Âl-i İmrân
Ayet: 10Sayfa: 50
Şüphesiz ki kâfirlerin malları ve evlatları, Allah’a karşı kendilerine hiçbir fayda sağlamayacaktır. Bunlar, ateşin yakıtı olacakların ta kendileridir.
Bu konuyla ilgili ayetler
Ayet: 10Sayfa: 50
Şüphesiz ki kâfirlerin malları ve evlatları, Allah’a karşı kendilerine hiçbir fayda sağlamayacaktır. Bunlar, ateşin yakıtı olacakların ta kendileridir.
Ayet: 11Sayfa: 50
Firavun ailesi ve onlardan önce yaşamış (kâfirlere, Allah’ın azabı geldiğinde mallarının ve evlatlarının hiçbir fayda sağlamadığı) gibi. Ayetlerimizi yalanladılar. (Bunun üzerine) Allah onları günahları nedeniyle yakalayıverdi. Allah, cezası çetin olandır.
Ayet: 137Sayfa: 66
Şüphesiz ki sizden önce (Allah’ın iyi ve kötü toplumlara uyguladığı değişmez) yasaları geçti (yaşandı ve bitti). Yeryüzünde gezip dolaşın ve yalanlayanların akıbetinin nasıl olduğuna bir bakın.
Ayet: 10Sayfa: 108
Ayetlerimizi inkâr edip yalanlayanlara gelince onlar, alevli ateşin ehlidir.
Ayet: 86Sayfa: 121
Ayetlerimizi inkâr edip yalanlayanlar, bunlar alevli ateşin ehlidir.
Ayet: 11Sayfa: 128
De ki: “Yeryüzünde gezip dolaşın ve sonra bakın (bakalım), yalanlayanların sonu nasıl olmuş?”
Ayet: 21Sayfa: 129
Allah’a, yalan uydurarak iftira eden ve O’nun ayetlerini yalanlayanlardan daha zalim kim olabilir? Şüphesiz ki o zalimler, kurtuluşa ermezler.
Ayet: 39Sayfa: 131
Ayetlerimizi yalanlayanlar, karanlıklar içinde, sağır ve dilsizlerdir. Allah kimi dilerse onu saptırır, kimi de dilerse dosdoğru yol üzere kılar.
Ayet: 49Sayfa: 132
Ayetlerimizi yalanlayanlara gelince işleyip durdukları fısklardan (günahlardan) ötürü onlara azap dokunacaktır.
Ayet: 148Sayfa: 147
Allah’a şirk koşanlar diyecekler ki: “Şayet Allah dileseydi biz ve babalarımız şirk koşmaz ve hiçbir şeyi haram saymazdık.” Onlardan önce (yaşamış müşrikler de) azabımızı tadıncaya kadar aynı şekilde yalanladılar. De ki: “Sizin yanınızda bize çıkarabileceğiniz bir ilim var mı? Siz sadece zanna uyuyor ve yalnızca tahminle iş yapıyorsunuz.”
Ayet: 157Sayfa: 148
Ya da, “Şayet bize Kitap indirilmiş olsaydı onlardan daha fazla hidayet ehli olurduk.” demeyesiniz diye. Şüphesiz ki size Rabbinizden apaçık bir delil, hidayet ve rahmet geldi. Allah’ın ayetlerini yalanlayan ve ondan yüz çevirenden (ya da insanların yüz çevirmesi için çabalayandan) daha zalim kim vardır? (Kendileri) ayetlerimizden yüz çevirip de (başkalarını) ondan alıkoyanları yaptıklarına karşılık azabın en kötüsüyle cezalandıracağız.
Ayet: 36Sayfa: 153
Ayetlerimizi yalanlayan ve ona karşı büyüklenenlere gelince, bunlar ateşin ehlidir ve orada ebedî kalırlar.
Ayet: 37Sayfa: 153
Allah’a, yalan uydurarak iftira eden veya (Allah’ın) ayetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Bunlara, Kitap’tan nasipleri, (kendileri için takdir olunan hayır ve şer) erişir. Nihayet canlarını almak için elçilerimiz onlara geldiğinde derler ki: “Allah’ı bırakıp dua ettikleriniz nerede?” Derler ki: “Onlar bizi (terk edip) kayboldular.” Ve kâfir olduklarına dair kendileri aleyhine şahitlik ettiler.
Ayet: 38Sayfa: 154
(Allah,) “Sizden önce ateşe girmiş olan cin ve insan topluluklarıyla beraber siz de ateşe girin.” der. Her ümmet oraya girdiğinde, (kendisi gibi sapık olan) kardeşini (ümmetleri) lanetler. Sonunda hepsi bir araya toplanınca sonradan gelmiş olanlar, önceden yaşamış olanlar için, “Rabbimiz! Bunlar bizi saptırdılar. Onlara ateşten kat kat azap ver.” der. (Allah) buyuracak ki: “Hepinize kat kat (azap) vardır. Fakat bilmiyorsunuz.”
Ayet: 39Sayfa: 154
Önce yaşamış olanlar, sonradan gelenlere diyecekler ki: “Sizin bize hiçbir üstünlüğünüz/ayrıcalığınız yoktur. Kazandıklarınıza karşılık azabı tadın.”
Ayet: 40Sayfa: 154
Şüphesiz ki ayetlerimizi yalanlayıp onlara karşı büyüklenenler… Gök kapıları onlara açılmayacak. (Öldüklerinde, ruhları sema ehli tarafından hoşnutlukla karşılanmayacak.) Ve deve, iğne deliğinden geçene dek onlar cennete girmeyeceklerdir. Biz, suçlu günahkârları işte böyle cezalandırırız.
Ayet: 41Sayfa: 154
Onlar için cehennemden (alevli) bir yatak ve üstlerinde (onları örten ateşten) bir yorgan vardır. İşte biz, zalimleri böyle cezalandırırız.
