Bakara
Ayet: 119Sayfa: 17
Gerçek şu ki biz seni, bir müjdeleyici ve uyarıcı olarak hak ile gönderdik. (Hakka inanmayan) cehennem ehlinden (sorumlu değilsin ve onlardan dolayı) sorguya çekilmeyeceksin.
Bu konuyla ilgili ayetler
Ayet: 119Sayfa: 17
Gerçek şu ki biz seni, bir müjdeleyici ve uyarıcı olarak hak ile gönderdik. (Hakka inanmayan) cehennem ehlinden (sorumlu değilsin ve onlardan dolayı) sorguya çekilmeyeceksin.
Ayet: 252Sayfa: 40
Bu, Allah’ın sana hak olarak okuduğumuz ayetleridir. Şüphesiz ki sen, (Allah tarafından) gönderilmiş resûllerden birisin.
Ayet: 144Sayfa: 67
Muhammed, yalnızca bir resûldür. Ondan önce de resûller gelip geçti. O öldüğünde ya da öldürüldüğünde topuklarınız üzerine gerisin geriye mi döneceksiniz? Kim de topukları üzerine (dininden ya da yaptığı salih amelinden) dönerse Allah’a zarar veremeyecektir. Allah, şükredenleri mükâfatlandıracaktır.
Ayet: 159Sayfa: 70
Allah’ın rahmeti sayesinde onlara karşı yumuşak oldun. Şayet kaba, katı kalpli biri olsaydın etrafından dağılır giderlerdi. Onları affet, onlar için bağışlanma dile ve işlerinde onlarla istişare et. (Bir konuda) karar verdiğin zaman Allah’a tevekkül et. (Ve onu uygula. Çünkü) Allah, tevekkül edenleri sever.
Ayet: 105Sayfa: 94
İnsanlar arasında Allah’ın sana gösterdiği şekilde hükmedesin diye bu Kitab’ı sana hak olarak indirdik. Hainlerin savunucusu olma!
Ayet: 106Sayfa: 95
Allah’tan bağışlanma dile! Şüphesiz ki Allah, (günahları bağışlayan, örten ve günahların kötü akıbetinden kulu koruyan) Ğafûr ve (kullarına karşı merhametli olan) Rahîm’dir.
Ayet: 67Sayfa: 118
Ey Resûl! Rabbinden sana indirileni (insanlara) tebliğ et. Şayet bunu yapmazsan (Allah’ın) risalet (mesajını) tebliğ etmemiş ve vazifeni yapmamış olursun. Allah seni insanlardan koruyacaktır. Şüphesiz ki Allah, kâfirler topluluğuna hidayet etmez.
Ayet: 99Sayfa: 123
Resûl’ün vazifesi yalnızca tebliğdir. Allah, açığa vurduklarınızı da gizlediklerinizi de bilir.
Ayet: 19Sayfa: 129
De ki: “Kimin şahitliği en büyüktür?” De ki: “Allah, benim ve sizin aranızda şahittir. Sizi ve kime ulaşırsa onu uyarmam için bu Kur’ân bana vahyedildi. Yoksa siz, Allah ile beraber başka ilahların olduğuna mı şahitlik ediyorsunuz?” De ki: “Ben şahitlik etmem.” De ki: “Ancak O, tek ilahtır ve şüphesiz ki ben, O’na ortak koştuklarınızdan berîyim/uzağım.”
Ayet: 48Sayfa: 132
Biz resûllerimizi, yalnızca müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. Kim de iman edip ıslah ederse, onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.
Ayet: 158Sayfa: 169
De ki: “Ey insanlar! Şüphesiz ki ben, Allah’ın tümünüze (gönderdiği) resûlüyüm. O (Allah ki) göklerin ve yerin hâkimiyeti/egemenliği O’na aittir. O’ndan başka (ibadeti hak eden) hiçbir ilah yoktur. Diriltir ve öldürür. Allah’a ve resûlü olan ümmi Nebi’ye iman edin. O (Nebi), Allah’a ve O’nun kelimelerine iman eder. Ona uyun ki hidayet bulasınız.”
Ayet: 2Sayfa: 220
(Ayetlerin Allah tarafından muhkem kılınıp, sonra detaylı bir şekilde açıklanmasının nedeni) Allah’tan başkasına ibadet etmemenizdir. Şüphesiz ki ben, size O’ndan bir uyarıcı ve müjdeciyim.
Ayet: 7Sayfa: 249
Kâfirler derler ki: “Onun üzerine Rabbinden bir ayet/mucize indirilmesi gerekmez miydi?” Sen ancak bir uyarıcısın, her kavmin yol göstericisi (Hâdi olan Allah’tır).
Ayet: 89Sayfa: 276
O gün, her ümmet içinde kendilerinden olan bir şahit diriltiriz. Seni de bunlara (kendi ümmetine) şahit (olasın diye) getiririz. Sana her şeyin açıklayıcısı, hidayet, rahmet ve teslim olanlar için müjde olacak bir Kitap indirdik.
Ayet: 110Sayfa: 303
De ki: “Ancak ben de sizin gibi bir insanım. Bana, ‘İlahınız ancak tek bir ilahtır.’ diye vahyolunuyor. Artık kim Rabbi ile karşılaşmayı (ve ondan bir mükâfat almayı) umuyorsa, salih amelde bulunsun ve hiçbir şeyi Rabbine ibadette ortak koşmasın.”
