Tevhid MealiTevhid Meali

Tevhid Meali

Ana SayfaSurelerFihristTefsirKur'an DinleYer İmleriNotlar
Giriş Yap
Tevhid MealiTevhid Meali

Tevhid Meali ile Kur'ân'ı Oku, Anla ve Yaşa.

Bizi Takip Edin

Sayfalar

  • Ana Sayfa
  • Sureler
  • Kur'an Dinle
  • Tefsir Kitapları
  • Fihrist
  • Arama

Hesap

  • Giriş Yap
  • Kayıt Ol
  • Profilim
  • Yer İmleri
  • Notlarım

Hakkında

  • Hakkımızda
  • Meal Hakkında
  • Takrizler
  • Nasıl Kullanılır
  • Sık Sorulan Sorular
  • Geri Bildirim
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası

Kitap

  • PDF İndir
  • Sipariş Ver

Mobil Uygulama

Google Play'denİndir
App Store'danİndir
Mobil uygulama hakkında daha fazla →

© Tevhid Meali. Tüm hakları saklıdır.

Gizlilik•Kullanım Şartları•İletişim
55. Rahmân
57. Hadîd
Sureler
  • 1Fâtihaالفاتحة
  • 2Bakaraالبقرة
  • 3Âl-i İmrânآل عمران
  • 4Nisâالنساء
  • 5Mâideالمائدة
  • 6En'âmالأنعام
  • 7A'râfالأعراف
  • 8Enfâlالأنفال
  • 9Tevbeالتوبة
  • 10Yûnusيونس
  • 11Hûdهود
  • 12Yûsufيوسف
  • 13Ra'dالرعد
  • 14İbrâhîmابراهيم
  • 15Hicrالحجر
  • 16Nahlالنحل
  • 17İsrâالإسراء
  • 18Kehfالكهف
  • 19Meryemمريم
  • 20Tâhâطه
  • 21Enbiyâالأنبياء
  • 22Hacالحج
  • 23Mu'minûnالمؤمنون
  • 24Nûrالنور
  • 25Furkânالفرقان
  • 26Şuarâالشعراء
  • 27Nemlالنمل
  • 28Kasasالقصص
  • 29Ankebûtالعنكبوت
  • 30Rûmالروم
  • 31Lokmânلقمان
  • 32Secdeالسجدة
  • 33Ahzâbالأحزاب
  • 34Sebe'سبإ
  • 35Fâtırفاطر
  • 36Yâsînيس
  • 37Saffâtالصافات
  • 38Sâdص
  • 39Zumerالزمر
  • 40Mu'min (Ğafir)غافر
  • 41Fussiletفصلت
  • 42Şûrâالشورى
  • 43Zuhrufالزخرف
  • 44Duhanالدخان
  • 45Câsiyeالجاثية
  • 46Ahkâfالأحقاف
  • 47Muhammedمحمد
  • 48Fetihالفتح
  • 49Hucurâtالحجرات
  • 50Kâfق
  • 51Zâriyâtالذاريات
  • 52Tûrالطور
  • 53Necmالنجم
  • 54Kamerالقمر
  • 55Rahmânالرحمن
  • 56Vâkıaالواقعة
  • 57Hadîdالحديد
  • 58Mucadeleالمجادلة
  • 59Haşrالحشر
  • 60Mumtehineالممتحنة
  • 61Saffالصف
  • 62Cumaالجمعة
  • 63Munâfikûnالمنافقون
  • 64Teğabûnالتغابن
  • 65Talakالطلاق
  • 66Tahrîmالتحريم
  • 67Mulkالملك
  • 68Kalemالقلم
  • 69Hakkaالحاقة
  • 70Meâricالمعارج
  • 71Nûhنوح
  • 72Cinالجن
  • 73Muzzemmilالمزمل
  • 74Muddessirالمدثر
  • 75Kıyâmetالقيامة
  • 76İnsânالانسان
  • 77Murselâtالمرسلات
  • 78Nebeالنبإ
  • 79Nâziâtالنازعات
  • 80Abeseعبس
  • 81Tekvîrالتكوير
  • 82İnfitârالانفطار
  • 83Mutaffifînالمطففين
  • 84İnşikâkالانشقاق
  • 85Bürûcالبروج
  • 86Târıkالطارق
  • 87A'lâالأعلى
  • 88Ğaşiyeالغاشية
  • 89Fecrالفجر
  • 90Beledالبلد
  • 91Şemsالشمس
  • 92Leylالليل
  • 93Duhâالضحى
  • 94İnşirâhالشرح
  • 95Tînالتين
  • 96Alakالعلق
  • 97Kâdirالقدر
  • 98Beyyineالبينة
  • 99Zilzâlالزلزلة
  • 100Âdiyâtالعاديات
  • 101Kâriaالقارعة
  • 102Tekasûrالتكاثر
  • 103Asrالعصر
  • 104Humezeالهمزة
  • 105Fîlالفيل
  • 106Kureyşقريش
  • 107Maûnالماعون
  • 108Kevserالكوثر
  • 109Kâfirûnالكافرون
  • 110Nasrالنصر
  • 111Mesedالمسد
  • 112İhlâsالإخلاص
  • 113Felakالفلق
  • 114Nâsالناس

