Cehennemin Özellikleri ile ilgili ayetler

Şayet yapamadıysanız -ki hiçbir zaman yapamayacaksınız da- öyleyse yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten sakının. (O ateş) kâfirler için hazırlanmıştır. (2/Bakara 24)

O gün bazı yüzler aydınlanacak, bazı yüzler de kararacaktır. Yüzleri kararanlara gelince (onlara denilecek ki:) “İman ettikten sonra küfre mi girdiniz? Kâfir olmanıza karşılık azabı tadın (bakalım)!” (3/Âl-i İmran 106)

Kâfirler için hazırlanmış olan ateşten korkup sakının. (3/Âl-i İmran 131)

Şüphesiz ki ayetlerimiz hakkında küfre sapanları ateşe sokacağız. (Ateş, onların) derilerini yakıp kavurdukça, azabı tatsınlar diye (yeni) bir deriyle değiştireceğiz. Şüphesiz ki Allah, (izzet sahibi, her şeyi mağlup eden) Azîz, (hüküm ve hikmet sahibi olan) Hakîm’dir. (4/Nîsa 56)

(Allah:) “Sizden önce ateşe girmiş olan cin ve insan topluluklarıyla beraber siz de ateşe girin.” diyecek. Her ümmet oraya girdiğinde, (kendi gibi sapık olan) kardeşini (ümmetleri) lanetler. Sonunda hepsi bir araya toplanınca, sonradan gelmiş olanlar önceden yaşamış olanlar için: “Rabbimiz! Bunlar bizi saptırdılar. Onlara ateşten kat kat azap ver.” diyecekler. (Allah) buyuracak ki: “Hepinize kat kat (azap) vardır. Fakat bilmiyorsunuz.” (7/A'râf 38)

Meşruiyetini İslam’dan almayan liderler/önderler ve tebaalarının ahiretteki durumları için bk. 2/Bakara, 167.

Onlar için cehennemden (alevli) bir yatak ve üstlerinden (onları örten ateşten) bir yorgan vardır. İşte biz, zalimleri böyle cezalandırırız. (7/A'râf 41)

(Zekâtını vermedikleri altın ve gümüşler) o gün ateşte kızdırılacak; alınları, böğürleri ve sırtları bu tabakalarla dağlanacak. “Bu, kendiniz için yığıp biriktirdiklerinizdir. Yığıp biriktirdiklerinizi tadın (bakalım)!” (denilecek.) (9/Tevbe 35)

Resûlullah’a muhalefet ederek (savaştan) geri kalanlar, oturmalarına sevindiler. Malları ve canlarıyla Allah yolunda savaşmayı hoş görmeyerek: “Bu sıcakta savaşa çıkmayın.” dediler. De ki: “Cehennem ateşi çok daha sıcaktır.” Keşke anlasalardı. (9/Tevbe 81)

Ardından da cehennem vardır. Ve (ona) irinli sudan içirilir. (14/İbrahîm 16)

Zorlanarak ve yudum yudum yutkunmaya çabalar (ama) boğazından kolayca geçmez. Ölüm her yandan ona gelecek fakat o ölmeyecek. Ardında daha sert/çetin bir azap vardır. (14/İbrahîm 17)

Kuşkusuz, onların tümünün buluşma yeri cehennemdir. (15/Hicr 43)

Onun yedi kapısı vardır. İçlerinden her bir grup bir kapının payı (olarak o kapıdan cehenneme gireceklerdir.) (15/Hicr 44)

(Hatırla!) Hani sana: “Şüphesiz ki Rabbin, bütün insanları kuşatmıştır.” demiştik. Sana gösterdiğimiz rüyayı (İsra, Miraç hadisesini) ve Kur’ân’da lanetlenmiş ağacı (Zakkum ağacını) yalnızca insanlar için fitne kıldık. (“Bir gecede onca yolu nasıl gitti, hiç cehennemde ağaç olur mu? Ateş ağacı yakmaz mı?” deyip fitneye düştüler.) Biz, onları korkutuyoruz. Fakat (bu), onların haddi aşmalarından başka bir şeylerini arttırmıyor. (17/İsrâ 60)

Allah kimi hidayet ederse o doğru yolu bulmuştur. Kimi de saptırırsa onlar için (Allah’ın) dışında veliler bulamazsın. Kıyamet gününde onları yüzü koyun, kör, dilsiz ve sağırlar olarak diriltiriz. Onların barınağı cehennemdir. Ateşi dindikçe dehşet saçan alevi onlar için arttırırız. (17/İsrâ 97)

