kendilerinden önce ve sonra gelecek olanlara ibretlik bir ceza, muttakiler için de bir öğüt kıldık.
Ayet: 221Sayfa: 34
İman edinceye dek müşrik kadınlarla evlenmeyin. Müşrik bir kadın hoşunuza gitse bile mümin bir cariye ondan daha hayırlıdır. (Kadınlarınızı) iman edinceye dek müşrik erkeklerle evlendirmeyin. Müşrik bir erkek hoşunuza gitse bile köle bir mümin ondan daha hayırlıdır. Bunlar (müşrik erkek ve kadınlar), ateşe davet ediyorlar. Allah ise kendi izniyle cennete ve bağışlanmaya davet ediyor. İnsanlar öğüt alsınlar diye (Allah) ayetlerini açıklıyor.
Ayet: 232Sayfa: 36
Boşadığınız kadınlar iddet müddetini tamamladıklarında kocalarıyla iyilik üzere anlaşıp birbirlerine geri dönmeye karar verirlerse buna zorbalıkla engel olmayın. Bu, sizden Allah’a ve Ahiret Günü’ne iman edenlere verilen bir öğüttür. Bu, sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. Allah bilir, siz bilmezsiniz.
Ayet: 269Sayfa: 44
Hikmeti, (olgunluğu, söz ve davranışta isabetli olmayı) dilediğine verir. Kime de hikmet verilmişse ona çok fazla hayır verilmiştir. Ancak akıl sahipleri düşünüp öğüt alırlar.
Ayet: 275Sayfa: 46
Faiz yiyenler, şeytanın dokunduğu (cin çarpmış) kimse gibi (kabirlerinden) kalkarlar. (Bu ceza,) “Alışveriş de faiz gibidir.” demeleri nedeniyledir. Oysa Allah alışverişi helal, faizi ise haram kılmıştır. Kendisine Rabbinin (faize dair) öğüdü gelip de bu işe son verenin, (faizi bıraktıktan sonra) geriye kalan malı (önceki kazançları) onundur. Ve onun durumu (hakkında verilecek hüküm) Allah’adır. Kim de faizli işleme geri dönerse bunlar ateşin ehlidir ve orada ebedî kalacaklardır.
Ayet: 7Sayfa: 49
Sana Kitab’ı indiren O’dur. O (Kitap)’tan bazı ayetler (kimsenin tahrif etmeye güç yetiremeyeceği şekilde sağlam, açık ve) muhkemdir. Onlar (Kitab’ın çoğunluğunu ve ana omurgasını oluşturan muhkem), Kitab’ın anası olan (ayetlerdir). Diğer bazısı da (kullarını imtihan etmek için açık kılmadığı) müteşabih ayetlerdir. Kalplerinde eğrilik bulunanlar, fitne çıkarmak ve (ayetleri hevalarına göre) yorumlamak için müteşabih olan ayetlerin peşine düşerler. O (ayetlerin) tevilini/hakiki anlamını yalnızca Allah bilir. İlimde derinleşenler derler ki: “Ona iman ettik. Hepsi Rabbimizin katındandır.” Ancak akıl sahipleri düşünüp öğüt alır.
Ayet: 138Sayfa: 66
Bu, (tüm) insanlık için bir açıklama/manifesto, muttakiler için de bir hidayet ve öğüttür.
Ayet: 34Sayfa: 83
Allah’ın bir kısmını (erkekleri), diğer bir kısmına (kadınlara) üstün kılması ve mallarından harcamaları nedeniyle erkekler, kadınlar üzerinde idare edicidir. Saliha kadınlar, gönülden Allah’a itaat eden ve gaybda (kimsenin olmadığı yerlerde), Allah’ın koruduğu (iffet, mal gibi şeyleri) koruyan kimselerdir. Serkeşliğinden korktuğunuz kadınlara nasihat edin, yataklarını terk edin, onları dövün. (Bunlardan herhangi birini yaptığınızda) size itaat eder (ve serkeşliği bırakırlarsa) onların aleyhine (yani onlara zarar verecek başka bir) yol aramayın. Şüphesiz ki Allah, (zatı ve sıfatları en yüce olan) Aliy ve (en büyük olan) Kebîr’dir.
