Fâtiha
Ayet: 2
Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.
Bu konuyla ilgili ayetler
Ayet: 2
Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.
Ayet: 22Sayfa: 3
O (Rabb ki) yeryüzünü sizin için bir döşek, gökyüzünü de tavan kıldı. Gökten su indirdi ve onunla size rızık olarak (çeşitli) ürünler çıkardı. (Öyleyse bütün bu gerçekleri ikrar edip) bildiğiniz hâlde Allah’a eş/ortak/denk koşmayın.
Ayet: 105Sayfa: 15
Ehl-i Kitap’tan kâfirler ve müşrikler Rabbinizden üzerinize hiçbir hayrın gelmesini istemezler. Allah, rahmetini dilediğine tahsis eder. Allah, büyük fazilet sahibidir.
Ayet: 139Sayfa: 20
De ki: “O hem bizim Rabbimiz hem de sizin Rabbiniz olduğu hâlde Allah hakkında bizimle tartışacak mısınız? Bizim amellerimiz bize, sizin amelleriniz sizedir! Ve biz, (hiçbir ortak edinmeksizin dini) O’na halis kılanlarız.”
Ayet: 51Sayfa: 55
“Şüphesiz ki Allah, benim ve sizlerin Rabbidir. O’na ibadet edin. Bu (sizi davet ettiğim yol), sırat-ı mustakimdir/dosdoğru olan yoldur.”
Ayet: 28Sayfa: 111
“Beni öldürmek (niyetiyle) elini bana uzatsan dahi seni öldürmek için elimi sana uzatacak değilim. Ben, âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkuyorum.”
Ayet: 112Sayfa: 125
Hani havârîler, “Ey Meryem oğlu Îsâ! Sen, Rabbinden bizim için gökten sofra indirmesini isteyebilir misin?” demişlerdi. (Îsâ,) “Şayet müminseniz Allah’tan korkup sakının.” demişti.
Ayet: 117Sayfa: 126
“Ben onlara, bana emrettiğin, ‘Benim ve sizin Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin.’ (buyruğu) dışında hiçbir şey söylemedim. Aralarında olduğum süre içinde (onların yaptıklarına) şahittim. Beni kendi katına aldığında (artık onların ne söylediğini ve ne yaptığını bilmem mümkün değildir). Sen onların üzerinde gözetleyicisin. Sen her şeyin üzerinde şahit olansın.”
Ayet: 45Sayfa: 132
Böylece o zalimler topluluğunun (kökü kurutulup) arkaları kesildi. Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamdolsun.
Ayet: 71Sayfa: 135
De ki: “Allah bizi (tevhide) hidayet ettikten sonra Allah’ı bırakıp da bize hiçbir faydası ve zararı olmayan şeylere mi (putlara, türbelere, yatırlara mı) dua edelim? Arkadaşları kendisini, ‘Hidayete gel.’ diye çağırdıkları hâlde yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşırken şeytanların ayarttığı kimse gibi topuklarımız üzere geri mi dönelim?” De ki: “Şüphesiz ki gerçek ve hakiki hidayet, Allah’ın hidayetidir. Ve biz âlemlerin Rabbine teslim olmakla emrolunduk.”
Ayet: 102Sayfa: 140
İşte bu, Rabbiniz olan Allah’tır. O’ndan başka (ibadeti hak eden) hiçbir ilah yoktur. Her şeyin yaratıcısıdır. (Öyleyse) yalnızca O’na kulluk edin. O, her şeyin üzerinde (gözetleyen, denetleyen ve işlerini yürüten) Vekîl’dir.
Ayet: 161Sayfa: 149
De ki: “Şüphesiz ki Rabbim, beni dosdoğru yola iletti. Dimdik/Güçlü ve hanîf olan İbrâhîm’in dinine. O, müşriklerden değildi.”
Ayet: 162Sayfa: 149
De ki: “Şüphesiz ki benim namazım, kurbanım, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi olan Allah içindir.”
Ayet: 164Sayfa: 149
“O her şeyin Rabbiyken, Allah’ın dışında bir rabb arar mıyım hiç? Herkesin kazandığı sadece kendini bağlar. Hiçbir suçlu bir başkasının suçunu yüklenmez. Sonra dönüşünüz Rabbinizedir. Ve O, anlaşmazlığa düştüğünüz konularda (neyin hak ve doğru olduğunu) size haber verecektir.”
Ayet: 61Sayfa: 157
Demişti ki: “Ey kavmim! Bende sapıklık yok. Lakin ben âlemlerin Rabbi olan (Allah tarafından gönderilmiş) bir elçiyim.”
Ayet: 67Sayfa: 157
Demişti ki: “Ey kavmim! Bende akıl kıtlığı yoktur. Fakat ben âlemlerin Rabbi (tarafından gönderilmiş) bir elçiyim.”
Ayet: 68Sayfa: 158
“Size Rabbimin risaletini/mesajlarını iletiyorum ve ben sizin için güvenilir bir nasihatçiyim.”
Ayet: 104Sayfa: 162
Mûsâ demişti ki: “Ey Firavun! Şüphesiz ki ben, âlemlerin Rabbinden (gelen) bir elçiyim.”
Ayet: 121Sayfa: 164
Demişlerdi ki: “Biz, âlemlerin Rabbi olan (Allah’a) iman ettik.”
Ayet: 122Sayfa: 164
“Mûsâ’nın ve Hârûn’un Rabbi olan (Allah’a).”
Ayet: 134Sayfa: 165
Azap üzerlerine çökünce, “Ey Mûsâ! Senin yanında bulunan (Allah’ın) ahdiyle bizim için Rabbine dua et. Bu azabı bizden giderirsen, andolsun ki sana iman edecek ve İsrâîloğullarını seninle beraber göndereceğiz!” demişlerdi.
Ayet: 172Sayfa: 172
(Hatırla!) Hani Rabbin, Âdemoğullarının sırtlarından zürriyetlerini almış ve onları kendilerine şahit tutarak, “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” demişti. Demişlerdi ki: “Evet! (Sen bizim Rabbimizsin!) Şahit olduk.” (Bu,) Kıyamet Günü, “Biz bundan habersizdik.” dememeniz içindir.
Ayet: 203Sayfa: 175
(Senden harikulade olaylar, mucizeler isteyip de) onlara bir ayet/mucize getirmediğinde, “Sen onu derlesen ya!” derler. De ki: “Ben yalnızca Rabbimden bana vahyolunana uyarım. (İlle de bir ayet/mucize istiyorsanız) işte bu (Kitap), içinde Rabbinizden basiretler taşıyan, mümin bir topluluk için hidayet ve rahmet olan bir ayettir/mucizedir.”
Ayet: 3Sayfa: 207
Şüphesiz sizin Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra arşa istiva eden ve işleri yöneten/çekip çeviren Allah’tır. O’nun izni olmaksızın hiç kimse şefaat edemez. İşte, Rabbiniz olan Allah budur. (Öyleyse) O’na ibadet edin. Öğüt almaz mısınız?
Ayet: 10Sayfa: 208
Orada duaları, “Allah’ım, sen eksikliklerden münezzehsin.”, (birbirlerine) dilekleri, “Selam/Esenlik!” ve dualarının sonu, “Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’adır.” şeklindedir.
Ayet: 32Sayfa: 211
İşte bu, sizin hak Rabbiniz olan Allah’tır. Haktan ötesi sapıklıktan başka bir şey midir? Nasıl olur da (O’na ibadet etmekten, putlara ibadet etmeye) çevrilirsiniz?
Ayet: 33Sayfa: 211
İşte böyle! Senin Rabbinin kelimesi/hükmü fasıklar üzerinde kesinleşmiştir. Onlar kesinlikle iman etmezler.
Ayet: 37Sayfa: 212
Bu Kur’ân’ın, Allah’tan başka birileri tarafından indirilmesi (uydurulmuş olması) mümkün değildir. O, kendinden önceki (Kitapları) doğrulayan ve Kitab’ı detaylı biçimde açıklayan (ayetlerinin bir kısmı diğer bir kısmını tefsir eden bir Kitap’tır). Âlemlerin Rabbi olan (Allah tarafından indirildiğinde) hiçbir şüphe yoktur.
Ayet: 94Sayfa: 218
Şayet sana indirdiğimizden şüphen varsa, senden önce Kitab’ı okuyanlara sor! Andolsun ki hak sana Rabbinden gelmiştir. Sakın şüphecilerden olma!
Ayet: 34Sayfa: 224
“Şayet Allah sizi saptırmak istemişse, ben size nasihat etmek istesem de nasihatimin size bir faydası olmaz. O, sizin Rabbinizdir ve O’na döndürüleceksiniz.”
Ayet: 56Sayfa: 227
“Hiç şüphesiz ben, benim de Rabbim sizin de Rabbiniz olan Allah’a tevekkül ettim. Hareket eden her canlıyı perçeminden tutan (kontrol edip yönlendiren) O’dur. Şüphesiz ki Rabbim, dosdoğru yol üzeredir.”
Ayet: 57Sayfa: 227
“Şayet yüz çevirecek olursanız, kendisiyle gönderildiğim mesajı size ilettim. Rabbim sizin yerinize başka bir topluluğu getirir ve siz O’na hiçbir şekilde zarar veremezsiniz. Şüphesiz ki Rabbim, her şeyi gözetleyip koruyandır.”