Ayet: 107Sayfa: 330
Biz seni yalnızca âlemlere rahmet olarak gönderdik.
Ayet: 49Sayfa: 337
De ki: “Ey insanlar! Ben, sizin için ancak apaçık bir uyarıcıyım.”
Ayet: 56Sayfa: 364
Biz seni ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.
Ayet: 91Sayfa: 384
(De ki:) “Ben ancak bu beldeyi haram/kutsal kılan ve her şeyin kendisine ait olduğu (Mekke’nin) Rabbine ibadet etmekle emrolundum. Ve Müslimlerden/şirki terk ederek tevhidle Allah’a yönelen kullardan olmakla emrolundum.”
Ayet: 92Sayfa: 384
“Ve Kur’ân’ı okumakla (emrolundum). Kim hidayet bulursa, kendi yararına hidayet bulmuştur. Kim de sapıtırsa de ki: ‘Ben, ancak uyarıcılardan biriyim.’ ”
Ayet: 93Sayfa: 384
De ki: “Allah’a hamdolsun. O, size ayetlerini gösterecek ve siz o (ayetleri) tanıyacaksınız. Senin Rabbin, yaptıklarınızdan gafil değildir.”
Ayet: 28Sayfa: 430
Biz seni, ancak bütün insanlığa müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Fakat insanların çoğu bilmezler.
Ayet: 24Sayfa: 436
Biz seni hak ile, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Her ümmete mutlaka bir uyarıcı gelip geçmiştir.
Ayet: 3Sayfa: 439
Hiç şüphesiz sen, gönderilmiş resûllerdensin.
Ayet: 4Sayfa: 439
(Hiç şüphesiz ki sen,) dosdoğru yol üzeresin.
Ayet: 5Sayfa: 439
(O Kur’ân,) (izzet sahibi, her şeyi mağlup eden) El-Azîz ve (kullarına karşı merhametli olan) Er-Rahîm (olan Allah) tarafından indirilmiştir.
Ayet: 6Sayfa: 439
Babaları uyarılmamış ve gaflet içerisinde olan bir topluluğu uyarmak için (gönderildin).
Ayet: 69Sayfa: 443
Biz ona şiir öğretmedik, bu ona yakışmaz da. O, yalnızca bir zikir/öğüt ve apaçık bir Kur’ân’dır.
Ayet: 7Sayfa: 482
Böylece şehirlerin anası olan (Mekke’yi) ve çevresini uyarman ve (insanları) kendisinde şüphe olmayan Toplanma Günü’yle uyarman için, sana Arapça bir Kur’ân vahyettik. (Kıyamet Günü) bir grup cennette, bir grup alevleri dehşet saçan ateştedir.
Ayet: 8Sayfa: 510
Şüphesiz ki biz seni, şahit, müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.
Ayet: 9Sayfa: 510
Allah’a ve Resûl’üne iman etmeniz, onu desteklemeniz, ona saygı duymanız ve sabah akşam (Allah’ı) tesbih etmeniz için.
Ayet: 12Sayfa: 550
Ey Nebi! Şayet mümin kadınlar, Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, elleri ve ayakları arasında bir iftira uydurup getirmemek (kocalarına ait olmayan gayrimeşru bir çocuğu kocaya nispet etmemek), marufta sana isyan etmemek üzere sana gelirlerse; onların biatlarını kabul et ve onlar için Allah’tan bağışlanma dile. Şüphesiz ki Allah, (günahları bağışlayan, örten ve günahların kötü akıbetinden kulu koruyan) Ğafûr ve (kullarına karşı merhametli olan) Rahîm’dir.
Ayet: 8Sayfa: 560
Ey iman edenler! Allah’a nasuh bir tevbeyle (günaha dönmeme azmiyle) tevbe edin. Umulur ki Rabbiniz, kusurlarınızı örter ve sizi altından ırmaklar akan cennetlere sokar. O gün Allah, Nebi’yi ve beraberindeki müminleri rezil etmeyecektir. Onların nuru önlerinde koşup (parıldar). Sağlarından (amel defterlerini almışlardır). Derler ki: “Rabbimiz! Nurumuzu tamamla, günahlarımızı bağışla. Çünkü sen, her şeye kadîr olansın.”
Ayet: 9Sayfa: 560
Ey Nebi! Kâfirler ve münafıklarla savaş ve onlara karşı sert ol. Onların barınağı cehennemdir. Orası ne kötü bir dönüş yeridir.
Ayet: 1Sayfa: 596
Biz göğsünü genişletip (hidayete ve hayra elverişli hâle) getirmedik mi?
Ayet: 2Sayfa: 596
(Nübüvvet öncesi hatalarını veya nübüvvetin ağır) yükünü üzerinden indirmedik mi?
Ayet: 3Sayfa: 596
Ki o yük, senin belini bükmüştü.
Ayet: 4Sayfa: 596
Senin şanını yüceltmedik mi?
Ayet: 5Sayfa: 596
Hiç şüphesiz, zorlukla beraber kolaylık vardır.
Ayet: 6Sayfa: 596
(Evet,) zorlukla beraber kolaylık vardır.
Ayet: 7Sayfa: 596
(Öyleyse) boş kaldığında hemen (ibadet ve taate koyul ve) yorul.
Ayet: 8Sayfa: 596
Ve yalnızca Rabbine rağbet et/yönel.