Tâhâ طه
Allah Resûlü (sav), müşrikler Kur’ân’a iman etmiyor diye sıkıntı çekiyor, üzülüyordu (18/Kehf, 6). Allah (cc), üzülmemesini (35/Fâtır, 8), Allah’a tevekkül etmesini (9/Tevbe, 129), onların iman etmeyişinde Resûl’ün bir sorumluluğunun olmadığını (2/Bakara, 272), Allah’ın ve müminlerin desteğinin Nebi için yeterli olacağını (8/Enfâl, 62) belirterek teselli etti.
Firavunî sistemlerle mücadelede Allah’ı (cc) anmak/zikretmek, muvahhidin en önemli güç kaynağıdır. Zira Allah’ı anan, Allah (cc) tarafından anılır (2/Bakara, 152).
İsmi Mele-i A’lâ’da övgüyle geçen biri yeryüzünün en güçlülerindendir. Çünkü arkasında Mele-i A’lâ’nın görünmez orduları vardır. Firavunların tehditleri karşısında Allah’ı anmak, kalbi teskin edip yatıştıran (13/Ra’d, 28) ve ayakları sabit kılan (8/Enfâl, 45) bir etkiye sahiptir.
Firavun’a söylenen yumuşak söz için bk. 79/Nâziât, 17-19
Firavun hak karşısında söyleyecek söz bulamayınca her dönemin en kullanışlı kozu olan “geçmiş kartı”nı kullandı. Mûsâ’nın (as) daveti kendilerine ulaşmadan ölenler ne olacaktı? Onlar putlara tapıyordu. Neden Mûsâ’nın (as) anlattığı doğrulara ulaşamamışlardı? Yoksa insanların yücelttiği ataları Mûsâ’ya (as) göre azabı hak eden şaşkınlar mıydı? Hak karşısında söyleyecek hiçbir sözü olmayanların, zaman zaman gündeme getirdiği bu soru, kutsanan ataların hükmünü gündeme getirip insanları tevhid davetçileri aleyhine kışkırtmak ve davetçileri sonu gelmez bir tartışmanın içine çekmek içindir. Asırlar sonra akrabalarını Allah Resûlü’ne (sav) kışkırtmak ve aşiret himayesini kaldırmak için Ebû Cehil’in, “Sorun bakalım Muhammed’e! Onu büyüten, Kureyş’in efendisi Abdulmuttalib nerede?” (bk. El-Bidâye ve’n Nihâye, 4/335; Et-Tabakâtu’l Kubrâ, 1/211) sorusu aynı amaca matuftur. Bu ve benzeri sorulara nasıl cevap verilmelidir? Kendisine Kitap, ilim ve hikmet verilmiş Mûsâ (as) şöyle cevap vermiştir:
Firavun’un benzer tehditlerini içeren ayet için bk. 7/A’râf, 123
Kur’ân’da şefaat kavramı için bk. 43/Zuhruf, 86
Allah’ın (cc) bu buyruğunu içeren benzer ayet için bk. 2/Bakara, 38
Tevhid davetçisi, Allah’ın (cc) değişmez bir sünneti olarak türlü eziyetlerle karşılaşacak, sözlü ve fiilî şiddete maruz kalacaktır (3/Âl-i İmran, 186). Rabbimiz; bu eziyetler karşısında sabrı, hamd ile Allah’ı (cc) tesbih etmeyi, çokça secde ederek Allah’a (cc) yakınlaşmayı (15/Hicr, 97-98) ve müminlerle bir arada olmayı (18/Kehf, 28) öğütlemektedir.