Kâfirlerin Vasıfları ile ilgili ayetler

Onlardan sana kulak verenler vardır. Biz, onu (vahyi) anlayamasınlar diye kalplerine örtüler, kulaklarında da ağırlık kıldık. Ayetlerin tamamını görecek olsalar yine de iman etmezler. Öyle ki sana gelecek olsalar seninle tartışır ve o kâfir olanlar: “Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir.” derler. (6/En'âm 25)

Tartışmacı oluşlarına (6/En’âm, 25), ilgisizlikleri ve yüz çevirmelerine (18/Kehf, 57), büyüklenmelerine (7/A’râf, 146), Resûlullah’ın (sav) emirlerine itaatsizlik etmelerine (9/Tevbe, 87, 93) bir ceza olarak, Allah (cc) hakkı anlamalarına engel koymuştur.

Hakları olmadığı hâlde yeryüzünde büyüklenip kibre kapılanları ayetlerimden çevireceğim. (İlgisiz kalacaklar, duysalar dahi anlamayacaklar.) Onlar bütün ayetleri görseler de inanmazlar. Rüşd/olgunluk/doğruluk yolunu görseler de onu yol edinmezler. Azgınlık yolunu gördüklerinde (hemen benimser) kendilerine yol edinirler. Bu, ayetlerimizi yalanlamaları ve ayetlerden gafil olmaları nedeniyledir. (7/A'râf 146)

Hakkın anlaşılmasına engel olan sebepler için bk. 6/En’âm, 25.

Geride kalanlarla beraber olmayı tercih ettiler. (Bunun üzerine) kalpleri mühürlendi. Artık onlar anlamazlar. (9/Tevbe 87)

Hakkın anlaşılmasına engel olan sebepler için bk. 6/En’âm, 25.

Aleyhlerine yol verilenler (kınanması gerekenler), zengin oldukları hâlde senden izin isteyenlerdir. Geride kalanlarla beraber oturmayı tercih ettiler. Allah kalplerini mühürledi, artık bilmezler. (9/Tevbe 93)

Hakkın anlaşılmasına engel olan sebepler için bk. 6/En’âm, 25.

Rabbinin ayetleri kendisine hatırlatıldığı hâlde yüz çeviren ve elleriyle (yapıp) takdim ettiğini unutandan daha zalim kim olabilir? Şüphesiz ki anlamamaları için kalplerine perde germiş kulaklarına da ağırlık koymuşuzdur. Sen onları hidayete çağırsan bile ebediyen doğru yolu bulamazlar. (18/Kehf 57)

Hakkın anlaşılmasına engel olan sebepler için bk. 6/En’âm, 25.

(Hayır, öyle değil!) İşin aslı biz onlara hak olanı getirdik. Şüphesiz ki onlar, yalancıdırlar. (23/Mü'minûn 90)

Kur’ân’ın birçok yerinde müşriklere benzer sorular sorulmuş ve bu sorulara “Allah” diye cevap verecekleri belirtilmiştir. Ancak verdikleri bu cevaplar kabul edilmemiş, onların yalancı olduklarının altı çizilmiştir. Bu soruların cevabına “Allah” diyen ve bunu da inanarak söyleyen birinin Allah’ı (cc) bırakıp, kendi eliyle yaptığı putlara tapması, Allah’a (cc) rağmen kanunlar koyması, Allah’ın (cc) koyduğu nizamı bırakıp beşerî yasaların ve ideolojilerin peşinden gitmesi hangi gerekçeyle izah edilebilir? Göklerin ve yerin yaratıcısının Allah (cc) olduğunu defalarca ikrar etmelerine rağmen Allah (cc) bir ayette şöyle buyurur: “De ki: ‘Yoksa sizler, yeryüzünü iki günde yaratan (Allah’ı) inkâr ediyor ve ona denkler/ortaklar mı kılıyorsunuz? Bu, âlemlerin Rabbidir.’ ” (41/Fussilet, 9) Allah’a (cc) ortak koşmak demek, Allah’ı (cc) inkâr etmek demektir. Velev ki müşrik, diliyle: “Rabbim Allah.” diyor olsun. Allah’ın varlık ve birliğine dair ikrarı ise ağızla söylenen, organlar ve amellerle yalanlanan bir yalandan ibarettir.