Ayet: 58Sayfa: 86
Şüphesiz ki Allah, emanetleri ehil olanlara vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğinizde adaletli olmanızı size emreder. Allah, bununla sizlere ne güzel öğüt veriyor! Şüphesiz ki Allah, (işiten ve dualara icabet eden) Semî’ ve (her şeyi gören) Basîr’dir.
Ayet: 63Sayfa: 87
Bunlar, Allah’ın kalplerinde (gizledikleri asıl gayelerini) bildiği kimselerdir. Onlardan yüz çevir, onlara öğüt ver ve onlara (onları derinden sarsacak) etkili bir söz söyle.
Ayet: 46Sayfa: 115
Onların ardından, kendisinden önce gelen Tevrât’ı doğrulayan Meryem oğlu Îsâ’yı gönderdik. Ona; içinde hidayet ve nur bulunan, kendisinden önce gelen Tevrât’ı tasdik eden, muttakiler için hidayet ve öğüt olan İncîl’i verdik.
Ayet: 90Sayfa: 137
Onlar, Allah’ın hidayet ettiği kimselerdir. Onların yolunu takip et. De ki: “Ben, bunun için sizden bir ücret istemiyorum. O, yalnızca âlemlere bir hatırlatmadır.”
Ayet: 126Sayfa: 143
Bu, Rabbinin dosdoğru yoludur. Şüphesiz ki ayetleri, düşünüp öğüt alan bir topluluk için detaylıca açıkladık.
Ayet: 152Sayfa: 148
“Ergenliğe ulaşıncaya dek yetimin malına yalnızca güzellikle yaklaşın. Ölçüyü ve tartıyı adaletle yerine getirin. Hiç kimseye gücünden fazlasını yüklemeyiz. Akrabanız dahi olsa söz söylediğinizde adil olun. Allah’a (verdiğiniz veya O’nun sizden aldığı) sözlere bağlılık gösterin.” (Allah) öğüt alasınız diye size bunları emretti.
Ayet: 2Sayfa: 150
(Bu,) onunla uyarman ve müminlere öğüt olması için sana indirilen Kitap’tır. (Sakın) ondan dolayı göğsünde bir sıkıntı olmasın.
Ayet: 3Sayfa: 150
Rabbinizden size indirilene uyun. O’ndan başka velilere uymayın. Ne de az öğüt alıyorsunuz!
Ayet: 21Sayfa: 151
Ve “Şüphesiz ki ben, sizin iyiliğinizi istiyorum/size nasihat veriyorum.” diye o ikisine yemin etti.
Ayet: 26Sayfa: 152
Ey Âdemoğulları! Şüphesiz, size avretinizi örtecek ve kendisiyle süsleneceğiniz elbise indirdik. Asıl hayırlı olan ise takva elbisesidir. (Dışınızı elbiseyle süslediğiniz gibi kalbinizi de takvayla süsleyiniz. Bu, daha hayırlıdır.) Bu (nimetler), düşünüp öğüt alsınlar diye Allah’ın ayetlerindendir.
Ayet: 62Sayfa: 157
“Size Rabbimin risaletini/mesajlarını iletiyorum ve size nasihat ediyorum. Ve ben, Allah’tan (bana gelen vahiy sayesinde) sizin bilmediklerinizi biliyorum.”
Ayet: 68Sayfa: 158
“Size Rabbimin risaletini/mesajlarını iletiyorum ve ben sizin için güvenilir bir nasihatçiyim.”
Ayet: 79Sayfa: 159
(Sâlih) onlardan yüz çevirdi ve “Ey kavmim! Andolsun, size Rabbimin mesajını ilettim ve size nasihat ettim. Fakat siz nasihat edenleri sevmiyorsunuz.” dedi.