Vâkıa الواقعة

Olay • 96 Ayet • Mekke
1/96
﷽
Er-Rahmân ve Er-Rahîm olan Allah’ın adıyla (okumaya başlıyorum).
1Vâkıa
اِذَا وَقَعَتِ الْوَاقِعَةُۙ
Vakıa (kıyamet) gerçekleştiği zaman,
2Vâkıa
لَيْسَ لِوَقْعَتِهَا كَاذِبَةٌۢ
Onun gerçekleşmesini yalanlayacak yoktur.
3Vâkıa
خَافِضَةٌ رَافِعَةٌۙ
O, (kimini) alçaltan (kimini de) yükselten (bir gündür).
4Vâkıa
اِذَا رُجَّتِ الْاَرْضُ رَجًّاۙ
Yer şiddetle sarsıldığında,
5Vâkıa
وَبُسَّتِ الْجِبَالُ بَسًّاۙ
Dağlar parça parça olduğunda,
6Vâkıa
فَكَانَتْ هَبَٓاءً مُنْبَثًّاۙ
Savrulmuş toz hâline geldiğinde
7Vâkıa
وَكُنْتُمْ اَزْوَاجًا ثَلٰثَةًۜ
Sizler de üç sınıf olduğunuzda,
8Vâkıa
فَاَصْحَابُ الْمَيْمَنَةِ مَٓا اَصْحَابُ الْمَيْمَنَةِۜ
(Amel defterlerini sağ taraflarından alacak olan mutlu) Ashâbu’l Meymene, ne Ashâbu’l Meymene’dir ama!
9Vâkıa
وَاَصْحَابُ الْمَشْـَٔمَةِ مَٓا اَصْحَابُ الْمَشْـَٔمَةِۜ
(Amel defterlerini sol taraflarından alacak olan bedbaht) Ashâbu’l Meş’eme, ne Ashâbu’l Meş’eme’dir ama!
10Vâkıa
وَالسَّابِقُونَ السَّابِقُونَۙ
(İman ve salih amelde) önde olanlar, (onlar) öncülerdir.
11Vâkıa
اُو۬لٰٓئِكَ الْمُقَرَّبُونَۚ
Bunlar (Allah’a) yakınlaştırılmışlardır.
12Vâkıa
ف۪ي جَنَّاتِ النَّع۪يمِ
Naîm Cennetleri’nde,
13Vâkıa
ثُلَّةٌ مِنَ الْاَوَّل۪ينَۙ
Birçoğu öncekilerdendir. (Geçmiş ümmetlerdendir.)
14Vâkıa
وَقَل۪يلٌ مِنَ الْاٰخِر۪ينَۜ
Az bir kısmı da sonrakilerdendir.
15Vâkıa
عَلٰى سُرُرٍ مَوْضُونَةٍۙ
(Altın ve mücevherlerle) işlenmiş tahtlar üzerinde,
16Vâkıa
مُتَّكِـ۪ٔينَ عَلَيْهَا مُتَقَابِل۪ينَ
Karşılıklı olarak yaslanmış hâlde
17Vâkıa
يَطُوفُ عَلَيْهِمْ وِلْدَانٌ مُخَلَّدُونَۙ
Etraflarında ebedî/ölümsüz kılınmış (hizmetkâr) gençler dolanır,
18Vâkıa
بِاَكْوَابٍ وَاَبَار۪يقَ وَكَأْسٍ مِنْ مَع۪ينٍۙ
Kaynağından doldurulmuş bardaklar, testiler ve kadehlerle.
19Vâkıa
لَا يُصَدَّعُونَ عَنْهَا وَلَا يُنْزِفُونَۙ
(Onu içtiklerinden dolayı) ne başları ağrır ne de (sarhoşlukla) akılları gider.
20Vâkıa
وَفَاكِهَةٍ مِمَّا يَتَخَيَّرُونَۙ
Seçecekleri meyveler,
21Vâkıa
