Tevhid MealiTevhid Meali

Tevhid Meali

Ana SayfaSurelerFihristTefsirKur'an DinleYer İmleriNotlar
Giriş Yap
Tevhid MealiTevhid Meali

Tevhid Meali ile Kur'ân'ı Oku, Anla ve Yaşa.

Bizi Takip Edin

Sayfalar

  • Ana Sayfa
  • Sureler
  • Kur'an Dinle
  • Tefsir Kitapları
  • Fihrist
  • Arama

Hesap

  • Giriş Yap
  • Kayıt Ol
  • Profilim
  • Yer İmleri
  • Notlarım

Hakkında

  • Hakkımızda
  • Meal Hakkında
  • Takrizler
  • Nasıl Kullanılır
  • Sık Sorulan Sorular
  • Geri Bildirim
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası

Kitap

  • PDF İndir
  • Sipariş Ver

Mobil Uygulama

Google Play'denİndir
App Store'danİndir
Mobil uygulama hakkında daha fazla →

© Tevhid Meali. Tüm hakları saklıdır.

Gizlilik•Kullanım Şartları•İletişim
69. Hakka
71. Nûh
Sureler
  • 1Fâtihaالفاتحة
  • 2Bakaraالبقرة
  • 3Âl-i İmrânآل عمران
  • 4Nisâالنساء
  • 5Mâideالمائدة
  • 6En'âmالأنعام
  • 7A'râfالأعراف
  • 8Enfâlالأنفال
  • 9Tevbeالتوبة
  • 10Yûnusيونس
  • 11Hûdهود
  • 12Yûsufيوسف
  • 13Ra'dالرعد
  • 14İbrâhîmابراهيم
  • 15Hicrالحجر
  • 16Nahlالنحل
  • 17İsrâالإسراء
  • 18Kehfالكهف
  • 19Meryemمريم
  • 20Tâhâطه
  • 21Enbiyâالأنبياء
  • 22Hacالحج
  • 23Mu'minûnالمؤمنون
  • 24Nûrالنور
  • 25Furkânالفرقان
  • 26Şuarâالشعراء
  • 27Nemlالنمل
  • 28Kasasالقصص
  • 29Ankebûtالعنكبوت
  • 30Rûmالروم
  • 31Lokmânلقمان
  • 32Secdeالسجدة
  • 33Ahzâbالأحزاب
  • 34Sebe'سبإ
  • 35Fâtırفاطر
  • 36Yâsînيس
  • 37Saffâtالصافات
  • 38Sâdص
  • 39Zumerالزمر
  • 40Mu'min (Ğafir)غافر
  • 41Fussiletفصلت
  • 42Şûrâالشورى
  • 43Zuhrufالزخرف
  • 44Duhanالدخان
  • 45Câsiyeالجاثية
  • 46Ahkâfالأحقاف
  • 47Muhammedمحمد
  • 48Fetihالفتح
  • 49Hucurâtالحجرات
  • 50Kâfق
  • 51Zâriyâtالذاريات
  • 52Tûrالطور
  • 53Necmالنجم
  • 54Kamerالقمر
  • 55Rahmânالرحمن
  • 56Vâkıaالواقعة
  • 57Hadîdالحديد
  • 58Mucadeleالمجادلة
  • 59Haşrالحشر
  • 60Mumtehineالممتحنة
  • 61Saffالصف
  • 62Cumaالجمعة
  • 63Munâfikûnالمنافقون
  • 64Teğabûnالتغابن
  • 65Talakالطلاق
  • 66Tahrîmالتحريم
  • 67Mulkالملك
  • 68Kalemالقلم
  • 69Hakkaالحاقة
  • 70Meâricالمعارج
  • 71Nûhنوح
  • 72Cinالجن
  • 73Muzzemmilالمزمل
  • 74Muddessirالمدثر
  • 75Kıyâmetالقيامة
  • 76İnsânالانسان
  • 77Murselâtالمرسلات
  • 78Nebeالنبإ
  • 79Nâziâtالنازعات
  • 80Abeseعبس
  • 81Tekvîrالتكوير
  • 82İnfitârالانفطار
  • 83Mutaffifînالمطففين
  • 84İnşikâkالانشقاق
  • 85Bürûcالبروج
  • 86Târıkالطارق
  • 87A'lâالأعلى
  • 88Ğaşiyeالغاشية
  • 89Fecrالفجر
  • 90Beledالبلد
  • 91Şemsالشمس
  • 92Leylالليل
  • 93Duhâالضحى
  • 94İnşirâhالشرح
  • 95Tînالتين
  • 96Alakالعلق
  • 97Kâdirالقدر
  • 98Beyyineالبينة
  • 99Zilzâlالزلزلة
  • 100Âdiyâtالعاديات
  • 101Kâriaالقارعة
  • 102Tekasûrالتكاثر
  • 103Asrالعصر
  • 104Humezeالهمزة
  • 105Fîlالفيل
  • 106Kureyşقريش
  • 107Maûnالماعون
  • 108Kevserالكوثر
  • 109Kâfirûnالكافرون
  • 110Nasrالنصر
  • 111Mesedالمسد
  • 112İhlâsالإخلاص
  • 113Felakالفلق
  • 114Nâsالناس