Ayet: 61Sayfa: 227
Semûd’a da kardeşleri Salih’i (gönderdik). Demişti ki: “Ey kavmim! Allah’a ibadet/kulluk edin! Sizin O’ndan başka (ibadeti hak eden) hiçbir ilahınız yoktur. Sizi yerden (topraktan) yaratan ve orayı imar edip, orada ömür süresiniz diye (sizi var eden) O’dur. (Öyleyse) O’ndan bağışlanma dileyin, sonra O’na tevbe edin. Şüphesiz ki Rabbim, (kullarına en yakın olan) Karib ve (dualara ve isteklere icabet eden) Mucîb’dir.”
Ayet: 66Sayfa: 228
(Helak) emrimiz gelince, Sâlih’i ve onunla beraber iman edenleri tarafımızdan bir rahmetle, o günün alçaltıcı ve rezil edici (azabından) kurtardık. Şüphesiz ki senin Rabbin, (güç ve kuvvet sahibi) El-Kaviy ve (izzet sahibi, her şeyi mağlup eden) El-Azîz olanın ta kendisidir.
Ayet: 83Sayfa: 230
(O taşlar) Rabbinin katında işaretlenmişlerdir. O (azabın bir benzeri, bu kavmin amelini yapan) zalimlerden uzak değildir.
Ayet: 88Sayfa: 230
Demişti ki: “Ey kavmim! Görüşünüz nedir? (Söylesenize!) Şayet ben, Rabbimden bir belge/delil üzereysem ve beni kendi tarafından güzel bir rızıkla mükâfatlandırmışsa? Ben, size yasakladığım şeylere (kendim uymayarak) size muhalefet etmek istemiyorum. Tek amacım, gücüm yettiğince ıslah etmektir. Benim başarım, ancak Allah’ın izniyledir. Ben, O’na tevekkül ettim ve yalnızca O’na yönelirim.”
Ayet: 90Sayfa: 231
“Rabbinizden bağışlanma dileyip sonra da O’na tevbe edin. Şüphesiz ki benim Rabbim, (kullarına karşı merhametli olan) Rahîm ve (kullarını seven, kulları tarafından sevilen, kalplerde sevgi yaratan) Vedûd’dur.”
Ayet: 118Sayfa: 234
Şayet Rabbin dileseydi, insanları (hiç ihtilaf etmeyen) tek bir ümmet yapardı. (Ama yapmadı.) Oysa onlar, ihtilaf hâlinde olmayı sürdürmektelerdir.
Ayet: 119Sayfa: 234
Rabbinin rahmet ettikleri müstesna. Onları bunun için yarattı. Rabbinin, “Andolsun ki cinleri ve insanları cehenneme dolduracağım.” sözü/hükmü kesinleşmiştir.
Ayet: 6Sayfa: 235
“İşte böylece Rabbin seni seçecek, sözlerin yorumunu/rüya tabirini sana öğretecek, daha önce ataların İbrâhîm ve İshâk’a (nimetini) tamamladığı gibi sana ve Ya’kûb ailesine de nimetini tamamlayacaktır. Şüphesiz ki Rabbin, (her şeyi bilen) Alîm ve (hüküm ve hikmet sahibi olan) Hakîm’dir.”
Ayet: 24Sayfa: 237
Andolsun ki kadın onu arzulamış, o da kadını arzulamıştı. Şayet Rabbinin apaçık burhanını görmeseydi (Yûsuf da arzusunun peşinden gidecekti). Böylece, kötülüğü ve fuhşiyatı ondan savuşturduk. Çünkü o, muhlas/arındırılmış/ihlaslı kılınmış kullarımızdandı.
Ayet: 37Sayfa: 238
Dedi ki: “Size rızık olarak yiyeceğiniz bir yemek gelmeden önce mutlaka yorumunu haber veririm. Bu, Rabbimin bana öğrettiği bilgidendir. Şüphesiz ki ben, Allah’a inanmayan ve ahireti inkâr eden bir topluluğun dinini terk ettim.”
Ayet: 53Sayfa: 241
“Ben, nefsimi temize çıkarmam. Çünkü nefis -Rabbimin merhamet ettiği müstesna- çokça kötülüğü emreder. Şüphesiz ki Rabbim, (günahları bağışlayan, örten ve günahların kötü akıbetinden kulu koruyan) Ğafûr, (kullarına karşı merhametli olan) Rahîm’dir.”
Ayet: 98Sayfa: 246
Demişti ki: “İleride sizin için Rabbimden bağışlanma talep edeceğim. Şüphesiz ki O, (günahları bağışlayan, örten ve günahların kötü akıbetinden kulu koruyan) El-Ğafûr ve (kullarına karşı merhametli) Er-Rahîm olanın ta kendisidir.”
Ayet: 100Sayfa: 246
Ebeveynini tahtın üzerine çıkarttı/oturttu. (Hepsi) ona secde ettiler/saygıyla selamladılar. Dedi ki: “Babacığım! İşte bu, benim daha önce gördüğüm rüyamın tevili/gerçekleşmesidir. Rabbim onu gerçek çıkardı. Şüphesiz ki beni zindandan çıkardığında ve şeytan, kardeşlerimle aramı bozduktan sonra sizleri çölden getirdiğinde bana iyilikte bulundu. Şüphesiz ki Rabbim, dilediği şeyi incelikle (sebeplerini hazırlayıp lütfu ve kuşatıcı bilgisiyle) sonuca ulaştırandır. Şüphesiz ki O, (her şeyi bilen) El-Alîm ve (hüküm ve hikmet sahibi) El-Hakîm olanın ta kendisidir.”
Ayet: 101Sayfa: 246
“Rabbim! Hiç şüphesiz bana mülk/yetki verdin ve bana rüya tabirini öğrettin. Ey göklerin ve yerin yaratıcısı! Sen dünyada da ahirette de benim velimsin/dostumsun! Benim canımı Müslim/şirki terk ederek tevhidle Allah’a yönelen bir kul olarak al ve beni salihler zümresine dâhil et.”
Ayet: 6Sayfa: 249
Senden iyilikten önce kötülük getirmeni istiyorlar. Muhakkak ki onlardan önce (buna benzer) nice örnekler gelip geçmiştir. Şüphesiz ki Rabbin, zulümlerine karşılık insanlara karşı mağfiret sahibidir. Şüphesiz ki Rabbin, cezası pek çetin olandır.
Ayet: 16Sayfa: 250
De ki: “Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?” De ki: “Allah’tır.” De ki: “(Göklerin ve yerin Rabbi O iken yine de) Allah’ı bırakıp kendilerine faydaları olmayan veya kendinden zararı defedemeyen varlıkları mı veliler edindiniz?” De ki: “Hiç kör ile gören bir olur mu? Yahut karanlıklarla aydınlık bir olur mu? Yoksa, Allah’a tayin ettikleri ortaklar (Allah gibi) yarattı da, (Allah’ın yaratmasıyla ortakların) yaratması birbirine mi benzedi (kimin ilah olduğuna dair kafaları mı karıştı)?” De ki: “Allah her şeyin yaratıcısıdır. Ve O, (zatında, fiillerinde ve sıfatlarında tek olan) El-Vâhid ve (her şeye boyun eğdirip hükmüne ram eyleyen) El-Kahhâr’dır.”
Ayet: 18Sayfa: 250
Rabblerine icabet edenlere El-Husna (cennet) vardır. O’na icabet etmeyenlerse yeryüzündeki her şey ve bir o kadarı daha onların olsa, hiç şüphesiz (azaptan kurtulmak için) verirlerdi. İşte bunlara hesabın en kötüsü vardır. Barınakları cehennemdir. Ne kötü yataktır orası.
Ayet: 27Sayfa: 251
Kâfirler der ki: “Ona Rabbinden bir ayet/mucize indirilmesi gerekmez miydi?” De ki: “Allah dilediğini saptırır, kendisine yönelenleri de hidayet eder.”
Ayet: 30Sayfa: 252
Sana vahyettiğimizi onlara okuyasın diye, seni kendilerinden önce nice ümmetin gelip geçtiği bir toplum içinde (risaletle) görevlendirdik. Onlarsa Er-Rahmân’ı inkâr ediyorlar. De ki: “O benim Rabbimdir. O’ndan başka (ibadeti hak eden) hiçbir ilah yoktur. Yalnızca O’na tevekkül ettim ve dönüşüm/tevbem de O’nadır.”
Ayet: 39Sayfa: 259
“Yaşlılıkta bana İsmâîl ve İshâk’ı veren Allah’a hamdolsun. Şüphesiz ki benim Rabbim, duayı işiten ve duaya icabet edendir.”
Ayet: 25Sayfa: 262
Onları (diriltip) huzurunda toplayacak olan, hiç şüphesiz ki senin Rabbindir. Şüphesiz ki O, (hüküm ve hikmet sahibi olan) Hakîm ve (her şeyi bilen) Alîm’dir.
Ayet: 28Sayfa: 262
Hani Rabbin, meleklere demişti ki: “Şüphesiz ki kokuşmuş balçığın kurumuş çamurundan bir insan yaratacağım.”
Ayet: 86Sayfa: 265
Şüphesiz ki Rabbin, (çokça yaratan) El-Hallâk ve (her şeyi bilen) El-Alîm’dir.