وَلَحْمِ طَيْرٍ مِمَّا يَشْتَهُونَۜ
Canlarının istediği kuş eti,
22Vâkıa
وَحُورٌ ع۪ينٌۙ
İri gözlü huriler,
23Vâkıa
كَاَمْثَالِ اللُّؤْلُؤِ۬ الْمَكْنُونِۚ
Saklı İncîler gibidir (onlar).
24Vâkıa
جَزَٓاءً بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ
Yaptıkları (salih amellerin) karşılığı olarak,
25Vâkıa
لَا يَسْمَعُونَ ف۪يهَا لَغْوًا وَلَا تَأْث۪يمًاۙ
Orada, boş/faydasız ve günah olacak bir söz işitmezler.
26Vâkıa
اِلَّا ق۪يلًا سَلَامًا سَلَامًا
İşitecekleri tek söz, (karşılıklı söyleyecekleri) “Selam, Selam”dır.
27Vâkıa
وَاَصْحَابُ الْيَم۪ينِ مَٓا اَصْحَابُ الْيَم۪ينِۜ
(Amel defterlerini sağdan alacak olan) Ashâbu’l Yemîn, ne Ashâbu’l Yemîn’dir ama!
28Vâkıa
ف۪ي سِدْرٍ مَخْضُودٍۙ
Dikensiz, dalları meyve dolu kiraz ağaçları,
29Vâkıa
وَطَلْحٍ مَنْضُودٍۙ
Meyveleri iç içe geçmiş muz ağaçları,
30Vâkıa
وَظِلٍّ مَمْدُودٍۙ
Uzayan gölgeler,
31Vâkıa
وَمَٓاءٍ مَسْكُوبٍۙ
Kesintisiz akan sular,
32Vâkıa
وَفَاكِهَةٍ كَث۪يرَةٍۙ
Çokça meyveler,
33Vâkıa
لَا مَقْطُوعَةٍ وَلَا مَمْنُوعَةٍۙ
Arkası kesilmeyen ve yasaklanmayan (meyveler),
34Vâkıa
وَفُرُشٍ مَرْفُوعَةٍۜ
Ve yükseltilmiş döşemeler üzerinde (olacaklardır).
35Vâkıa
اِنَّٓا اَنْشَأْنَاهُنَّ اِنْشَٓاءًۙ
Şüphesiz ki biz, (cennet kadınlarını) yeniden yaratmışızdır.
36Vâkıa
فَجَعَلْنَاهُنَّ اَبْكَارًاۙ
Onları bakire kılmışızdır.
37Vâkıa
عُرُبًا اَتْرَابًاۙ
Eşlerine aşık ve yaşıt,
38Vâkıa
لِاَصْحَابِ الْيَم۪ينِۜ۟
(Bu nimetler, amel defterlerini sağdan alacak olan) Ashâbu’l Yemîn içindir.
39Vâkıa
ثُلَّةٌ مِنَ الْاَوَّل۪ينَۙ
Birçoğu geçmiş ümmetlerden,
40Vâkıa
وَثُلَّةٌ مِنَ الْاٰخِر۪ينَۜ
Birçoğu da sonrakilerden (olacaktır).
41Vâkıa
وَاَصْحَابُ الشِّمَالِۙ مَٓا اَصْحَابُ الشِّمَالِۜ
(Amel defterlerini soldan alacak olan) Ashâbu’ş Şimâl, ne Ashâbu’ş Şimâl’dir ama!
42Vâkıa
ف۪ي سَمُومٍ وَحَم۪يمٍۙ
Kavuran ateş ve kaynar suda,
43Vâkıa
وَظِلٍّ مِنْ يَحْمُومٍۙ
Ve dumandan bir gölge içinde,
44Vâkıa
لَا بَارِدٍ وَلَا كَر۪يمٍ
Ne serindir ne de faydalı!
45Vâkıa
