Sadaka ile ilgili ayetler

İyilik, yüzünüzü doğu ya da batı cihetine dönmeniz değildir. (Gerçek anlamda) iyilik, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, Kitab’a ve nebilere inananların; sevmesine rağmen malı, yakın akrabaya, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, dilenenlere ve kölelere verenlerin; namazı kılıp, zekâtı verenlerin; söz verdiklerinde sözlerine bağlı kalanların; fakirlik, hastalık ve savaş zamanında sabredenlerin yaptığıdır. İşte bunlar sadık olanlardır. Bunlar takva sahiplerinin ta kendileridirler. (2/Bakara 177)

Mallarını Allah yolunda infak edenlerin misali, yedi başak vermiş ve her bir başakta yüz tane bulunan tohumun misali gibidir. Allah dilediğine (amelinin karşılığını) kat kat arttırır. Allah (ihsanı ve lütfu bütün varlığı kuşatacak kadar geniş olan) Vâsi’, (her şeyi bilen) Alîm’dir. (2/Bakara 261)

Onlar ki mallarını Allah yolunda infak ederler, (infak ettikten) sonra infaklarını başa kakmaz ve kimseye eziyet vermezler. Onların Rableri katında ecirleri vardır. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir. (2/Bakara 262)

Güzel bir söz ve bağışlama, arkasından eziyet gelen bir sadakadan daha hayırlıdır. Allah (kimseye muhtaç olmayan, her şeyin kendisine muhtaç olduğu) Ğaniy, (kulların hak ettikleri cezayı erteleyen) Halîm’dir. (2/Bakara 263)

Ey iman edenler! Sadakalarınızı minnet ile başa kakmak ve (insanlara) eziyet etmek suretiyle boşa çıkarmayın. Malını insanlara gösteriş yapmak için infak edip, Allah’a ve ahiret gününe inanmayan (kimse) gibi... Onun misali, üzerinde toprak bulunan, sağanak yağmurun değmesiyle (toprağın suyla aktığı) çıplak kayanın misali gibidir. Kazandıkları şeylerden (faydalanmaya) güç yetiremezler. Allah, kâfirler topluluğunu hidayete erdirmez. (2/Bakara 264)

Allah’ın rızasını elde etmek için ve (Allah’ın emri olduğuna inanıp, ecrini Allah’tan bekledikleri) sabit bir inançla infak edenlerin misali, yüksekçe bir yerde (konumlanmış) ve sağanak yağmurun yağmasıyla ekinlerini iki kat vermiş bahçenin misali gibidir. (Yüksek konumu nedeniyle) ona yağmur değmese de (hafif hafif) çiseler. Allah, yaptıklarınızı görendir. (2/Bakara 265)

Sizden biri (şöyle bir durumda) olmak ister mi? Onun hurma ağaçları ve üzüm bağlarından oluşan bir bahçesi olsun, altından ırmaklar aksın ve o bahçede her türlü meyve olsun. O yaşlansın ve geride zayıf çocukları bulunsun. (Çocuklarına böyle bir bahçe bırakmak isterken) bahçeye ateş saçan yakıcı bir rüzgâr isabet etsin ve bahçe yansın. (Bunu istemediğiniz gibi amellere en fazla muhtaç olduğunuz zamanda riya, minnet, eziyet gibi şeylerle amellerinizi heder edip eli boş kalmayın.) Düşünesiniz diye Allah, ayetlerini sizin için açıklıyor. (2/Bakara 266)

Ey iman edenler! Kazandığınız temiz yiyeceklerden ve sizin için yerden çıkardıklarımızdan infak edin. Size verildiğinde ancak gözünüzü kapatarak alabileceğiniz değersiz/bayağı şeyleri vermeye kalkmayın. Bilin ki Allah (kimseye muhtaç olmayan, her şeyin kendisine muhtaç olduğu) Ğaniy, (her daim övgüyü hak eden ve varlık tarafından övülen) Hamîd’dir. (2/Bakara 267)

Şeytan (değerli olan ve Allah yolunda infak edilmeye layık mallarınızı vermeyesiniz diye) sizi fakirlikle korkutup, size fuhşiyatı emrediyor. Allah ise size kendi katından bağışlanma ve O’ndan olan ihsan ve lütuf vadediyor. Allah (ihsanı ve lütfu bütün varlığı kuşatacak kadar geniş olan) Vâsi’, (her şeyi bilen) Alîm’dir. (2/Bakara 268)

(Cenneti hak eden takva sahipleri) sabredenler, sadık olanlar, gönülden (Allah’a) itaat edenler, infak edenler ve seher vakitlerinde istiğfarda bulunanlardır. (3/Âl-i İmran 17)

Allah’a ibadet edin, hiçbir şeyi O’na ortak koşmayın. Anne babaya, yakın akrabaya, yetimlere, yoksullara, akrabanız olan komşuya, akraba olmayan komşuya, yanınızda olan arkadaşa, yolda kalmışa ve ellerinizin altında bulunanlara (köle ve cariyelere) iyilik yapın. Şüphesiz ki Allah, kibirli ve böbürlenen kimseleri sevmez. (4/Nîsa 36)

Sadakayı, iyiliği ve insanların arasını düzeltmeyi teşvik etmeleri dışında, aralarında yaptıkları fısıldaşmaların çoğunda hiçbir hayır yoktur. Kim de bu (iyiliğe teşvik işini) Allah’ın rızasını elde etmek için yaparsa ona büyük bir ecir vereceğiz. (4/Nîsa 114)

Onların mallarında belli bir hak vardır. (70/Meâric 24)

Dilenen ve mahrum olan (fakir) için. (70/Meâric 25)

“Yoksulları da doyurmazdık.” (74/Müddessir 44)

Asla! Siz yetime ikramda bulunmazsınız. (89/Fecr 17)

Yoksulu doyurmaya teşvik de etmezsiniz. (89/Fecr 18)

(Yetimin ve kadınların) mirasını hiç dikkat etmeden yersiniz. (89/Fecr 19)

Malı da aşırı bir sevgiyle seversiniz. (89/Fecr 20)

Sen, sarp yokuşun ne olduğunu nereden bileceksin? (90/Beled 12)

O, köle azat etmektir. (90/Beled 13)

Ya da açlık gününde doyurmaktır. (90/Beled 14)

Yakın (akraba) olan bir yetimi, (90/Beled 15)

Veya toprağa yapışmış (zorluk çeken) bir yoksulu. (90/Beled 16)

Sonra da iman eden ve birbirlerine sabrı ve merhameti tavsiye edenlerden olmasıdır. (90/Beled 17)

(Allah’tan) sakınıp korkan (takva sahipleri) ondan uzak tutulur. (92/Leyl 17)

O ki malını vererek arınır. (92/Leyl 18)

Onun yanında hiç kimsenin, karşılığı verilecek bir nimeti/borcu da yoktur. (Yaptığı iyilikleri minnet duygusundan ya da yapılmış bir iyiliğe teşekkür mahiyetinde yapmaz. Bilakis,) (92/Leyl 19)

Yüce Rabbinin rızasını elde etmek için (yapar). (92/Leyl 20)

Hiç şüphesiz, ileride (Allah’ın verdiği mükâfata) razı olacaktır. (92/Leyl 21)

Dinin (hükümlerini) yalanlayanı gördün mü? (107/Maûn 1)

İşte yetimi itip kovan budur. (107/Maûn 2)

Yoksulu da doyurmaya teşvik etmez. (107/Maûn 3)