Meâric المعارج

Yükseliş Yolları • 44 Ayet • Mekke
1/44
﷽
Er-Rahmân ve Er-Rahîm olan Allah’ın adıyla (okumaya başlıyorum).
1Meâric
سَاَلَ سَٓائِلٌ بِعَذَابٍ وَاقِعٍۙ
İsteyen biri, gerçekleşecek azabı istedi.
2Meâric
لِلْكَافِر۪ينَ لَيْسَ لَهُ دَافِعٌۙ
Kâfirler için olan o (azabı), savacak kimse yoktur.
3Meâric
مِنَ اللّٰهِ ذِي الْمَعَارِجِۜ
O (azap), göklerin sahibi Allah’tandır.
4Meâric
تَعْرُجُ الْمَلٰٓئِكَةُ وَالرُّوحُ اِلَيْهِ ف۪ي يَوْمٍ كَانَ مِقْدَارُهُ خَمْس۪ينَ اَلْفَ سَنَةٍۚ
Melekler ve Ruh, süresi elli bin yıl olan bir günde (Allah’a) çıkar/yükselir.
5Meâric
فَاصْبِرْ صَبْرًا جَم۪يلًا
(Öyleyse) güzel bir sabırla sabret!
6Meâric
اِنَّهُمْ يَرَوْنَهُ بَع۪يدًاۙ
Şüphesiz ki onlar, onu (azabı) uzak görüyorlar.
7Meâric
وَنَرٰيهُ قَر۪يبًاۜ
Biz ise yakın görüyoruz.
8Meâric
يَوْمَ تَكُونُ السَّمَٓاءُ كَالْمُهْلِۙ
Gökyüzünün erimiş maden gibi olacağı gün,
9Meâric
وَتَكُونُ الْجِبَالُ كَالْعِهْنِۙ
Dağlar (etrafa saçılmış) rengârenk yün gibi olur.
10Meâric
وَلَا يَسْـَٔلُ حَم۪يمٌ حَم۪يمًاۚ
(O gün) yakın dost, dostunu sormaz.
11Meâric
يُبَصَّرُونَهُمْۜ يَوَدُّ الْمُجْرِمُ لَوْ يَفْتَد۪ي مِنْ عَذَابِ يَوْمِئِذٍ بِبَن۪يهِۙ
(Birbirlerine) gösterilirler. Mücrim kimse, o günün azabından kurtulmak için oğullarını fidye olarak vermek ister.
12Meâric
وَصَاحِبَتِه۪ وَاَخ۪يهِۙ
Hanımını ve kardeşini,
13Meâric
وَفَص۪يلَتِهِ الَّت۪ي تُـْٔو۪يهِۙ
Onu barındıran hısım akrabayı,
14Meâric
وَمَنْ فِي الْاَرْضِ جَم۪يعًاۙ ثُمَّ يُنْج۪يهِۙ
Yeryüzünde olanların tamamını… Sonra da (bu verdikleri) onu kurtarsın (ister).
15Meâric
كَلَّاۜ اِنَّهَا لَظٰىۙ
Asla! Çünkü o, çılgınca yanan ve alevleri şiddetli cehennemdir.
16Meâric
نَزَّاعَةً لِلشَّوٰىۚ
Kafa derisini soyup çıkarandır.
17Meâric
تَدْعُوا مَنْ اَدْبَرَ وَتَوَلّٰىۙ
(İman ve salih amelden) yüz çeviren ve arkasını döneni çağırır.
18Meâric
وَجَمَعَ فَاَوْعٰى
(Mal) toplayıp onu bir kapta/kesede/kasada/banka hesabında (biriktireni).
19Meâric
اِنَّ الْاِنْسَانَ خُلِقَ هَلُوعًاۙ
Şüphesiz ki insan, helu’ (sabırsız/aceleci, bencil) olarak yaratılmıştır.
20Meâric
اِذَا مَسَّهُ الشَّرُّ جَزُوعًاۙ
Ona bir şer dokundu mu (sabredip ecrini Allah’tan beklemez), vaveylayı koparır.
21Meâric
وَاِذَا مَسَّهُ الْخَيْرُ مَنُوعًاۙ
Ona bir hayır dokundu mu cimrilik edip (başkalarıyla paylaşmaz)
22Meâric
اِلَّا الْمُصَلّ۪ينَۙ
Ancak namaz kılanlar hariç.
Dipnot

