Servete Aşırı Düşkünlük ile ilgili ayetler

Kadınlar, evlatlar, kantar kantar altın ve gümüş, besili atlar, hayvanlar ve ekinlerden oluşan şehvetlerin sevgisi insanlara süslü gösterildi. Bu, dünya hayatının (kendinden faydalanılan geçici) metaıdır. (Ebedî ve hakiki nimetlerin olduğu) güzel dönüş, Allah katındadır. (3/Âl-i İmran 14)

Dünya nimetlerine bakış açısı için bk. 11/Hûd, 15-16.

De ki: “Şayet babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, elinize geçen mallar, zarara uğramasından korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden evler, size Allah’tan, Resûlü’nden ve O’nun yolunda cihattan daha sevimli olursa, Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyin. Allah, fasıklar topluluğunu hidayet etmez.” (9/Tevbe 24)

Ey iman edenler! Şüphesiz ki din bilginlerinin ve abidlerin çoğu, insanların malını haksız yollarla yemekte ve Allah’ın yolundan alıkoymaktadırlar. Altını ve gümüşü biriktirip Allah yolunda infak etmeyenleri can yakıcı bir azapla müjdele. (9/Tevbe 34)

(Zekâtını vermedikleri altın ve gümüşler) o gün ateşte kızdırılacak; alınları, böğürleri ve sırtları bu tabakalarla dağlanacak. “Bu, kendiniz için yığıp biriktirdiklerinizdir. Yığıp biriktirdiklerinizi tadın (bakalım)!” (denilecek.) (9/Tevbe 35)

Onlardan bazısı (yaptığın taksimatı beğenmeyip) sadakalar konusunda seni eleştirir. Şayet ondan onlara verilirse razı olurlar, verilmediğinde ise (bir bakmışsın) öfkeden kudurmuşlar. (9/Tevbe 58)

Allah’ın ve Resûlü’nün verdiğine razı olup: “Allah bize yeter. Allah ve Resûlü lütuf ve ihsanından bize verecektir. Şüphesiz ki bizler, Allah’a rağbet edenleriz.” deseler ne olurdu ki? (9/Tevbe 59)

Münafık erkekler ve münafık kadınlar birbirlerindendirler. Kötülüğü emreder, iyilikten alıkoyar ve ellerini sıkar (cimrilik ederler). Allah’ı unuttular, Allah da (onları yardımsız ve nefisleriyle başbaşa bırakarak) unuttu. Şüphesiz ki münafıklar, fasıkların ta kendileridirler. (9/Tevbe 67)

İçlerinden kimi de Allah’a şöyle söz vermişti: “Andolsun ki Allah bize lütuf ve ihsanından verirse hiç şüphesiz Allah yolunda sadaka verecek ve salihlerden olacağız.” (9/Tevbe 75)

Onlara lütfundan ve ihsanından verince de cimrilik ettiler ve ilgisiz bir hâlde yüz çevirip gittiler. (9/Tevbe 76)

Ganimetleri almaya gittiğinizde (savaştan) geri bırakılanlar: “Bırakın da sizin peşinizden gelelim.” diyecekler. Allah’ın sözünü değiştirmek istiyorlar. De ki: “Peşimizden gelmeyeceksiniz. Allah, önceden de böyle buyurmuştu.” (Onlar:) “İşin aslı bizi kıskanıyor, çekemiyorsunuz.” diyecekler. (Hayır, öyle değil!) Bilakis, onlar çok az anlarlar. (48/Fetih 15)

Allah’ın (fethedilen) beldelerden Resûlü’ne (ihsan ettiği) fey, Allah’a, Resûlü’ne, yakın akrabaya, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlara aittir. Ta ki (ganimet malları) sizden zengin olanların elinde dolanıp duran (ve kendisiyle fakirlere sürekli üstünlük sağladıkları bir sermaye üstünlüğüne) dönüşmesin. Resûl size neyi vermişse onu alın, neyi de yasaklamışsa onu bırakın. Allah’tan korkup sakının. Hiç şüphesiz ki Allah, cezası çetin olandır. (59/Haşr 7)

“Allah Resûlü’nün yanında bulunanlar için infakta bulunmayın ki dağılıp gitsinler.” diyenler onlardır. Göklerin ve yerin hazineleri Allah’ındır. Fakat münafıklar anlamazlar. (63/Münafikûn 7)

Mallarınız ve evlatlarınız ancak birer fitnedir. Allah ise katında en büyük mükâfat olandır. (64/Teğabûn 15)

Allah’tan gücünüz yettiğince korkup sakının. İşitin, itaat edin. Kendinize hayır olarak infakta bulunun. Kim de nefsinin bencilliğinden korunursa işte bunlar, kurtuluşa erenlerin ta kendileridirler. (64/Teğabûn 16)

Şayet Allah’a güzel bir borç verirseniz size (karşılığını) kat kat arttırır ve (günahlarınızı) bağışlar. Allah (kullarına teşekkür eden ve yaptıklarının karşılığını fazlasıyla veren) Şekûr, (kulların hak ettikleri cezayı erteleyen) Halîm’dir. (64/Teğabûn 17)

Malı da aşırı bir sevgiyle seversiniz. (89/Fecr 20)

O, malı toplayıp onu tekrar tekrar sayandır. (104/Hümeze 2)

Malının onu ebedî kılacağını sanır. (104/Hümeze 3)