Şeytanın İnsanlara Karşı Tutumları ile ilgili ayetler

İşte bu şeytan, ancak kendi dostlarını korkutur. Ondan korkmayın! Şayet müminler iseniz yalnızca benden korkun. (3/Âl-i İmran 175)

Böylece her peygambere insanların ve cinlerin şeytan olanlarını düşmanlar kıldık. Bazısı diğer bir kısmını aldatmak için sözün yaldızlısını fısıldar. Şayet Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı. (Öyleyse) onları uydurdukları iftiralarıyla baş başa bırak. (6/En'âm 112)

Hayvanlardan yük taşıyan ve (yününden) döşek yapılanları da (yaratan O’dur). Allah’ın size rızık olarak verdiklerinden yiyin ve şeytanın adımlarına uymayın. (Çünkü) o sizin apaçık düşmanınızdır. (6/En'âm 142)

(Bu vesvese ve yeminleriyle) onları aldatıp (ağına) düşürdü. Ağaçtan tadınca, avret yerleri kendilerine görünmeye başladı. Üzerlerini cennet yapraklarıyla örtmeye başladılar. Rableri onlara seslendi: “Ben size bu ağaçtan yemeyi yasaklamamış mıydım? ‘Şeytan, sizin apaçık düşmanınızdır.’ dememiş miydim?” (7/A'râf 22)

Ey Âdemoğulları! Şeytan, ebeveynlerinize avret yerlerini göstermek için elbiselerini çekip aldığı ve onları cennetten çıkardığı gibi sakın sizi (de) fitneye düşürmesin. (Çünkü) o ve avanesi, sizin onları görmediğiniz yerden sizleri görüyorlar. Şüphesiz ki biz, şeytanları iman etmeyenlerin dostu kıldık. (7/A'râf 27)

Hani şeytan onlara (savaşa çıkma) eylemlerini süslü göstermiş ve: “Bugün insanlardan sizi yenebilecek kimse yoktur. Hem ben de elbette sizin yardımcınızım.” demişti. İki ordu karşı karşıya gelince topukları üzere gerisin geriye kaçmış: “Şüphesiz ben sizden berîyim/uzağım. Ben, sizin görmediklerinizi görüyor ve elbette ben, Allah’tan korkuyorum.” demişti. Allah, cezası çetin olandır. (8/Enfâl 48)

Demişti ki: “Ey oğulcuğum! Rüyanı kardeşlerine anlatma sakın! (Senin faziletini kıskanır, sana zarar verecek) bir tuzak kurarlar. Şüphesiz ki şeytan, insan için apaçık bir düşmandır.” (12/Yûsuf 5)

İş olup bittikten sonra şeytan da şöyle diyecek: “Şüphesiz ki Allah, size gerçek bir söz verdi, ben de size bir söz verdim ama sözümde durmadım. Zaten benim sizin üzerinizde bir otoritem de yoktu. Yalnızca ben çağırdım, siz de bana icabet ettiniz. (Öyleyse) beni kınamayın. Yalnızca kendinizi kınayın. Ne ben sizi kurtarabilirim ne de siz beni kurtarabilirsiniz! Gerçek şu ki daha önce beni Allah’a ortak koşmanızı da reddetmiştim. Şüphesiz ki zalimlere can yakıcı bir azap vardır.” (14/İbrahîm 22)

Kur’ân okuyacağın zaman kovulmuş/taşlanmış şeytandan Allah’a sığın. (16/Nahl 98)

Şüphesiz ki o (şeytanın), iman eden ve yalnızca Rablerine tevekkül edenler üzerinde hiçbir otoritesi yoktur. (16/Nahl 99)

Onun otoritesi ancak (itaat ederek) onu dost edinen ve (emrettiği küfür ve şirk amellerini yaparak) onu (Allah’a) ortak koşanlar üzerinedir. (16/Nahl 100)

(Çünkü) saçıp savuranlar şeytanların kardeşleridirler. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankördür. (17/İsrâ 27)

Kullarıma de ki: “(Birbiriyle iletişime geçtiklerinde) en güzel olanı söylesinler. Çünkü şeytan, (kullandıkları sözcüklerle) aralarını bozmaya çalışır. Şüphesiz ki şeytan, insan için apaçık bir düşmandır.” (17/İsrâ 53)

Meleklere: “Âdem’e secde edin.” dediğimizde, İblis dışında hepsi secde ettiler. (O:) “Çamurdan yarattığına secde eder miyim hiç?” dedi. (17/İsrâ 61)

“Şu bana üstün kıldığını görüyor musun?” dedi. “Şayet kıyamet gününe kadar bana mühlet verirsen azı hariç, kalanını kendime bağlayacağım.” (17/İsrâ 62)

Buyurdu ki: “Git! Onlardan kim sana uyacak olursa hiç şüphesiz cehennem, sizin eksiksiz cezanız olacaktır.” (17/İsrâ 63)

“Onlardan gücünün yettiklerini sesinle kışkırt, atlı ve yaya (ordularınla) onlara saldır, mallarda ve evlatlarda onlara ortak ol ve onlara vaadlerde bulun.” Şeytanın onlara vadettikleri aldatmadan başka bir şey değildir. (17/İsrâ 64)

Hani meleklere: “Âdem’e secde edin.” demiştik de İblis hariç hepsi secde etmişti. O, cinlerdendi ve Rabbinin emrinin dışına çıkmıştı. Onlar size düşman olmasına rağmen, beni bırakıp onu ve zürriyetini mi dost ediniyorsunuz? Zalimlerin, (Allah’ın dostluğuna) değiştikleri (şey) ne kötüdür. (18/Kehf 50)

“Babacığım! Şeytana ibadet/kulluk etme! Çünkü şeytan, Er-Rahmân’a başkaldırmıştır/asi olmuştur.” (19/Meryem 44)