Ayet: 93Sayfa: 161
Onlardan yüz çevirmiş ve demişti ki: “Ey kavmim! Andolsun ki size Rabbimin mesajlarını ilettim ve size nasihat ettim. Kâfir bir toplum için nasıl üzülebilirim ki?”
Ayet: 130Sayfa: 164
Andolsun ki biz, Firavun ailesini düşünüp öğüt alırlar diye uzun yıllar kıtlık ve meyvelerden eksiltmekle imtihan ettik.
Ayet: 145Sayfa: 167
O levhalarda ona her şeyden bir öğüt ve her şeye dair tafsilatlı bilgiler yazdık: “Ona kuvvetle tutun ve kavmine de emret, ona en güzel şekilde tutunsunlar. Fasıklar (cezalandırıldıklarında) yurtlarının (ne hâle geldiğini) size göstereceğim.”
Ayet: 164Sayfa: 171
Onlardan bir topluluk, “Allah’ın helak edeceği ya da çetin bir azaba çarptıracağı kimselere ne diye öğüt veriyorsunuz?” dediği zaman, “Rabbinize sunacağımız bir mazeretimiz olsun ve umulur ki korkup sakınırlar.” demişlerdi.
Ayet: 126Sayfa: 206
Her yıl bir veya iki defa (Allah tarafından) imtihan edildiklerini, (buna rağmen) tevbe etmeyip öğüt almadıklarını görmüyorlar mı?
Ayet: 3Sayfa: 207
Şüphesiz sizin Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra arşa istiva eden ve işleri yöneten/çekip çeviren Allah’tır. O’nun izni olmaksızın hiç kimse şefaat edemez. İşte, Rabbiniz olan Allah budur. (Öyleyse) O’na ibadet edin. Öğüt almaz mısınız?
Ayet: 57Sayfa: 214
“Ey insanlar! Şüphesiz ki size, Rabbinizden bir öğüt, sinelerde olan (manevi hastalıklara) şifa, müminler için de hidayet ve rahmet olan (bir Kitap geldi).”
Ayet: 24Sayfa: 223
(Cennetlik ve cehennemliklerden oluşan) bu iki grubun misali, kör ve sağır (bir toplulukla) gören ve işiten (bir topluluğun) misali gibidir. (Bu iki grup) örnekçe eşit olabilir mi? Öğüt almaz mısınız?
Ayet: 34Sayfa: 224
“Şayet Allah sizi saptırmak istemişse, ben size nasihat etmek istesem de nasihatimin size bir faydası olmaz. O, sizin Rabbinizdir ve O’na döndürüleceksiniz.”
Ayet: 46Sayfa: 226
Dedi ki: “Ey Nûh! Şüphesiz ki o, senin ehlinden değildir. O, salih olmayan bir ameldir. Hakkında bilgin olmayan şeyi benden isteme! Cahillerden olmayasın diye sana öğüt veriyorum.”
Ayet: 114Sayfa: 233
Gündüzün iki ucunda ve gecenin (gündüze) yakın saatlerinde namazı dosdoğru kıl. Şüphesiz iyilikler, kötülükleri giderir. Bu, (Allah’ı) ananlar için bir öğüttür.
Ayet: 120Sayfa: 234
Sana, resûllerin kıssalarından her (vahyettiğimizi), kalbini sağlamlaştırmak için anlatıyoruz. Bu (kıssalarla beraber) sana hak (olan bilgiler), müminlere de öğüt ve hatırlatma gelmiştir.
Ayet: 104Sayfa: 247
(Davetin karşılığında) onlardan bir ücret de talep etmiyorsun. O, yalnızca âlemlere bir öğüttür.
Ayet: 19Sayfa: 251
Rabbinden sana indirilenin hak olduğunu bilen kişi, o görmeyen gibi midir? Ancak akıl sahipleri öğüt alırlar.
Ayet: 25Sayfa: 258
(O ağaç) Rabbinin izniyle her zaman yemişini verir. İnsanlar öğüt alsınlar diye Allah onlara örnekler veriyor.