اِنَّهُمْ كَانُوا قَبْلَ ذٰلِكَ مُتْرَف۪ينَۚ
Şüphesiz ki onlar, bundan önce, refah içinde şımarıkça yaşarlardı.
46Vâkıa
وَكَانُوا يُصِرُّونَ عَلَى الْحِنْثِ الْعَظ۪يمِۚ
O büyük günahta da (şirkte) ısrar ederlerdi.
47Vâkıa
وَكَانُوا يَقُولُونَ اَئِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَامًا ءَاِنَّا لَمَبْعُوثُونَۙ
Derlerdi ki: “Öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman diriltilecek miymişiz?”
48Vâkıa
اَوَاٰبَٓاؤُ۬نَا الْاَوَّلُونَ
“Babalarımız da mı?”
49Vâkıa
قُلْ اِنَّ الْاَوَّل۪ينَ وَالْاٰخِر۪ينَۙ
De ki: “Öncekiler ve sonrakiler,”
50Vâkıa
لَمَجْمُوعُونَ اِلٰى م۪يقَاتِ يَوْمٍ مَعْلُومٍ
“Bilinen (Kıyamet) Günü’nün belirlenmiş vaktinde elbette, toplanacaklardır.”
51Vâkıa
ثُمَّ اِنَّكُمْ اَيُّهَا الضَّٓالُّونَ الْمُكَذِّبُونَۙ
“Sonra sizler, ey sapık yalanlayıcılar!”
52Vâkıa
لَاٰكِلُونَ مِنْ شَجَرٍ مِنْ زَقُّومٍۙ
“Siz elbette, Zakkûmdan olan bir ağaçtan yiyeceksiniz.”
53Vâkıa
فَمَالِؤُ۫نَ مِنْهَا الْبُطُونَۚ
“Ve o (ağaçtan) karınlarınızı dolduracaksınız.”
54Vâkıa
فَشَارِبُونَ عَلَيْهِ مِنَ الْحَم۪يمِۚ
“Onun üzerine de kaynar sudan içeceksiniz.”
55Vâkıa
فَشَارِبُونَ شُرْبَ الْه۪يمِۜ
“İçtikçe susuzluğu artan hasta develer gibi içeceksiniz.”
56Vâkıa
هٰذَا نُزُلُهُمْ يَوْمَ الدّ۪ينِۜ
Bu, Kıyamet Günü’nde onların ziyafetidir!
57Vâkıa
نَحْنُ خَلَقْنَاكُمْ فَلَوْلَا تُصَدِّقُونَ۟
Sizi biz yarattık. (Dirilteceğimizi) tasdik etmeniz gerekmez mi?
58Vâkıa
اَفَرَاَيْتُمْ مَا تُمْنُونَۜ
Dökmekte olduğunuz meniyi gördünüz mü?
59Vâkıa
ءَاَنْتُمْ تَخْلُقُونَهُٓ اَمْ نَحْنُ الْخَالِقُونَ
Onu siz mi yaratıyorsunuz, yoksa yaratan biz miyiz?
60Vâkıa
نَحْنُ قَدَّرْنَا بَيْنَكُمُ الْمَوْتَ وَمَا نَحْنُ بِمَسْبُوق۪ينَۙ
Sizin aranızda ölümü takdir eden biziz ve kimse önümüze geçip (bize engel olamaz).
61Vâkıa
عَلٰٓى اَنْ نُبَدِّلَ اَمْثَالَكُمْ وَنُنْشِئَكُمْ ف۪ي مَا لَا تَعْلَمُونَ
Yerinize benzerleriniz olan (yeni insanlar) getirmek ve sizi hiç bilmediğiniz bir surette yeniden yaratmak konusunda (kimse bizi engelleyemez).