Ayet: 98Sayfa: 266
(Bu sıkıntıdan, kurtulmak için) Rabbini hamd ile tesbih et ve secde edenlerden ol.
Ayet: 99Sayfa: 266
Yakin (ölüm) sana gelinceye dek Rabbine ibadet/kulluk et!
Ayet: 7Sayfa: 267
Ağırlıklarınızı yüklenir, canınızın yarısı telef olmadan erişemeyeceğiniz beldelere taşırlar. Şüphesiz ki Rabbiniz, (kullarına karşı şefkatli olan) Raûf ve (kullarına karşı merhametli olan) Rahîm’dir.
Ayet: 24Sayfa: 268
Onlara, “Rabbiniz ne indirdi?” denildiğinde, “Öncekilerin masalları!” derler.
Ayet: 30Sayfa: 269
Allah’tan korkup sakınanlara, “Rabbiniz ne indirdi?” denildiğinde, “Hayır (indirdi).” derler. Bu dünyada iyilik yapanlara (karşılık olarak) iyilik vardır. Ahiret yurduysa çok daha hayırlıdır. Muttakilerin yurdu ne güzeldir.
Ayet: 33Sayfa: 269
(Nefislerine zulmedenler) kendilerine Rabbinin emrinin ya da meleklerin gelmesinden başka bir şey mi bekliyorlar? Onlardan öncekiler de böyle yapmışlardı. Allah, onlara zulmetmedi. Fakat onlar, kendilerine zulmetmekteydiler.
Ayet: 47Sayfa: 271
Ya da (mallarını, canlarını, amellerini eksilte eksilte onları) korku içerisindeyken yakalamasından (emin mi oldular)? Şüphesiz ki senin Rabbin, (kullarına karşı şefkatli olan) Raûf ve (kullarına karşı merhametli olan) Rahîm’dir.
Ayet: 54Sayfa: 271
Sonra sıkıntınızı giderdiği zaman, (bir de bakarsın) içinizden bir grup, Rabblerine şirk koşuverirler.
Ayet: 102Sayfa: 277
De ki: “(Bu uydurulmuş bir kitap değil. Bilakis,) iman edenlerin (ayaklarını) sabit kılmak, teslim olanlara hidayet ve müjde olması için Rûhu’l Kudus (Cibrîl) onu Rabbinden hak olarak indirmiştir.”
Ayet: 119Sayfa: 280
Sonra kuşkusuz ki Rabbin, bilgisizce kötülük işleyen sonra bunun ardından tevbe edip (hâllerini) düzeltenlere, (evet) şüphesiz ki Rabbin, (böylelerine karşı) (günahları bağışlayan, örten ve günahların kötü akıbetinden kulu koruyan) pek Ğafûr ve (kullarına karşı merhametli olan) Rahîm’dir.
Ayet: 125Sayfa: 280
Rabbinin yoluna hikmet ve güzel öğütle davet et! Onlarla en güzel şekilde mücadele et. Şüphesiz ki Rabbin, yolundan sapanları da hidayet ehli olanları da en iyi bilendir.
Ayet: 25Sayfa: 283
Rabbiniz nefislerinizde olanı en iyi bilendir. Şayet salih kimseler olursanız hiç şüphesiz ki (Allah), O’na çokça yönelenleri bağışlayandır.
Ayet: 46Sayfa: 285
Anlamasınlar diye kalplerine de perde germişizdir, kulakları üzerinde de ağırlık vardır. Sen, Kur’ân’da Rabbini tek (ilah) olarak andığında, arkalarını dönüp nefretle kaçıp giderler.
Ayet: 57Sayfa: 286
O dua ettikleri de Rabblerine hangisi daha yakın diye vesile arar, rahmetini umar, azabından korkarlar. Çünkü Rabbinin azabı, sakınılması gereken bir azaptır.
Ayet: 65Sayfa: 287
“Şüphesiz ki kullarım üzerinde senin bir otoriten yoktur. (İşlerin kendisine havale edileceği bir) vekil olarak Rabbin yeter.”
Ayet: 66Sayfa: 287
Rabbiniz, lütuf ve ihsanından arayasınız diye gemileri denizde (yumuşak bir şekilde) yürütendir. Kuşkusuz O, size karşı merhametlidir.
Ayet: 102Sayfa: 291
(Mûsâ) demişti ki: “Andolsun ki bunları göklerin ve yerin Rabbinin, (insanları) basiretli kılıcı (ayetler) olarak indirdiğini biliyorsun. Ve ben senin kesinlikle helak olmuş biri olduğunu düşünüyorum ey Firavun!”
Ayet: 14Sayfa: 293
Ve kıyama kalkıp, “Bizim Rabbimiz göklerin ve yerin Rabbidir! Onu bırakıp da hiçbir (sahte) ilaha dua etmeyiz. Andolsun ki o takdirde batıl/saçma bir şey söylemiş oluruz.” dediklerinde, onların kalplerini (yakin, sabır ve kararlılıkla) pekiştirmiştik.
Ayet: 22Sayfa: 295
(Sonradan gelenler) diyecekler ki: “Üç kişiydiler, dördüncüleri köpekti.” Diyecekler ki: “Beş kişiydiler, altıncıları köpekti.” Bu, gaybı taşlamaktır/bir konuda bilgisizce konuşmaktır. Diyecekler ki: “Yedi kişiydiler, sekizİncîleri köpekti.” De ki: “Onların sayısını en iyi bilen Rabbimdir. Onları yalnızca çok az (insan) bilir. Onlar hakkında açık olandan (sahip olduğun vahiy bilgisinden) başkasıyla tartışma ve (buna dair) onlardan kimseye bilgi sorma.”
Ayet: 23Sayfa: 295
Bir şey için kesinlikle, “Bunu yarın yapacağım.” deme!
Ayet: 24Sayfa: 295
“Allah dilerse/İnşallah” (de). Unuttuğun zaman Rabbini an. “Umulur ki Rabbim beni bundan daha yakın bir rüşde/olgunluğa eriştirir.” de.
Ayet: 38Sayfa: 297
“Fakat O Allah, benim Rabbimdir. Ve ben hiçbir şeyi Rabbime ortak koşmam.”
Ayet: 58Sayfa: 299
Senin Rabbin (günahları bağışlayan, örten ve günahların kötü akıbetinden kulu koruyan) El-Ğafûr ve merhamet sahibidir. Şayet işledikleriyle onları yargılasa azabı çarçabuk onlara ulaştırırdı. (Hayır, öyle değil!) Bilakis, onların (azapla) buluşma zamanları vardır ve ondan (korunacak) bir sığınak bulamayacaklardır.
Ayet: 87Sayfa: 302
Dedi ki: “Zulmeden kimseyi cezalandıracağız. Sonra Rabbine döndürülecek ve (Rabbi) onu çetin bir azapla azaplandıracak.”
Ayet: 2Sayfa: 304
(Okunacak olan ayetler) Rabbinin, kulu Zekeriyyâ’ya olan rahmetinin anılmasıdır.
Ayet: 3Sayfa: 304
Hani o, Rabbine gizlice seslenmişti.
Ayet: 4Sayfa: 304
Demişti ki: “Rabbim! Kemiklerim zayıfladı, saçlarım bembeyaz oldu. Sana dua etmem nedeniyle hiç mutsuz/bedbaht olmadım. (Her ne zaman dua ettiysem icabet ettin.)”
Ayet: 47Sayfa: 307
Demişti ki: “Selam olsun sana! Senin için Rabbimden bağışlanma dileyeceğim. Şüphesiz ki O, bana karşı (merhametli, lütufkâr ve benimle yakından ilgilenen) Hafiy’dir.”
Ayet: 48Sayfa: 307
“Sizi ve Allah’ın dışında dua ettiklerinizi terk edip ayrılıyorum. Yalnızca Rabbime dua ediyorum. Umulur ki Rabbime yaptığım dua nedeniyle bedbaht olmam. (Rabbim duama icabet eder.)”
Ayet: 64Sayfa: 308
Biz ancak Rabbinin emriyle/izniyle ineriz. Önümüzde, arkamızda ve bu ikisi arasında ne varsa hepsi O’na aittir. Rabbin unutan değildir.
Ayet: 65Sayfa: 309
Göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. O’na ibadet/kulluk yap ve ibadetinde sabırlı ol. O’nun adıyla anılan/O’na denk birini bilir misin?
Ayet: 12Sayfa: 311
“Şüphesiz ki ben, (evet) ben, senin Rabbinim. Ayakkabılarını çıkar. Çünkü sen, mukaddes vadide, Tuvâ’dasın.”
Ayet: 50Sayfa: 313
“Rabbimiz, her şeye hilkatini (cinsine en uygun olanı) veren ve sonra da yol gösterendir.” demişti.
Ayet: 51Sayfa: 313
(Firavun) demişti ki: “Geçmişte olanlar ne olacak o hâlde?”
Ayet: 52Sayfa: 314
Demişti ki: “Onların bilgisi, Rabbimin yanında bir Kitap’tadır. Rabbim, şaşırmaz da unutmaz da.”
Ayet: 67Sayfa: 315
Mûsâ, içinden bir korku duymaya başlamıştı.
Ayet: 68Sayfa: 315
Buyurduk ki: “Korkma! Şüphesiz ki sen, elbette, üstün olansın.”
