Âl-i İmrân
Ayet: 90Sayfa: 60
Muhakkak ki iman ettikten sonra kâfir olan ve (kâfirlerin safında yer alarak müminlere düşmanlık eden veya riddet üzere ölerek) küfürlerini arttıranların tevbesi kabul edilmeyecektir. Bunlar, sapıkların ta kendileridir.
Bu konuyla ilgili ayetler
Ayet: 90Sayfa: 60
Muhakkak ki iman ettikten sonra kâfir olan ve (kâfirlerin safında yer alarak müminlere düşmanlık eden veya riddet üzere ölerek) küfürlerini arttıranların tevbesi kabul edilmeyecektir. Bunlar, sapıkların ta kendileridir.
Ayet: 88Sayfa: 91
Size ne oluyor da (hicret etmeyen) münafıklar hakkında (onlar mümin mi kâfir mi diye tartışan) iki gruba bölünüyorsunuz? Oysa Allah onları kazandıklarından dolayı baş aşağı etmiştir. (Yoksa siz) Allah’ın saptırdığını hidayet etmek mi istiyorsunuz? Allah kimi saptırmışsa sen onun için (bir kurtuluş) yolu bulamazsın.
Ayet: 136Sayfa: 99
Ey iman edenler! Allah’a, Resûl’üne, Resûl’üne indirdiği Kitab’a ve daha önce indirdiği Kitab’a iman edin. Kim de Allah’a, meleklerine, kitaplarına, resûllerine ve Ahiret Günü’ne kâfirlik ederse şüphesiz ki (hakka geri dönüşü zor ve) uzak bir sapıtmayla sapıtmış olur.
Ayet: 143Sayfa: 100
(İman ve küfür) arasında tereddüt içindelerdir. Ne (tam olarak) bunlardan (müminlerden) ne de onlardanlardır (kâfirlerden). Allah kimi saptırmışsa sen ona bir yol bulamazsın.
Ayet: 125Sayfa: 143
Allah, kimi hidayet etmek isterse onun İslam’ı (kabul etmesi) için göğsünü genişletir. Kimi de saptırmak isterse gökyüzüne yükseliyormuş gibi göğsünü dar ve sıkıntılı yapar. Böylece Allah, iman etmeyenleri ricse/pisliğe/azaba mahkûm eder (veya ricsi iman etmeyenlerin üzerine yığar).
Ayet: 140Sayfa: 145
Çocuklarını hiçbir bilgiye dayanmadan sefihçe katledenler ve Allah’a iftira ederek kendilerine rızık olarak verdiklerini haram sayanlar; kesin bir hüsrana uğramış, kesin olarak sapıtmış ve doğru yolu bulamamışlardır.
Ayet: 30Sayfa: 152
Bir kısmına hidayet verdi, bir kısmına da sapıklık hak oldu. (Çünkü) onlar, Allah’ı bırakıp şeytanları dost edindiler ve doğru yolda olduklarını sanıyorlar.
Ayet: 178Sayfa: 172
Allah kimi hidayet ederse o, hidayeti bulmuştur. Kimi de saptırırsa bunlar, hüsrana uğrayanların ta kendileridir.
Ayet: 186Sayfa: 173
Allah kimi saptırmışsa onu hidayet edecek kimse yoktur. Onları azgınlıkları içinde bocalar bir hâlde bırakır.
Ayet: 115Sayfa: 204
Allah, korkup sakınacakları (hükümleri) açıklamadan, hidayet ettiği bir kavmi saptıracak değildir. Şüphesiz ki Allah, her şeyi bilir.
Ayet: 33Sayfa: 252
Her nefsin bütün kazandığını gözetleyene mi (şirk koşuyorlar)? Onlar Allah’a ortaklar tayin ettiler. De ki: “(Ortaklara) isim koyun (bakalım).” (Allah ne bu varlıklara yetki vermiş ne de bunları ortak edinmiştir.) Yoksa, Allah’ın yeryüzünde bilmediği bir şeyi mi O’na haber veriyorsunuz? Yoksa bu (isimler) içi boş, öylesine söylenmiş bir söz mü? (Hayır, öyle değil!) Bilakis o kâfirlere, tuzakları süslü gösterildi ve (dosdoğru) yoldan alıkonuldular. Allah kimi saptırmışsa ona hidayet edecek yoktur.