Huşu ile kılınan bir namaz, insanın helu’/sabırsız/aceleci/bencil yönünü terbiye eder. (bk. 23/Mü’minûn, 2)

23Meâric
اَلَّذ۪ينَ هُمْ عَلٰى صَلَاتِهِمْ دَٓائِمُونَۖ
Onlar ki namazlarında süreklilerdir.
24Meâric
وَالَّذ۪ينَ ف۪ٓي اَمْوَالِهِمْ حَقٌّ مَعْلُومٌۙ
Onların mallarında belli bir hak vardır.
25Meâric
لِلسَّٓائِلِ وَالْمَحْرُومِۖ
Dilenen ve mahrum olan (fakir) için.
26Meâric
وَالَّذ۪ينَ يُصَدِّقُونَ بِيَوْمِ الدّ۪ينِۖ
Onlar Din Günü’nü/ahireti tasdik ederler.
27Meâric
وَالَّذ۪ينَ هُمْ مِنْ عَذَابِ رَبِّهِمْ مُشْفِقُونَۚ
Onlar Rabblerinin azabından dolayı korku içindelerdir.
28Meâric
اِنَّ عَذَابَ رَبِّهِمْ غَيْرُ مَأْمُونٍۚ
Çünkü Rabblerinin azabından güven içinde olunmaz.
29Meâric
وَالَّذ۪ينَ هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَافِظُونَۙ
Onlar iffetlerini korurlar.
30Meâric
اِلَّا عَلٰٓى اَزْوَاجِهِمْ اَوْ مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُهُمْ فَاِنَّهُمْ غَيْرُ مَلُوم۪ينَۚ
Eşleri veya cariyeleri müstesna. Onlarla (beraber) olmaları nedeniyle kınanmazlar.
31Meâric
فَمَنِ ابْتَغٰى وَرَٓاءَ ذٰلِكَ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْعَادُونَۚ
Kim de bundan ötesini arar (eşi ve cariyesi dışındakilerle beraber olmaya yeltenirse), işte böyleleri haddi aşanlardır.
32Meâric
وَالَّذ۪ينَ هُمْ لِاَمَانَاتِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَاعُونَۖ
Onlar (gerek Rabbleriyle kendi aralarında gerek insanlarla aralarında var olan) emanetlerini ve sözlerini gözetirler.
33Meâric
وَالَّذ۪ينَ هُمْ بِشَهَادَاتِهِمْ قَٓائِمُونَۖ
Onlar şahitliklerini dosdoğru yerine getirirler.
34Meâric
وَالَّذ۪ينَ هُمْ عَلٰى صَلَاتِهِمْ يُحَافِظُونَۜ
Onlar (vakitlerine, şart ve rükunlarına, huşu ve sünnetlerine dikkat ederek) namazlarını korurlar.
35Meâric
اُو۬لٰٓئِكَ ف۪ي جَنَّاتٍ مُكْرَمُونَۜ۟
