Bakara
Ayet: 132Sayfa: 19
İbrâhîm, (İslam’ı) oğullarına vasiyet etti. Ya’kûb da böyle yaptı: “Ey evlatlarım! Allah sizin için (İslam) dinini seçti! Yalnızca Müslimler/şirki terk ederek tevhidle Allah’a yönelen kullar olarak can verin!”
Bu konuyla ilgili ayetler
Ayet: 132Sayfa: 19
İbrâhîm, (İslam’ı) oğullarına vasiyet etti. Ya’kûb da böyle yaptı: “Ey evlatlarım! Allah sizin için (İslam) dinini seçti! Yalnızca Müslimler/şirki terk ederek tevhidle Allah’a yönelen kullar olarak can verin!”
Ayet: 193Sayfa: 29
Fitne/Şirk sonlanıncaya ve din/otorite Allah’a ait oluncaya dek onlarla savaşın. Yaptıklarına son verirlerse zalimlerden başkasına düşmanlık yoktur.
Ayet: 217Sayfa: 33
Sana haram aylarda savaşmayı soruyorlar. De ki: “O ayda savaşmak büyük bir günahtır. (Ancak) Allah yolundan insanları alıkoymak, O’nu (Allah’ı) inkâr etmek, Mescid-i Haram’ın (hürmetini tanımama) ve o beldenin halkını oradan sürmek; Allah katında (haram ayda savaşmaktan) daha büyük bir günahtır. Fitne/Şirk, öldürmekten daha beterdir.” Şayet güç yetirirlerse sizi dininizden döndürünceye dek sizinle savaşırlar. Sizden her kim dininden döner ve kâfir olarak can verirse onların amelleri dünyada da ahirette de boşa gitmiştir. Bunlar, ateşin ehlidir ve orada ebedî kalacaklardır.
Ayet: 256Sayfa: 41
Dinde zorlama yoktur. Rüşd/Hak, batıldan (kesin bir biçimde) ayrılmıştır. Her kim (reddetmek, tekfir etmek, teberrî etmek suretiyle) tağutu inkâr eder ve Allah’a iman ederse kopması olmayan sapasağlam kulp (olan Kelime-i Tevhid’e) tutunmuş (ve İslam dinine girmiş) olur. Allah, (işiten ve dualara icabet eden) Semî’ ve (her şeyi bilen) Alîm’dir.
Ayet: 19Sayfa: 51
Allah indinde (geçerli olan) tek din İslam’dır. Kendilerine Kitap verilenler, kendilerine ilim geldikten sonra aralarındaki azgınlık/kıskançlık/bir diğer gruba üstünlük sağlama isteği nedeniyle anlaşmazlığa düştüler. Her kim de Allah’ın ayetlerine karşı kâfir olursa şüphesiz ki Allah, hesabı çabuk görendir.
Ayet: 24Sayfa: 52
(Sapkınlıklarının nedeni,) “Sayılı günler dışında ateş bize dokunmayacak.” demelerindendir. (Allah adına bilmeden) uydurdukları bu iftira, dinleri konusunda kendilerini aldattı.
Ayet: 83Sayfa: 59
Allah’ın dini dışında bir (din mi) arıyorlar? (Hem de) göklerde ve yerde olanların tamamı isteyerek veya zorla O’na teslim olmuşken! O’na döndürülecek (ve bu yaptıklarının hesabını vereceklerdir).
Ayet: 85Sayfa: 60
Kim de İslam dışında bir din ararsa ondan kabul edilmez. Ve o, ahirette hüsrana uğrayanlardan olur.
Ayet: 46Sayfa: 85
Yahudi olanlardan bazısı, kelimeleri kondukları yerden (asıl manalarının dışında kullanarak) tahrif ediyorlar. Dillerini geveleyerek ve dine hakaret ederek “İşittik ve isyan ettik.”, “İşit işitmez olası!” ve “Râinâ!” diyorlar. Şayet onlar “İşittik ve itaat ettik.”, “İşit ve bizi gözet!” deselerdi onlar için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Fakat Allah, küfürleri nedeniyle onlara lanet etti. (Bu nedenle) pek azı iman eder.
