Sırat-ı Müstakim ile ilgili ayetler

Bizi sırat-ı mustakime/dosdoğru yola hidayet et. (1/Fâtiha 6)

İnsanlar (tevhid üzere yaşayan) tek bir ümmetti. (İhtilafa düştüler.) Allah (aralarındaki ihtilafı gidersin diye) müjdeleyici ve uyarıcı nebiler gönderdi. İnsanların anlaşmazlığa düştükleri konularda, aralarında hakem olsun diye nebilerle beraber hak olan Kitab’ı indirdi. Onda (Kitap konusunda) anlaşmazlığa düşenler, kendilerine apaçık deliller geldikten sonra aralarında azgınlık/kıskançlık/bir diğer gruba üstünlük sağlama isteği olan Ehl-i Kitap’tan başkası değildi. Allah, hakkında ihtilafa düştükleri konuda iman edenleri izniyle hakka hidayet etti. Allah dilediğini dosdoğru yola iletir. (2/Bakara 213)

Kitab’ın indiriliş gayesi için bk. 4/Nîsa, 105.

“Şüphesiz ki Allah, benim Rabbim ve sizlerin Rabbidir. O’na ibadet edin. Bu (sizi davet ettiğim yol), sırat-ı mustakimdir/dosdoğru olan yoldur.” (3/Âl-i İmran 51)

Allah’ın ayetleri (sürekli) size okunuyor iken ve aranızda O’nun Resûlü olmasına rağmen nasıl kâfir olursunuz? Her kim de Allah’a tutunursa hiç şüphesiz dosdoğru yola hidayet edilir. (3/Âl-i İmran 101)

Ve şüphesiz onları dosdoğru yola iletirdik. (4/Nîsa 68)

İlahî emirler karşısında takınılacak tavır için bk. 2/ Bakara, 71.

Allah’a iman edip O’na tutunanlara gelince, onları kendinden olan bir rahmete, lütuf ve ihsana dahil edecek ve (sonunda Allah’a ulaşacakları) dosdoğru yola hidayet edecektir. (4/Nîsa 175)

Allah onunla (Kitap ve Resûl’le), rızasına uyanları yolun en doğru olanına iletir, onları izniyle karanlıklardan aydınlığa çıkarır ve dosdoğru yola hidayet eder. (5/Mâide 16)

Ayetlerimizi yalanlayanlar, karanlıklar içinde sağır ve dilsizdirler. Allah kimi dilerse onu saptırır, kimi de dilerse dosdoğru yol üzere kılar. (6/En'âm 39)

Onların babaları, soyları ve kardeşlerinden bir kısmını da (hidayet ettik). Onları seçtik ve dosdoğru yola hidayet ettik. (6/En'âm 87)

Bu, Rabbinin dosdoğru yoludur. Şüphesiz ki ayetleri, düşünüp öğüt alan bir topluluk için detaylıca açıkladık. (6/En'âm 126)

İşte bu benim dosdoğru yolumdur. Ona uyun. Onun dışındaki yollara uymayın. Yoksa sizi (Allah’ın dosdoğru olan) yolundan saptırırlar. Korkup sakınasınız diye bunu size emretti. (6/En'âm 153)

İbni Mesud (r.a) anlatıyor: “Bir gün Allah Resûlü (sav) eliyle bir çizgi çizdi sonra dedi ki: ‘Bu Allah’ın (cc) istikamet üzere olan yoludur.’ Sonra o çizginin sağına ve soluna bazı çizgiler çizdi. Sonra dedi ki: ‘Bunlar, her birinin başında o yola davet eden birer şeytanın bulunduğu yollardır.’ Sonra Allah Resûlü (sav) bu ayeti okudu.” (Darimi, 202; Ahmed, 4437)

Kur’ân ve sahih Sünnet, hak yolun bir tane olduğunu, onun da vahiyle açıklandığını (2/Bakara, 38), bunun dışında kalan tüm yolların sapıklık olduğunu (10/Yûnus, 32), farklı yollara sapanların hakikatte hevalarına uyduğunu açıklamıştır (45/Câsiye, 18).