Ayet: 64Sayfa: 157
Onu yalanladılar. Biz de onu ve gemide onunla beraber olanları kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayanları ise boğduk. (Çünkü) onlar (hakikatleri görmeyen) kör bir kavimdi.
Ayet: 72Sayfa: 158
Onu ve onunla beraber olanları, tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayanların ise (kökünü kurutarak) arkalarını kestik. Onlar mümin de değillerdi.
Ayet: 92Sayfa: 161
Şuayb’ı yalanlayanlar (var ya); sanki orada zenginlik içinde hiç yaşamamışlar gibi… Şuayb’ı yalanlayanlar (var ya); asıl hüsrana uğrayanlar onlar oldular.
Ayet: 96Sayfa: 162
Şayet o beldenin halkı iman etmiş ve (Allah’tan) korkup sakınmış olsaydı göğün ve yerin bereket (kapılarını) onlara açardık. Fakat yalanladılar. Biz de onları işledikleri (günahlara) karşılık (azapla) yakalayıverdik.
Ayet: 136Sayfa: 165
(Bunun üzerine) onlardan intikam aldık. Ayetlerimizi yalanlamaları ve ona karşı gafil olmaları nedeniyle onları suda boğduk.
Ayet: 146Sayfa: 167
Hakları olmadığı hâlde yeryüzünde büyüklenip kibre kapılanları ayetlerimden çevireceğim. (İlgisiz kalacaklar, duysalar dahi anlamayacaklar.) Onlar bütün ayetleri görseler de inanmazlar. Rüşd/Olgunluk/Doğruluk yolunu görseler de onu yol edinmezler. Azgınlık yolunu gördüklerinde (hemen benimser) de kendilerine yol edinirler. Bu, ayetlerimizi yalanlamaları ve ayetlerden gafil olmaları nedeniyledir.
Ayet: 147Sayfa: 167
Ayetlerimizi ve ahiret karşılaşmasını yalanlayan kimselerin amelleri boşa gitmiştir. (Ne bekliyorlardı?) Yaptıklarından başkasıyla mı cezalandırılacaklardı?
Ayet: 176Sayfa: 172
Şayet biz isteseydik onu (kendisine verdiğimiz ilim ve deliller sayesinde) yüceltirdik. Fakat o, dünyaya meyletti ve hevasına/arzusuna uydu. Onun misali, üzerine gitsen de dili dışarıda soluyan, kendi hâline terk etsen de dili dışarıda soluyan köpek gibidir. Bu, ayetlerimizi yalanlayan topluluğun misalidir. İyice düşünsünler diye kıssaları anlat.
Ayet: 177Sayfa: 172
Ayetlerimizi yalanlayan ve yalnızca kendilerine zulmetmekte olanların misali ne kötüdür!
Ayet: 182Sayfa: 173
Ayetlerimizi yalanlayanları ise hiç bilmedikleri yönlerden derece derece/adım adım (azaba) yaklaştıracağız.
Ayet: 183Sayfa: 173
Onlara mühlet veriyorum. Benim (adım adım azaba yaklaştırmak için onlara kurduğum) tuzağım pek sağlamdır.
Ayet: 184Sayfa: 173
Hiç düşünmediler mi? Onların arkadaşlarında, (onlara gönderilen Nebi’de) hiçbir delilik yoktur. O, ancak apaçık bir uyarıcıdır.
Ayet: 185Sayfa: 173
(İnsanı hayrete düşüren ve sayısız ayetle donatılmış) göklerin ve yerin melekutuna, Allah’ın yarattıklarına ve ecellerinin yaklaşmış olma ihtimaline bakıp düşünmediler mi? (Buna inanmadıktan sonra) daha hangi söze inanacaklar?
Ayet: 186Sayfa: 173
Allah kimi saptırmışsa onu hidayet edecek kimse yoktur. Onları azgınlıkları içinde bocalar bir hâlde bırakır.
Ayet: 53Sayfa: 183
Bu, şundandır: Allah, bir topluma verdiği nimeti, onlar kendilerinde olanı değiştirmedikçe değiştirecek değildir. Şüphesiz ki Allah, (işiten ve dualara icabet eden) Semî’ ve (her şeyi bilen) Alîm’dir.
Ayet: 54Sayfa: 183
Firavun ailesi ve onlardan önce (yaşamış olanların) durumu gibi… Rabblerinin ayetlerini yalanladılar. Biz de onları günahları nedeniyle helak ettik ve Firavun ailesini boğduk. Onların hepsi zalimdi.
Ayet: 17Sayfa: 209
Allah’a, yalan uydurarak iftira eden veya O’nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Şüphesiz ki suçlu günahkârlar kurtuluşa ermezler.
Ayet: 45Sayfa: 213
Onları (diriltip) huzurunda bir araya toplayacağı o gün, âdeta (dünyada) gündüz (vakti) bir saat kalmış gibi olacaklar. Birbirlerini tanıyacaklar. Allah ile karşılaşmayı yalanlayanlar, muhakkak ki hüsrana uğramışlardır. Onlar, doğru yolu bulmuş da değillerdir.
Ayet: 73Sayfa: 216
Onu yalanladılar. Biz de onu ve gemide onunla beraber olanları kurtardık. Onları (yeryüzünün) halifeleri kıldık. Ayetlerimizi yalanlayanları ise suda boğduk. Uyarılanların akıbetinin nasıl olduğuna bir bak!
Ayet: 36Sayfa: 270
Andolsun ki biz her ümmet arasında “Allah’a ibadet/kulluk edin ve tağuttan kaçının.” diye (tebliğ etmesi için) resûl göndermişizdir. Allah içlerinden kimisine hidayet bahşetti, kimisine ise sapıklık hak oldu. Yeryüzünde gezip dolaşın ve yalanlayanların akıbetinin nasıl olduğuna bir bakın.