De ki: “Hak Rabbinizden gelendir. Dileyen iman etsin, dileyen kâfir olsun.” Şüphesiz ki biz, zalimlere duvarları kendilerini her yönden kuşatan bir ateş hazırlamışızdır. Şayet yardım talebinde bulunurlarsa onlara (yaklaştığında) yüzü yakıp kavuran erimiş maden şeklinde bir su verilir. Ne kötü bir içecek ve ne kötü bir konak! (18/Kehf 29)

“Şüphesiz ki bize şöyle vahyolundu: ‘Azap, yalanlayan ve yüz çevirenlerin üzerinedir.’ ” (20/Tâhâ 48)

Bu ikisi, Rableri hakkında kavgaya tutuşan iki hasımdır. Kâfirler için ateşten elbiseler biçilir. Onların tepesinden kaynar sular dökülür. (22/Hac 19)

O (kaynar suyla) karınlarının içinde olanlar ve derileri eritilir. (22/Hac 20)

Onlar için (hazırlanmış) demirden sopalar vardır. (22/Hac 21)

Oranın derdinden/üzüntüsünden (kurtulmak için) ne zaman çıkmaya yeltenseler, oraya geri çevrilirler. Ve (denir ki): “Tadın yakıcı azabı.” (22/Hac 22)

(Hayır, öyle değil!) Asıl mesele, onlar kıyameti yalanladılar. Ve biz kıyameti inkâr edenlere, alevleri dehşet saçan bir ateş hazırladık. (25/Furkân 11)

“Bugün helak olmayı bir defa istemeyin. (Aksine) helak olmayı çok kere isteyin.” (denir onlara.) (25/Furkân 14)

Fasık olanların barınağı ise ateştir. Oradan her çıkmaya çalıştıklarında geri çevrilirler. Ve onlara denir ki: “Tadın (bakalım) yalanladığınız azabı.” (32/Secde 20)

(Zakkum yedikten) sonra, onlar için onun üzerine içecekleri kaynar bir içecek vardır. (37/Saffât 67)

Sonra onların döneceği yer elbette, cehennem ateşi olacaktır. (37/Saffât 68)

Gerçek şu ki onlar babalarını sapıklar olarak buldular. (37/Saffât 69)

Kendileri de onların izleri peşinde koşuşturmaktadırlar. (37/Saffât 70)

İşte böyle... Şüphesiz ki haddi aşanlar için en kötü dönüş yeri vardır. (38/Sâd 55)

Cehennem... Oraya girecekler. Ne kötü bir yataktır o. (38/Sâd 56)

Bu, kaynar su ve irindir. Tatsınlar (bakalım) onu. (38/Sâd 57)

Ve ondan başka türlü türlü azaplar vardır. (38/Sâd 58)

(Oraya her yeni grup geldiğinde melekler cehennem ehline:) “Bu da sizinle beraber cehenneme atılacak bir gruptur. Onlara: ‘merhaba’ yok. Çünkü onlar ateşe gireceklerdir.” (derler.) (38/Sâd 59)

(Tabi olanlar liderlere:) “(Hayır!) Asıl size ‘merhaba’ olmasın/rahat yüzü görmeyesiniz. Bu (cehennemi) bizim önümüze siz getirdiniz. Ne kötü bir yerleşim yeridir o.” (derler.) (38/Sâd 60)

Derler ki: “Rabbimiz! Kim bu cehennemi önümüze getirdiyse onun azabını kat kat arttır.” (38/Sâd 61)

Ve derler ki: “Ne oluyor bize böyle? Şerli/değersiz kabul ettiğimiz adamları (burada) göremiyoruz.” (38/Sâd 62)

“Biz onları alaya mı aldık, yoksa gözler mi onlardan kaydı?” (38/Sâd 63)

Cehennem halkının bu çekişmesi elbette haktır. (38/Sâd 64)

Onların üstlerinde de ateşten tabakalar vardır, altlarında da (ateşten) tabakalar vardır. Bu, Allah’ın kullarını kendisiyle korkuttuğu (cehennemdir). Ey kullarım! Benden korkup sakının. (39/Zümer 16)

Kıyamet günü, Allah’a karşı yalan söyleyenlerin yüzlerini kapkara görürsün. Cehennemde kibirlilere yer mi yok! (39/Zümer 60)

Kâfirler, bölük bölük cehenneme sevk edilirler. Ona geldiklerinde kapıları açılır ve (cehennem) bekçileri onlara der ki: “Size Rabbinizin ayetlerini okuyan ve bu günün karşılaşmasına dair sizi uyaran, sizin içinizden resûller gelmedi mi?” Derler ki: “Evet (geldi).” Fakat azap sözü kâfirler üzerine hak olmuştur. (39/Zümer 71)

