Musa (as) ile ilgili ayetler

(Hatırlayın!) Hani Musa ile (Tur’da buluşmak için) kırk geceliğine sözleşmiştik. Sonra sizler onun (Musa’nın) ardından buzağıyı (ilah) edinmiştiniz. Ve siz (böyle yapmakla) zalimlerden olmuştunuz. (2/Bakara 51)

(Hatırlayın!) Hani hidayete eresiniz diye Musa’ya Kitab’ı ve Furkan’ı vermiştik. (2/Bakara 53)

De ki: “Biz Allah’a, bize indirilene, İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve torunlarına indirilene, Musa’ya, İsa’ya ve (diğer) nebilere Rableri tarafından verilen (vahye) iman ettik. Onlardan hiçbirinin arasını ayırmayız. Ve biz, O’na teslim olanlarız.” (3/Âl-i İmran 84)

Ona İshak’ı ve Yakub’u armağan ettik. Hepsini hidayet ettik. Bundan önce de Nuh’u ve soyundan olan Davud, Süleyman, Eyyub, Yusuf, Musa ve Harun’u da hidayet etmiştik. İşte muhsinleri/kulluğunu en güzel şekilde yapmaya çalışanları böyle mükâfatlandırırız. (6/En'âm 84)

“Allah beşere hiçbir şey indirmemiştir.” dedikleri zaman Allah’a gösterilmesi gereken saygıyı göstermemiş oldular. De ki: “(Söyleyin o zaman!) Musa’nın getirdiği, içinde insanlar için nur ve hidayet barındıran, parça parça kağıtlara yazıp (bir kısmını) açıklayıp, çoğunu gizlediğiniz Kitab’ı kim indirdi? (O Kitap’la) sizin ve atalarınızın bilmediği şeyler öğretildi.” (Sana cevap verirlerse ne âlâ! Susmayı tercih ederlerse) de ki: “Allah’tır!” Sonra da bırak onları batıllarında oynayıp dursunlar. (6/En'âm 91)

Sonra Musa’ya, iyilik eden kimseye (nimetimizi) tamamlamak ve her şeyi detaylı açıklamak için, hidayet ve rahmet olan Kitab’ı verdik. Umulur ki Rableri ile karşılaşmaya iman ederler. (6/En'âm 154)

Sonra, onların ardından Firavun’a ve ileri gelenlere, Musa ve Harun’u ayetlerimizle yolladık. Fakat onlar (ayetlerimize ve resûllerimize karşı) büyüklenmişlerdi. Onlar, suçlu günahkâr bir kavimdi. (10/Yûnus 75)

Andolsun ki Musa’yı ayetlerimizle ve apaçık (güçlü) bir delille yolladık. (11/Hûd 96)

Andolsun ki biz, Musa’ya Kitab’ı verdik. Onda ihtilaf edildi. Rabbinden bir söz/hüküm geçmemiş olsaydı aralarında hüküm verilmiş olurdu. Gerçek şu ki onlar, (Tevrat’tan) yana huzursuzluk veren bir şüphe içindedirler. (11/Hûd 110)

Musa’ya Kitab’ı verdik ve: “Benden başka (işlerinizi havale edip tevekkül edeceğiniz) bir vekil edinmeyin.” diye o (Kitab’ı) İsrailoğullarına hidayet kıldık. (17/İsrâ 2)

Andolsun ki Musa’ya dokuz apaçık ayet/mucize verdik. Sor İsrailoğullarına! Hani (Musa) onlara geldiğinde Firavun ona: “Ey Musa! Ben, senin kesinlikle büyülenmiş biri olduğuna inanıyorum.” demişti. (17/İsrâ 101)

Kitap’ta Musa’yı da an! Şüphesiz ki o, muhlas/arındırılmış/ihlaslı kılınmış ve resûl bir nebiydi. (19/Meryem 51)

Ona Tur’un sağ tarafından seslendik ve onu, kendisiyle gizli konuşmak için yakınlaştırdık. (19/Meryem 52)

Ona rahmetimizden, kardeşi Harun’u da bir nebi olarak armağan ettik. (19/Meryem 53)

Andolsun ki Musa ve Harun’a muttakilere bir ışık ve öğüt/hatırlatma olması için Furkan’ı/Tevrat’ı verdik. (21/Enbiya 48)

Andolsun ki Musa’ya Kitap verdik ve kardeşi Harun’u da ona yardımcı kıldık. (25/Furkân 35)

Karun, Firavun ve Haman’ı da (helak ettik). Andolsun ki Musa, onlara apaçık deliller getirdi. Yeryüzünde büyüklendiler. Hâlbuki onlar (azabımızın) önüne geçemediler (ona engel olamadılar). (29/Ankebût 39)

Andolsun ki Musa’ya Kitab’ı verdik. Sen onunla karşılaşmaktan kuşku içinde olma. Biz onu, İsrailoğulları için hidayet kıldık. (32/Secde 23)

Hani biz, peygamberlerden; senden, Nuh’tan, İbrahim’den, Musa’dan, Meryem oğlu İsa’dan söz almıştık. Biz, onlardan pekiştirilmiş sağlam bir söz almıştık. (33/Ahzâb 7)

Nebilerden alınan söz için bk. 3/Âl-i İmran, 81.

Ey iman edenler! Musa’ya eziyet edenler gibi olmayın. Allah söyledikleri (şeylerden) onu temize çıkardı. O, Allah katında seçkin biriydi. (33/Ahzâb 69)

Andolsun ki Musa’ya Kitab’ı verdik. Onda ihtilafa düşüldü. Şayet Rabbinden daha önce geçmiş bir söz olmasaydı elbette aralarında hükmolunurdu. Şüphesiz ki onlar, o (Kitab’a karşı) huzursuzluk veren bir şüphe içerisindedirler. (41/Fussilet 45)

“Dini (tevhidle) ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin.” diye Nuh’a emrettiğini, sana vahyettiğimizi, İbrahim, Musa ve İsa’ya emrettiğimizi sizin için dinde şeriat kıldık. Müşrikleri kendisine davet ettiğin (tevhid) onlara ağır geldi. Allah dilediği kulunu (tevhid ve ayrılıksız din için) seçer ve O’na yönelenleri hidayete erdirir. (42/Şûrâ 13)