Bakara
Ayet: 7Sayfa: 2
Allah, kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri üzerinde de perde vardır. (Hakikati anlayamaz ve göremezler.) Onlara büyük bir azap vardır.
Bu konuyla ilgili ayetler
Ayet: 7Sayfa: 2
Allah, kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri üzerinde de perde vardır. (Hakikati anlayamaz ve göremezler.) Onlara büyük bir azap vardır.
Ayet: 27Sayfa: 211
Kötülükler işlemiş olanlara gelince, kötülüğün karşılığı benzeri bir kötülükle (cezalandırılmaktır). Onları (her yönden) zillet bürümüştür. (Onları) Allah’tan koruyup kollayacak hiçbir kimse de yoktur. Yüzleri, gecenin (karanlık) parçaları kaplamış gibi kapkaranlıktır. Bunlar ateşin ehlidir ve orada ebedî kalacaklardır.
Ayet: 28Sayfa: 211
O gün, hepsini bir araya toplayacağız. Sonra da ortak koşanlara, “Siz ve ortak koştuklarınız yerinizi alın/bir yere kıpırdamayın.” diyeceğiz. Onların arasını ayırırız. Ortak koştukları der ki: “Siz bize ibadet ediyor değildiniz.”
Ayet: 29Sayfa: 211
“Bizimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. Şüphesiz ki biz, sizin (bize) ibadet ettiğinizden habersizdik.”
Ayet: 30Sayfa: 211
İşte orada, her nefis daha önceden yaptıklarından imtihan edilecek/hesaba çekilecektir. Sonra da (hak ve hakikatin kaynağı) El-Hak olan Allah’a döndürülecekler ve uydurdukları iftiralar kaybolup gidecektir.
Ayet: 18Sayfa: 222
Allah’a, yalan uydurarak iftira edenden daha zalim kim olabilir? Bunlar Rabblerine arz olunurlar. Şahitler, “Bunlar Allah’a karşı yalan söyleyenlerdendir.” derler. “Dikkat edin! Allah’ın laneti zalimlerin üzerinedir.” (derler.)
Ayet: 19Sayfa: 222
Onlar ki Allah’ın yolundan alıkoyar ve onun çarpık olmasını dilerler. Onlar, ahireti inkâr edenlerin ta kendileridir.
Ayet: 20Sayfa: 223
Bunlar, yeryüzünde (Allah’ı) aciz bırakacak değillerdir. Allah’ın dışında (onlara yardım edecek) hiçbir dostları da yoktur. Onlara azap kat kat arttırılır. (Çünkü) bunlar, (dünyadayken, hakkı) işitmeye katlanamaz ve (hakkı) görmezlerdi.
Ayet: 21Sayfa: 223
Bunlar, kendilerini hüsrana uğratanlardır. (Din diye) uydurdukları da onlardan kaybolup gitmiştir.
Ayet: 22Sayfa: 223
Çare yok! Şüphesiz bunlar, ahirette en fazla zarara uğrayacak olanlardır.
Ayet: 24Sayfa: 223
(Cennetlik ve cehennemliklerden oluşan) bu iki grubun misali, kör ve sağır (bir toplulukla) gören ve işiten (bir topluluğun) misali gibidir. (Bu iki grup) örnekçe eşit olabilir mi? Öğüt almaz mısınız?
Ayet: 105Sayfa: 232
O gün gelince, hiçbir kimse O’nun izni olmadan konuşamaz. Onlardan kimisi (ebedî cehenneme gidecek olan, mutsuz) “şakî”, kimisi de (ebedî cennete gidecek olan, mutlu) “saîd”dir.
Ayet: 106Sayfa: 232
O şakî olanlara gelince; onlar ateştelerdir. Onlar için orada (boğuluyormuşçasına) hırıltılı ve acı (içinde) bir soluma vardır.
Ayet: 107Sayfa: 232
Gökler ve yer durdukça orada ebedî olarak kalırlar. Rabbinin dilemesi müstesna. Şüphesiz ki Rabbin, dilediğini yapandır.
Ayet: 74Sayfa: 315
Hiç kuşkusuz, kim Rabbine suçlu bir günahkâr olarak gelirse elbette, ona cehennem vardır. Orada ne ölür (ki kurtulsun), ne de dirilir (ki faydalansın).
Ayet: 62Sayfa: 447
(Şimdi söyleyin) böyle bir ağırlama mı daha hayırlı, yoksa Zakkûm ağacı mı?
Ayet: 63Sayfa: 447
Biz onu, zalimler için fitne kılmışızdır.
Ayet: 64Sayfa: 447
Şüphesiz ki o, cehennemin dibinde çıkan bir ağaçtır.
Ayet: 65Sayfa: 447
Onun meyveleri şeytanların başları gibidir.
Ayet: 66Sayfa: 447
Şüphesiz ki onlar, ondan yiyecek ve karınlarını dolduracaklardır.
Ayet: 67Sayfa: 447
(Zakkûm yedikten) sonra, üzerine içecekleri kaynar bir karışım vardır.
Ayet: 68Sayfa: 447
Sonra onların döneceği yer elbette, cehennem ateşi olacaktır.
Ayet: 69Sayfa: 447
Gerçek şu ki onlar babalarını sapıklar olarak buldular.