De ki: “Şüphesiz ki Rabbim, beni dosdoğru yola iletti. Dimdik/güçlü ve hanif olan İbrahim’in dinine. O, müşriklerden değildi.” (6/En'âm 161)

İbrahim’in milleti için bk. 60/Mümtehine, 4.

Dedi ki: “Beni saptırmana karşılık, ben de onları (saptırmak) için senin dosdoğru yolunun üzerine oturacağım.” (7/A'râf 16)

Allah, esenlik yurdu (olan cennete) davet eder ve dilediğini dosdoğru yola iletir. (10/Yûnus 25)

“Rabbimiz! Hesabın görüleceği günde beni, annemi, babamı ve tüm müminleri bağışla.” (14/İbrahîm 41)

(Allah’ın) nimetlerine şükreden biriydi. (Allah) onu seçti ve dosdoğru yola iletti. (16/Nahl 121)

“Şüphesiz ki Allah, benim de Rabbim sizin de Rabbinizdir. (Öyleyse) O’na ibadet edin. Bu, dosdoğru yoldur.” (19/Meryem 36)

(Ayrıca) kendilerine ilim verilenlerin bu (Kur’ân’ın) Allah’tan gelen bir hak olduğunu bilmeleri, ona iman etmeleri ve kalpleri tevazuyla onun (hükümlerine teslim) olsun diye (böyle yapar). Şüphesiz ki Allah, iman edenleri dosdoğru yola hidayet eder. (22/Hac 54)

Şüphesiz ki sen, onları dosdoğru yola davet etmektesin. (23/Mü'minûn 73)

Andolsun ki biz açıklayıcı/apaçık ayetler indirdik. Allah, dilediğini dosdoğru yola iletir. (24/Nûr 46)

(Hiç şüphesiz ki sen,) dosdoğru yol üzeresin. (36/Yâsîn 4)

“(Yalnızca) bana ibadet edin. Dosdoğru yol işte budur.” (demedim mi?) (36/Yâsîn 61)

Böylece sana emrimizden bir ruh/Kur’ân vahyettik. Sen Kitab’ın ve imanın ne olduğunu bilmezdin. Fakat biz onu, kullarımızdan dilediğimizi kendisiyle hidayet ettiğimiz bir nur kıldık. Şüphesiz ki sen, dosdoğru yola iletirsin. (42/Şûrâ 52)

Sana vahyedilene sıkı sıkıya tutun. Gerçekten sen, dosdoğru bir yol üzeresin. (43/Zuhruf 43)

Şüphesiz ki o (İsa), kıyamet için bir bilgi (onun vuku bulmasının yaklaştığına dair alamettir). O hâlde onda hiçbir şüpheye kapılmayın ve bana uyun. Bu, dosdoğru yoldur. (43/Zuhruf 61)

“Gerçek şu ki: Allah, O, benim de Rabbim sizin de Rabbinizdir. O’na ibadet edin. Bu, dosdoğru yoldur.” (43/Zuhruf 64)

Ta ki Allah, senin gelmiş ve geçmiş günahlarını bağışlasın, üzerindeki nimetini tamamlasın ve seni dosdoğru yola iletsin diye. (48/Fetih 2)

Allah, alacağınız birçok ganimeti size vadetti. (Şu an aldıklarınız) size acilen verdiği (bir nimettir). İnsanların (zarar vermek için uzanan) ellerini sizden çekmiştir. (Bütün bunlar,) müminler için (Allah’ın vaadini yerine getirdiğine) bir ayet olması ve sizi dosdoğru yola iletmesi içindir. (48/Fetih 20)

Acaba başı önünde (sağına soluna bakmadan) yürüyen mi, yoksa dosdoğru yol üzerinde dümdüz/dimdik yürüyen kimse mi hidayet ehli olmaya daha elverişlidir? (67/Mülk 22)