Ayet: 113Sayfa: 279
Andolsun ki onlara içlerinden bir resûl geldi. (Fakat) onu yalanladılar. Zulümlerine devam eder bir hâldeyken azap onları yakalayıverdi.
Ayet: 57Sayfa: 338
Ayetlerimizi inkâr edip yalanlayan kimselere ise, işte bunlara, alçaltıcı bir azap vardır.
Ayet: 33Sayfa: 343
Ahiret karşılaşmasını inkâr edip yalanlayan ve dünya hayatında refah ve zenginlikle şımarttığımız kavminin önde gelenleri şöyle dediler: “Bu, yalnızca sizin gibi bir insandır. Sizin yediğinizden yer, içtiğinizden içer.”
Ayet: 47Sayfa: 344
Dediler ki: “Hâlihazırda kavimleri bize kulluk yapmakta olan ve bizim gibi insan olan iki kişiye mi iman edeceğiz?”
Ayet: 48Sayfa: 344
Onları yalanladılar ve helak edilenlerden oldular.
Ayet: 11Sayfa: 359
(Hayır, öyle değil!) Asıl mesele, onlar kıyameti yalanladılar. Ve biz kıyameti inkâr edenlere, alevleri dehşet saçan bir ateş hazırladık.
Ayet: 25Sayfa: 361
O gün, gök bulutlarla parçalanacak ve melekler ardı sıra indirilecektir.
Ayet: 26Sayfa: 361
O gün, gerçek hâkimiyet/egemenlik Rahmân’a aittir. Ve o, kâfirler için çok zor bir gündür.
Ayet: 27Sayfa: 361
O gün, zalim ellerini ısırır ve der ki: “Keşke Resûl ile beraber bir yol edinseymişim (ona tabi olsaymışım)!”
Ayet: 28Sayfa: 361
“Eyvahlar olsun! Vay başıma gelene! Keşke falancayı dost edinmeseymişim.”
Ayet: 29Sayfa: 361
“Andolsun ki o, zikir/Kur’ân bana geldikten sonra beni ondan saptırdı. Şeytan, (önce vaadlerde bulunan sonra da) insanı yardımsız yarı yolda bırakandır.”
Ayet: 30Sayfa: 361
Resûl der ki: “Rabbim! Şüphesiz ki benim kavmim, bu Kur’ân’ı terk edilmiş olarak bıraktı.”
Ayet: 31Sayfa: 361
İşte böylece biz, her peygambere suçlu günahkârlardan düşman kıldık. Yol gösteren ve yardım eden olarak Rabbin yeter.
Ayet: 32Sayfa: 361
Kâfirler dediler ki: “Kur’ân onun üzerine bir seferde indirilseydi ya!” Böyle (parça parça) indirdik ki kalbini sağlamlaştıralım. Ve onu tertil üzere/ağır ağır okuduk.
Ayet: 33Sayfa: 362
Onların (seninle tartışmak ve delillerini çürütmek için) getirdiği hiçbir örnek yoktur ki mutlaka biz, (cevap olarak) sana hakkı ve daha güzel olan bir açıklamasını getirmişizdir.
Ayet: 34Sayfa: 362
Onlar ki yüzleri üzere cehenneme haşrolunurlar. Bunlar mekânları en şerli, yolları en sapkın olanlardır.
Ayet: 35Sayfa: 362
Andolsun ki Mûsâ’ya Kitap verdik ve kardeşi Hârûn’u da ona yardımcı kıldık.
Ayet: 36Sayfa: 362
Dedik ki: “Ayetlerimizi yalanlayan topluluğa gidin.” Sonunda o (topluluğu) yerle bir ettik.
Ayet: 37Sayfa: 362
Nûh Kavmi peygamberleri yalanlayınca, onları (tufanda) boğduk ve onları insanlar için (ibret alınacak) bir ayet kıldık. Biz, zalimler için can yakıcı bir azap hazırladık.
Ayet: 38Sayfa: 362
Âd, Semûd, Ress halkı ve bunların arasında (yaşamış) nice kavimleri de (helak ettik).
Ayet: 39Sayfa: 362
Onlardan her birine (öğüt alıp, hakka yönelecekleri) misaller verdik. (İnkârda diretince) hepsini (azapla) kırıp geçirdik.
Ayet: 77Sayfa: 365
De ki: “Şayet duanız olmasaydı Allah katında bir kıymetiniz olur muydu? Ancak sizler yalanladınız. (Yalanlamanızın karşılığı olarak azap) kaçınılmaz olacaktır.”
Ayet: 139Sayfa: 372
Onu yalanladılar, biz de onları helak ettik. Şüphesiz ki bunda, (Allah’ın dostlarına yardım edip düşmanları helak edeceğine dair) ayet vardır. Onların çoğu mümin değildir.
Ayet: 189Sayfa: 374
Onu yalanladılar. Onları gölgeli günün azabı yakaladı. Şüphesiz ki o, büyük bir günün azabıydı.
Ayet: 83Sayfa: 383
Her ümmetten ayetlerimizi yalanlayan (öncü) bir topluluk haşredeceğimiz gün, onlar (cehenneme) sevk edilirler.
Ayet: 84Sayfa: 383
Onlar (huzura) geldiklerinde (Allah) diyecek ki: “Ayetlerimin hakikatini anlamadığınız hâlde onları yalanladınız öyle mi? (Ya da siz söyleyin) ne amel işliyordunuz/ne için ayetlerimi inkâr ediyordunuz?”
Ayet: 85Sayfa: 383
Zulmetmelerine karşılık söz/azap başlarına gelmiştir ve onlar konuşamazlar.
Ayet: 36Sayfa: 399
Medyen’e kardeşleri Şuayb’ı (gönderdik). Demişti ki: “Ey kavmim! Allah’a ibadet edin! Ahiret Günü (Allah’tan sevap almayı) umun. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık/düzensizlik/taşkınlık çıkarmayın.”
