A'râf
Ayet: 42Sayfa: 154
İman edip salih amel işleyenlere gelince biz, hiçbir nefse gücünden fazlasını yüklemeyiz. Onlar, cennetin ehlidir ve orada ebedî kalacaklardır.
Bu konuyla ilgili ayetler
Ayet: 42Sayfa: 154
İman edip salih amel işleyenlere gelince biz, hiçbir nefse gücünden fazlasını yüklemeyiz. Onlar, cennetin ehlidir ve orada ebedî kalacaklardır.
Ayet: 43Sayfa: 154
Biz, onların göğüslerinde kine/hınca/öfkeye dair ne varsa hepsini çekip almışızdır. Onların altlarından ırmaklar akar. Ve derler ki: “Bizi buna ulaştıran Allah’a hamdolsun. Eğer Allah, bizi bu (nimetlere) eriştirmeseydi kendiliğimizden bunlara erişmemiz mümkün olmazdı. Andolsun ki Rabbimizin resûlleri bize hakla geldiler.” Onlara, “İşte bu, yaptığınız (salih) amellere karşılık mirasçısı kılındığınız cennettir.” diye seslenilir.
Ayet: 44Sayfa: 155
Cennetlikler, cehennemliklere seslenir: “Rabbimizin bize vadettiğinin hak olduğunu bulduk. Siz de Rabbinizin (size olan azap) vaadinin hak olduğunu buldunuz mu?” (Onlar,) “Evet.” der. (Bunun üzerine) aralarından bir münadi, “Allah’ın laneti zalimlerin üzerine olsun!” diye seslenir.
Ayet: 46Sayfa: 155
Onların arasında bir perde vardır. A’râf’ta bekleyen adamlar vardır. Onlar herkesi yüzünden tanırlar. Cennet ehline, “Selam size olsun!” diye seslenirler. Ki onlar, şiddetle arzulamakla birlikte henüz (cennete) girmemişlerdir.
Ayet: 47Sayfa: 155
Gözleri cehennemlikler (olan) tarafa çevrildiğinde, “Rabbimiz! Bizi zalimler topluluğuyla beraber eyleme!” derler.
Ayet: 48Sayfa: 155
A’râf’takiler yüzlerinden tanıdıkları bazı adamlara, “Ne topladığınız (güç ve servetiniz) ne de büyüklenmeniz (Allah’ın azabına karşı) size fayda sağlamadı.” diye seslenecekler.
Ayet: 49Sayfa: 155
“Allah’ın rahmeti erişmez.” diye yemin ettikleriniz bunlar mıydı? Girin cennete! Size korku da yoktur, siz üzülmeyeceksiniz de.
Ayet: 50Sayfa: 155
Cehennemlikler, cennetliklere seslenecekler: “Bize biraz sudan veya Allah’ın size verdiği rızıktan akıtın/verin.” (Cennetlikler,) “Şüphesiz ki Allah, o ikisini kâfirlere haram/yasak kılmıştır.” diyecekler.
Ayet: 26Sayfa: 211
Kulluğunu en güzel şekilde yapmaya çalışanlara El-Husna (cennet) ve fazlası (Allah’ı görme) vardır. Onların yüzlerini ne bir karartı ne de zillet bürür. (Yüzleri apaydınlıktır.) Bunlar cennetin ehlidir ve orada ebedî kalacaklardır.
Ayet: 23Sayfa: 223
Şüphesiz ki iman eden, salih amel işleyen ve Rabblerine (kalp dinginliği ve tevazu eseri) ihbat ile bağlananlar, bunlar cennetin ehlidirler ve orada ebedî kalacaklardır.
Ayet: 24Sayfa: 223
(Cennetlik ve cehennemliklerden oluşan) bu iki grubun misali, kör ve sağır (bir toplulukla) gören ve işiten (bir topluluğun) misali gibidir. (Bu iki grup) örnekçe eşit olabilir mi? Öğüt almaz mısınız?
Ayet: 108Sayfa: 232
Saîd olanlara gelince; gökler ve yer durdukça ebedî olarak cennettelerdir. Rabbinin dilemesi müstesna. (Bu) arkası kesilmeyen, sürekli bir armağandır.