Ayet: 52Sayfa: 260
Bu (Kur’ân) onunla uyarılsınlar, (Allah’ın) ancak tek bir ilah olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri öğüt alsın diye insanlara bir mesajdır.
Ayet: 13Sayfa: 267
Yeryüzünde sizin için yaratıp yaydığı türlü renklerdeki (bitkiler de sizin hizmetinizdedir). Şüphesiz ki öğüt alan bir toplum için bunda ayet vardır.
Ayet: 17Sayfa: 268
Hiç yaratan, yaratmayan gibi olur mu? Öğüt almaz mısınız?
Ayet: 90Sayfa: 276
Şüphesiz ki Allah, adaleti, iyiliği, yakın akrabaya vermeyi emreder. Fuhşiyatı, münkeri ve (başkalarının hakkını çiğneyecek) taşkınlığı yasaklar. Düşünüp hatırlayasınız diye size öğüt verir.
Ayet: 125Sayfa: 280
Rabbinin yoluna hikmet ve güzel öğütle davet et! Onlarla en güzel şekilde mücadele et. Şüphesiz ki Rabbin, yolundan sapanları da hidayet ehli olanları da en iyi bilendir.
Ayet: 41Sayfa: 285
Andolsun ki öğüt alsınlar diye bu Kur’ân’da (hakikatleri) çeşitli yollarla açıkladık. Fakat (bu,) onların ancak kaçıp uzaklaşmalarını arttırdı.
Ayet: 57Sayfa: 299
Rabbinin ayetleri kendisine hatırlatıldığı hâlde yüz çeviren ve elleriyle (yapıp) takdim ettiğini unutandan daha zalim kim olabilir? Şüphesiz ki anlamamaları için kalplerine perde germiş, kulaklarına da ağırlık koymuşuzdur. Sen onları hidayete çağırsan bile, ebediyen doğru yolu bulamazlar.
Ayet: 3Sayfa: 311
(Aksine) Allah’tan korkanlara bir öğüt/hatırlatma olsun (diye indirdik).
Ayet: 44Sayfa: 313
“Ona yumuşak bir söz söyleyin. Umulur ki öğüt alır ya da korkar.”
Ayet: 48Sayfa: 325
Andolsun ki Mûsâ ve Hârûn’a muttakilere bir ışık ve öğüt/hatırlatma olması için Furkân’ı/Tevrât’ı verdik.
Ayet: 85Sayfa: 346
“Allah’a aittir.” diyecekler… De ki: “Öğüt almaz mısınız?”
Ayet: 1Sayfa: 349
Bu, indirdiğimiz ve (içerdiği hükümleri) farz kıldığımız bir suredir. Öğüt alasınız diye onda apaçık ayetler indirdik.
Ayet: 17Sayfa: 350
Şayet müminler iseniz Allah, ebediyen böyle bir şeye dönmemeniz için size öğüt veriyor.
Ayet: 27Sayfa: 351
Ey iman edenler! Kendi eviniz dışındaki evlere izin almadan ve ev halkına selam vermeden girmeyin. Bu, sizin için daha hayırlıdır. Umulur ki öğüt alırsınız.
Ayet: 34Sayfa: 353
Andolsun ki size, açıklayıcı/apaçık ayetleri, sizden öncekilerin örneklerini ve muttakilere de öğüt (olacak ayetleri) indirdik.
Ayet: 50Sayfa: 363
Andolsun ki (o yağmuru), öğüt almaları için onların arasında çevirdik durduk. Ancak insanların çoğu (anlamak ya da inanmak yerine) küfürde direttiler.
Ayet: 62Sayfa: 364
Dileyenin öğüt alması ya da şükretmesi için geceyi ve gündüzü birbiri ardınca kılan O’dur.
Ayet: 136Sayfa: 371
Demişlerdi ki: “Öğüt versen de vermesen de bizim için fark etmez.”