Ayet: 37Sayfa: 399
Onu yalanladılar. (Bunun üzerine) onları korkunç bir sarsıntı tuttu ve öz yurtlarında dizleri üstüne çöküp kaldılar.
Ayet: 68Sayfa: 403
Allah’a, yalan uydurarak iftira eden veya hak kendisine geldiğinde onu yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Kâfirler için cehennemde konaklayacak yer mi yok?
Ayet: 10Sayfa: 404
Sonra kötülük yapanların akıbeti, akıbetlerin en kötüsü oldu. Allah’ın ayetlerini yalanlayıp alaya aldılar. (Ayetleri yalanlamaları ve alaya almaları nedeniyle en kötü akıbete düçar oldular.)
Ayet: 16Sayfa: 405
Ayetlerimizi ve ahiret karşılaşmasını inkâr edip yalanlayanlarsa, işte bunlar, azap içinde hazır bulundurulurlar.
Ayet: 45Sayfa: 432
Bunlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Oysa bu (Mekkeliler), öncekilere verdiğimizin onda birini dahi elde edememişken (yine de) resûllerimi yalanladılar. (Onların inkârına karşı) benim inkârım nasılmış?
Ayet: 127Sayfa: 450
Onu yalanladılar. Şüphesiz ki onlar, (azap için) hazır edilecek olanlardır.
Ayet: 25Sayfa: 460
Onlardan öncekiler de yalanladı, farkında olmadıkları bir yerden azap onlara geldi.
Ayet: 26Sayfa: 460
Allah dünya hayatında onlara rezilliği tattırdı. Ahiret azabıysa şüphesiz, daha büyüktür. Keşke bilselerdi!
Ayet: 32Sayfa: 461
Allah’a karşı yalan söyleyenden ve doğruluk kendisine geldiği hâlde onu yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Kâfirler için cehennemde kalacak yer mi yok?
Ayet: 54Sayfa: 463
Size azap gelmeden önce, Rabbinize dönün ve O’na teslim olun. Sonra yardım olunmazsınız.
Ayet: 55Sayfa: 463
Hiç farkında değilken, azap size ânsızın gelmeden, Rabbinizden size indirilenin en güzeline uyun.
Ayet: 56Sayfa: 463
Her nefis, “Allah hakkındaki kusurlarımdan dolayı, yazıklar olsun bana ve ben gerçekten alay edenlerdendim.” demeden önce (Allah’a yönelin ve O’nun indirdiğine uyun).
Ayet: 57Sayfa: 464
Ya da, “Şayet Allah beni hidayet etmiş olsa ben de muttakilerden olurdum.” demeden evvel…
Ayet: 58Sayfa: 464
Ya da azabı göreceği zaman, “Keşke bir fırsatım daha olsaydı da ben de muhsinlerden/kulluğunu en güzel şekilde yapmaya çalışanlardan olsaydım.” demeden evvel (Allah’a yönelin ve indirdiğine uyun).
Ayet: 59Sayfa: 464
“(Hayır, öyle değil!) İşin aslı ayetlerim sana gelmişti, fakat sen onları yalanlamış, (onlara karşı) büyüklenmiş ve kâfirlerden olmuştun.”
Ayet: 60Sayfa: 464
Kıyamet Günü, Allah’a karşı yalan söyleyenlerin yüzlerini kapkara görürsün. Cehennemde kibirlilere yer mi yok!
Ayet: 24Sayfa: 490
(Peygamber) dedi ki: “Babalarınızı üzerinde bulduğunuzdan daha hayırlı olanını size getirmiş olsam da mı?” Dediler ki: “Şüphesiz ki biz, sizin kendisiyle gönderildiğiniz şeyi inkâr edenleriz.”
Ayet: 25Sayfa: 490
(Bunun üzerine) onlardan intikam aldık. Yalanlayanların akıbetinin nasıl olduğuna bir bak.
Ayet: 5Sayfa: 517
(Hayır, öyle değil!) Bilakis onlar, hak kendilerine geldiğinde onu yalanladılar. Onlar karışık/çelişkili bir durumdalardır.
Ayet: 11Sayfa: 522
O gün, yalanlayanların vay hâline!
Ayet: 12Sayfa: 522
Onlar ki (Resûl’ü yalanlama ve alaya almaya) dalıp oyalanmaktalardır.
Ayet: 13Sayfa: 522
Ateşe şiddetle sürüklendikleri o gün,
Ayet: 14Sayfa: 522
(Onlara denir ki:) “İşte bu, yalanladığınız ateştir.”
Ayet: 15Sayfa: 523
“Bu da büyü olabilir mi? Yoksa siz mi görmüyorsunuz?”
Ayet: 16Sayfa: 523
“Oraya girin. İster (azaba) sabredip dayanın ister dayanmayın, sizin için birdir. Ancak yaptıklarınızın karşılığını alacaksınız.”
Ayet: 9Sayfa: 528
Onlardan önce, Nûh’un kavmi de yalanlamıştı. Kulumuzu yalanlayıp, “O delidir.” demişlerdi. (Nûh, tevhidi anlatmaktan) alıkonulmuş, engellenmişti.
Ayet: 10Sayfa: 528
(Nûh) Rabbine dua etti: “Şüphesiz ki ben, yenik düştüm, (bana yardım et ve onlardan) intikam al.”
Ayet: 11Sayfa: 528
Biz de göğün kapılarını “kesintisiz ve sağanak hâlinde yağan” bir suyla açtık.
Ayet: 12Sayfa: 528
Yerden de kaynakları fışkırttık. (Gök ve yerin suyu) takdir edilmiş bir iş üzere birleştiler.
Ayet: 13Sayfa: 528
(Nûh’u) tahtadan levhalar ve çiviler(le yapılmış bir gemi) üzerinde taşıdık.