Ayet: 69Sayfa: 315
“At sağ elindekini! Onların yaptıklarını yutacaktır. Onların yaptığı yalnızca bir büyücü hilesidir. Ve büyücü ne yaparsa yapsın, kurtuluşa eremez/başarılı olamaz.”
Ayet: 70Sayfa: 315
(Yaşananlar üzerine) sihirbazlar secdeye kapanmış: “Hârûn’un ve Mûsâ’nın Rabbine iman ettik.” demişlerdi.
Ayet: 83Sayfa: 316
“Kavmini bırakıp aceleyle (bize gelmenin) nedeni nedir ey Mûsâ?”
Ayet: 84Sayfa: 316
Demişti ki: “Onlar benim peşimde (onları bıraktığım hâl üzereler). Rabbim sana aceleyle geldim ki benden razı olasın.”
Ayet: 90Sayfa: 317
Andolsun ki daha önce Hârûn şöyle demişti: “Kavmim! Siz ancak bununla fitneye düşürüldünüz. Şüphesiz ki sizin Rabbiniz Er-Rahmân’dır. Bana uyun ve emrime itaat edin.”
Ayet: 2Sayfa: 321
Onlara Rabblerinden yeni bir zikir/ayet gelecek olsa, mutlaka onu alaya alarak dinlerler.
Ayet: 3Sayfa: 321
Kalpleri oyundadır… Zulmedenler (aralarında) gizlice fısıldaşırlar: “Bu da sizin gibi bir insan değil midir? Göz göre göre büyülenmeye (teslim mi olacaksınız)?”
Ayet: 4Sayfa: 321
Dedi ki: “Rabbim, gökte ve yerde (konuşulan) sözü bilir. O, (işiten ve dualara icabet eden) Es-Semî’ ve (her şeyi bilen) El-Alîm’dir.”
Ayet: 56Sayfa: 325
Demişti ki: “Bilakis sizin Rabbiniz, göklerin ve yerin Rabbi olup onları yoktan var edendir. Ben de buna şahitlik edenlerdenim.”
Ayet: 89Sayfa: 328
Zekeriyyâ’yı da (an)! Hani o: “Rabbim, beni bir başıma yalnız bırakma. Sen mirasçı olanların en hayırlısısın.” diye Rabbine nida etmişti.
Ayet: 92Sayfa: 329
Hiç kuşkusuz sizin bu ümmetiniz, tek (olan İslam) ümmettir. Ben de sizin Rabbinizim. Öyleyse bana ibadet edin.
Ayet: 112Sayfa: 330
Dedi ki: “Rabbim! Hak ile hükmet. Rabbimiz, Er-Rahmân olan ve sizin yakıştırmalarınıza karşılık (yardımına sığınılacak) El-Musteân’dır.”
Ayet: 1Sayfa: 331
Ey insanlar! Rabbinizden korkup sakının. Şüphesiz ki kıyamet sarsıntısı, büyük bir şeydir.
Ayet: 67Sayfa: 339
Biz, her ümmete bir ibadet yolu belirledik, o yol üzere ibadet etmektelerdir. Sakın bu konuda seninle tartışmasınlar/tartışmalarına müsaade etme. Sen, Rabbine davet et! Hiç şüphesiz sen, dosdoğru bir hidayet üzeresin.
Ayet: 77Sayfa: 340
Ey iman edenler! Rükû edin, secde edin, Rabbinize ibadet/kulluk edin ve hayırlı işler yapın ki kurtuluşa eresiniz.
Ayet: 52Sayfa: 344
Hiç kuşkusuz sizin bu ümmetiniz, tek (olan İslam) ümmetidir. Ben de sizin Rabbinizim. (Öyleyse) benden korkup sakının.
Ayet: 57Sayfa: 344
Şüphesiz ki (o müminler), Rabblerine olan saygılarından dolayı (kalpleri) ürperti içinde olanlar,
Ayet: 58Sayfa: 344
Rabblerinin ayetlerine iman edenler,
Ayet: 59Sayfa: 344
Rabblerine (hiçbir şeyi) ortak koşmayanlar,
Ayet: 86Sayfa: 346
De ki: “Yedi göğün ve büyük arşın Rabbi kimdir?”
Ayet: 93Sayfa: 347
De ki: “Rabbim! Şayet onları tehdit ettiğin (azabı) bana mutlaka göstereceksen…”
Ayet: 94Sayfa: 347
“Rabbim! Beni zalimler topluluğu içine dâhil etme!”
Ayet: 116Sayfa: 348
(Mutlak hâkimiyet/egemenlik sahibi, mülkünde dilediği gibi tasarruf eden) El-Melik ve (hak ve hakikatin kaynağı) El-Hak olan Allah (böylesi batıl zanlardan ne kadar da) yücedir. O’ndan başka (ibadeti hak eden) hiçbir ilah yoktur. O, kerim olan arşın Rabbidir.
Ayet: 74Sayfa: 365
Onlar ki: “Rabbimiz! Bize eşlerimizden ve çocuklarımızdan göz aydınlığı/sevinç ve huzur kaynağı olacak kimseler ihsan et. Ve bizi muttakilere imam/öncü kıl.” derler.
Ayet: 77Sayfa: 365
De ki: “Şayet duanız olmasaydı Allah katında bir kıymetiniz olur muydu? Ancak sizler yalanladınız. (Yalanlamanızın karşılığı olarak azap) kaçınılmaz olacaktır.”
Ayet: 9Sayfa: 366
Şüphesiz ki senin Rabbin, (evet,) O (izzet sahibi, her şeyi mağlup eden) El-Azîz ve (kullarına karşı merhametli olan) Er-Rahîm’dir.
Ayet: 23Sayfa: 367
Firavun demişti ki: “Âlemlerin Rabbi dediğin de nedir?”
Ayet: 24Sayfa: 367
Demişti ki: “Göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. Şayet yakinen inanırsanız (böyledir).”
Ayet: 25Sayfa: 367
(Firavun) çevresindekilere, “İşitmiyor musunuz?” demişti.
Ayet: 26Sayfa: 367
(Mûsâ) demişti ki: “Sizin ve evvelki atalarınızın Rabbidir.”
Ayet: 27Sayfa: 367
(Firavun) demişti ki: “Size gönderilen bu resûlünüz kesinlikle delidir.”
Ayet: 28Sayfa: 367
(Mûsâ) demişti ki: “Doğunun, batının ve ikisi arasında olanların Rabbidir. Şayet aklederseniz.”
Ayet: 47Sayfa: 368
“Âlemlerin Rabbi olan (Allah’)a iman ettik.” dediler.
Ayet: 48Sayfa: 368
“Mûsâ’nın ve Hârûn’un Rabbine.”
Ayet: 68Sayfa: 369
Şüphesiz ki senin Rabbin, (evet,) O (izzet sahibi, her şeyi mağlup eden) El-Azîz ve (kullarına karşı merhametli olan) Er-Rahîm’dir.
Ayet: 77Sayfa: 369
“Şüphesiz ki onlar, benim düşmanımdır. Âlemlerin Rabbi (olan Allah) müstesna.”
Ayet: 104Sayfa: 370
Şüphesiz ki senin Rabbin, (evet,) O (izzet sahibi, her şeyi mağlup eden) El-Azîz ve (kullarına karşı merhametli olan) Er-Rahîm’dir.
Ayet: 109Sayfa: 370
“Sizden (davetim karşılığında) bir ücret istemiyorum. Benim ücretim, âlemlerin Rabbi olan (Allah’)a aittir.”
Ayet: 113Sayfa: 371
“Şayet bilinçli insanlarsanız, onların hesabını görmek Rabbime aittir (bunu bilmelisiniz).”
Ayet: 127Sayfa: 371
“Sizden (davetim karşılığında) bir ücret istemiyorum. Benim ücretim âlemlerin Rabbi olan (Allah’)a aittir.”
Ayet: 140Sayfa: 372
Şüphesiz ki senin Rabbin, (evet,) O (izzet sahibi, her şeyi mağlup eden) El-Azîz ve (kullarına karşı merhametli olan) Er-Rahîm’dir.
Ayet: 145Sayfa: 372
“Sizden (davetim karşılığında) bir ücret istemiyorum. Benim ücretim âlemlerin Rabbi olan (Allah’)a aittir.”
Ayet: 159Sayfa: 372
Şüphesiz ki senin Rabbin, (evet) O, (izzet sahibi, her şeyi mağlup eden) El-Azîz ve (kullarına karşı merhametli olan) Er-Rahîm’dir.
Ayet: 164Sayfa: 373
“Sizden (davetim karşılığında) bir ücret istemiyorum. Benim ücretim âlemlerin Rabbi olan (Allah’)a aittir.”
Ayet: 175Sayfa: 373
Şüphesiz ki senin Rabbin, (evet) O, (izzet sahibi, her şeyi mağlup eden) El-Azîz ve (kullarına karşı merhametli olan) Er-Rahîm’dir.
Ayet: 180Sayfa: 373
“Sizden (davetim karşılığında) hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim âlemlerin Rabbi olan (Allah’)a aittir.”
Ayet: 188Sayfa: 374
Demişti ki: “Rabbim yapmakta olduklarınızı en iyi bilendir.”
Ayet: 191Sayfa: 374
Şüphesiz ki senin Rabbin, (evet) O, (izzet sahibi, her şeyi mağlup eden) El-Azîz ve (kullarına karşı merhametli olan) Er-Rahîm’dir.