62Vâkıa
وَلَقَدْ عَلِمْتُمُ النَّشْاَةَ الْاُو۫لٰى فَلَوْلَا تَذَكَّرُونَ
Andolsun ki ilk yaratmayı bildiniz/kabul ettiniz. (Allah’ın kudretini anlayıp sizleri dirilteceği konusunda) düşünüp öğüt almanız gerekmez mi?
63Vâkıa
اَفَرَاَيْتُمْ مَا تَحْرُثُونَۜ
Ektiğiniz (ekini) gördünüz mü?
64Vâkıa
ءَاَنْتُمْ تَزْرَعُونَهُٓ اَمْ نَحْنُ الزَّارِعُونَ
Onu (bitki hâline getirip), siz mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren biz miyiz?
65Vâkıa
لَوْ نَشَٓاءُ لَجَعَلْنَاهُ حُطَامًا فَظَلْتُمْ تَفَكَّهُونَ
Şayet dilesek onu (meyvesiz, sebzesiz, tanesiz) kuru bir ot hâline getirirdik, siz de şaşırıp kalakalırdınız.
66Vâkıa
اِنَّا لَمُغْرَمُونَۙ
(Derdiniz ki:) “Şüphesiz ki büyük bir borç altına girdik.”
67Vâkıa
بَلْ نَحْنُ مَحْرُومُونَ
“(Hayır!) İşin aslı, biz mahrum bırakıldık.”
68Vâkıa
اَفَرَاَيْتُمُ الْمَٓاءَ الَّذ۪ي تَشْرَبُونَۜ
İçtiğiniz suyu gördünüz mü?
69Vâkıa
ءَاَنْتُمْ اَنْزَلْتُمُوهُ مِنَ الْمُزْنِ اَمْ نَحْنُ الْمُنْزِلُونَ
Onu, buluttan siz mi indirdiniz, yoksa indiren biz miyiz?
70Vâkıa
لَوْ نَشَٓاءُ جَعَلْنَاهُ اُجَاجًا فَلَوْلَا تَشْكُرُونَ
Şayet dileseydik onu, tuzlu/acı bir su yapardık. Şükretmeniz gerekmez mi?
71Vâkıa
اَفَرَاَيْتُمُ النَّارَ الَّت۪ي تُورُونَۜ
Yaktığınız ateşi gördünüz mü?
72Vâkıa
ءَاَنْتُمْ اَنْشَأْتُمْ شَجَرَتَهَٓا اَمْ نَحْنُ الْمُنْشِؤُ۫نَ
Onun ağacını, siz mi yarattınız yoksa yaratan biz miyiz?
73Vâkıa
نَحْنُ جَعَلْنَاهَا تَذْكِرَةً وَمَتَاعًا لِلْمُقْو۪ينَۚ
Biz onu, hem bir hatırlatma/öğüt hem de ihtiyacı olanlara faydalanacakları bir metâ kıldık.
74Vâkıa
فَسَبِّحْ بِاسْمِ رَبِّكَ الْعَظ۪يمِ۟
O hâlde, büyük olan Rabbini ismiyle tesbih et.
75Vâkıa
فَلَٓا اُقْسِمُ بِمَوَاقِعِ النُّجُومِۙ
Yıldızların (doğup-battıkları) yerlerine yemin ederim.
76Vâkıa
وَاِنَّهُ لَقَسَمٌ لَوْ تَعْلَمُونَ عَظ۪يمٌۙ
Hiç şüphesiz, eğer bilirseniz (bu) büyük bir yemindir.
77Vâkıa
اِنَّهُ لَقُرْاٰنٌ كَر۪يمٌۙ
Hiç kuşkusuz o, Kur’ân-ı Kerim’dir.
78Vâkıa
ف۪ي كِتَابٍ مَكْنُونٍۙ