Onlara denir ki: “İçinde ebedî kalacağınız cehennem kapılarından girin. Kibirlilerin kalacakları yer ne kötüdür.” (39/Zümer 72)

Ateşte olanlar, cehennem bekçilerine derler ki: “Rabbinize dua edin de bir gün (olsun) azabımızı hafifletsin.” (40/Mü’min 49)

(Bekçiler) derler ki: “Resûlleriniz size apaçık delillerle gelmedi mi?” Derler ki: “Evet.” (O zaman bekçiler) der ki: “O hâlde siz dua edin. Kâfirlerin duası her halükârda boş, faydasızdır.” (40/Mü’min 50)

Kitab’ı ve resûlleri kendisiyle gönderdiğimiz (mesajı) yalanlayanlar pek yakında bilecekler/anlayacaklar. (40/Mü’min 70)

Boyunlarında tasma ve zincirlerle sürüklenirler. (40/Mü’min 71)

Kaynar su içinde... Sonra ateşte tutuşturulacaklar. (40/Mü’min 72)

Sonra onlara denir: “Hani, nerede ortak koştuklarınız?” (40/Mü’min 73)

“Allah’ın dışında...” Derler ki: “Kaybolup gittiler. (Hakikatte) biz hiçbir şeye dua etmiyormuşuz.” İşte Allah, kâfirleri böyle saptırır. (40/Mü’min 74)

Bu, yeryüzünde haksız yere şımarmanız ve böbürlenmeniz sebebiyledir. (40/Mü’min 75)

Ebedî kalacaklar olarak cehennem kapılarından girin. Kibirlilerin kalacağı yer ne kötüdür. (40/Mü’min 76)

Allah kimi saptırırsa bundan sonra ona (tekrar hidayet verecek) hiçbir dostu yoktur. Zalimler azabı gördüklerinde: “Acaba (dünyaya) geri dönmenin bir yolu var mı?” dediklerini görürsün. (42/Şûrâ 44)

Onları ateşe arz edildikleri zaman, zilletten boyun bükmüş, göz ucuyla bakarken görürsün. İman edenler derler ki: “Şüphesiz ki asıl hüsrana uğrayanlar, hem kendilerini hem de ailelerini kıyamet günü hüsrana uğratanlardır.” Dikkat edin! Hiç şüphesiz zalimler, sürekli olan bir azabın içerisindedirler. (42/Şûrâ 45)

“Ey Malik!” diye seslenirler: “Rabbin işimizi bitirsin de (canımızı alsın).” (Cehennem bekçisi Malik) diyecek ki: “Şüphesiz ki siz, (azap içinde) kalacaksınız.” (43/Zuhruf 77)

Muttakilere vadolunan cennetin misali şöyledir: Orada bozulmamış sudan ırmaklar, tadı değişmemiş süt ırmakları, içenlere lezzet veren içki nehirleri ve süzme baldan ırmaklar vardır. Orada onlar için her türlü meyveden ve Rablerinden bir bağışlanma vardır. (Hiç böyle biri) ateşte ebedî kalacak olan ve bağırsaklarını parçalayacak kaynar sudan içirilen kimse gibi olur mu? (47/Muhammed 15)

O gün cehenneme: “Doldun mu?” deriz. O da: “Yok mu daha fazlası?” der. (50/Kâf 30)

O gün, yalanlayanların vay hâline! (52/Tûr 11)

Onlar ki (Resûl’ü yalanlama ve alaya almaya) dalıp oyalanmaktadırlar. (52/Tûr 12)

Ateşe şiddetle sürüklendikleri o gün, (52/Tûr 13)

(Onlara denir ki:) “İşte bu, yalanladığınız ateştir.” (52/Tûr 14)

“Bu da büyü olabilir mi? Yoksa siz mi görmüyorsunuz?” (52/Tûr 15)

“Oraya girin. İster (azaba) sabredip dayanın ister dayanmayın sizin için birdir. Ancak yaptıklarınızın karşılığını alacaksınız.” (52/Tûr 16)

(Amel defterlerini soldan alacak olan) Ashabu’l Şimal, ne Ashabu’l Şimal’dir ama! (56/Vâkıa 41)

Kavuran ateş ve kaynar suda, (56/Vâkıa 42)

Ve dumandan bir gölge içinde, (56/Vâkıa 43)

Ne serindir ne de faydalı! (56/Vâkıa 44)