Ayet: 192Sayfa: 374
Şüphesiz ki o (Kur’ân), âlemlerin Rabbi olan (Allah’)ın indirmesidir.
Ayet: 8Sayfa: 376
Oraya geldiğinde ona seslenildi: “Ateşte olanlar ve çevresindekiler mübarek kılındı. Âlemlerin Rabbi olan Allah tüm eksikliklerden münezzehtir.”
Ayet: 26Sayfa: 378
“Allah… O’ndan başka (ibadeti hak eden) hiçbir ilah yoktur. Büyük arşın Rabbidir.”
Ayet: 40Sayfa: 379
Yanında Kitap’tan ilim bulunan kimse dedi ki: “Göz açıp kapayıncaya kadar onu sana getirebilirim.” (Tahtı) yanında yerleşmiş görünce, “Bu, Rabbimin ihsan ve lütfudur. Şükür mü edeceğim yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni sınamak için yaptı. Kim de şükrederse, kendi yararına şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse, şüphesiz benim Rabbim (kimseye muhtaç olmayan, her şeyin kendisine muhtaç olduğu) Ğaniy ve (cömert, ihsanı bol olan) Kerîm’dir.”
Ayet: 73Sayfa: 382
Şüphesiz ki senin Rabbin, insanlara karşı lütuf ve ihsan sahibidir. Fakat insanların çoğu şükretmezler.
Ayet: 74Sayfa: 382
Şüphesiz ki senin Rabbin, onların sinelerinin gizlediğini ve açığa vurduğunu bilir.
Ayet: 78Sayfa: 383
Hiç kuşkusuz Rabbin, (Kıyamet Günü) aralarında hükmüyle son sözü söyleyecektir. O (izzet sahibi, her şeyi mağlup eden) El-Azîz ve (her şeyi bilen) El-Alîm’dir.
Ayet: 93Sayfa: 384
De ki: “Allah’a hamdolsun. O, size ayetlerini gösterecek ve siz o (ayetleri) tanıyacaksınız. Senin Rabbin, yaptıklarınızdan gafil değildir.”
Ayet: 16Sayfa: 386
Dedi ki: “Rabbim, nefsime zulmettim. Beni bağışla.” (Allah) onu bağışladı. Çünkü O, (günahları bağışlayan, örten ve günahların kötü akıbetinden kulu koruyan) El-Ğafûr ve (kullarına karşı merhametli olan) Er-Rahîm’dir.
Ayet: 17Sayfa: 386
Dedi ki: “Rabbim! (Beni bağışlama) nimetine karşılık bir daha asla suçlu günahkârlara destek olmayacağım.”
Ayet: 21Sayfa: 386
Oradan korkarak ve etrafı gözetleyerek çıktı. “Rabbim, beni zalimler topluluğundan kurtar.” dedi.
Ayet: 22Sayfa: 387
Medyen’e doğru yöneldiğinde dedi ki: “Umulur ki Rabbim, beni dosdoğru olan yola iletir.”
Ayet: 30Sayfa: 388
(Ateşin yanına) geldiğinde, mübarek vadinin sağ tarafındaki bir ağaçtan kendisine seslenildi: “Ey Mûsâ! Şüphesiz ki ben, (evet, ben) âlemlerin Rabbi olan Allah’ım.”
Ayet: 33Sayfa: 388
Dedi ki: “Rabbim, ben onlardan birini öldürdüm. (Dolayısıyla) beni öldürmelerinden korkuyorum.”
Ayet: 37Sayfa: 389
Mûsâ dedi ki: “Rabbim, kimin kendi katından hidayetle geldiğini ve (güzel) akıbetin kime ait olduğunu en iyi bilendir. Şüphesiz ki zalimler, kurtuluşa ermezler.”
Ayet: 53Sayfa: 391
Kendilerine (onun ayetleri) okunduğu zaman derler ki: “Ona iman ettik. Hiç kuşkusuz o, Rabbimizden (gelen bir) haktır. Şüphesiz ki biz, ondan önce de Müslimlerdendik/şirki terk ederek tevhidle Allah’a yönelen kullardandık.”
Ayet: 63Sayfa: 392
Üzerlerine (azap) sözü hak olanlar diyecekler ki: “Rabbimiz! İşte azdırdıklarımız bunlar! Kendimiz azgınlaştığımız gibi onları da azdırdık, onlardan uzaklaşıp sana geldik. Bize ibadet ediyor değillerdi.”
Ayet: 68Sayfa: 392
Rabbin dilediğini yaratır ve seçip (üstün kılar). Seçim onlara ait değildir. Allah, onların şirk koştuklarından münezzeh ve yücedir.
Ayet: 69Sayfa: 392
Rabbin onların sinelerinin gizlediğini de açığa vurduğunu da bilir.
Ayet: 87Sayfa: 395
Allah’ın ayetleri sana indirildikten sonra, sakın seni ondan alıkoymasınlar. Rabbine davet et ve sakın müşriklerden olma.
Ayet: 26Sayfa: 398
Lût, ona iman etti. Ve dedi ki: “Hiç kuşkusuz ben, Rabbime hicret edeceğim. Çünkü O, (izzet sahibi, her şeyi mağlup eden) El-Azîz ve (hüküm ve hikmet sahibi olan) El-Hakîm’in ta kendisidir.”
Ayet: 30Sayfa: 398
Dedi ki: “Rabbim (şu) bozguncu topluluğa karşı bana yardım et.”
Ayet: 33Sayfa: 413
Ey insanlar! Rabbinizden sakının ve öyle bir günden korkun ki (o gün,) hiçbir babanın oğluna, oğlun da babasına faydası yoktur. Şüphesiz ki Allah’ın vaadi haktır. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. Çokça aldatan (şeytan) da sizi Allah’la aldatmasın.
Ayet: 2Sayfa: 414
İçinde hiçbir şüphe olmayan (bu) Kitap, âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir.
Ayet: 3Sayfa: 414
Yoksa, “Onu uydurdu.” mu diyorlar? (Hayır, öyle değil!) Bilakis, senden önce hiçbir uyarıcı gelmemiş olan bir toplumu uyarman için, o (Kur’ân), Rabbinden gelen bir haktır. Umulur ki hidayet bulurlar.
Ayet: 25Sayfa: 416
Şüphesiz ki Rabbin, ihtilaf ettikleri konularda Kıyamet Günü’nde aralarında hükmedecektir.
Ayet: 2Sayfa: 417
Rabbinden sana vahyolunana uy! Şüphesiz ki Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.
Ayet: 19Sayfa: 429
Onlar: “Rabbimiz! Yolculuklarımızın arasını aç.” dediler ve nefislerine zulmetmiş oldular. Onları (insanların akıbetlerini konuştuğu) masal hâline getirdik ve onları paramparça ettik. Şüphesiz ki bunda, çokça sabreden ve çokça şükreden herkes için ayetler vardır.
Ayet: 23Sayfa: 430
O’nun katında izin verdikleri dışında, hiç kimsenin şefaati fayda sağlamaz. (Meleklerin) kalplerinden korku giderilince, “Rabbiniz ne buyurdu?” derler. (Cevap olarak hep beraber,) “Hak olanı söyledi. O, (zatı ve sıfatları en yüce olan) El-Aliy, (en büyük olan) El-Kebîr’dir.” derler.
Ayet: 26Sayfa: 430
De ki: “Rabbimiz bizleri bir araya toplayacak, sonra hak olanla hükmedip aramızı açacaktır. O, (kullarının anlaşmazlıklarında hükmeden, fetih ve zafer ihsan eden) El-Fettâh, (her şeyi bilen) El-Alîm’dir.”
Ayet: 48Sayfa: 432
De ki: “Şüphesiz ki Rabbim, hakkı/nübüvveti (dilediği kimseye) yerleştirendir. (O,) gaybı bilendir.”
Ayet: 50Sayfa: 433
De ki: “Şayet sapıtacak olsam, kendi aleyhime sapıtmış olurum. Hidayeti bulacak olsam bu, Rabbimin bana vahyettiği ile olur. Şüphesiz ki O, (işiten ve dualara icabet eden) Semî’ ve (kullarına en yakın olan) Karib’dir.”
Ayet: 13Sayfa: 435
Geceyi gündüze, gündüzü de geceye katar. Güneş’i ve Ay’ı emre amade kılmıştır. Her biri belirlenmiş bir süreye kadar akıp gider. İşte bu, sizin Rabbiniz olan Allah’tır. Hâkimiyet/Egemenlik yalnızca O’na aittir. O’nun dışında dua ettikleriniz, kıl kadar dahi bir şeye sahip değildir.
Ayet: 18Sayfa: 435
Hiçbir günahkâr, bir başkasının günahını yüklenmez. (Günah) yükü ağır olan biri (yükünü) taşıması için birini çağırsa yakın akraba dahi olsa günahı ona yükletilmez. Sen yalnızca gaybta (görmedikleri hâlde ya da kimsenin kendilerini görmediği yerlerde) Rabblerinden korkanları ve namazı dosdoğru kılanları uyarırsın. Kim de arınırsa ancak kendi yararına arınmış olur. Dönüş yalnızca Allah’adır.