Ayet: 45Sayfa: 263
Şüphesiz ki muttakiler, cennetlerde ve pınar başlarındalardır.
Ayet: 32Sayfa: 269
Onlar ki güzellikle canlarını aldığında melekler (onlara), “Selam olsun size! Yaptıklarınız karşılığında cennete girin.” derler.
Ayet: 23Sayfa: 333
Şüphesiz ki Allah, iman edip salih amel işleyenleri, altından ırmaklar akan cennetlere sokacaktır. Orada altından bilezikler ve İncîlerle süsleneceklerdir ve elbiseleri de ipektendir.
Ayet: 40Sayfa: 446
Allah’ın muhlas/arındırılmış/ihlas sahibi kulları müstesna.
Ayet: 41Sayfa: 446
Bunlar için bilinen bir rızık vardır.
Ayet: 42Sayfa: 446
Meyveler… Onlar ikram olunanlardır.
Ayet: 43Sayfa: 446
Naîm Cennetleri’ndelerdir.
Ayet: 44Sayfa: 446
Karşılıklı tahtlar üzerinde (kurulmuşlardır).
Ayet: 45Sayfa: 446
Kaynakta doldurulmuş kadehlerle etraflarında dolanılır.
Ayet: 46Sayfa: 446
(Kadehlerin içinde) içenlere lezzet veren beyaz bir içecek vardır.
Ayet: 47Sayfa: 446
Ondan dolayı ne bir baş ağrısı (çekerler), ne de sarhoş olurlar.
Ayet: 48Sayfa: 446
Yanlarında, bakışları sadece kocaları üzerinde olan iri gözlü eşler vardır.
Ayet: 49Sayfa: 446
Sanki onlar, saklı birer inci gibilerdir.
Ayet: 50Sayfa: 446
Birbirlerine yönelip karşılıklı sorarlar,
Ayet: 51Sayfa: 446
İçlerinden bir sözcü der ki: “Benim bir dostum vardı.”
Ayet: 52Sayfa: 447
Derdi ki: “Sen, (ahiret hayatını) tasdik edenlerden misin?”
Ayet: 53Sayfa: 447
“Biz ölüp de toprak ve kemik olduğumuzda, yaptıklarımızın karşılığını mı alacağız?”
Ayet: 54Sayfa: 447
“Siz de görmek ister misiniz (onun ne durumda olduğunu)?”
Ayet: 55Sayfa: 447
Baktı ve onu dehşetli ateşin orta yerinde gördü.
Ayet: 56Sayfa: 447
Dedi ki: “Allah’a yemin olsun ki neredeyse beni de (içinde bulunduğun yere) düşürecektin.”
Ayet: 57Sayfa: 447
“Rabbimin (üzerimdeki) nimeti olmamış olsaydı, ben de hazır edilenlerden olurdum.”
Ayet: 58Sayfa: 447
“Demek biz ölmeyecekmişiz, öyle mi?”
Ayet: 59Sayfa: 447
“Yalnızca bir defa ölecekmişiz ve biz azaba da uğramayacakmışız, öyle mi?”
Ayet: 60Sayfa: 447
Şüphesiz ki bu, (evet, bu) büyük bir kazanç ve kurtuluştur.
Ayet: 61Sayfa: 447
İşte çalışacak olanlar, böylesi için çalışsınlar.
Ayet: 62Sayfa: 447
(Şimdi söyleyin) böyle bir ağırlama mı daha hayırlı, yoksa Zakkûm ağacı mı?
Ayet: 63Sayfa: 447
Biz onu, zalimler için fitne kılmışızdır.
Ayet: 73Sayfa: 465
Rabblerinden korkup sakınanlar, bölükler hâlinde cennete sevk edilirler. Ona geldiklerinde kapıları açılır ve (cennet) bekçileri onlara der ki: “Selam olsun size, tertemiz olarak geldiniz. Ebedî kalacaklar olarak oraya girin.”