Ayet: 56Sayfa: 264
“Rabbinin rahmetinden sapıklardan başka kim ümit keser ki?” demişti.
Ayet: 37Sayfa: 270
Onların hidayet bulmasını çok istesen de Allah saptırdığına hidayet etmez. Onların yardımcıları da yoktur.
Ayet: 48Sayfa: 285
Sana (deli, büyülenmiş gibi) örnekler verip nasıl saptıklarına baksana! Onlar (doğru) yolu bulmaya güç yetiremezler.
Ayet: 97Sayfa: 291
Allah kimi hidayet ederse, o doğru yolu bulmuştur. Kimi de saptırırsa onlar için (Allah’ın dışında) veliler bulamazsın. Kıyamet Günü’nde onları yüzükoyun, kör, dilsiz ve sağırlar olarak diriltiriz. Onların barınağı cehennemdir. Ateşi dindikçe dehşet saçan alevi onlar için arttırırız.
Ayet: 98Sayfa: 291
Bu, onların cezasıdır. (Sebebiyse) onların ayetlerimizi inkâr etmeleri ve “Gerçekten biz, kemik olup toza toprağa döndükten sonra yeni bir yaratılışla mı diriltileceğiz?” demeleridir.
Ayet: 17Sayfa: 294
Güneş’in, doğduğu zaman mağaralarının sağ tarafına yöneldiğini, battığı zaman da onları sol taraftan kestiğini görürsün. Onlar (mağaranın) genişçe bir alanındaydılar. Bu, Allah’ın (kudret ve azametine delalet eden) ayetlerindendir. Allah kimi hidayet ederse, o doğru yolu bulmuştur. Kimi de saptırırsa, sen ona yol gösterecek bir dost bulamazsın.
Ayet: 51Sayfa: 298
Ne göklerin ve yerin yaratılışında ne de kendilerinin yaratılışında onları şahit tuttum. (Onlardan destek almadım.) Zaten ben saptırıcılardan destek alacak da değilim.
Ayet: 75Sayfa: 309
De ki: “Kim sapıklık içindeyse, Er-Rahmân ona verdiği mühleti alabildiğince uzatsın… Kendilerine vadedilen azap ya da kıyameti gördüklerinde, kimin konumu daha kötü ve kim askerî bakımdan/yardımcılar bakımından daha zayıfmış yakinen bileceklerdir.”
Ayet: 3Sayfa: 331
İnsanlardan öylesi vardır ki Allah hakkında bilgisizce tartışır ve her inatçı şeytana uyar.
Ayet: 4Sayfa: 331
Onun için şu (hüküm) yazılmıştır/verilmiştir: “Şüphesiz ki kim onu dost edinirse, (şeytan) onu saptırır ve alevleri dehşet saçan ateşe sürükler.”
Ayet: 103Sayfa: 347
Kimin de mizanı hafif gelirse bunlar; kendilerini hüsrana uğratan, cehennemde ebedî kalacak olanlardır.
Ayet: 104Sayfa: 347
Ateş yüzlerini yalayarak yakar. (Üst dudakları enselerine, alt dudakları göğüslerine doğru gerilmiş, açığa çıkan dişleriyle) oranın içinde sırıtır gibi kalakalmışlardır.
Ayet: 105Sayfa: 348
(Onlara denir ki:) “Ayetlerim size okunuyordu da siz yalanlamıyor muydunuz?”
Ayet: 106Sayfa: 348
Diyecekler ki: “Rabbimiz! Bedbahtlığımız bize üstün geldi ve biz sapık bir topluluk idik.”