Ayet: 14Sayfa: 528
Gözlerimizin önünde akıp gitmekteydi. (Bu, kendisine) nankörlük edilmiş (olan Nûh’a) bir mükâfattı.
Ayet: 15Sayfa: 528
Andolsun ki biz, onu (ibret alınması gereken) bir ayet olarak bıraktık. Var mı öğüt alan?
Ayet: 16Sayfa: 528
Nasılmış benim azabım ve uyarım?
Ayet: 17Sayfa: 528
Andolsun ki biz, Kur’ân’ı öğüt alınması için kolaylaştırdık. Peki var mı öğüt alan?
Ayet: 18Sayfa: 528
Âd (Kavmi) yalanladı. Nasılmış benim azabım ve uyarım?
Ayet: 19Sayfa: 528
Şüphesiz ki biz, onların üzerine, felaketi sürekli olan o günde, şiddetli bir fırtına gönderdik.
Ayet: 20Sayfa: 528
İnsanları, âdeta kökünden koparılmış hurma kütüğü gibi söküp atıyordu.
Ayet: 21Sayfa: 528
Nasılmış benim azabım ve uyarım?
Ayet: 22Sayfa: 528
Andolsun ki biz, Kur’ân’ı öğüt alınması için kolaylaştırdık. Peki, var mı öğüt alan?
Ayet: 23Sayfa: 528
Semûd (Kavmi de) uyarıları yalanladı.
Ayet: 24Sayfa: 528
Dediler ki: “Bizden olan (bizim gibi) insan birine mi uyacağız?! O takdirde biz, sapıklık ve çılgınlık içinde olmuş oluruz.”
Ayet: 25Sayfa: 528
“Aramızdan ona mı zikir/vahiy verildi? Bilakis o, şımarık kibirli bir yalancıdır.”
Ayet: 26Sayfa: 528
Yarın, kimin şımarık ve kibirli bir yalancı olduğunu öğrenecekler.
Ayet: 27Sayfa: 528
Hiç kuşkusuz biz, onlara fitne/imtihan olması için dişi deveyi göndereceğiz. Onları gözetle ve sabret.
Ayet: 28Sayfa: 529
Onlara haber ver! Su, aralarında pay edilmiştir. Su içme sırası kiminse o, hazır bulunsun.
Ayet: 29Sayfa: 529
Arkadaşlarına seslendiler. O da (bıçağı) aldı ve deveyi kesti.
Ayet: 30Sayfa: 529
Nasılmış benim azabım ve uyarım?
Ayet: 31Sayfa: 529
Hiç şüphesiz, onların üzerine bir tek çığlık gönderdik. Onlar, çalı çırpının etrafa dökülen kırıntıları gibi oldular.
Ayet: 32Sayfa: 529
Andolsun ki biz, Kur’ân’ı öğüt alınması için kolaylaştırdık. Peki, var mı öğüt alan?
Ayet: 33Sayfa: 529
Lût’un kavmi de uyarıcıları yalanladı.
Ayet: 34Sayfa: 529
Hiç şüphesiz biz, onların üzerine taş yağdıran bir kasırga gönderdik. Seher vakti, yalnızca Lût’un ailesini kurtardık.
Ayet: 35Sayfa: 529
Katımızdan bir nimet olarak… Şükreden kimseyi de aynı şekilde mükâfatlandırırız.
Ayet: 41Sayfa: 529
Andolsun ki Firavun ailesine de uyarıcılar geldi.
Ayet: 42Sayfa: 529
Bütün ayetlerimizi yalanladılar. Biz de onları, izzet sahibi, üstün ve kudretli olan (Allah’)ın yakalayışıyla yakalayıverdik.
Ayet: 13Sayfa: 530
(Bu durumda) Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayacaksınız?
Ayet: 14Sayfa: 530
İnsanı, ateşte pişirilmiş gibi (sert) kuru bir çamurdan yarattı.
Ayet: 15Sayfa: 530
Cinleri de dumansız ateşten yarattı.
Ayet: 16Sayfa: 530
(Bu durumda) Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayacaksınız?
Ayet: 17Sayfa: 531
(O,) iki doğunun da iki batının da Rabbidir.
Ayet: 18Sayfa: 531
(Bu durumda) Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayacaksınız?
Ayet: 19Sayfa: 531
(Biri tatlı diğeri tuzlu) iki denizi karşılaşsınlar diye gönderdi.
Ayet: 20Sayfa: 531
İkisi arasında bir engel vardır. Birbirinin sınırına taşmaz (karışmazlar).
Ayet: 21Sayfa: 531
(Bu durumda) Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayacaksınız?
Ayet: 22Sayfa: 531
İkisinden de inci ve mercân çıkar.
Ayet: 23Sayfa: 531
(Bu durumda) Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayacaksınız?
Ayet: 24Sayfa: 531
Denizde akıp giden, dağlar gibi yüksek gemiler O’nundur.
Ayet: 25Sayfa: 531
(Bu durumda) Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayacaksınız?
Ayet: 26Sayfa: 531
Onun üzerinde bulunan herkes fanidir.
Ayet: 27Sayfa: 531
Celal ve ikram sahibi Rabbin ise bakî kalacaktır.
Ayet: 28Sayfa: 531
(Bu durumda) Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayacaksınız?
Ayet: 29Sayfa: 531
Göklerde ve yerde bulunan herkes (ihtiyacını) O’ndan ister. O, her gün bir iştedir.
Ayet: 30Sayfa: 531
(Bu durumda) Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayacaksınız?
Ayet: 31Sayfa: 531
Ey (insanlar ve cinlerden oluşan) Sekalân! (Yakın bir gelecekte) sizin hesabınızı göreceğiz.
Ayet: 32Sayfa: 531
(Bu durumda) Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayacaksınız?