Ayet: 62Sayfa: 381
(Onlar mı daha hayırlıdır yoksa) dua ettiğinde darda kalmışın duasına icabet eden, kötülüğü gideren ve sizleri yeryüzünün halifeleri kılan (Allah mı)? Allah’la beraber başka ilah mı?! Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz.
Ayet: 12Sayfa: 385
Biz (onu annesine geri çevirmeden) daha önce süt anneleri ona haram kıldık. (Kimsenin sütünü içmiyordu.) Kız kardeşi dedi ki: “Size onun bakımını üstlenecek ve ona iyi davranacak bir aile göstereyim mi?”
Ayet: 20Sayfa: 386
Derken şehrin diğer ucundan bir adam koşarak geldi. “Ey Mûsâ! İleri gelenler, seni öldürmek için toplantı yapmaktalardır. Buradan çık. (Ben, senin iyiliğini istediğim için) sana nasihat edenlerdenim.”
Ayet: 43Sayfa: 389
Andolsun ki ilk nesilleri helak ettikten sonra, insanlar için basiretler barındıran hidayet ve rahmet olan Kitab’ı Mûsâ’ya verdik. Umulur ki öğüt alırlar.
Ayet: 46Sayfa: 390
Biz (Mûsâ’ya) seslendiğimizde Tûr’un yanında da değildin. Fakat Rabbinin rahmeti olarak (bunları sana vahyediyoruz ki) senden önce kendilerine uyarıcı gelmemiş olan topluluğu uyarasın. Umulur ki öğüt alırlar.
Ayet: 51Sayfa: 391
Andolsun ki öğüt alsınlar diye, sözü kesintisiz bir şekilde onlara ulaştırdık.
Ayet: 51Sayfa: 401
Sana indirdiğimiz ve onlara okunmakta olan Kitap kendilerine yetmiyor mu? Şüphesiz ki bunda, iman eden bir topluluk için rahmet ve öğüt vardır.
Ayet: 4Sayfa: 414
Allah, gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri altı günde yarattı, sonra da arşa istiva etti. Sizin, O’nun dışında bir veliniz ve şefaatçiniz yoktur. Öğüt almaz mısınız?
Ayet: 46Sayfa: 432
De ki: “Size tek bir öğüt veriyorum: (Hakkı bulmak adına) Allah için ikişer ikişer, birer birer harekete geçin, sonra da düşünün. (Göreceksiniz ki) arkadaşınız (olan Peygamber’de) hiçbir delilik yoktur. O, çetin bir azabın öncesinde, (sizi uyaran) bir uyarıcıdan başkası değildir.”
Ayet: 37Sayfa: 437
Orada çığlıklarla yardım isterler. (Derler ki:) “Rabbimiz! Bizi çıkar, önceden yaptıklarımız yerine salih ameller yapalım.” Size, öğüt almak isteyenin öğüt alacağı kadar ömür vermedik mi? Hem size uyarıcı da geldi. Tadın (azabı)! Zalimlerin hiçbir yardımcısı yoktur.
Ayet: 19Sayfa: 440
Demişlerdi ki: “Uğursuzluğunuz sizin yanınızdadır. Size öğüt verildi diye mi (bizi uğursuz saydınız)? Bilakis siz, haddi aşan, taşkın bir toplumsunuz.”
Ayet: 69Sayfa: 443
Biz ona şiir öğretmedik, bu ona yakışmaz da. O, yalnızca bir zikir/öğüt ve apaçık bir Kur’ân’dır.
Ayet: 13Sayfa: 445
Öğüt verildiğinde öğüt almazlar.
Ayet: 155Sayfa: 451
Öğüt almaz mısınız?
Ayet: 29Sayfa: 454
Ayetlerini tedebbür edip (iyice düşünsünler) ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye, (bu Kur’ân) sana indirdiğimiz mübarek bir Kitap’tır.
Ayet: 43Sayfa: 455
Katımızdan bir rahmet ve akıl sahiplerine öğüt olması için ona, ailesini ve bir o kadarını daha verdik.