İşte bunlar cennetlerde ağırlanmış olanlardır.
36Meâric
فَمَا لِ‌الَّذ۪ينَ كَفَرُوا قِبَلَكَ مُهْطِع۪ينَۙ
Ne oluyor o kâfirlere ki sana (düşmanca) yöneliyorlar/dik dik bakıyorlar?
37Meâric
عَنِ الْيَم۪ينِۙ وَعَنِ الشِّمَالِ عِز۪ينَ
Sağdan ve soldan topluluklar hâlinde.
38Meâric
اَيَطْمَعُ كُلُّ امْرِئٍ مِنْهُمْ اَنْ يُدْخَلَ جَنَّةَ نَع۪يمٍۙ
Yoksa onlardan her biri, Naîm Cenneti’ne girmeyi mi umuyor?
39Meâric
كَلَّاۜ اِنَّا خَلَقْنَاهُمْ مِمَّا يَعْلَمُونَ
Asla! Şüphesiz ki biz, onları bildikleri şeyden yarattık. (Herkes aynı şeyden yaratılmıştır. Kimsenin kimseye yaratılış itibarıyla üstünlüğü yoktur. İman etmedikleri hâlde, nasıl olur da kendilerini müminlerden üstün görürler?)
40Meâric
فَلَٓا اُقْسِمُ بِرَبِّ الْمَشَارِقِ وَالْمَغَارِبِ اِنَّا لَقَادِرُونَۙ
Doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki hiç şüphesiz biz, güç yetirenleriz.
41Meâric
عَلٰٓى اَنْ نُبَدِّلَ خَيْرًا مِنْهُمْۙ وَمَا نَحْنُ بِمَسْبُوق۪ينَ
Onlardan daha hayırlılarını onların yerine getirip değiştirmeye… Hem bizim önümüze geçip (bunu yapmamıza engel de olamazlar).
42Meâric
فَذَرْهُمْ يَخُوضُوا وَيَلْعَبُوا حَتّٰى يُلَاقُوا يَوْمَهُمُ الَّذ۪ي يُوعَدُونَۙ
Kendisiyle tehdit edildikleri günle karşılaşıncaya kadar, bırak onları (batıla) dalıp eğlensin (oyalansınlar).
43Meâric
يَوْمَ يَخْرُجُونَ مِنَ الْاَجْدَاثِ سِرَاعًا كَاَنَّهُمْ اِلٰى نُصُبٍ يُوفِضُونَۙ
Kabirlerinden (yarışırcasına) süratle çıktıkları o gün, âdeta dikili bir puta/hedefe yönelmiş gibilerdir.
44Meâric
خَاشِعَةً اَبْصَارُهُمْ تَرْهَقُهُمْ ذِلَّةٌۜ ذٰلِكَ الْيَوْمُ الَّذ۪ي كَانُوا يُوعَدُونَ
Gözleri korkudan baygın, yüzlerini de zillet bürümüştür. İşte bu, onlara vadedilen (Kıyamet) Günü’dür.
Önceki Sure69/Hakka
Sonraki Sure71/Nûh
Önceki sayfaya gitmek için sağa kaydırın: 69. HakkaSonraki sayfaya gitmek için sola kaydırın: 71. Nûh