Ayet: 33Sayfa: 531
Ey cin ve insan topluluğu! Şayet, göklerin ve yerin sınırları dışına çıkmaya gücünüz yetiyorsa, çıkın. Ancak (büyük bir) güç ve otoriteniz olmadan bunu yapamazsınız.
Ayet: 34Sayfa: 531
(Bu durumda) Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayacaksınız?
Ayet: 35Sayfa: 531
İkinizin de üzerine, ateş alevi ve duman gönderilir. (Ona) engel de olamazsınız.
Ayet: 36Sayfa: 531
(Bu durumda) Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayacaksınız?
Ayet: 37Sayfa: 531
Gökyüzü yarıldığı, erimiş yağı andıran kırmızı bir gül gibi olduğu zaman,
Ayet: 38Sayfa: 531
(Bu durumda) Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayacaksınız?
Ayet: 39Sayfa: 531
O gün ne insan ne de cin günahından sorulur.
Ayet: 40Sayfa: 531
(Bu durumda) Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayacaksınız?
Ayet: 41Sayfa: 532
(Sormaya gerek yoktur, çünkü) mücrimler yüzlerinden tanınır, perçemlerinden ve ayaklarından yakalanırlar.
Ayet: 42Sayfa: 532
(Bu durumda) Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayacaksınız?
Ayet: 43Sayfa: 532
İşte bu, mücrimlerin yalanladığı cehennemdir.
Ayet: 44Sayfa: 532
(Onlar) bununla kaynar su arasında dolanırlar.
Ayet: 45Sayfa: 532
(Bu durumda) Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayacaksınız?
Ayet: 46Sayfa: 532
Rabbinin huzurunda (hesap için) durmaktan korkana iki cennet vardır.
Ayet: 47Sayfa: 532
(Bu durumda) Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayacaksınız?
Ayet: 48Sayfa: 532
İki cennetin ağaçlarının dalları da bol meyveli ve gölgeliklidir.
Ayet: 49Sayfa: 532
(Bu durumda) Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayacaksınız?
Ayet: 50Sayfa: 532
İkisinde de akmakta olan iki pınar vardır.
Ayet: 51Sayfa: 532
(Bu durumda) Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayacaksınız?
Ayet: 52Sayfa: 532
Orada her meyveden çifter çifter vardır.
Ayet: 53Sayfa: 532
(Bu durumda) Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayacaksınız?
Ayet: 54Sayfa: 532
Astarları kalın ipekten olan döşemelere yaslanmış hâldelerdir. İki cennetin meyveleri de (toplanması ve elde edilmesi) yakındır/kolaydır.
Ayet: 55Sayfa: 532
(Bu durumda) Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayacaksınız?
Ayet: 56Sayfa: 532
(İki cennette de) bakışları, yalnızca eşlerinin üzerinde (olan) kadınlar vardır. Onlara (kocalarından önce) ne bir insan ne de cin dokunmuştur.
Ayet: 57Sayfa: 532
(Bu durumda) Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayacaksınız?
Ayet: 58Sayfa: 532
Onlar, âdeta yâkût ve mercân gibilerdir.
Ayet: 59Sayfa: 532
(Bu durumda) Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayacaksınız?
Ayet: 60Sayfa: 532
İyiliğin karşılığı iyilikten başkası mıdır? (Dünyada iyilik yapan, ahirette iyilik görecektir.)
Ayet: 61Sayfa: 532
(Bu durumda) Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayacaksınız?
Ayet: 62Sayfa: 532
O ikisinden başka iki cennet daha vardır.
Ayet: 63Sayfa: 532
(Bu durumda) Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayacaksınız?
Ayet: 64Sayfa: 532
Yemyeşillerdir.
Ayet: 65Sayfa: 532
(Bu durumda) Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayacaksınız?
Ayet: 66Sayfa: 532
İkisinde de sürekli fışkıran iki pınar vardır.
Ayet: 67Sayfa: 532
(Bu durumda) Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayacaksınız?
Ayet: 68Sayfa: 533
İkisinde de meyve, hurma ve nar vardır.
Ayet: 69Sayfa: 533
(Bu durumda) Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayacaksınız?
Ayet: 70Sayfa: 533
Orada hayırlı (saliha), güzel kadınlar vardır.
Ayet: 71Sayfa: 533
(Bu durumda) Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayacaksınız?
Ayet: 72Sayfa: 533
Çadırlar içinde, (yalnızca kocalarının gördüğü) huriler vardır.
Ayet: 73Sayfa: 533
(Bu durumda) Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayacaksınız?
Ayet: 74Sayfa: 533
(Kocalarından önce) kendilerine ne bir insan ne de cin dokunmuştur.
Ayet: 75Sayfa: 533
(Bu durumda) Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayacaksınız?
Ayet: 76Sayfa: 533
Yeşil yastıklara ve (göz alıcı) güzellikteki döşemelere yaslanır hâldelerdir.
Ayet: 77Sayfa: 533
(Bu durumda) Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayacaksınız?
Ayet: 51Sayfa: 535
“Sonra sizler, ey sapık yalanlayıcılar!”
Ayet: 52Sayfa: 535
“Siz elbette, Zakkûmdan olan bir ağaçtan yiyeceksiniz.”
Ayet: 53Sayfa: 535
“Ve o (ağaçtan) karınlarınızı dolduracaksınız.”
Ayet: 54Sayfa: 535
“Onun üzerine de kaynar sudan içeceksiniz.”
Ayet: 55Sayfa: 535
“İçtikçe susuzluğu artan hasta develer gibi içeceksiniz.”
Ayet: 56Sayfa: 535
Bu, Kıyamet Günü’nde onların ziyafetidir!
Ayet: 92Sayfa: 536
Ama o sapık yalanlayıcılardansa,
Ayet: 93Sayfa: 536
Kaynar sudan bir ziyafet,
Ayet: 94Sayfa: 536
Ve cehenneme atılma (onu bekler).
