Bakara
Ayet: 119Sayfa: 17
Gerçek şu ki biz seni, bir müjdeleyici ve uyarıcı olarak hak ile gönderdik. (Hakka inanmayan) cehennem ehlinden (sorumlu değilsin ve onlardan dolayı) sorguya çekilmeyeceksin.
Bu konuyla ilgili ayetler
Ayet: 119Sayfa: 17
Gerçek şu ki biz seni, bir müjdeleyici ve uyarıcı olarak hak ile gönderdik. (Hakka inanmayan) cehennem ehlinden (sorumlu değilsin ve onlardan dolayı) sorguya çekilmeyeceksin.
Ayet: 213Sayfa: 32
İnsanlar (tevhid üzere yaşayan) tek bir ümmetti. (İhtilafa düştüler.) Allah (aralarındaki ihtilafı gidersin diye) müjdeleyici ve uyarıcı nebiler gönderdi. İnsanların anlaşmazlığa düştükleri konularda aralarında hakem olsun diye nebilerle beraber hak olan Kitab’ı indirdi. O (Kitap konusunda) anlaşmazlığa düşenler; kendilerine apaçık deliller geldikten sonra aralarında azgınlık/kıskançlık/bir diğer gruba üstünlük sağlama isteği taşıyan Ehl-i Kitap’tan başkası değildi. Hakkında ihtilafa düştükleri meselede Allah, iman edenleri izniyle hakka hidayet etti. Allah dilediğini dosdoğru yola iletir.
Ayet: 165Sayfa: 103
Müjdeleyici ve uyarıcı resûller (gönderdik). Tâ ki resûllerden sonra insanların Allah’a (“Bilmiyorduk, duymadık.” gibi bahane olarak) sunacakları bir hüccetleri kalmasın. Allah, (izzet sahibi, her şeyi mağlup eden) Azîz ve (hüküm ve hikmet sahibi olan) Hakîm’dir.
Ayet: 19Sayfa: 110
Ey Ehl-i Kitap! Resûllerin kesintiye uğradığı bir zamanda, “Bize ne bir müjdeci ne de bir uyarıcı gelmedi.” demeyesiniz diye size açıklayan Resûlümüz geldi. Şüphesiz ki size, müjdeci de uyarıcı da geldi. Allah, her şeye kadîrdir.
Ayet: 184Sayfa: 173
Hiç düşünmediler mi? Onların arkadaşlarında, (onlara gönderilen Nebi’de) hiçbir delilik yoktur. O, ancak apaçık bir uyarıcıdır.
Ayet: 188Sayfa: 174
De ki: “Ben kendime, Allah’ın dilemesi dışında ne fayda ne de zarar verme gücüne sahibim. Şayet gaybı biliyor olsaydım hayrı çoğaltırdım/daha fazla mal toplardım ve hiçbir kötülük bana dokunmazdı. Ben, yalnızca inanan bir topluluk için uyarıcı ve müjdeciyim.”
Ayet: 12Sayfa: 221
“Ona bir hazine indirilmeli ya da onunla beraber bir melek gelmesi gerekmez miydi?” demeleri nedeniyle, sana vahyedilenin bir kısmını (anlatmayı) bırakıp göğsünü daraltacak değilsin herhâlde? Sen ancak bir uyarıcısın. Allah, her şeye vekildir.
Ayet: 7Sayfa: 249
Kâfirler derler ki: “Onun üzerine Rabbinden bir ayet/mucize indirilmesi gerekmez miydi?” Sen ancak bir uyarıcısın, her kavmin yol göstericisi (Hâdi olan Allah’tır).
Ayet: 89Sayfa: 265
De ki: “Kuşkusuz ben, (evet,) ben apaçık bir uyarıcıyım.”
Ayet: 56Sayfa: 299
Biz resûllerimizi (onların isteklerine icabet etsinler diye değil) yalnızca müjdeciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. Kâfirler ise (hakka karşı) batılla mücadele ederek, hakkın ayağını kaydırmak/hakkı yok etmek istiyorlar. Ayetlerimi ve uyarıldıkları şeyi alaya aldılar.
Ayet: 49Sayfa: 337
De ki: “Ey insanlar! Ben, sizin için ancak apaçık bir uyarıcıyım.”
Ayet: 1Sayfa: 358
Tüm âlemlere bir uyarıcı olması için, kulunun üzerine Furkân’ı (hakla batılı ayıran Kitab’ı) indiren (Allah) ne yüce, ne mübarektir.
Ayet: 7Sayfa: 359
Dediler ki: “Ne oluyor bu Resûl’e? (Normal insanlar gibi) yemek yiyor, çarşı pazarda dolaşıyor! Ona, kendisiyle beraber uyarıcı olacak bir melek indirilmesi gerekmez miydi?”
Ayet: 51Sayfa: 363
Şayet dileseydik, her beldeye bir uyarıcı gönderirdik. (Ancak, tüm insanlığa seni gönderdik.)
Ayet: 115Sayfa: 371
“Ben, yalnızca apaçık bir uyarıcıyım.”
Ayet: 194Sayfa: 374
Uyarıcılardan olman için kalbine (vahyetti).
Ayet: 208Sayfa: 375
Biz hangi beldeyi helak etmişsek mutlaka onun uyarıcıları vardır.