Ayet: 107Sayfa: 348
“Rabbimiz! Bizi buradan çıkar. Şayet bir daha (eski hayatımıza) dönersek şüphesiz ki biz, zalimleriz.”
Ayet: 108Sayfa: 348
Buyuracak ki: “Kesin sesinizi/Yıkılıp defolun! Sakın benimle konuşmayın.”
Ayet: 92Sayfa: 384
“Ve Kur’ân’ı okumakla (emrolundum). Kim hidayet bulursa, kendi yararına hidayet bulmuştur. Kim de sapıtırsa de ki: ‘Ben, ancak uyarıcılardan biriyim.’ ”
Ayet: 49Sayfa: 390
De ki: “Eğer doğru sözlüyseniz, Allah katından her ikisinden (Tevrât ve Kur’ân’dan) daha doğru bir kitap getirin de ben de ona uyayım!”
Ayet: 50Sayfa: 390
Şayet sana cevap vermezlerse bil ki onlar yalnızca hevalarına/arzularına uyuyorlar. Allah’tan bir hidayet/dayanak olmaksızın, kendi hevasına uyandan daha sapkın kim olabilir? Şüphesiz ki Allah, zalimler topluluğuna hidayet etmez.
Ayet: 29Sayfa: 406
(Hayır, öyle değil!) Zulmedenler, hiçbir bilgiye dayanmaksızın hevalarına/arzularına tabi oluyorlar. Allah’ın saptırdığını kim hidayet edebilir? Onların hiçbir yardımcıları da yoktur.
Ayet: 22Sayfa: 440
(Söyler misiniz:) “Ne diye beni yaratana ibadet etmeyecekmişim ki? Siz O’na döndürüleceksiniz.”
Ayet: 23Sayfa: 440
“O’nu bırakıp da başka ilahlar mı edineyim? Rahmân, benim için bir zarar dileyecek olsa onların şefaati hiçbir fayda vermez, hem beni kurtaramazlar da.”
Ayet: 24Sayfa: 440
“O takdirde ben, apaçık bir sapıklık içerisinde olmuş olurum.”
Ayet: 71Sayfa: 447
Andolsun ki onlardan önce, evvelkilerin çoğu da sapmıştı.
Ayet: 72Sayfa: 447
Andolsun ki biz, onların arasına uyarıcılar göndermiştik.
Ayet: 73Sayfa: 447
Uyarılanların akıbetinin nasıl olduğuna bir bak!
Ayet: 74Sayfa: 447
Allah’ın muhlas/arındırılmış/ihlaslı kulları müstesna.
Ayet: 26Sayfa: 453
Ey Dâvûd! Seni yeryüzünde halife kıldık. (Öyleyse) insanlar arasında hak ile hükmet. Sakın hevaya/arzuya uyma yoksa seni, Allah’ın yolundan saptırır. Hiç şüphesiz, Allah’ın yolundan sapanlara, Hesap Günü’nü unuttukları için çetin bir azap vardır.
Ayet: 22Sayfa: 460
Allah’ın göğsünü İslam’a açtığı ve Rabbinden bir nur üzere olan kimse ile (kalbi mühürlenmiş ve karanlıklar içinde bırakılmış kimse bir olur mu hiç)? Allah’ın zikrinden yana kalpleri katı olanların (Allah anıldığı hâlde kalpleri yumuşamayanların) vay hâline! Bunlar, apaçık bir sapıklık içerisindelerdir.
Ayet: 23Sayfa: 460
Allah, (ayetleri) birbirine benzeyen (ve ayetleri) tekrar eden, sözün en güzeli olan (Kur’ân’ı) Kitap olarak indirdi. Rabblerinden korkanların, ondan dolayı derileri ürperir/tüyleri diken diken olur. Sonra ciltleri ve kalpleri Allah’ın zikrine yumuşar. İşte bu, Allah’ın hidayetidir. Onunla dilediğini hidayet eder. Allah kimi saptırmışsa ona doğruyu gösterecek hiç kimse yoktur.