Ayet: 9Sayfa: 458
(Bu mu,) yoksa geceleri secdede ve kıyamda geçiren, ahiret (azabından) sakınan ve Rabbinin rahmetini umarak gönülden ve sürekli (Allah’a kulluk eden mi daha hayırlıdır)? De ki: “Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu?” Ancak akıl sahipleri öğüt alır.
Ayet: 21Sayfa: 459
Allah’ın gökyüzünden su indirip, onu yeryüzünde var olan kaynaklara akıttığını görmedin mi? Sonra da onunla farklı renklerden ekinler çıkarır, sonra o kurur ve sen onu sararmış görürsün. Sonra da onu, kuruyup dökülen çer çöp hâline getirir. Şüphesiz ki bunda (dünya hayatının geçiciliğine dair), akıl sahipleri için bir öğüt vardır.
Ayet: 27Sayfa: 460
Andolsun ki öğüt almaları için bu Kur’ân’da insanlara her türlü örneği verdik.
Ayet: 13Sayfa: 467
Size ayetlerini gösteren ve sizin için gökten rızık indiren O’dur. (Allah’a) yönelenden başkası öğüt almaz.
Ayet: 58Sayfa: 472
Kör ile gören bir olmaz. İman edip salih amel işleyenle kötülük yapan da (bir olmaz). Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz.
Ayet: 13Sayfa: 495
(Bu bela başlarına geldikten sonra) nasıl öğüt alacaklar ki? Oysa onlara apaçık bir resûl gelmişti.
Ayet: 58Sayfa: 497
Öğüt almaları için o (Kur’ân’ı) senin dilinde kolaylaştırdık.
Ayet: 23Sayfa: 500
Hevasını ilah edinen ve Allah’ın ilim üzere saptırdığı, kulağını ve kalbini mühürlediği ve gözünün üzerine perde kıldığı kimseyi gördün mü? (Şimdi) Allah’tan sonra ona kim hidayet edebilir? Öğüt almaz mısınız?
Ayet: 18Sayfa: 507
Onlar, kıyametin ânsızın gelmesinden başka bir şey mi bekliyorlar? İşte, onun alametleri gelmiştir. (Kıyamet) başlarına geldiğinde nasıl öğüt alacaklar ki?
Ayet: 37Sayfa: 519
Hiç kuşkusuz bunda, (akleden) bir kalbi (olan) ve şahit (bilinçli) olarak dinleyen için öğüt vardır.
Ayet: 45Sayfa: 519
Onların, (dünyada iken) neler söylediğini en iyi biz biliriz. Sen, onların üzerinde bir zorba değilsin. Tehdidimden korkanlara Kur’ân’la öğüt ver.
Ayet: 49Sayfa: 521
Her şeyden çift çift yarattık. Umulur ki öğüt alırsınız.
Ayet: 55Sayfa: 522
Hatırlat/Öğüt ver! Çünkü hatırlatma müminlere fayda verir.
Ayet: 29Sayfa: 523
Öyleyse hatırlat/öğüt ver. Sen, Rabbinin nimetiyle ne kâhinsin ne de mecnun.
Ayet: 15Sayfa: 528
Andolsun ki biz, onu (ibret alınması gereken) bir ayet olarak bıraktık. Var mı öğüt alan?
Ayet: 17Sayfa: 528
Andolsun ki biz, Kur’ân’ı öğüt alınması için kolaylaştırdık. Peki var mı öğüt alan?
Ayet: 22Sayfa: 528
Andolsun ki biz, Kur’ân’ı öğüt alınması için kolaylaştırdık. Peki, var mı öğüt alan?
Ayet: 32Sayfa: 529
Andolsun ki biz, Kur’ân’ı öğüt alınması için kolaylaştırdık. Peki, var mı öğüt alan?
Ayet: 40Sayfa: 529
Andolsun ki biz, Kur’ân’ı, öğüt alınması için kolaylaştırdık. Peki, var mı öğüt alan?
Ayet: 51Sayfa: 530
Andolsun ki biz, benzerlerinizi helak ettik. Peki, var mı öğüt alan?