Şüphesiz ki onlar, bundan önce, refah içinde şımarıkça yaşarlardı. (56/Vâkıa 45)

O büyük günahta da (şirkte) ısrar ederlerdi. (56/Vâkıa 46)

Derlerdi ki: “Öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman diriltilecek miymişiz?” (56/Vâkıa 47)

“Babalarımız da mı?” (56/Vâkıa 48)

De ki: “Öncekiler ve sonrakiler,” (56/Vâkıa 49)

“Bilinen (kıyamet) gününün belirlenmiş vaktinde elbette, toplanacaklardır.” (56/Vâkıa 50)

“Sonra sizler, ey sapık yalanlayıcılar!” (56/Vâkıa 51)

“Siz elbette, zakkumdan olan bir ağaçtan yiyeceksiniz.” (56/Vâkıa 52)

“Ve o (ağaçtan) karınlarınızı dolduracaksınız.” (56/Vâkıa 53)

“Onun üzerine de kaynar sudan içeceksiniz.” (56/Vâkıa 54)

“İçtikçe susuzluğu artan hasta develer gibi içeceksiniz.” (56/Vâkıa 55)

Bu, kıyamet gününde onların ziyafetidir! (56/Vâkıa 56)

Ey iman edenler! Nefislerinizi/Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taş olan ateşten koruyun. O (ateşin) üzerinde sert, güçlü melekler vardır. Onlar, emrettiklerinde Allah’a isyan etmez ve emrolundukları şeyi yaparlar. (66/Tahrîm 6)

Ey kâfirler! Bugün özür beyan etmeyin. Size ancak yaptıklarınızın karşılığı verilecektir. (66/Tahrîm 7)

Oraya atıldıklarında, (ateş) kaynayıp fokurdarken onun hırıltılarını işitirler. (67/Mülk 7)

(Buyrulur ki:) “Onu tutun ve bağlayın.” (69/Hakka 30)

“Sonra da onu cehenneme atın.” (69/Hakka 31)

Asla! Çünkü o, çılgınca yanan ve alevleri şiddetli cehennemdir. (70/Meâric 15)

Kafa derisini soyup çıkarandır. (70/Meâric 16)

(İman ve salih amelden) yüz çeviren ve arkasını döneni çağırır. (70/Meâric 17)

(Mal) toplayıp onu bir kapta (biriktireni). (70/Meâric 18)

Çünkü bizim yanımızda prangalar ve şiddetle yanan bir cehennem vardır. (73/Müzzemmil 12)

Boğaza takılıp geçmeyen (kötü) bir yemek ve can yakıcı bir azap da (vardır). (73/Müzzemmil 13)

Ben onu Sakar’a/cehenneme atacağım. (74/Müddessir 26)

Sizden öne geçmek ve geride kalmak isteyenler için. (74/Müddessir 37)

Hiç kuşkusuz biz, kâfirler için (boyunlarına geçirilecek) zincirler, (ellerine vurulacak) kelepçeler ve alevleri dehşet saçan bir ateş hazırlamışızdır. (76/İnsân 4)

Yalanladığınız (cehenneme) doğru gidin. (77/Mürselât 29)

Her biri sapsarı (rengi siyaha çalan) develer gibidir. (77/Mürselât 33)

Şüphesiz ki cehennem, (müşriklerin gözetlendiği) bir gözetleme yeridir. (78/Nebe 21)

Tadın (bakalım)! Azaptan başka bir şeyinizi arttırmayacağız. (78/Nebe 30)

Kızgın ateşe girecektir. (88/Ğaşiye 4)

Ne doyurur ne de açlığı giderir. (88/Ğaşiye 7)

Ve o gün cehennem de getirilir. İnsan o gün hatırlar. (Ama) hatırlamanın ona ne faydası olacak ki? (89/Fecr 23)

Sizi cayır cayır yanan bir ateşle uyardım. (92/Leyl 14)

Ona en bedbaht olandan başkası girmez. (92/Leyl 15)

O ki yalanlayıp yüz çevirmiştir. (92/Leyl 16)

(Allah’tan) sakınıp korkan (takva sahipleri) ondan uzak tutulur. (92/Leyl 17)

O, kızgın bir ateştir. (101/Kâria 11)

Elbette, o cehennemi göreceksiniz. (102/Tekasûr 6)

Sonra elbette, kesin olarak göreceksiniz. (102/Tekasûr 7)

İnsanları çekiştirip, kaş göz işaretleriyle alay edenlerin vay hâline! (104/Hümeze 1)

Uzatılmış direklerde (bağlı olarak orada azap görürler). (104/Hümeze 9)