Müminlerde Bulunması Gereken Özellikler ile ilgili ayetler

Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse Allah (sizin yerinize) öyle bir topluluk getirir ki (Allah) onları sever, onlar da (Allah’ı) severler. Müminlere karşı alçak gönüllü/yumuşak huylu, kâfirlere karşı izzetlidirler. Allah yolunda cihad ederler ve kınayıcının kınamasından korkmazlar. Bu, Allah’ın lütfudur. Allah onu dilediğine verir. Allah (ihsanı ve lütfu bütün varlığı kuşatacak kadar geniş olan) Vâsi’, (her şeyi bilen) Alîm’dir. (5/Mâide 54)

Müminler, ancak o kimselerdir ki Allah anıldığında kalpleri ürpertiyle titrer, O’nun ayetleri okunduğunda imanlarını arttırır ve yalnızca Rablerine tevekkül ederler. (8/Enfâl 2)

Onlar ki namazı dosdoğru kılar ve onlara rızık olarak verdiklerimizden infak ederler. (8/Enfâl 3)

İşte bunlar, hakiki müminlerdir. Onlar için Rableri katında (üstünlük vesilesi olan) dereceler, bağışlanma ve pek değerli bir rızık vardır. (8/Enfâl 4)

Rabbinden sana indirilenin hak olduğunu bilen kişi, o görmeyen gibi midir? Ancak akıl sahipleri öğüt alırlar. (13/Ra'd 19)

Onlar ki Allah’ın ahdini (tevhide dair verdikleri sözü) eksiksiz yerine getirir, sözlerini de bozmazlar. (13/Ra'd 20)

Onlar ki Rablerinin birleştirilmesini emrettiği (akrabalık, komşuluk, İslam kardeşliği gibi) bağları birleştirirler. Rablerini (hakkıyla tanıdıklarından) Rablerinden (saygıyla) korkar ve hesabın kötüsünden korkarlar. (13/Ra'd 21)

Onlar ki Rablerinin rızasını elde etmek için sabreder, namazı dosdoğru kılar, onlara rızık olarak verdiklerimizden gizli açık (sürekli) infak eder, kötülüğü iyilikle savarlar. Böylelerine (ahiret) yurdunun (güzel) akıbeti vardır. (13/Ra'd 22)

(O akıbet de şudur:) içine girecekleri Adn cennetleridir. Onların babalarından, eşlerinden, soylarından salih olanlar da oraya gireceklerdir. Ve melekler her kapıdan onların yanına girip, (13/Ra'd 23)

“Sabretmenize karşılık size selam olsun!” (derler.) (Bu) yurdun akıbeti ne güzeldir. (13/Ra'd 24)

Şüphesiz ki müminler, kurtuluşa ermişlerdir. (23/Mü'minûn 1)

Onlar ki namazlarında huşu içerisindedirler. (23/Mü'minûn 2)

Huşu, sükûnet, hareketsizlik, kısılma ve dinme gibi anlamlara gelir. Namazda huşu, kalpte var olan mutmainlik, huzur, sükûnet ve Allah’ın (cc) huzurunda olma şuurunun, bedene saygı, hareketsizlik ve edep olarak yansımasıdır. Huşu, namazda kalbin ve bedenin Allah’a (cc) karşı edeple süslenmesidir. Namazın kişiyi kötülükten alıkoyması (29/Ankebût, 45), sabrını arttırması (2/Bakara, 45), bencillik ve cimrilikten alıkoyması (70/Mearic, 19-22) ve günahları gidermesi (11/Hûd, 114) huşuyla kılınan namaz için söz konusudur.

Onlar, boş şeylerden yüz çevirir, ilgi duymazlar. (23/Mü'minûn 3)

Onlar, zekât sorumluluğunu yerine getirirler. (23/Mü'minûn 4)

Onlar, iffetlerini korurlar. (23/Mü'minûn 5)

Eşleri veya cariyeleri müstesna. Bunlarla (beraber olmaları) nedeniyle kınanmazlar. (23/Mü'minûn 6)

Kim de bundan ötesini arar (eşi ve cariyesi dışındakilerle beraber olmaya yeltenirse), işte böyleleri haddi aşanlardır. (23/Mü'minûn 7)

Onlar, (gerek Rableriyle kendi aralarında gerek insanlarla aralarında var olan) emanetlerini ve sözlerini gözetirler. (23/Mü'minûn 8)

Onlar, (vakitlerine, şart ve rükünlarına, huşu ve sünnetlerine dikkat ederek) namazlarını korurlar. (23/Mü'minûn 9)

İşte bunlar vâris olanlardır. (23/Mü'minûn 10)

Onlar, Firdevs cennetlerine vâris olurlar ve orada ebedî kalırlar. (23/Mü'minûn 11)

Size verilenlerin tamamı, dünya hayatının (geçici) metaıdır. Allah’ın yanında olanlar ise iman eden ve yalnızca Rablerine tevekkül edenler için daha hayırlı ve daha kalıcıdır. (42/Şûrâ 36)

Onlar ki büyük günahlardan ve fuhşiyattan kaçınır, kızdıkları zaman da bağışlarlar. (42/Şûrâ 37)

Onlar Rablerinin (iman ve salih amel) çağrısına icabet eder, namazı dosdoğru kılarlar. İşleri, aralarında istişare iledir. Kendilerine verdiğimiz rızıktan infak ederler. (42/Şûrâ 38)

Onlar ki başlarına bir haksızlık geldiğinde yardımlaşırlar. (42/Şûrâ 39)

Onlar ki namazlarında süreklidirler. (70/Meâric 23)

Onların mallarında belli bir hak vardır. (70/Meâric 24)

Dilenen ve mahrum olan (fakir) için. (70/Meâric 25)

Onlar din gününü/ahireti tasdik ederler. (70/Meâric 26)

Onlar Rablerinin azabından dolayı korku içindedirler. (70/Meâric 27)

Çünkü Rablerinin azabından güven içinde olunmaz. (70/Meâric 28)

Onlar iffetlerini korurlar. (70/Meâric 29)

Eşleri veya cariyeleri müstesna. Bunlarla (beraber olmaları) nedeniyle kınanmazlar. (70/Meâric 30)

Kim de bundan ötesini arar (eşi ve cariyesi dışındakilerle beraber olmaya yeltenirse) işte böyleleri haddi aşanlardır. (70/Meâric 31)

Onlar (gerek Rableriyle kendi aralarında, gerek insanlarla aralarında var olan) emanetlerini ve sözlerini gözetirler. (70/Meâric 32)

Onlar şahitliklerini dosdoğru yerine getirirler. (70/Meâric 33)

Onlar (vakitlerine, şart ve rükünlerine, huşu ve sünnetlerine dikkat ederek) namazlarını korurlar. (70/Meâric 34)

İşte bunlar cennetlerde ağırlanmış olanlardır. (70/Meâric 35)