Ayet: 125Sayfa: 97
Muhsin olarak/Kulluğunu en güzel şekilde yapmaya çalışarak yüzünü Allah’a teslim eden ve hanîf olan İbrâhîm’in milletine uyandan daha güzel bir dine kim sahip olabilir? Ki Allah, İbrâhîm’i dost edinmiştir.
Ayet: 146Sayfa: 100
Tevbe edenler, (hatalarını) düzeltenler, Allah’a tutunanlar ve dinlerini (içine şirk ve riya karıştırmadan) Allah’a halis kılanlar; onlar (münafıklarla değil), müminlerle beraberlerdir. Ve Allah, müminlere büyük bir ecir verecektir.
Ayet: 3Sayfa: 106
Sizin (İslami usullere uygun olarak) kestikleriniz dışında; leş, kan, domuz eti, Allah’ın adı dışında (bir varlığın) adı anılarak kesilen, boğularak ölen, kafasına vurularak ölen, yüksek yerden düşerek ölen, çarpışma sonucu ölen, yırtıcı hayvanın yediği, putlara kesilen hayvanlar ve fal oklarıyla kısmet aramanız size haram kılındı. Bu (sayılanlar) fısktır. Bugün kâfirler, dininizden (İslam’ın yok olmasından) ümitlerini kestiler. (Öyleyse) onlardan korkmayın, yalnızca benden korkun. Bugün, sizin için dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve din olarak sizin için İslam’dan razı oldum. Kim de açlık zamanında zorda kalır ve (sayılanlardan) günaha meyletmeden (yerse) şüphesiz ki Allah, (günahları bağışlayan, örten ve günahların kötü akıbetinden kulu koruyan) Ğafûr ve (kullarına karşı merhametli olan) Rahîm’dir.
Ayet: 54Sayfa: 116
Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse Allah (sizin yerinize) öyle bir topluluk getirir ki (Allah) onları sever, onlar da (Allah’ı) severler. Müminlere karşı alçak gönüllü/yumuşak huylu, kâfirlere karşı izzetlilerdir. Allah yolunda cihad ederler ve kınayıcının kınamasından korkmazlar. Bu, Allah’ın lütfudur. Allah onu dilediğine verir. Allah, (ihsanı ve lütfu bütün varlığı kuşatacak kadar geniş olan) Vâsi’ ve (her şeyi bilen) Alîm’dir.
Ayet: 57Sayfa: 116
Ey iman edenler! Dininizi alay ve oyun konusu edinen sizden önce kendilerine Kitap verilenleri ve kâfirleri dost edinmeyin. Şayet müminseniz Allah’tan korkup sakının.
Ayet: 77Sayfa: 120
De ki: “Ey Ehl-i Kitap! Dininizde haksız yere aşırılık etmeyin. Bundan önce sapmış, çok kişiyi saptırmış ve dosdoğru yoldan sapmış olanların arzularına uymayın.”
Ayet: 161Sayfa: 149
De ki: “Şüphesiz ki Rabbim, beni dosdoğru yola iletti. Dimdik/Güçlü ve hanîf olan İbrâhîm’in dinine. O, müşriklerden değildi.”
Ayet: 29Sayfa: 152
(Yine) de ki: “Rabbim adaleti emretti. Her secde yerinde yüzlerinizi doğrultun ve dininizi yalnızca O’na halis kılarak O’na dua edin. Sizi ilk yaratan O olduğu gibi (yine O’na) döneceksiniz.”
Ayet: 51Sayfa: 155
Onlar ki dinlerini eğlence ve oyun edindiler ve dünya hayatı onları aldattı. Onlar bu günlerini unuttukları ve bizim ayetlerimizi inkâr ettikleri gibi biz de bugün onları unutacağız.