Ayet: 70Sayfa: 447
Kendileri de, onların izleri peşinde koşuşturmaktalardır.
Ayet: 71Sayfa: 447
Andolsun ki onlardan önce, evvelkilerin çoğu da sapmıştı.
Ayet: 72Sayfa: 447
Andolsun ki biz, onların arasına uyarıcılar göndermiştik.
Ayet: 73Sayfa: 447
Uyarılanların akıbetinin nasıl olduğuna bir bak!
Ayet: 8Sayfa: 458
İnsana bir sıkıntı dokunduğunda, Rabbine yönelerek dua eder. Sonra (o sıkıntı yerine) kendi katından nimet verdiğinde, daha önce dua ettiği şeyi unutur ve O’nun yolundan saptırmak için Allah’a ortaklar/eşler koşmaya başlar. De ki: “Küfrünle az bir şey daha keyif sür. Çünkü sen ateşin ehlindensin.”
Ayet: 71Sayfa: 465
Kâfirler, bölük bölük cehenneme sevk edilirler. Ona geldiklerinde kapıları açılır ve (cehennem) bekçileri onlara der ki: “Size Rabbinizin ayetlerini okuyan ve bu günün karşılaşmasına dair sizi uyaran, sizin içinizden resûller gelmedi mi?” Derler ki: “Evet (geldi).” Fakat azap sözü kâfirler üzerine hak olmuştur.
Ayet: 72Sayfa: 465
Onlara denir ki: “İçinde ebedî kalacağınız cehennem kapılarından girin. Kibirlilerin kalacakları yer ne kötüdür!”
Ayet: 33Sayfa: 469
“O gün, arkanızı dönüp kaçacaksınız. Sizi, Allah’tan koruyacak bir koruyucunuz olmayacak. Allah kimi saptırmışsa ona hidayet edecek hiç kimse yoktur.”
Ayet: 29Sayfa: 478
Kâfirler derler ki: “Rabbimiz! Cinlerden ve insanlardan bizi saptıranları bize göster. En aşağıda olanlardan/En alçaklardan olsunlar diye onları ayaklarımızın altına alalım.”
Ayet: 43Sayfa: 497
Hiç kuşkusuz o Zakkûm ağacı,
Ayet: 44Sayfa: 497
Günahkârların yiyeceğidir.
Ayet: 45Sayfa: 497
Erimiş maden gibi karınlarda kaynar.
Ayet: 46Sayfa: 497
Kaynar suyun fokurdaması gibi.
Ayet: 47Sayfa: 497
(Denir ki:) Alın onu da cehennemin orta yerine sürükleyin.
Ayet: 48Sayfa: 497
Sonra başından aşağı kaynar suyun azabından dökün.
Ayet: 49Sayfa: 497
Tat (bakalım azabı)! Çünkü sen izzetli ve değerliymişsin ya!
Ayet: 50Sayfa: 497
Şüphesiz ki bu, sizin kuşkuya kapıldığınız şeydir.
Ayet: 10Sayfa: 556
Ayetlerimizi inkâr edip yalanlayanlar, bunlar ateşin ehlidirler, orada ebedî kalacaklardır. O ne kötü bir dönüş yeridir.
Ayet: 6Sayfa: 561
Rabblerini inkâr edenlere cehennem azabı vardır. O, ne kötü bir dönüş yeridir.
Ayet: 7Sayfa: 561
Oraya atıldıklarında, (ateş) kaynayıp fokurdarken onun hırıltılarını işitirler.
Ayet: 8Sayfa: 561
(Ateş) öfkeden çatlayıp ayrışacak gibi olur. Her bir topluluk (ateşin) içine atıldığında, oranın bekçileri kendilerine, “Size bir uyarıcı gelmedi mi?” diye sorarlar.
Ayet: 9Sayfa: 561
Derler ki: “Evet! Muhakkak ki bize uyarıcı geldi (fakat) biz onu yalanladık ve ‘Allah hiçbir şey indirmemiştir, siz yalnızca büyük bir sapıklık içindesiniz.’ dedik.”
Ayet: 10Sayfa: 561
Dediler ki: “Şayet işitiyor ya da aklediyor olsaydık, alevleri dehşet saçan ateşin ehlinden olmazdık.”
Ayet: 11Sayfa: 561
Günahlarını itiraf ettiler. Ateş ehli (Allah’ın rahmetinden) uzak olsun.
Ayet: 40Sayfa: 585
O gün, (bazı) yüzlerin üzerini toz kaplamıştır.
Ayet: 41Sayfa: 585
Çehrelerini (duman isi gibi) bir karartı bürümüştür.
Ayet: 42Sayfa: 585
İşte bunlar, kâfir ve facir olanların ta kendilerilerdir.
Ayet: 2Sayfa: 591
O gün, (bazı) yüzler korku ve zillet içindedir.
Ayet: 3Sayfa: 591
Çalışmış, yorulmuştur.
Ayet: 4Sayfa: 591
Kızgın ateşe girecektir.
Ayet: 5Sayfa: 591
Son derece kaynar bir çeşmeden (su) içirilir.
Ayet: 6Sayfa: 591
Onlar için (zehirli, pis kokulu, boğazı parçalayan) “darî” dikeninden başka bir yiyecek yoktur.
Ayet: 7Sayfa: 591
Ne doyurur ne de açlığı giderir.