Ayet: 62Sayfa: 535
Andolsun ki ilk yaratmayı bildiniz/kabul ettiniz. (Allah’ın kudretini anlayıp sizleri dirilteceği konusunda) düşünüp öğüt almanız gerekmez mi?
Ayet: 73Sayfa: 535
Biz onu, hem bir hatırlatma/öğüt hem de ihtiyacı olanlara faydalanacakları bir metâ kıldık.
Ayet: 3Sayfa: 541
Kadınlarına zıhar yapıp sonra da sözlerinden dönenler, eşleriyle temas etmeden önce bir köle azad etsinler. Bu, size öğüt verilen şeydir. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.
Ayet: 2Sayfa: 557
(İddet) sürelerine ulaştıkları zaman, onları güzellikle tutun veya güzellikle onlardan ayrılın. İçinizden iki adil şahit tutun ve şahitliği Allah için dosdoğru yapın. Allah’a ve Ahiret Günü’ne iman edenlere bununla öğüt verilir. Kim de Allah’tan korkup sakınırsa (Allah,) ona bir çıkış yolu kılar.
Ayet: 10Sayfa: 558
Allah, onlar için çetin bir azap hazırlamıştır. (O hâlde) Allah’tan korkup sakının ey iman eden akıl sahipleri! Muhakkak ki Allah, size zikir/Kur’ân indirmiştir.
Ayet: 12Sayfa: 566
Tâ ki onu size hatırlatma/öğüt kılalım ve kavrayan kulaklar onu kavrasın (onunla amel etsin ve sonradan gelenlere aktarsın diye).
Ayet: 42Sayfa: 567
Kâhin sözü de değildir. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz.
Ayet: 48Sayfa: 567
Şüphesiz ki o, muttakiler için bir öğüttür/hatırlatmadır.
Ayet: 19Sayfa: 573
Şüphesiz ki bu, bir hatırlatmadır/öğüttür. Artık dileyen, Rabbine bir yol tutar.
Ayet: 31Sayfa: 575
Biz, cehennem bekçilerini meleklerden başkası kılmadık. Onların sayısını, kâfirler için yalnızca bir fitne kıldık. Tâ ki kendilerine Kitap verilenler yakinen inansınlar, iman edenlerin imanı artsın, kendisine Kitap verilenler ve iman edenler şüpheye düşmesin. Kalplerinde hastalık bulunanlarla kâfir olanlar da, “Allah bu misalle neyi murad etti/ne anlatmak istedi?” desin. İşte Allah dilediğini böyle saptırır dilediğini de hidayet eder. Rabbinin ordularını O’ndan başkası bilmez. O, insanlar için ancak bir öğüttür.
Ayet: 49Sayfa: 576
Onlara ne oluyor ki öğütten yüz çeviriyorlar?
Ayet: 54Sayfa: 576
Asla! Hiç şüphesiz o, bir öğüttür.
Ayet: 55Sayfa: 576
Dileyen ondan öğüt alır.
Ayet: 56Sayfa: 576
Allah dilemedikçe öğüt alamazlar. O, takva ehli (korkup sakınılmaya en layık olan) ve mağfiret ehli (korkup sakınanları bağışlamaya en layık) olandır.
Ayet: 29Sayfa: 579
Şüphesiz ki bu, bir öğüttür. Artık dileyen, Rabbine bir yol tutsun.
Ayet: 4Sayfa: 584
Ya da (dinlediği ayetlerden) öğüt alacak ve bu öğüt kendisine fayda sağlayacaktı.
Ayet: 11Sayfa: 584
Asla (böyle yapma!) Hiç şüphesiz o, bir öğüttür/hatırlatmadır.
Ayet: 9Sayfa: 591
Şayet fayda verecekse öğüt ver/hatırlat!
Ayet: 10Sayfa: 591
Korkan kimse öğüt alır.
Ayet: 21Sayfa: 592
Hatırlat! Sen ancak bir hatırlatıcısın/öğüt vericisin.