Ayet: 39Sayfa: 180
Fitne/Şirk sonlanıncaya ve dinin/otoritenin tamamı Allah’ın oluncaya dek onlarla savaşın. Şayet (şirkten) vazgeçerlerse, şüphesiz ki Allah, yaptıklarını görendir.
Ayet: 49Sayfa: 182
O zaman münafıklar ve kalplerinde hastalık bulunanlar (müminlere), “Bunları, dinleri (Allah’ın yardım edeceğine dair inançları) aldattı.” diyorlardı. Kim de Allah’a tevekkül ederse şüphesiz ki Allah, (izzet sahibi, her şeyi mağlup eden) Azîz ve (hüküm ve hikmet sahibi olan) Hakîm’dir.
Ayet: 72Sayfa: 185
Şüphesiz ki iman edenler, hicret edenler, malları ve canlarıyla Allah yolunda cihad edenler ve (bunları yurtlarında) barındırıp yardım edenler, işte onlar birbirlerinin dostlarıdır. İman edip hicret etmeyenler ise hicret edinceye kadar onlar ile sizin aranızda bir dostluk yoktur. Şayet din hususunda sizden yardım isterlerse aranızda antlaşma bulunan bir topluluğun aleyhine olmadıkça onlara yardım etmelisiniz. Allah, yaptıklarınızı görendir.
Ayet: 11Sayfa: 187
Şayet (şirkten) tevbe eder, namazı kılar, zekâtı da verirlerse (onlar) dinde kardeşlerinizdir. Bilen bir topluluk için ayetleri böyle detaylı bir şekilde açıklarız.
Ayet: 12Sayfa: 187
Şayet antlaşmalarından sonra yeminlerini bozar ve dininize dil uzatırlarsa, (ileri geri konuşup ayıplayıp yererlerse) o hâlde öldürün küfrün önderlerini. Çünkü onların yeminleri yoktur. Umulur ki (bu yaptıklarından) vazgeçerler.
Ayet: 29Sayfa: 190
Kendilerine Kitap verilenlerden Allah’a ve Ahiret Günü’ne inanmayan, Allah ve Resûl’ünün haram saydığını haram saymayan ve hak (din olan İslam’ı) din edinmeyenlerle alçaltılmış bir şekilde elden cizye verinceye kadar savaşın.
Ayet: 33Sayfa: 191
Müşrikler hoşlanmasa da tüm dinlere üstün gelsin diye Resûl’ünü hidayet ve hak dinle gönderen O’dur.
Ayet: 36Sayfa: 191
Şüphesiz ki Allah’ın yanında ayların sayısı, gökleri ve yeri yarattığı günden itibaren Allah’ın Kitabı’nda on ikidir. Bunlardan dördü (içinde savaşmanın yasak olduğu) haram aylardır. İşte dosdoğru din budur. (Öyleyse) bu aylar içinde (Allah’ın sınırlarını çiğneyerek) kendinize zulmetmeyin. Müşriklerin sizlerle topluca savaştıkları gibi siz de onlarla topluca savaşın. Bilin ki Allah, muttakilerle beraberdir.
Ayet: 122Sayfa: 205
(Allah yolunda cihadın mükâfatı bu denli büyük olsa da) müminlerin tümü savaşa çıkacak değildir/çıkmasınlar. Onlardan her topluluktan bir grubun geride kalıp dinde fakihleşmeleri ve kavimleri (savaştan) döndüğünde onları uyarmaları gerekmez miydi? Umulur ki sakınırlar.