Ayet: 92Sayfa: 384
“Ve Kur’ân’ı okumakla (emrolundum). Kim hidayet bulursa, kendi yararına hidayet bulmuştur. Kim de sapıtırsa de ki: ‘Ben, ancak uyarıcılardan biriyim.’ ”
Ayet: 46Sayfa: 390
Biz (Mûsâ’ya) seslendiğimizde Tûr’un yanında da değildin. Fakat Rabbinin rahmeti olarak (bunları sana vahyediyoruz ki) senden önce kendilerine uyarıcı gelmemiş olan topluluğu uyarasın. Umulur ki öğüt alırlar.
Ayet: 50Sayfa: 401
Dediler ki: “Ona Rabbinden ayetler/mucizeler gelmesi gerekmez miydi?” De ki: “Ayetler, ancak Allah katındadır. Ve ben yalnızca apaçık bir uyarıcıyım.”
Ayet: 3Sayfa: 414
Yoksa, “Onu uydurdu.” mu diyorlar? (Hayır, öyle değil!) Bilakis, senden önce hiçbir uyarıcı gelmemiş olan bir toplumu uyarman için, o (Kur’ân), Rabbinden gelen bir haktır. Umulur ki hidayet bulurlar.
Ayet: 45Sayfa: 423
Ey Nebi! Biz seni şahit, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik,
Ayet: 28Sayfa: 430
Biz seni, ancak bütün insanlığa müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Fakat insanların çoğu bilmezler.
Ayet: 34Sayfa: 431
Biz, hangi beldeye bir uyarıcı gönderdiysek mutlaka oranın refah içinde yaşayan şımarık zenginleri, “Biz, sizin kendisiyle gönderildiğiniz şeyi inkâr ediyoruz.” dediler.
Ayet: 44Sayfa: 432
Biz, onlara ders yapıp (talim edecekleri) bir kitap vermedik. Senden önce onlara bir uyarıcı da göndermedik.
Ayet: 23Sayfa: 436
Sen, yalnızca bir uyarıcısın.
Ayet: 24Sayfa: 436
Biz seni hak ile, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Her ümmete mutlaka bir uyarıcı gelip geçmiştir.
Ayet: 42Sayfa: 438
Kendilerine bir uyarıcı gelecek olsa, (tüm) ümmetlerden daha doğru yolda olacaklarına dair olanca güçleriyle yemin ettiler. Kendilerine uyarıcı gelince (bu durum,) ancak onların kaçıp uzaklaşmalarını arttırdı.
Ayet: 72Sayfa: 447
Andolsun ki biz, onların arasına uyarıcılar göndermiştik.
Ayet: 4Sayfa: 452
Onlara içlerinden bir uyarıcının gelmesine şaşırdılar ve kâfirler dediler ki: “Şüphesiz ki bu, bir büyücüdür, bir yalancıdır.”
Ayet: 65Sayfa: 456
De ki: “Ancak ben, bir uyarıcıyım. (Zatında, fiillerinde ve sıfatlarında tek olan) El-Vâhid ve (her şeye boyun eğdirip hükmüne ram eyleyen) El-Kahhâr olan Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur.”
Ayet: 70Sayfa: 456
“Bana, yalnızca bir uyarıcı olduğum vahyedilmektedir.”
Ayet: 4Sayfa: 476
Müjdeci ve uyarıcı olarak… Onların çoğu yüz çevirdi. Onlar dinlemezler.
Ayet: 9Sayfa: 502
De ki: “Ben, resûllerin ilki değilim. Ve ben, bana ve size ne yapılacağını bilmiyorum. Ben, yalnızca bana vahyolunana uyuyorum. Ben, ancak apaçık bir uyarıcıyım.”
Ayet: 21Sayfa: 504
Âd (Kavmi’nin) kardeşi (Hûd’u) hatırla. Hani o, kavmini Ahkâf (denilen mevkide) uyarmıştı. Muhakkak onun önünde ve ardında birçok uyarıcı geçmişti (ve kavimlerine şöyle demişlerdi): “Allah’tan başkasına ibadet etmeyin. Şüphesiz ki ben, sizin için büyük günün azabından korkuyorum.”
Ayet: 8Sayfa: 510
Şüphesiz ki biz seni, şahit, müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.
Ayet: 2Sayfa: 517
Onlara içlerinden bir uyarıcının gelmesine şaşırdılar ve kâfirler, “Bu şaşılacak bir şeydir.” dediler.
Ayet: 56Sayfa: 527
Bu (Kur’ân), önceki uyarıcılardan bir uyarıcıdır.
Ayet: 8Sayfa: 561
(Ateş) öfkeden çatlayıp ayrışacak gibi olur. Her bir topluluk (ateşin) içine atıldığında, oranın bekçileri kendilerine, “Size bir uyarıcı gelmedi mi?” diye sorarlar.
Ayet: 9Sayfa: 561
Derler ki: “Evet! Muhakkak ki bize uyarıcı geldi (fakat) biz onu yalanladık ve ‘Allah hiçbir şey indirmemiştir, siz yalnızca büyük bir sapıklık içindesiniz.’ dedik.”
Ayet: 26Sayfa: 562
De ki: “(Kıyamete dair) bilgi, yalnızca Allah’ın yanındadır. Ben ise ancak apaçık bir uyarıcıyım.”
Ayet: 2Sayfa: 569
Demişti ki: “Ey kavmim! Hiç şüphesiz ben, sizin için apaçık bir uyarıcıyım.”
Ayet: 45Sayfa: 583
Sen ancak ondan korkanları uyarırsın.