Ayet: 36Sayfa: 461
Allah, kuluna yetmez mi? Seni, onun dışındaki (sahte ilahlarla) korkutuyorlar. Allah kimi saptırmışsa ona yol gösterecek hiç kimse yoktur.
Ayet: 41Sayfa: 462
Şüphesiz ki sana Kitab’ı, insanlar için hak ile indirdik. Kim hidayet bulursa kendi lehine hidayet bulmuştur. Kim de sapıtırsa kendi aleyhine sapıtmış olur. Sen, onların üzerine vekil değilsin.
Ayet: 32Sayfa: 469
“Ey kavmim! Şüphesiz ki ben, sizin için feryat figan gününden korkuyorum.”
Ayet: 33Sayfa: 469
“O gün, arkanızı dönüp kaçacaksınız. Sizi, Allah’tan koruyacak bir koruyucunuz olmayacak. Allah kimi saptırmışsa ona hidayet edecek hiç kimse yoktur.”
Ayet: 34Sayfa: 470
Andolsun ki daha önce Yûsuf da size apaçık delillerle gelmişti. Size getirdiği (deliller) hakkında şüpheye kapılmıştınız. O, vefat ettiği zaman demiştiniz ki: “Allah, ondan sonra bir resûl göndermeyecektir.” Allah, haddi aşan şüpheci kimseleri işte böyle saptırır.
Ayet: 35Sayfa: 470
Onlar ki kendilerine gelmiş hiçbir delil olmamasına rağmen, Allah’ın ayetleri hakkında tartışanlardır. Allah katında ve iman edenlerin katında (bu yaptıklarına yönelik) öfke büyüktür. İşte Allah, kibirli zorba olanın kalbini böyle mühürler.
Ayet: 73Sayfa: 474
Sonra onlara denir ki: “Hani, nerede ortak koştuklarınız?”
Ayet: 74Sayfa: 474
“Allah’ın dışında…” Derler ki: “Kaybolup gittiler. (Hakikatte) biz hiçbir şeye dua etmiyormuşuz.” İşte Allah, kâfirleri böyle saptırır.
Ayet: 52Sayfa: 481
De ki: “Görüşünüz nedir? (Söylesenize! Şayet o Kur’ân) Allah katındansa sonra siz onu inkâr etmişseniz! (O hâlde) uzak bir ayrılık içinde olandan daha sapık kim olabilir?”
Ayet: 44Sayfa: 486
Allah kimi saptırırsa bundan sonra ona (tekrar hidayet verecek) hiçbir dostu yoktur. Azabı gördüklerinde zalimlerin, “Acaba (dünyaya) geri dönmenin bir yolu var mı?” dediklerini görürsün.
Ayet: 23Sayfa: 500
Hevasını ilah edinen ve Allah’ın ilim üzere saptırdığı, kulağını ve kalbini mühürlediği ve gözünün üzerine perde kıldığı kimseyi gördün mü? (Şimdi) Allah’tan sonra ona kim hidayet edebilir? Öğüt almaz mısınız?
Ayet: 5Sayfa: 501
Allah’ı bırakıp, kıyamete kadar (dualarına) icabet edemeyecek olanlara dua edenden daha sapık kim olabilir? O (dua ettikleri), onların dualarından habersizlerdir.
Ayet: 51Sayfa: 535
“Sonra sizler, ey sapık yalanlayıcılar!”
Ayet: 52Sayfa: 535
“Siz elbette, Zakkûmdan olan bir ağaçtan yiyeceksiniz.”
Ayet: 53Sayfa: 535
“Ve o (ağaçtan) karınlarınızı dolduracaksınız.”
Ayet: 54Sayfa: 535
“Onun üzerine de kaynar sudan içeceksiniz.”
Ayet: 55Sayfa: 535
“İçtikçe susuzluğu artan hasta develer gibi içeceksiniz.”
Ayet: 92Sayfa: 536
Ama o sapık yalanlayıcılardansa,