Ayet: 22Sayfa: 210
Sizi karada ve denizde gezdiren O’dur. Hatta sizler gemide olduğunuz ve hoş bir rüzgârın (gemidekileri) sürüklediği, onların da bu duruma sevindiği bir sırada, şiddetli bir rüzgâr gelir çatar ve her yönden dalgalar üzerlerine hücum eder de çepeçevre kuşatıldıklarını düşünürler. (İşte o zaman) dini Allah’a halis kılarak (hiçbir şeyi ortak koşmadan yalnızca) Allah’a dua ederler. “Şayet bizi bundan kurtarırsan, muhakkak ki şükredenlerden olacağız.” (derler.)
Ayet: 105Sayfa: 219
Ve yüzünü hanîf olarak dine çevir! Sakın müşriklerden olma!
Ayet: 40Sayfa: 239
“Sizin O’nu bırakıp da ibadet ettikleriniz, ancak sizin ve babalarınızın koyduğu, Allah’ın hakkında hiçbir delil indirmediği birtakım isimlerdir. Hüküm yalnızca Allah’ındır. O, kendisinden başkasına kulluk/ibadet etmemenizi emretmiştir. İşte dosdoğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.”
Ayet: 52Sayfa: 271
Göklerde ve yerde olanların tamamı O’na aittir. Sürekli olan din de O’na aittir. (Kesintisiz kulluk/ubudiyet ve mutlak otorite Allah’a aittir.) Allah’tan başkasından mı korkup sakınacaksınız?
Ayet: 78Sayfa: 340
Allah yolunda hakkıyla/Allah’ın şanına yakışır şekilde cihad edin. O sizi seçti. Dinde size bir darlık/güçlük yüklemedi. Atanız İbrâhîm’in milletine (uyunuz)! O (Allah) sizleri bundan önce de bunda da Müslimler/şirki terk ederek tevhidle Allah’a yönelen kullar diye isimlendirdi ki Resûl size, siz de insanlara şahitlik edesiniz. Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin, Allah’a tutunun. O, sizin mevlânızdır. Ne güzel bir dost ve ne güzel bir yardımcı!
Ayet: 2Sayfa: 349
Zina yapan kadın ve erkeğin her birine yüzer değnek vurun. Şayet Allah’a ve Ahiret Günü’ne iman ediyorsanız, onlara Allah’ın dinini/yasasını uygularken acıyacağınız tutmasın. Onların cezasına müminlerden bir topluluk şahitlik etsin.
Ayet: 65Sayfa: 403
Gemiye bindikleri zaman, dini Allah’a halis kılarak (şirk koşmaksızın yalnızca) Allah’a dua ederler. Onları kurtarıp karaya çıkardığı zaman, (bir bakarsın ki) hemen şirk koşuvermişler.
Ayet: 30Sayfa: 406
Yüzünü (hiçbir şeyi Allah’a ortak koşmayan muvahhid) bir hanîf olarak dine çevir. Allah’ın insanları yarattığı fıtrata (uy). Allah’ın yaratmasında değişiklik yoktur. (Herkesi tevhid fıtratı üzere yaratmıştır.) İşte dosdoğru din budur. Ancak insanların çoğu bilmezler.
Ayet: 32Sayfa: 406
(O müşrikler ki) dinlerini parça parça etmiş ve kendileri de gruplara bölünmüşlerdir. Her grup kendi yanındakiyle övünüp sevinmektedir.
Ayet: 43Sayfa: 408
(O hâlde) Allah’tan gelecek olan ve kimsenin geri çeviremeyeceği o gün gelmeden önce, yüzünü dosdoğru dine çevir. O gün insanlar (cehennemlikler ve cennetlikler olarak) gruplara ayrılacaklar.
Ayet: 32Sayfa: 413
Onları kara bulutlar misali (büyük) dalgalar kuşattığında, dini Allah’a halis kılarak (yalnızca) O’na dua ederler. Onları (kurtarıp) karaya çıkardığında, onlardan kimisi orta yolu tutuyor. Ayetlerimizi, sözünü çokça bozup ihanet eden (hettar) ve nankörden başkası inkâr etmez.
