Hakka Davet
DİN - DOĞRU YOL - İSTİKAMETBu konuyla ilgili ayetler
Şayet (İslam konusunda) seninle tartışırlarsa (onlara) de ki: “Ben ve bana tabi olanlar (dini Allah’a halis kılıp yalnızca O’na kulluk ederek) yüzümüzü Allah’a teslim ettik.” Kendilerine Kitap verilenlere ve ümmilere de ki: “Teslim oldunuz mu?” Onlar da teslim olurlarsa hidayete ermiş olurlar. Şayet yüz çevirirlerse sana düşen yalnızca (İslam’ı) tebliğ etmektir. Allah, kullarını görendir.
Sana ilim geldikten sonra her kim onun hakkında seninle tartışacak olursa de ki: “Gelin; çocuklarımızı ve çocuklarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, nefislerimizi ve nefislerinizi çağıralım. Sonra mülâane yapalım ve ‘Allah’ın laneti yalancıların üzerine olsun.’ diyelim.”
(Hırsızlık yapmak suretiyle) nefislerine ihanet eden kimseleri savunma. Şüphesiz ki Allah, hainlikte sınırları zorlayan aşırı günahkâr kimseyi sevmez.
Onlardan sana kulak verenler vardır. Biz, onu (vahyi) anlayamasınlar diye kalplerine örtüler, kulaklarında da ağırlık kıldık. Ayetlerin tamamını görecek olsalar yine de iman etmezler. Öyle ki sana gelecek olsalar seninle tartışır ve o kâfir olanlar, “Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir.” der.
Onların ardından Mûsâ’yı, ayetlerimizle Firavun ve önde gelen avanesine gönderdik. Onlar (ayetlerimizi inkâr edip alaya alarak) zulmetti. Bozguncuların akıbetinin nasıl olduğuna bir bak.
Kullarıma de ki: “(Birbiriyle iletişime geçtiklerinde) en güzel olanı söylesinler. Çünkü şeytan, (kullandıkları sözcüklerle) aralarını bozmaya çalışır. Şüphesiz ki şeytan, insan için apaçık bir düşmandır.”
Hani babasına ve kavmine demişti ki: “Şu başında ibadet için bekleştiğiniz heykeller de neyin nesi?”
“Biz babalarımızı onlara ibadet eder bulduk.” demişlerdi.
“Andolsun ki sizler de babalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz.” demişti.
“Sen bize hakkı mı getirdin; yoksa bizimle oyun mu oynuyorsun?” demişlerdi.
Demişti ki: “Bilakis sizin Rabbiniz, göklerin ve yerin Rabbi olup onları yoktan var edendir. Ben de buna şahitlik edenlerdenim.”
“Allah’a yemin olsun ki siz arkanızı dönüp gittiğinizde putlarınızın başına bir iş getireceğim.”
Büyük put hariç hepsini paramparça etmişti. Belki (neler olduğunu büyük puta) danışırlar diye…
Demişlerdi ki: “İlahlarımıza kim yaptı bunu? Şüphesiz ki o, zalimlerdendir.”
“Bir genç işittik onları diline dolayan! Onun adı İbrâhîm.” demişlerdi.
“Onu tüm insanların gözü önünde (bir yere) getirin, belki (bu işi onun yaptığına) şahitlik ederler.” demişlerdi.
“Sen mi ilahlarımıza bunu yaptın ey İbrâhîm?” demişlerdi.
“(Hayır, düşündüğünüz gibi değil!) Bilakis, onların büyüğü (olan put, öylece sağlam durduğuna göre) bunu o yapmıştır. Şayet konuşabiliyorlarsa (putlara) sorun (bakalım).”
Kendi iç dünyalarına dönüp (düşündükten sonra) demişlerdi ki: “Şüphesiz ki (konuşamayan ve kendini savunamayan varlıklara ibadet etmekle) sizler zalimlerin ta kendisisiniz.”