Şeytanları kâfirlerin üzerine saldığımızı ve onları kışkırtıp (Allah’a isyana ve şirke yönelik) harekete geçirdiklerini görmedin mi? (19/Meryem 83)

Senden önce göndermiş olduğumuz tüm resûl ve nebiler, (Allah’ın Kitabı’nı) okumaya başladığında mutlaka şeytan, onun okumasına bir şeyler karıştırmak istemiştir. Allah, şeytanın karıştırmaya çalıştığı (vesvese ve zanları) giderir, sonra da ayetlerini muhkem kılıp sağlamlaştırır. Allah, (her şeyi bilen) Alîm, (hüküm ve hikmet sahibi olan) Hakîm’dir. (22/Hac 52)

Allah, şeytanın araya katmak istedikleriyle, kalplerinde hastalık bulunan ve kalpleri katı olanları fitneye düşürmek için (böyle yapar). Şüphesiz ki zalimler, (bir araya toplanmaları ve hakka dönmesi pek zor) uzak bir ayrılık içerisindedirler. (22/Hac 53)

De ki: “Rabbim! Şeytanların dokunuşlarından/(masiyete) kışkırtmalarından sana sığınırım.” (23/Mü'minûn 97)

“Ve onların, yanımda hazır bulunmalarından da sana sığınırım Rabbim!” (23/Mü'minûn 98)

“Andolsun ki o, zikir/Kur’ân bana geldikten sonra beni ondan saptırdı. Şeytan, (önce vaadlerde bulunan sonra da) insanı yardımsız yarı yolda bırakandır.” (25/Furkân 29)

Şeytanların kimin üzerine indiğini size haber vereyim mi? (26/Şuarâ 221)

Çokça iftira eden, aşırı günahkâr herkesin üstüne iner. (26/Şuarâ 222)

(Bu kâhinler, şeytanlara) kulak verirler ve onların çoğu da yalancıdır. (26/Şuarâ 223)

Ahalinin farkında olmadığı bir zamanda şehre girdi. Orada kavgaya tutuşmuş iki adam gördü. Biri kendi taraftarlarından, diğeri düşmanlarından. Onun taraftarlarından olan, düşman olana karşı (Musa’dan) yardım istedi. Musa ona yumruk attı ve onu öldürdü. Dedi ki: “Bu, şeytanın işidir. Şüphesiz ki o, apaçık saptırıcı bir düşmandır.” (28/Kasas 15)

Andolsun ki İblis, (onların çoğunu saptıracağına dair) zannında haklı çıktı. Müminlerden bir grup hariç ona uydular. (34/Sebe’ 20)

“Ey Âdemoğlulları! ‘Şeytana ibadet etmeyin, o sizin apaçık düşmanınızdır.’ diye size emretmedim mi?” (36/Yâsîn 60)

İblis hariç... O büyüklendi ve kâfirlerden oldu. (38/Sâd 74)

Buyurdu ki: “Ey İblis! Ellerimle yarattığıma secde etmekten seni alıkoyan nedir? Kibre mi kapıldın yoksa yüksekte olanlardan olup (tepeden mi bakmaya başladın)?” (38/Sâd 75)

Dedi ki: “Ben, ondan daha hayırlıyım. Beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın.” (38/Sâd 76)

Buyurdu ki: “Çık oradan! Şüphesiz ki sen, taşlanmış/kovulmuş olanlardansın.” (38/Sâd 77)

“Ve hiç şüphesiz benim lanetim, kıyamete kadar senin üstünde olacaktır.” (38/Sâd 78)

Dedi ki: “Rabbim! (İnsanların) diriltilecekleri güne kadar bana mühlet ver.” (38/Sâd 79)

Buyurdu ki: “Hiç şüphesiz sen, mühlet verilenlerdensin.” (38/Sâd 80)

“Bilinen vaktin gününe kadar.” (38/Sâd 81)

Dedi ki: “İzzetine yemin olsun ki onların hepsini azdıracağım.” (38/Sâd 82)

“Muhlas/arındırılmış/ihlaslı kulların müstesna.” (38/Sâd 83)

Kim de Er-Rahmân’ın zikrinden yüz çevirirse ona bir şeytan bağlarız da (hep) onunla beraber olur. (43/Zuhruf 36)

Hiç şüphesiz o (şeytanlar), onları yoldan alıkoyar, onlarsa doğru yolda olduklarını sanırlar. (43/Zuhruf 37)

Sonunda bize geldikleri zaman (şeytana) der ki: “Keşke benimle senin aranda, doğuyla batı arası kadar mesafe olsaydı. Ne kötü arkadaşsın.” (43/Zuhruf 38)

Şeytanın durumu gibi... Hani insana: “Kâfir ol!” dedi. (İnsan) kâfir olunca da: “Şüphesiz ki ben, senden berîyim. Çünkü ben, âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkuyorum.” dedi. (Münafıklar da dostları olan Ehl-i Kitab’ı böyle kandırdılar. “Yurtlarınızdan çıkarılırsanız biz de çıkarız, savaşırsanız yardım ederiz.” dediler. Savaş başlayınca da onlardan uzaklaştılar.) (59/Haşr 16)

De ki: “İnsanların Rabbine sığınırım.” (114/Nâs 1)

“İnsanların Meliki’ne.” (114/Nâs 2)

“İnsanların İlahı’na.” (114/Nâs 3)

“Çokça vesvese veren ve (Allah anıldığında) gizlenen (İblis’in) şerrinden.” (114/Nâs 4)

“Ki o, insanların göğüslerine vesvese verip durur.” (114/Nâs 5)

“Cinlerden ve insanlardan olan.” (114/Nâs 6)