Ayet: 5Sayfa: 417
(Evlatlıkları) babalarına nispet ederek çağırın. Bu, Allah katında adalete en uygun olandır. Şayet babalarını bilmiyorsanız, dinde kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Hata olarak yaptıklarınızda size bir günah yoktur. Lakin (günah), kalplerinizin taammüden/kasten yaptığıdır. Allah (günahları bağışlayan, örten ve günahların kötü akıbetinden kulu koruyan) Ğafûr ve (kullarına karşı merhametli olan) Rahîm’dir.
Ayet: 2Sayfa: 457
Şüphesiz ki (bu) Kitab’ı, sana hak ile indirdik. (Şu hâlde) dini O’na halis kılarak Allah’a ibadet et.
Ayet: 3Sayfa: 457
Dikkat edin! Halis olan din Allah’ındır. O’nun dışında veliler edinenler, “Bizi Allah’a yaklaştırsınlar diye bunlara ibadet ediyoruz.” (derler.) Allah, ihtilaf ettikleri konularda aralarında hükmedecektir. Şüphesiz ki Allah, yalancı ve kâfir olan kimseye hidayet etmez.
Ayet: 13Sayfa: 483
“Dini (tevhidle) ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin.” diye Nûh’a emrettiğini, sana vahyettiğimizi, İbrâhîm, Mûsâ ve Îsâ’ya emrettiğimizi sizin için dinde şeriat kıldık. Müşrikleri kendisine davet ettiğin (tevhid) onlara ağır geldi. Allah dilediği kulunu (tevhid ve ayrılıksız din için) seçer ve O’na yönelenleri hidayete erdirir.
Ayet: 21Sayfa: 484
Yoksa, Allah’ın izin vermediği şeyleri, kendilerine dinden şeriat kılan/kanun yapan ortakları mı var? Şayet (azaplarının kıyamete erteleneceğine dair) kesin bir söz olmasaydı elbette, aralarında hüküm verilirdi. Şüphesiz ki zalimlere can yakıcı bir azap vardır.
Ayet: 28Sayfa: 513
Tüm dinlere üstün kılmak için, Resûl’ünü hidayet ve hak dinle gönderen O’dur. Şahit olarak Allah yeter.
Ayet: 6Sayfa: 519
Hiç şüphesiz ki din/hesap mutlaka gerçekleşecektir.
Ayet: 8Sayfa: 549
Allah, sizinle dininizden dolayı savaşmamış ve sizi yurtlarınızdan çıkarmamış olanlara iyilik yapmanızı ve adaletli davranmanızı yasaklamaz. Çünkü Allah, adaletli olanları sever.
Ayet: 9Sayfa: 549
Allah, ancak dininizden ötürü sizinle savaşan, sizi yurtlarınızdan çıkarmış ve çıkarılmanıza yardım etmiş olanları dost edinmenizi yasaklar. Kim de onları veli/dost edinirse işte bunlar, zalimlerin ta kendileridir.
Ayet: 9Sayfa: 551
Müşrikler hoşlanmasa da tüm dinlere üstün gelsin diye, Resûl’ünü hidayet ve hak dinle gönderen O’dur.
Ayet: 9Sayfa: 586
Hayır! Bilakis siz hesabı yalanlıyorsunuz.
Ayet: 7Sayfa: 597
(Ey insan!) Bundan sonra dini/hesabı sana yalanlatan şey nedir?
Ayet: 5Sayfa: 598
Hâlbuki onlar, ancak dini O’na halis kılan hanîfler olarak Allah’a ibadet etmekle, namazı dosdoğru kılıp, zekâtı vermekle emrolunmuşlardı. İşte dosdoğru din budur.
Ayet: 1Sayfa: 602
Dinin (hükümlerini) yalanlayanı gördün mü?
Ayet: 6Sayfa: 603
“Sizin dininiz size, benim dinim bana.”
Ayet: 2Sayfa: 603
İnsanların, topluluklar hâlinde Allah’ın dinine girdiğini görürsün.