Ayet: 74Sayfa: 465
Derler ki: “Bize olan vaadine sadık kalan ve cennette dilediğimiz gibi hareket edelim diye bizi (cennet) arzına vâris kılan Allah’a hamdolsun. Çalışanların mükâfatı ne güzeldir!”
Ayet: 30Sayfa: 479
Şüphesiz ki: “Rabbimiz Allah’tır.” deyip sonra da istikamet üzere olanların üzerine melekler iner (ve der ki): “Korkmayın, üzülmeyin, size vadolunan cennetle sevinin.”
Ayet: 31Sayfa: 479
“Bizler, dünya hayatında da ahirette de sizin dostlarınızız. Orada canınızın istediği her şey sizindir ve orada olmasını arzuladığınız her şey de sizindir.”
Ayet: 32Sayfa: 479
“Bağışlayan ve merhametli (olan Allah’tan) bir ağırlanma olarak (oraya girin).”
Ayet: 68Sayfa: 493
Ey kullarım! Bugün size korku yoktur ve siz üzülmeyeceksiniz de.
Ayet: 69Sayfa: 493
Onlar ki ayetlerimize iman eden ve teslim olanlardı.
Ayet: 70Sayfa: 493
Siz ve eşleriniz (Allah tarafından) ağırlananlar olarak cennete giriniz.
Ayet: 71Sayfa: 493
Onların etrafında altın tabaklar ve kadehlerle dolaşılır. Orada canın istediği ve göze hoş gelen her şey vardır. Siz orada ebedî kalacaksınız.
Ayet: 72Sayfa: 493
İşte, yaptığınız ameller karşılığında mirasçı olduğunuz cennet budur.
Ayet: 73Sayfa: 493
Orada, sizin için kendisinden yiyeceğiniz çokça meyveler vardır.
Ayet: 51Sayfa: 497
Kuşkusuz muttakiler, güvenli bir makamdalardır.
Ayet: 52Sayfa: 497
Cennetler ve pınarlar içinde.
Ayet: 53Sayfa: 497
İnce ve kalın ipekten elbiseler giyinir, karşılıklı otururlar.
Ayet: 54Sayfa: 497
İşte böyle… Onları iri gözlü hurilerle evlendirdik.
Ayet: 55Sayfa: 497
Orada, emniyet içinde, her çeşit meyveden isterler.
Ayet: 56Sayfa: 497
Orada, ilk ölümleri dışında bir ölüm tatmazlar. Ve (Allah,) onları cehennem azabından korumuştur.
Ayet: 57Sayfa: 497
Rabbinden bir lütuf ve ihsan olarak… İşte bu, büyük kurtuluşun/kazancın ta kendisidir.
Ayet: 13Sayfa: 502
Şüphesiz ki, “Rabbimiz Allah’tır.” dedikten sonra istikamet üzere olanlar, onlara korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir.
Ayet: 14Sayfa: 502
Bunlar, cennetin ehlidir, yaptıklarının karşılığı olarak orada ebedî olarak kalırlar.
Ayet: 15Sayfa: 503
İnsana, anne babasına iyilikle davranmasını emrettik. Annesi onu meşakkat içinde taşıdı ve meşakkat içinde doğurdu. Onun (gebelikte) taşınması ve (sütten) kesilmesi otuz aydır. Sonunda yetişkinlik çağına erip kırk yaşına gelince dedi ki: “Rabbim! Bana ve anne babama verdiğin nimetlere şükretmemi ve senin razı olacağın salih amellerde bulunmamı ilham et/beni şükre sevk edip yönlendir. Zürriyetimi de benim için ıslah et. Şüphesiz ki ben, sana tevbe ettim ve şüphesiz ki ben, Müslimlerdenim/şirki terk ederek tevhidle Allah’a yönelen kullardanım.”
Ayet: 16Sayfa: 503
İşte böyleleri, cennet ehli arasında yaptıklarının en güzelini kabul ettiğimiz, kötülüklerini affettiğimiz kimselerdir. (Bu,) onlara vadedilen doğruluk sözüdür.