Ayet: 95Sayfa: 536
Şüphesiz ki bu, kesin olan hakkın ta kendisidir.
Ayet: 19Sayfa: 539
Allah’a ve resûllerine iman edenler, işte bunlar, Rabbleri katında sıddîklar (özü sözü doğru olanlar) ve şehitlerdir/şahitlerdir. Onlara mükâfatları ve nurları vardır. Ayetlerimizi inkâr edip yalanlayanlarsa işte bunlar, cehennem ehlilerdir.
Ayet: 5Sayfa: 552
Tevrât’la yükümlü kılındıkları hâlde onun gereklerini yerine getirmeyenlerin misali, koca koca kitapları yüklenen (fakat içinde yazanları anlamayan ve/veya yaşamayan) eşeğin misali gibidir. Allah’ın ayetlerini yalanlayan bir topluluğun misali ne kötüdür. Allah, zalimler topluluğuna hidayet etmez.
Ayet: 10Sayfa: 556
Ayetlerimizi inkâr edip yalanlayanlar, bunlar ateşin ehlidirler, orada ebedî kalacaklardır. O ne kötü bir dönüş yeridir.
Ayet: 8Sayfa: 563
(Öyleyse) yalanlayanlara itaat etme.
Ayet: 9Sayfa: 563
Onlar, senin kendileriyle uyum içinde olup (sapkınlıklarına karşı yumuşamanı) istediler. (Buna karşılık) onlar da uyum gösterip (sana karşı yumuşayacaklardı).
Ayet: 11Sayfa: 573
Yalanlayan, nimet sahibi (şımarık zenginleri) bana bırak ve onlara biraz mühlet tanı.
Ayet: 12Sayfa: 573
Çünkü bizim yanımızda prangalar ve şiddetle yanan bir cehennem vardır.
Ayet: 13Sayfa: 573
Boğaza takılıp geçmeyen (kötü) bir yemek ve can yakıcı bir azap da (vardır).
Ayet: 14Sayfa: 573
O gün yer ve dağlar şiddetle sarsılır. Dağlar, çökmüş kum yığınlarına dönüşür.
Ayet: 38Sayfa: 575
Her nefis, kazandığı (ameller) karşılığında rehindir. (Yaptıkları akıbetini belirler.)
Ayet: 39Sayfa: 575
Ashâbu’l Yemîn (amel defterini sağdan alacaklar) müstesna.
Ayet: 40Sayfa: 575
Onlar cennetlerdedir. Birbirlerine sorarlar.
Ayet: 41Sayfa: 575
Mücrimleri(n durumunu).
Ayet: 42Sayfa: 575
“Sizi Sakar’a/cehenneme ne sürükledi?” (derler.)
Ayet: 43Sayfa: 575
Derler ki: “Biz namaz kılanlardan değildik.”
Ayet: 44Sayfa: 575
“Miskinleri/İhtiyaç sahibi yoksulları da doyurmazdık.”
Ayet: 45Sayfa: 575
“(Batıla ve eğlenceye) dalıp gidenlerle beraber, biz de dalıp giderdik.”
Ayet: 46Sayfa: 575
“Din Günü’nü yalanlardık.”
Ayet: 30Sayfa: 577
O gün (insanlar) Rabbine sevk edilecekler.
Ayet: 31Sayfa: 577
Doğrulamadı, namaz da kılmadı.
Ayet: 32Sayfa: 577
Fakat yalanlayıp sırt çevirdi.
Ayet: 33Sayfa: 577
Sonra böbürlenerek ailesinin yanına gitti.
Ayet: 34Sayfa: 577
Senin hak ettiğin kötülüktür.
Ayet: 35Sayfa: 577
Sen ondan da beterini hak ediyorsun.
Ayet: 36Sayfa: 577
Yoksa insan (emredilmeden, nehyedilmeden, bir şeriata tabi tutulmadan) başıboş bırakılacağını mı sandı?
Ayet: 15Sayfa: 579
O gün, yalanlayanların vay hâline!
Ayet: 16Sayfa: 579
Biz, öncekileri helak etmedik mi?
Ayet: 17Sayfa: 579
Sonra arkalarından gelenleri onlara uydurduk.
Ayet: 18Sayfa: 579
İşte biz, suçlu günahkârlara böyle yaparız.
Ayet: 19Sayfa: 579
O gün, yalanlayanların vay hâline!
Ayet: 20Sayfa: 580
Sizi değersiz bir sudan yaratmadık mı?
Ayet: 21Sayfa: 580
(Sonra) sizi o sağlam yerleşim yerine (rahme) yerleştirdik.
Ayet: 22Sayfa: 580
Bilinen bir zamana kadar.
Ayet: 23Sayfa: 580
(Bunları yapmaya) güç yetirdik. Biz ne güzel güç yetirenleriz.
Ayet: 24Sayfa: 580
O gün, yalanlayanların vay hâline!
Ayet: 25Sayfa: 580
Yeryüzünü toplanma yeri kılmadık mı?
Ayet: 26Sayfa: 580
(Yeryüzünün altı) ölüleri, (üstü) dirileri (toplar).
Ayet: 27Sayfa: 580
Ve onda (dağlardan) yüksek kazıklar kıldık. Size tatlı sular içirdik.
Ayet: 28Sayfa: 580
O gün, yalanlayanların vay hâline!
Ayet: 29Sayfa: 580
Yalanladığınız (cehenneme) doğru gidin.
Ayet: 30Sayfa: 580
Üç kola ayrılmış (ateş dumanının) gölgelerine.
Ayet: 31Sayfa: 580
Ne gölge sağlar, ne de alevlerden korur.
Ayet: 32Sayfa: 580
Şüphesiz ki o, her biri saray kadar (büyük) kıvılcımlar atar.
Ayet: 33Sayfa: 580
Her biri sapsarı (rengi siyaha çalan) develer gibidir.
