Müminlerde Bulunması Gereken Özellikler
MÜMİN, MÜSLİM, KÂFİR, MÜŞRİK, MÜNAFIKBu konuyla ilgili ayetler
Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse Allah (sizin yerinize) öyle bir topluluk getirir ki (Allah) onları sever, onlar da (Allah’ı) severler. Müminlere karşı alçak gönüllü/yumuşak huylu, kâfirlere karşı izzetlilerdir. Allah yolunda cihad ederler ve kınayıcının kınamasından korkmazlar. Bu, Allah’ın lütfudur. Allah onu dilediğine verir. Allah, (ihsanı ve lütfu bütün varlığı kuşatacak kadar geniş olan) Vâsi’ ve (her şeyi bilen) Alîm’dir.
Müminler ancak o kimselerdir ki Allah anıldığında kalpleri ürpertiyle titrer; O’nun ayetleri, okunduğunda imanlarını arttırır ve yalnızca Rabblerine tevekkül ederler.
Onlar ki namazı dosdoğru kılar ve onlara rızık olarak verdiklerimizden infak ederler.
İşte onlar, hakiki müminlerdir. Onlar için Rabbleri katında (üstünlük vesilesi olan) dereceler, bağışlanma ve pek değerli bir rızık vardır.
Rabbinden sana indirilenin hak olduğunu bilen kişi, o görmeyen gibi midir? Ancak akıl sahipleri öğüt alırlar.
Onlar ki Allah’ın ahdini (tevhide dair verdikleri sözü) eksiksiz yerine getirir, sözlerini de bozmazlar.
Onlar ki Rabblerinin birleştirilmesini emrettiği (akrabalık, komşuluk, İslam kardeşliği gibi) bağları birleştirirler. (Rabblerini hakkıyla tanıdıklarından) Rabblerinden (saygıyla) korkar ve hesabın kötüsünden korkarlar.
Onlar ki Rabblerinin rızasını elde etmek için sabreder, namazı dosdoğru kılar, onlara rızık olarak verdiklerimizden gizli açık (sürekli) infak eder, kötülüğü iyilikle savarlar. Böylelerine (ahiret) yurdunun (güzel) akıbeti vardır.
(O akıbet de şudur:) İçine girecekleri Adn Cennetleri’dir. Onların babalarından, eşlerinden, soylarından salih olanlar da oraya gireceklerdir. Ve melekler her kapıdan onların yanına girip,
“Sabretmenize karşılık size selam olsun!” (derler.) (Bu) yurdun akıbeti ne güzeldir.
Şüphesiz ki müminler, kurtuluşa ermişlerdir.
Onlar ki namazlarında huşu içerisindelerdir.
Onlar, boş şeylerden yüz çevirir, ilgi duymazlar.
Onlar, zekât sorumluluğunu yerine getirirler.
Onlar, iffetlerini korurlar.
Eşleri veya cariyeleri müstesna. Bunlarla (beraber olmaları) nedeniyle kınanmazlar.
Kim de bundan ötesini arar (eşi ve cariyesi dışındakilerle beraber olmaya yeltenirse), işte böyleleri haddi aşanlardır.
Onlar, (gerek Rabbleriyle kendi aralarında gerek insanlarla aralarında var olan) emanetlerini ve sözlerini gözetirler.
Onlar, (vakitlerine, şart ve rükunlarına, huşu ve sünnetlerine dikkat ederek) namazlarını korurlar.
İşte bunlar vâris olanlardır.
Onlar, Firdevs Cennetleri’ne vâris olurlar ve orada ebedî kalırlar.
Size verilenlerin tamamı, dünya hayatının (geçici) metâsıdır. Allah’ın yanında olanlar ise iman eden ve yalnızca Rabblerine tevekkül edenler için daha hayırlı ve daha kalıcıdır.
Onlar ki büyük günahlardan ve fuhşiyattan kaçınır, kızdıkları zaman da bağışlarlar.
Onlar Rabblerinin (iman ve salih amel) çağrısına icabet eder, namazı dosdoğru kılarlar. İşleri, aralarında istişare iledir. Kendilerine verdiğimiz rızıktan infak ederler.
Onlar ki başlarına bir haksızlık geldiğinde yardımlaşırlar.
Onlar ki namazlarında süreklilerdir.
Onların mallarında belli bir hak vardır.
Dilenen ve mahrum olan (fakir) için.
Onlar Din Günü’nü/ahireti tasdik ederler.
Onlar Rabblerinin azabından dolayı korku içindelerdir.
Çünkü Rabblerinin azabından güven içinde olunmaz.
Onlar iffetlerini korurlar.
Eşleri veya cariyeleri müstesna. Onlarla (beraber) olmaları nedeniyle kınanmazlar.
Kim de bundan ötesini arar (eşi ve cariyesi dışındakilerle beraber olmaya yeltenirse), işte böyleleri haddi aşanlardır.
Onlar (gerek Rabbleriyle kendi aralarında gerek insanlarla aralarında var olan) emanetlerini ve sözlerini gözetirler.
Onlar şahitliklerini dosdoğru yerine getirirler.
Onlar (vakitlerine, şart ve rükunlarına, huşu ve sünnetlerine dikkat ederek) namazlarını korurlar.
İşte bunlar cennetlerde ağırlanmış olanlardır.