Ayet: 37Sayfa: 437
Orada çığlıklarla yardım isterler. (Derler ki:) “Rabbimiz! Bizi çıkar, önceden yaptıklarımız yerine salih ameller yapalım.” Size, öğüt almak isteyenin öğüt alacağı kadar ömür vermedik mi? Hem size uyarıcı da geldi. Tadın (azabı)! Zalimlerin hiçbir yardımcısı yoktur.
Ayet: 16Sayfa: 440
Demişlerdi ki: “Size gönderildiğimizi Rabbimiz biliyor.”
Ayet: 25Sayfa: 440
“Şüphesiz ki ben, sizin Rabbinize iman ettim. Beni dinleyin.”
Ayet: 27Sayfa: 440
“Rabbimin beni bağışlayıp ikram olunanlardan kıldığını.”
Ayet: 5Sayfa: 445
Göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. Doğuların da Rabbidir.
Ayet: 84Sayfa: 448
Hani Rabbine selim bir kalple gelmişti.
Ayet: 126Sayfa: 449
“Sizin Rabbiniz ve evvelki atalarınızın Rabbi olan Allah’ı?!”
Ayet: 180Sayfa: 451
İzzet sahibi olan Rabbin, onların yakıştırdıklarından münezzehtir.
Ayet: 182Sayfa: 451
Ve âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamdolsun.
Ayet: 9Sayfa: 452
Yoksa izzet sahibi, üstün ve karşılıksız veren Rabbinin rahmet hazineleri onların yanında mıdır?
Ayet: 35Sayfa: 454
Demişti ki: “Rabbim! Beni bağışla ve bana benden sonra kimseye nasip olmayacak bir mülk ver. Şüphesiz ki sen, (kullarına karşılıksız veren) El-Vehhâb’sın.”
Ayet: 41Sayfa: 454
Kulumuz Eyyûb’u da an! Hani o, Rabbine, “Şüphesiz ki şeytan, bana yorgunluk ve azapla dokundu.” diye seslenmişti.
Ayet: 66Sayfa: 456
Göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. (İzzet sahibi, her şeyi mağlup eden) El-Azîz ve (günahları bağışlayan, örten ve günahların kötü akıbetinden kulu koruyan) El-Ğaffâr’dır.
Ayet: 71Sayfa: 456
Hani Rabbin, meleklere demişti ki: “Muhakkak ki ben, çamurdan bir insan yaratacağım.”
Ayet: 6Sayfa: 458
Sizi, tek bir nefisten yarattı, sonra ondan eşini var etti. Size, hayvanlardan sekiz çift indirdi. Sizi annelerinizin karnında, üç karanlık içinde, bir yaratılış (evresinden) başka bir yaratılış (evresine) geçirerek yaratmaktadır. İşte bu, sizin Rabbiniz Allah’tır. Hâkimiyet/Egemenlik yalnızca O’na aittir. O’ndan başka (ibadeti hak eden) hiçbir ilah yoktur. (Buna rağmen) nasıl da (tevhidden şirke) çevriliyorsunuz!
Ayet: 10Sayfa: 458
De ki: “Ey iman eden kullarım! Rabbinizden korkup sakının! Bu dünyada iyilik yapanlara iyilik vardır. Allah’ın arzı geniştir. (Dininizi yaşayamadığınız yerden hicret edin.) Ancak sabredenlere ecirleri hesapsızca verilir.”
Ayet: 31Sayfa: 460
Sonra da sizler, Kıyamet Günü Rabbinizin huzurunda davalaşacaksınız.
Ayet: 54Sayfa: 463
Size azap gelmeden önce, Rabbinize dönün ve O’na teslim olun. Sonra yardım olunmazsınız.
Ayet: 55Sayfa: 463
Hiç farkında değilken, azap size ânsızın gelmeden, Rabbinizden size indirilenin en güzeline uyun.
Ayet: 69Sayfa: 465
Yer, Rabbinin nuruyla aydınlanır. (Orta yere amellerin yazılı olduğu) kitap konur. Peygamberler ve şahitler getirilir ve aralarında hak ile hükmedilir. Onlar zulme de uğramazlar.
Ayet: 73Sayfa: 465
Rabblerinden korkup sakınanlar, bölükler hâlinde cennete sevk edilirler. Ona geldiklerinde kapıları açılır ve (cennet) bekçileri onlara der ki: “Selam olsun size, tertemiz olarak geldiniz. Ebedî kalacaklar olarak oraya girin.”
Ayet: 7Sayfa: 466
Arşı taşıyan ve onun etrafında bulunanlar, Rabblerini hamd ile tesbih eder, O’na iman eder, iman edenler için bağışlanma talebinde bulunur ve “Rabbimiz! Rahmet ve ilimle her şeyi kuşattın, tevbe eden ve senin yoluna uyanları bağışla ve onları cehennem azabından koru.” (derler.)
Ayet: 8Sayfa: 467
“Rabbimiz! Onları kendilerine vadettiğin Adn Cennetleri’ne sok. Ve onları, babaları, eşleri ve zürriyetlerinden salih olanları da (Adn Cenneti’ne sok). Hiç şüphesiz ki sen, (izzet sahibi, her şeyi mağlup eden) El-Azîz ve (hüküm ve hikmet sahibi) El-Hakîm olansın.”
Ayet: 11Sayfa: 467
Derler ki: “Rabbimiz! Bizi iki defa öldürdün, iki defa dirilttin. Günahlarımızı itiraf ettik. (Buradan) çıkmanın herhangi bir yolu var mı?”
Ayet: 27Sayfa: 469
Mûsâ dedi ki: “Hiç şüphesiz ki ben, Hesap Günü’ne inanmayan her kibirli kimseden, benim Rabbim ve sizlerin Rabbi olan (Allah’a) sığındım.”
Ayet: 28Sayfa: 469
Firavun ailesinden olup imanını gizleyen bir adam dedi ki: “ ‘Rabbim Allah’tır.’ dediği için bir adamı mı öldürüyorsunuz? Muhakkak ki Rabbinizden size apaçık delillerle gelmiştir. Şayet yalancı biriyse yalanı kendi aleyhinedir. Yok eğer doğru söylüyorsa sizi tehdit ettiği (azabın) bir kısmı başınıza gelir. Kuşku yok ki Allah, haddi aşıp çokça yalan söyleyen kimseye hidayet etmez.”
Ayet: 55Sayfa: 472
(Öyleyse) sabret. Şüphesiz, Allah’ın vaadi haktır. Günahların için bağışlanma dile ve sabah akşam Rabbini hamd ile tesbih et.
Ayet: 60Sayfa: 473
Rabbiniz buyurdu ki: “Bana dua edin, size icabet edeyim. Hiç kuşkusuz, bana ibadet etmekten büyüklenenler, boyun eğmiş/alçaltılmış olarak cehenneme gireceklerdir.”
Ayet: 62Sayfa: 473
İşte bu sizin Rabbiniz olan, her şeyin yaratıcısı Allah’tır. O’ndan başka (ibadeti hak eden) hiçbir ilah yoktur. (Buna rağmen) nasıl oluyor da (tevhidden şirke) çevriliyorsunuz?
Ayet: 63Sayfa: 473
Allah’ın ayetlerini inkâr edenler, işte böyle çevrilirler.
Ayet: 64Sayfa: 473
Allah ki yeri sizin için (üzerinde yaşanacak) bir yerleşke, gökyüzünü de bir bina/tavan kılandır. Size şekil verdi, şekillerinizi en güzel hâle getirdi ve sizi temiz şeylerden rızıklandırdı. İşte bu, sizin Rabbiniz olan Allah’tır. Âlemlerin Rabbi olan Allah ne mübarek, ne yücedir.
Ayet: 65Sayfa: 473
O (hayat sahibi ve her canlıya hayat veren) El-Hayy’dır. O’ndan başka (ibadeti hak eden) hiçbir ilah yoktur. (O hâlde) dini O’na halis kılarak kendisine dua edin. Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.
Ayet: 66Sayfa: 473
De ki: “Rabbimden bana gelen apaçık deliller (sebebiyle), Allah’ın dışında dua ettiğiniz varlıklara ibadet etmekten nehyedildim. Ve âlemlerin Rabbi olan Allah’a teslim olmakla emrolundum.”
Ayet: 9Sayfa: 476
De ki: “Yoksa sizler, yeryüzünü iki günde yaratan (Allah’a) kâfirlik ediyor ve O’na denkler/ortaklar mı kılıyorsunuz? Bu, âlemlerin Rabbidir.”
Ayet: 14Sayfa: 477
“Yalnızca Allah’a ibadet edin.” diyerek, önlerinden ve arkalarından resûller gelince dediler ki: “Şayet Rabbimiz dileseydi, (elçi olarak) melekler indirirdi. Şüphesiz ki biz, kendisiyle gönderildiğiniz şeyi inkâr ediyoruz.”
Ayet: 23Sayfa: 478
Bu, sizin Rabbinize karşı beslediğiniz ve sizi helaka sürükleyen zannınızdır. Böylece hüsrana uğrayanlardan oldunuz.
Ayet: 30Sayfa: 479
Şüphesiz ki: “Rabbimiz Allah’tır.” deyip sonra da istikamet üzere olanların üzerine melekler iner (ve der ki): “Korkmayın, üzülmeyin, size vadolunan cennetle sevinin.”
Ayet: 38Sayfa: 479
Şayet büyüklenir (ve Allah’a secde etmeye yanaşmazlarsa), Rabbinin yanında olan (melekler), gece gündüz O’nu tesbih eder, usanmazlar.