Ayet: 34Sayfa: 580
O gün, yalanlayanların vay hâline!
Ayet: 35Sayfa: 580
Bu konuşamayacakları bir gündür.
Ayet: 36Sayfa: 580
Özür beyan etmeleri için onlara izin de verilmez.
Ayet: 37Sayfa: 580
O gün, yalanlayanların vay hâline!
Ayet: 38Sayfa: 580
Bu (insanlar arasında hükmedilip araların ayrılacağı) Yevmu’l Fasl’dır. Sizi ve öncekileri topladık.
Ayet: 39Sayfa: 580
Şayet kurabileceğiniz bir tuzağınız varsa (buyurun) bana karşı tuzağınızı kurun.
Ayet: 40Sayfa: 580
O gün, yalanlayanların vay hâline!
Ayet: 41Sayfa: 580
Şüphesiz ki muttakiler, gölgeliklerde ve pınarlardadır.
Ayet: 42Sayfa: 580
Ve canlarının istediği meyvelerin içindelerdir.
Ayet: 43Sayfa: 580
İşlediğiniz (salih) amellere karşılık afiyetle yiyip için.
Ayet: 44Sayfa: 580
Hiç şüphesiz biz, muhsinleri/kulluğunu en güzel şekilde yapmaya çalışanları böyle mükâfatlandırırız.
Ayet: 45Sayfa: 580
O gün, yalanlayanların vay hâline!
Ayet: 46Sayfa: 580
Yiyin ve biraz daha keyif sürün. Çünkü sizler mücrimlersiniz.
Ayet: 47Sayfa: 580
O gün, yalanlayanların vay hâline!
Ayet: 48Sayfa: 580
Onlara, “Rükû edin.” denildiğinde rükû etmezler.
Ayet: 49Sayfa: 580
O gün, yalanlayanların vay hâline!
Ayet: 26Sayfa: 581
(Yaptıklarına) uygun bir ceza olarak.
Ayet: 27Sayfa: 581
Çünkü onlar hesaba çekileceklerini ummuyorlardı.
Ayet: 28Sayfa: 581
Ayetlerimizi de yalanlayabildikleri kadar yalanladılar.
Ayet: 9Sayfa: 586
Hayır! Bilakis siz hesabı yalanlıyorsunuz.
Ayet: 10Sayfa: 587
O gün, yalanlayanların vay hâline!
Ayet: 11Sayfa: 587
Onlar ki Din Günü’nü/Hesap Günü’nü yalanlarlar.
Ayet: 12Sayfa: 587
Oysa onu, ancak haddi aşan ve çokça günah işleyen yalanlar.
Ayet: 13Sayfa: 587
Ayetlerimiz ona okunduğunda, “öncekilerin masalları” der.
Ayet: 14Sayfa: 587
Asla (onların söylediği gibi değil)! Bilakis işledikleri (günahlar), kalplerinde pas tutmuş (hakkı anlamalarına engel olmuş)tur.
Ayet: 15Sayfa: 587
Asla! Hiç şüphesiz onlar, o gün Rabblerinden perdelenmişlerdir (O’nu göremeyeceklerdir).
Ayet: 16Sayfa: 587
Sonra onlar, kesinlikle cehenneme gireceklerdir.
Ayet: 17Sayfa: 587
Sonra (onlara,) “Bu, sizin yalanladığınız şeydir.” denir.
Ayet: 8Sayfa: 595
Kim de cimrilik eder ve (Allah’a) ihtiyacı yokmuş gibi davranırsa,
Ayet: 9Sayfa: 595
Ve en güzel olanı (Lailaheillallah) yalanlarsa,
Ayet: 10Sayfa: 595
Biz de ona zor olanı (masiyet ve cehennemi) kolaylaştırırız.
Ayet: 11Sayfa: 595
Ve baş aşağı (cehenneme yuvarlandığında) malının kendisine hiçbir faydası olmaz.
Ayet: 12Sayfa: 595
Hidayet etmek, hiç şüphesiz bize aittir.
Ayet: 13Sayfa: 595
Kuşkusuz, son da (ahiret de) ilk de (dünya da) bize aittir.
Ayet: 14Sayfa: 595
Sizi cayır cayır yanan bir ateşle uyardım.
Ayet: 15Sayfa: 595
Ona en bedbaht olandan başkası girmez.
Ayet: 16Sayfa: 595
O ki yalanlayıp yüz çevirmiştir.
Ayet: 9Sayfa: 597
Engel olanı gördün mü?
Ayet: 10Sayfa: 597
Namaz kılan kulu (namazdan alıkoyanı).
Ayet: 11Sayfa: 597
Ne dersin? Ya o kul doğru yol üzere ise?
Ayet: 12Sayfa: 597
Ya da takvayı emrediyorsa?
Ayet: 13Sayfa: 597
Ne dersin? Ya (bu alıkoyan) yalanlayıp yüz çevirdiyse?
Ayet: 14Sayfa: 597
Allah’ın (onu) gördüğünü bilmez mi?
Ayet: 15Sayfa: 597
Asla! Şayet buna bir son vermezse, hiç şüphesiz onu perçeminden yakalarız.
Ayet: 16Sayfa: 597
(O) yalancı ve günahkâr perçeminden.
Ayet: 17Sayfa: 597
O da beraber oturup kalktığı yakın çevresini çağırsın.
Ayet: 18Sayfa: 597
Biz de zebanileri çağıracağız.
Ayet: 19Sayfa: 597
Asla! Ona itaat etme. Secde et ve yakınlaş.
Ayet: 1Sayfa: 602
Dinin (hükümlerini) yalanlayanı gördün mü?
Ayet: 2Sayfa: 602
İşte yetimi itip kovan budur.
Ayet: 3Sayfa: 602
Yoksulu da doyurmaya teşvik etmez.