Ayet: 5Sayfa: 577
Doğrusu ebrâr olanlar (çokça iyilik yapanlar), karışımı kâfur olan (hoş kokulu ve serinletici) bir kadehten içerler.
Ayet: 6Sayfa: 578
Allah’ın kullarının kendisinden içtikleri ve (diledikleri yerde) gürül gürül akıttıkları bir kaynaktır.
Ayet: 7Sayfa: 578
Adaklarını yerine getirir ve kötülüğü/şerri yaygın olan bir günden korkarlar.
Ayet: 8Sayfa: 578
Ona olan sevgilerine/iştahlarına rağmen yemeği, miskine/ihtiyaç sahibi yoksula, yetime ve esire yedirirler.
Ayet: 9Sayfa: 578
“Biz, size ancak Allah rızası için yediriyoruz. Sizden ne bir mükâfat ne de teşekkür isteriz.”
Ayet: 10Sayfa: 578
“Çünkü biz asık suratlı, uzun ve zor bir gün (nedeniyle) Rabbimizden korkuyoruz.”
Ayet: 11Sayfa: 578
(Dünyadaki bu itaatleri sayesinde) Allah, onları bugünün şerrinden korumuş ve onlara yüz aydınlığı ve sevinç vermiştir.
Ayet: 12Sayfa: 578
Sabretmelerine karşılık onları cennet ve ipekle mükâfatlandırır.
Ayet: 13Sayfa: 578
Orada sedirlere yaslanmışlardır. Orada Güneş (sıcağını da), zemheri/kara kış (soğuğunu da) görmezler.
Ayet: 14Sayfa: 578
(Ağaç) gölgeleri (onlara) yakınlaştırılmış, koparılacak (meyveleri de) sarkıtıldıkça sarkıtılmış (erişilmesi kolaylaştırılmış)tır.
Ayet: 15Sayfa: 578
Etraflarında gümüşten kaplar ve billurdan kadehler dolaştırılır.
Ayet: 16Sayfa: 578
Gümüşten billur kaplar, onların (canlarının istediği,) takdir ettikleri ölçüdedir.
Ayet: 17Sayfa: 578
Onlara orada karışımı zencefil olan bir içecekten içirilir.
Ayet: 18Sayfa: 578
(Öyle bir) pınardan ki orada selsebil diye isimlendirilir.
Ayet: 19Sayfa: 578
Etraflarında ebedî/ölümsüz kılınmış gençler dolaşır. Onları gördüğünde saçılmış birer inci sanırsın.
Ayet: 20Sayfa: 578
(Ne zaman ve nereye) bakacak olsan, nimetler ve büyük bir saltanat görürsün.
Ayet: 21Sayfa: 578
Üzerlerinde ince ve kalın ipekten yeşil elbiseler vardır. Gümüş bileziklerle süslenmişlerdir. Rabbleri onlara tertemiz bir şarap içirmiştir.
Ayet: 22Sayfa: 578
Bu, sizin için (hazırlanmış) bir mükâfattır. Ve (dünyadaki) çabanız da teşekküre şayan bulunmuş (karşılığı kat kat arttırılmıştır).
Ayet: 38Sayfa: 585
O gün (bazı) yüzler aydınlıktır.
Ayet: 39Sayfa: 585
(Yüzleri) gülmekte ve sevinç içindedir.
Ayet: 8Sayfa: 591
(Bazı) yüzler vardır ki nimet içinde (mutludurlar).
Ayet: 9Sayfa: 591
Çabasından dolayı (elde ettiği sevaptan) razıdır/hoşnuttur.
Ayet: 10Sayfa: 591
Yüksek bir cennettedir.
Ayet: 11Sayfa: 591
Orada boş/faydasız söz işitmez.
Ayet: 12Sayfa: 592
Orada (sürekli) akmakta olan bir pınar vardır.
Ayet: 13Sayfa: 592
Orada yükseltilmiş sedirler vardır.
Ayet: 14Sayfa: 592
Yerleştirilmiş kaplar/bardaklar,
Ayet: 15Sayfa: 592
Yan yana dizilmiş yastıklar,
Ayet: 16Sayfa: 592
Saçılmış değerli halılar…