Ayet: 43Sayfa: 480
Sana söylenenler, senden önceki resûllere söylenenden başka bir şey değildir. Şüphesiz ki senin Rabbin, mağfiret sahibi ve can yakıcı azabın sahibidir.
Ayet: 5Sayfa: 482
Neredeyse üstlerinden gökler (Allah’ın azametinden dolayı) yarılır. Melekler de Rabblerini hamd ile tesbih ederler ve yerde olanlar için bağışlanma talebinde bulunurlar. Dikkat edin! Hiç şüphesiz ki Allah, (evet) O, (günahları bağışlayan, örten ve günahların kötü akıbetinden kulu koruyan) El-Ğafûr ve (kullarına karşı merhametli olan) Er-Rahîm’dir.
Ayet: 10Sayfa: 482
Herhangi bir konuda ihtilafa düşerseniz, onun hükmü Allah’a aittir. İşte bu, Rabbim olan Allah’tır. Yalnızca O’na tevekkül ettim ve yalnızca O’na yönelirim.
Ayet: 15Sayfa: 483
Sen (tevhide) davet et. Emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Onların hevalarına/arzularına uyma. Ve de ki: “Ben, Allah’ın indirdiği tüm Kitaplara iman ettim. Sizin aranızda adaletle (hükmetmekle) emrolundum. Allah, bizim de Rabbimiz sizin de Rabbinizdir. Bizim amellerimiz bize, sizin amelleriniz size aittir. Bizimle sizin aranızda hüccet (karşılıklı delil getirip tartışmak) yoktur. (Çünkü hak, apaçık ortadadır.) Allah hepimizi bir araya toplayacaktır. Dönüş O’nadır.”
Ayet: 16Sayfa: 484
(Allah’ın çağrısına) icabet edildikten sonra, Allah hakkında tartışanların delilleri, Rabbleri katında geçersizdir. Onların üzerine öfke vardır ve onlar için çetin bir azap vardır.
Ayet: 22Sayfa: 484
Zalimleri, kazandıkları (küfür ve masiyet) nedeniyle korkuya kapılmış görürsün. O (korktukları azap), başlarına gelmiştir. İman edip salih amel işleyenlerse cennet bahçelerindelerdir. Diledikleri her şey, Rabbleri katında onlarındır. İşte büyük lütuf ve ihsan budur.
Ayet: 46Sayfa: 491
Andolsun ki Mûsâ’yı, ayetlerimizle Firavun ve ileri gelenlerine gönderdik. Dedi ki: “Şüphesiz ki ben, âlemlerin Rabbinin elçisiyim.”
Ayet: 64Sayfa: 493
“Gerçek şu ki: Allah, O, benim de Rabbim sizin de Rabbinizdir. O’na ibadet edin. Bu, dosdoğru yoldur.”
Ayet: 82Sayfa: 494
Göklerin, yerin ve arşın Rabbi (olan Allah), onların yakıştırdıkları sıfatlardan münezzehtir.
Ayet: 6Sayfa: 495
Rabbinden bir rahmet olarak… Şüphesiz ki O, (işiten ve dualara icabet eden) Es-Semî’ ve (her şeyi bilen) El-Alîm’in ta kendisidir.
Ayet: 7Sayfa: 495
Göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. Yakinen iman ediyorsanız (bu böyledir).
Ayet: 22Sayfa: 496
Rabbine dua etti: “Şüphesiz ki bunlar, suçlu günahkâr bir topluluktur.”
Ayet: 57Sayfa: 497
Rabbinden bir lütuf ve ihsan olarak… İşte bu, büyük kurtuluşun/kazancın ta kendisidir.
Ayet: 17Sayfa: 499
Onlara (helal ve haramları içeren) emirden apaçık deliller verdik. Kendilerine ilim geldikten sonra, aralarındaki azgınlık/kıskançlık/bir diğer gruba üstünlük sağlama isteği nedeniyle ihtilaf ettiler. Rabbin, Kıyamet Günü, ihtilaf ettikleri konularda aralarında hükmedecektir.
Ayet: 30Sayfa: 500
İman edip salih amel işleyenlere gelince, Rabbleri onları rahmetine dâhil eder. Bu, apaçık kurtuluşun ta kendisidir.
Ayet: 36Sayfa: 501
Hamd, göklerin Rabbi, yerin Rabbi ve âlemlerin Rabbi olan Allah’adır.
Ayet: 13Sayfa: 502
Şüphesiz ki, “Rabbimiz Allah’tır.” dedikten sonra istikamet üzere olanlar, onlara korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir.
Ayet: 34Sayfa: 505
Kâfirlerin ateşe arzedilecekleri gün (onlara denir ki): “Bu, hak değil miymiş?” Derler ki: “Evet, Rabbimize andolsun ki (hakmış).” De ki: “Kâfir olmanıza karşılık, azabı tadın (bakalım).”
Ayet: 30Sayfa: 520
Demişlerdi ki: “Böyle işte… Rabbin böyle buyurdu. Hiç şüphesiz O, (hüküm ve hikmet sahibi olan) El-Hakîm ve (her şeyi bilen) El-Alîm’dir.”
Ayet: 7Sayfa: 522
Şüphesiz ki Rabbinin azabı gerçekleşecektir.
Ayet: 48Sayfa: 524
Rabbinin hükmüne sabret. Çünkü sen, bizim gözlerimizin önündesin. Kalktığın zaman, Rabbini hamd ile tesbih et.
Ayet: 55Sayfa: 527
Şimdi Rabbinin hangi nimetinde şüpheye kapılacaksın?
Ayet: 13Sayfa: 530
(Bu durumda) Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayacaksınız?
Ayet: 16Sayfa: 530
(Bu durumda) Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayacaksınız?
Ayet: 18Sayfa: 531
(Bu durumda) Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayacaksınız?
Ayet: 21Sayfa: 531
(Bu durumda) Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayacaksınız?
Ayet: 74Sayfa: 535
O hâlde, büyük olan Rabbini ismiyle tesbih et.
Ayet: 96Sayfa: 536
O hâlde büyük Rabbini ismiyle tesbih et.
Ayet: 8Sayfa: 537
Size ne oluyor ki Resûl sizi Rabbinize iman etmeye davet ettiği hâlde, Allah’a iman etmiyorsunuz? Hem muhakkak ki sizden, (iman edeceğinize dair) kesin bir söz almıştı. Şayet iman etmiş kimselerseniz (bu çağrının ve sözünüzün gereğini yerine getirin).
Ayet: 21Sayfa: 539
Rabbinizin mağfiretine ve genişliği gök ve yerin genişliği gibi/kadar olan cennete koşun. (O,) Allah’a ve resûllerine iman edenler için hazırlanmıştır. Bu, Allah’ın lütuf ve ihsanıdır, onu dilediğine verir. Allah, büyük bir lütuf sahibidir.
Ayet: 16Sayfa: 546
Şeytanın durumu gibi… Hani insana, “Kâfir ol!” dedi. (İnsan) kâfir olunca da, “Şüphesiz ki ben, senden berîyim. Çünkü ben, âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkuyorum.” dedi. (Münafıklar da dostları olan Ehl-i Kitab’ı böyle kandırdılar. “Yurtlarınızdan çıkarılırsanız biz de çıkarız, savaşırsanız yardım ederiz.” dediler. Savaş başlayınca da onlardan uzaklaştılar.)
Ayet: 5Sayfa: 559
Şayet sizi boşayacak olursa Rabbinin ona, sizin yerinize, sizden daha hayırlı, Allah’a teslim olmuş, iman etmiş, gönülden ve sürekli itaat eden, tevbe eden, ibadet eden, oruç tutan dul ve bakire eşler ihsan etmesi umulur.
Ayet: 11Sayfa: 560
Allah, iman edenlere de Firavun’un hanımını örnek verdi. Hani o demişti ki: “Rabbim! Bana kendi katında, cennette bir ev yap. Beni Firavun’dan, amelinden ve zalimler topluluğundan kurtar.”
Ayet: 12Sayfa: 560
(Allah,) İmrân kızı Meryem’i de (örnek verir). O ki iffetini korudu, biz de ona ruhumuzdan üfledik. O da Rabbinin kelimelerini ve Kitaplarını doğruladı. O gönülden sürekli itaat edenlerdendi.
Ayet: 2Sayfa: 563
Sen, Rabbinin nimeti sayesinde asla deli/cinlenmiş değilsin.
Ayet: 7Sayfa: 563
Şüphesiz ki Rabbin, yolundan sapanları da hidayet üzere olanları da en iyi bilendir.
Ayet: 19Sayfa: 564
Onlar uyurken, Rabbinden bir afet (bahçelerini) kuşattı.
Ayet: 29Sayfa: 564
Dediler ki: “Rabbimiz! Sen tüm eksikliklerden münezzehsin. Doğrusu biz, zalimleriz.”
Ayet: 32Sayfa: 564
“Umulur ki Rabbimiz, onun yerine daha hayırlısını verir bize. Şüphesiz ki biz, Rabbimize rağbet edenleriz.”
Ayet: 48Sayfa: 565
Rabbinin hükmüne sabret, balık sahibi (Yûnus Peygamber) gibi olma! Hani dert ve sıkıntıyla (Rabbine) dua etmişti.
