Zekeriyyâ (as)
PEYGAMBERLER VE GEÇMİŞ KAVİMLERBu konuyla ilgili ayetler
Rabbi (onun adağını) güzel bir şekilde kabul etti ve (bir bitkinin yetişmesi gibi) onu güzelce büyüttü. (Onun bakımını üstlenmek için yarışan din adamlarına rağmen Allah,) Zekeriyyâ’yı ondan sorumlu kıldı. Zekeriyyâ her ne zaman Meryem’in yanına mihraba girdiyse (yanına Zekeriyyâ dışında kimse girmiyor ve Meryem bulunduğu yerden çıkmıyor olmasına rağmen) onun yanında yiyecek bulurdu. Dedi ki: “Meryem! Sana bu (yiyecek) nereden geldi?” Dedi ki: “Bu, Allah’ın katındandır. Allah, dilediğini hesapsız/sınırsız rızıklandırır.”
Zekeriyyâ (Meryem’e verilen olağanüstü rızıkları görünce, Allah’ın rahmetini ümit ederek) Rabbine orada dua etti: “Rabbim! Bana kendi katından temiz bir zürriyet bahşet. Şüphesiz ki sen, duaları işiten ve dualara icabet edensin.” dedi.
Zekeriyyâ, Yahyâ, Îsâ ve İlyâs’ı da (hidayet ettik). Hepsi salihlerdendi.
Zekeriyyâ’yı da (an)! Hani o: “Rabbim, beni bir başıma yalnız bırakma. Sen mirasçı olanların en hayırlısısın.” diye Rabbine nida etmişti.
Biz onun duasına icabet etmiş, ona Yahyâ’yı ihsan etmiş ve eşinin (kısırlığını da) düzeltmiştik. Onlar hayırlarda yarışır, istek ve korkuyla bize dua ederlerdi ve bize karşı huşu/saygı ehli kimselerdi.
Kâf, Hâ, Yâ, Ayn, Sâd.
(Okunacak olan ayetler) Rabbinin, kulu Zekeriyyâ’ya olan rahmetinin anılmasıdır.
Hani o, Rabbine gizlice seslenmişti.
Demişti ki: “Rabbim! Kemiklerim zayıfladı, saçlarım bembeyaz oldu. Sana dua etmem nedeniyle hiç mutsuz/bedbaht olmadım. (Her ne zaman dua ettiysem icabet ettin.)”
“Şüphesiz ki ben, arkamda bırakacağım akrabalarım için korkuyorum. Hem eşim de kısır bir kadındır. Bana katından bir ‘veli’ (nübüvvete vâris olacak bir evlat) ihsan et.”
“Benim ve Ya’kûb ailesinin (geride bıraktığı ilim ve hikmete) mirasçı olur. Rabbim! Onu razı olduklarından eyle.”
“Ey Zekeriyyâ! Biz seni, ismi Yahyâ olan bir çocukla müjdeliyoruz. Daha önce kimseyi ona adaş yapmadık.”
Demişti ki: “Rabbim! Eşim kısır, bense yaşlılığın son demindeyken, bir çocuğum nasıl olabilir ki?”
(Melek demişti ki:) “İşte böyle!” Rabbin buyurdu ki: “O, benim için çok kolaydır. Hem bundan önce, sen hiçbir şey değilken seni yaratmıştım. (Unuttun mu?)”
Demişti ki: “Rabbim! (Vadettiğinin gerçekleşeceğine dair, gönlümü yatıştıracak) bir ayet/alamet ver bana.” Demişti ki: “Sıhhatli olmana rağmen üç gün boyunca insanlarla konuşamaman senin alametindir.”
Mihraptan çıkıp kavminin yanına gelmiş ve “Sabah akşam (Allah’ı) tesbih edin.” diye işaret etmişti.