(İnsanlardan) saklı (ve korunaklı) bir Kitap’ta yazılıdır.
79Vâkıa
لَا يَمَسُّهُٓ اِلَّا الْمُطَهَّرُونَۜ
O (Kitab’a) temizlenmiş olanlardan başkası dokunamaz.
80Vâkıa
تَنْز۪يلٌ مِنْ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ
Âlemlerin Rabbi olan (Allah) tarafından indirilmiştir.
81Vâkıa
اَفَبِهٰذَا الْحَد۪يثِ اَنْتُمْ مُدْهِنُونَۙ
Şimdi siz, bu sözü mü yalanlıyorsunuz?
82Vâkıa
وَتَجْعَلُونَ رِزْقَكُمْ اَنَّكُمْ تُكَذِّبُونَ
(Maddi ve manevi) rızkınıza, yalanlayarak mı teşekkür ediyorsunuz?!
83Vâkıa
فَلَوْلَٓا اِذَا بَلَغَتِ الْحُلْقُومَۙ
Can boğaza gelip dayandığında,
84Vâkıa
وَاَنْتُمْ ح۪ينَئِذٍ تَنْظُرُونَۙ
Siz, o zaman bakıyor olacaksınız.
85Vâkıa
وَنَحْنُ اَقْرَبُ اِلَيْهِ مِنْكُمْ وَلٰكِنْ لَا تُبْصِرُونَ
Biz ona, sizden daha yakınız fakat görmezsiniz.
86Vâkıa
فَلَوْلَٓا اِنْ كُنْتُمْ غَيْرَ مَد۪ين۪ينَۙ
Şayet ceza gününde, (iddia ettiğiniz gibi diriltilmeyecek ve) hesaba çekilmeyecekseniz
87Vâkıa
تَرْجِعُونَهَٓا اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ
Şayet doğru söylüyorsanız, (çıkmakta olan canı) geri çevirsenize!
88Vâkıa
فَاَمَّٓا اِنْ كَانَ مِنَ الْمُقَرَّب۪ينَۙ
Şayet o, (Allah’a) yakın kılınanlardan ise,
89Vâkıa
فَرَوْحٌ وَرَيْحَانٌ وَجَنَّتُ نَع۪يمٍ
Rahatlık, rızık ve “Naîm Cenneti” vardır.
90Vâkıa
وَاَمَّٓا اِنْ كَانَ مِنْ اَصْحَابِ الْيَم۪ينِۙ
Şayet o Ashâbu’l Yemîn’dense,
91Vâkıa
فَسَلَامٌ لَكَ مِنْ اَصْحَابِ الْيَم۪ينِ
Selam olsun sana ey Ashâb-ı Yemîn!
92Vâkıa
وَاَمَّٓا اِنْ كَانَ مِنَ الْمُكَذِّب۪ينَ الضَّٓالّ۪ينَۙ
Ama o sapık yalanlayıcılardansa,
93Vâkıa
فَنُزُلٌ مِنْ حَم۪يمٍۙ
Kaynar sudan bir ziyafet,
94Vâkıa
وَتَصْلِيَةُ جَح۪يمٍۙ
Ve cehenneme atılma (onu bekler).
95Vâkıa
اِنَّ هٰذَا لَهُوَ حَقُّ الْيَق۪ينِۚ
Şüphesiz ki bu, kesin olan hakkın ta kendisidir.
96Vâkıa
فَسَبِّحْ بِاسْمِ رَبِّكَ الْعَظ۪يمِ
O hâlde büyük Rabbini ismiyle tesbih et.
Önceki Sure55/Rahmân
Sonraki Sure57/Hadîd
Önceki sayfaya gitmek için sağa kaydırın: 55. RahmânSonraki sayfaya gitmek için sola kaydırın: 57. Hadîd