Sonra tekrar baş aşağı olup (eski hâllerine döndüler ve) “Andolsun ki sen de bunların konuşamadığını biliyorsun.” (dediler.)
Demişti ki: “Yoksa Allah’ı bırakıp da size hiçbir faydası olmayan ve zararı defedemeyen şeylere mi ibadet/kulluk ediyorsunuz?”
“Size de Allah’ın dışında ibadet ettiklerinize de yuh olsun! Akletmez misiniz?”
Demişlerdi ki: “Şayet bir şeyler yapacaksanız, onu yakın ve ilahlarınıza yardım edin.”
Biz de buyurduk ki: “Ey Ateş! İbrâhîm’e serin ve selamet ol!”
Ona tuzak kurmak istemişlerdi de biz onları en fazla hüsrana uğrayanlardan kılmıştık.
Onu ve Lût’u âlemler için bereketli kıldığımız topraklara (taşıyarak) kurtarmıştık.
Ona İshâk’ı, üstelik bir de Ya’kûb’u ihsan etmiş ve her birini salih kimseler kılmıştık.
Onları emrimizle hidayete ulaştıran imamlar kılmıştık. Onlara hayırlı işleri yapmayı, namazı dosdoğru kılmayı ve zekâtı vermeyi vahyetmiştik. Onlar bize kulluk/ibadet eden kimselerdi.
Onlara İbrâhîm’in haberini oku.
Hani babasına ve kavmine, “Neye ibadet ediyorsunuz?” demişti.
Demişlerdi ki: “Putlara ibadet ediyor ve kesintisiz onlara ibadetimizi sürdürüyoruz.”
Demişti ki: “Dua ettiğinizde sizi duyuyorlar mı?”
“Ya da size bir fayda ve zararları dokunuyor mu?”
“(Hayır, öyle değil!) Biz babalarımızı böyle yaparken bulduk. (Hiç sorgulamadan biz de aynısını yapıyoruz.)”
Demişti ki: “Gördünüz mü şu ibadet ettiklerinizi?”
“Hem sizin hem de geçmişteki babalarınızın.”
“Şüphesiz ki onlar, benim düşmanımdır. Âlemlerin Rabbi (olan Allah) müstesna.”
“O, beni yaratan ve hidayet edendir.”
“O, beni yediren ve içirendir.”
“Hastalandığım zaman beni iyileştirendir.”
“Beni öldürecek sonra da diriltecek olandır.”
“Din/Kıyamet Günü’nde hatalarımı bağışlamasını umduğum O’dur.”
“Rabbim! Bana hüküm/hikmet ihsan et ve beni salihlere kat.”
“Sonradan gelecek nesiller arasında benim için doğruluk dili kıl. (Beni hayırla yâd etsinler.)”
“Beni Naîm Cenneti’nin vârislerinden kıl.”
“Babamı bağışla! Şüphesiz ki o, sapıklardandır.”
“(İnsanların) diriltileceği günde beni rezil edip küçük düşürme!”
O gün ki ne mal ne de evlat fayda verir.
Allah’a selim bir kalple gelenler müstesna.
İçlerinden zalim olanlar hariç, Ehl-i Kitap’la ancak en güzel üslupla tartışın. Deyin ki: “Bize ve size indirilene iman ettik. Bizim ilahımız ve sizin ilahınız tektir ve bizler, O’na teslim olmuş kimseleriz.”
Allah’ın göklerde ve yerde olan her şeyi size hizmetkâr kıldığını, açık ve gizli olan nimetlerini size geniş geniş verdiğini görmediniz mi? (Bununla birlikte) insanlardan öylesi vardır ki Allah hakkında ilimsizce, rehbersiz ve aydınlatıcı bir kitaba dayanmaksızın tartışır.
Onlar ki kendilerine gelmiş hiçbir delil olmamasına rağmen, Allah’ın ayetleri hakkında tartışanlardır. Allah katında ve iman edenlerin katında (bu yaptıklarına yönelik) öfke büyüktür. İşte Allah, kibirli zorba olanın kalbini böyle mühürler.