Ayet: 49Sayfa: 565
Şayet Rabbinden bir nimet ona ulaşmış olmasaydı, kınanmış bir hâlde boşluğa atılacaktı.
Ayet: 50Sayfa: 565
Rabbi onu seçti ve salihlerden kıldı.
Ayet: 43Sayfa: 567
Âlemlerin Rabbi (olan Allah) tarafından indirilmiştir.
Ayet: 52Sayfa: 567
O hâlde büyük olan Rabbini ismiyle tesbih et.
Ayet: 27Sayfa: 568
Onlar Rabblerinin azabından dolayı korku içindelerdir.
Ayet: 28Sayfa: 568
Çünkü Rabblerinin azabından güven içinde olunmaz.
Ayet: 40Sayfa: 569
Doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki hiç şüphesiz biz, güç yetirenleriz.
Ayet: 2Sayfa: 571
“O, en doğru olana hidayet ediyor. Biz de ona iman ettik. Rabbimize hiçbir şeyi ortak koşmayız.”
Ayet: 3Sayfa: 571
“Şüphesiz Rabbimizin kudret ve azameti pek yücedir. O, ne eş ne de çocuk edinmiştir.”
Ayet: 10Sayfa: 571
“Gerçek şu ki (Muhammed’in peygamber olarak gönderilmesi ve semadan haber alamıyor oluşumuz) insanlar için şer mi, yoksa Rabbleri onlar için hayır mı diledi, bilemiyoruz.”
Ayet: 13Sayfa: 571
“Hiç şüphesiz, hidayeti (Kur’ân’ı) işittiğimizde ona iman ettik. Kim de Rabbine iman ederse o, (sevabının) eksiltilmesinden de (kendisine) zulmedilmesinden de korkmaz.”
Ayet: 17Sayfa: 572
Onları denemek/imtihan etmek için… Kim Rabbinin zikrinden yüz çevirirse onu zorlu bir azaba sokar.
Ayet: 20Sayfa: 572
De ki: “Ben ancak Rabbime dua ederim ve hiçbir şeyi O’na ortak koşmam.”
Ayet: 25Sayfa: 572
De ki: “Size vadedilen (azap) yakın mıdır yoksa Rabbim ona uzun bir zaman mı tayin etmiştir, hiç bilmiyorum.”
Ayet: 28Sayfa: 572
Tâ ki onların, Rabblerinden gelen iletileri (eksiksiz ve korunmuş olarak) tebliğ ettiklerini bilsin. (Allah,) onların yanında olan (bilgiyi) kuşatmış ve her şeyi sayıp (tane tane) kayıt altına almıştır.
Ayet: 8Sayfa: 573
Rabbinin ismini an ve (her şeyi bırakıp) tam bir yönelişle O’na yönel.
Ayet: 9Sayfa: 573
(O) doğunun ve batının Rabbidir. O’ndan başka (ibadeti hak eden) hiçbir ilah yoktur. (Öyleyse) O’nu vekil edin.
Ayet: 20Sayfa: 574
Şüphesiz ki Rabbin, gecenin üçte ikisine yakınında, yarısında ve üçte birinde senin ve beraberindeki bir grubun (namaz için) kalktığını bilir. Geceyi ve gündüzü Allah takdir eder. O sizin (gece boyu namaza) güç yetiremeyeceğinizi bildi. (Buna binaen) tevbelerinizi kabul etti. Kur’ân’dan kolayınıza geleni okuyun. Sizden hastalananlar olacağını, başkalarının yeryüzünde Allah’ın lütfunu arayarak yolculuk edeceğini, bir diğerlerinin Allah yolunda savaşacağını bildi. (O hâlde) Kur’ân’dan kolayınıza geleni okuyun. Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve Allah’a güzel bir borç verin. Kendiniz için hayır olarak ne takdim etmişseniz, onu Allah’ın yanında daha hayırlı ve mükâfatı daha büyük olarak bulacaksınız. Allah’tan bağışlanma dileyin. Çünkü Allah (günahları bağışlayan, örten ve günahların kötü akıbetinden kulu koruyan) Ğafûr ve (kullarına karşı merhametli olan) Rahîm’dir.
Ayet: 3Sayfa: 574
Ve yalnızca Rabbini tekbir et (yücelt)!
Ayet: 7Sayfa: 574
Rabbin için sabret.
Ayet: 12Sayfa: 576
O gün varılıp karar kılınacak yer Rabbinin huzurudur.
Ayet: 30Sayfa: 577
O gün (insanlar) Rabbine sevk edilecekler.
Ayet: 24Sayfa: 578
(Öyleyse) Rabbinin hükmüne sabret. Onlardan günahkâr ve nankör olan kimseye itaat etme.
Ayet: 25Sayfa: 578
Ve sabah akşam Rabbinin adını zikret.
Ayet: 29Sayfa: 579
Şüphesiz ki bu, bir öğüttür. Artık dileyen, Rabbine bir yol tutsun.
Ayet: 36Sayfa: 582
(Bu,) Rabbinden bir mükâfat olarak yeterli bir armağandır.
Ayet: 37Sayfa: 582
Göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbi, Rahmân’dır. O’nun karşısında konuşmaya güç yetiremezler.
Ayet: 38Sayfa: 582
Ruh (Cibrîl) ve meleklerin saf hâlinde durdukları gün, Rahmân’ın izin verdiği ve (dünyada) doğru olanı söylemiş olandan başkası konuşmayacak.
Ayet: 39Sayfa: 582
İşte bu hak gündür. Dileyen Rabbine (iman ve taatle) bir dönüş yolu edinsin.
Ayet: 16Sayfa: 583
Hani Rabbi ona, mukaddes vadi olan Tuvâ’da seslenmişti.
Ayet: 40Sayfa: 583
Kim de Rabbinin makamından korkar ve nefsinin (meşru olmayan) isteklerine engel olursa,
Ayet: 44Sayfa: 583
Onun nihai (bilgisi) Rabbindedir.
Ayet: 29Sayfa: 586
Âlemlerin Rabbi olan Allah istemedikçe siz isteyemezsiniz.
Ayet: 6Sayfa: 586
Ey insan! El-Kerîm olan Rabbine karşı seni aldatan şey nedir?
Ayet: 6Sayfa: 587
O gün insanlar, âlemlerin Rabbi için ayakta duracaklardır.
Ayet: 15Sayfa: 587
Asla! Hiç şüphesiz onlar, o gün Rabblerinden perdelenmişlerdir (O’nu göremeyeceklerdir).
Ayet: 6Sayfa: 588
Ey insan! Hiç şüphesiz sen, Rabbinin (rızası için) sürekli çabalayacaksın ve sonunda O’nunla karşılaşacaksın.
Ayet: 14Sayfa: 589
Çünkü o, (Rabbine) dönmeyeceğini sanmıştı.
Ayet: 12Sayfa: 590
Kuşkusuz, Rabbinin yakalayışı pek çetindir.
Ayet: 1Sayfa: 591
Yüce olan Rabbinin ismini tesbih et.
Ayet: 15Sayfa: 591
Ve Rabbinin ismini zikredip namaz kılan.
Ayet: 3Sayfa: 595
Rabbin seni terk etmedi ve sana darılmadı.
Ayet: 11Sayfa: 596
Ve Rabbinin nimetini anlat.
Ayet: 8Sayfa: 596
Ve yalnızca Rabbine rağbet et/yönel.
Ayet: 1Sayfa: 597
Yaratan Rabbinin adıyla oku!
Ayet: 3Sayfa: 597
Oku! Rabbin (en cömert ve ihsanı en bol olan) El-Ekrem’dir.
Ayet: 8Sayfa: 597
Hiç şüphesiz, dönüş Rabbinedir.
Ayet: 4Sayfa: 598
Melekler ve Ruh (Cibrîl), onda, Rabblerinin izniyle her bir iş için inerler.
Ayet: 8Sayfa: 598
Onların, Rabbleri katındaki mükâfatları, içlerinde ebedî kalacakları ve altından ırmaklar akan Adn Cennetleridir. Allah onlardan razı olmuş, onlar da (Allah’tan) razı olmuşlardır. Bu, Rabbinden korkan kimse içindir.
Ayet: 5Sayfa: 599
Çünkü Rabbin, ona (“konuş” diye) vahyetmiştir.
Ayet: 6Sayfa: 599
Şüphesiz ki insan, Rabbine karşı çok nankördür.
Ayet: 11Sayfa: 599
Hiç şüphesiz o gün, Rabbleri onlardan haberdardır.
Ayet: 1Sayfa: 601
Rabbinin fil sahiplerine yaptığını görmedin mi?
Ayet: 3Sayfa: 602
Bu evin Rabbine ibadet etsinler, (bu nimetine şükretsin ve O’nu birlesinler).
Ayet: 2Sayfa: 602
(Buna şükür olarak) Rabbin için namaz kıl ve kurban kes.
Ayet: 3Sayfa: 603
(O zaman,) Rabbini hamd ile tesbih et ve O’ndan bağışlanma dile. Çünkü O, (tevbeye muvaffak kılan ve tevbeleri çokça kabul eden) Tevvâb’tır.
Ayet: 1Sayfa: 604
De ki: “Sabahın Rabbine sığınırım.”
Ayet: 1Sayfa: 604
De ki: “İnsanların Rabbine sığınırım.”