Âl-i İmrân
Ayet: 134Sayfa: 66
O (muttakiler) ki bollukta da darlıkta da infak ederler, öfkelerini yutar ve insanları affederler. Allah, muhsinleri/kulluğunu en güzel şekilde yapmaya çalışanları sever.
Bu konuyla ilgili ayetler
Ayet: 134Sayfa: 66
O (muttakiler) ki bollukta da darlıkta da infak ederler, öfkelerini yutar ve insanları affederler. Allah, muhsinleri/kulluğunu en güzel şekilde yapmaya çalışanları sever.
Ayet: 135Sayfa: 66
O (muttakiler) ki bir kötülük yaptıklarında yahut (günah işleyerek) kendilerine zulmettiklerinde Allah’ı anar ve günahları için bağışlanma dilerler. Allah’tan başka kim günahları bağışlayabilir? Ve bile bile yaptıkları (yanlışta) ısrar etmezler.
Ayet: 136Sayfa: 66
Onların mükâfatı, Rabblerinden bir bağışlanma ve içlerinde ebedî kalacakları, altından ırmaklar akan cennetlerdir. (Allah’ın rızasını elde etmek için) çalışanların mükâfatı ne de güzeldir!
Ayet: 36Sayfa: 83
Allah’a ibadet edin, hiçbir şeyi O’na ortak koşmayın. Anne babaya, yakın akrabaya, yetimlere, miskinlere/ihtiyaç sahibi yoksullara, akrabanız olan komşuya, akraba olmayan komşuya, yanınızda olan arkadaşa, yolda kalmışa ve ellerinizin altında bulunanlara (köle ve cariyelere) iyilik yapın. Şüphesiz ki Allah, kibirli ve böbürlenen kimseleri sevmez.
Ayet: 114Sayfa: 96
Sadakayı, iyiliği ve insanların arasını düzeltmeyi teşvik etmeleri dışında aralarında yaptıkları fısıldaşmaların çoğunda hiçbir hayır yoktur. Kim de bu (iyiliğe teşvik işini) Allah’ın rızasını elde etmek için yaparsa ona büyük bir ecir vereceğiz.
Ayet: 90Sayfa: 276
Şüphesiz ki Allah, adaleti, iyiliği, yakın akrabaya vermeyi emreder. Fuhşiyatı, münkeri ve (başkalarının hakkını çiğneyecek) taşkınlığı yasaklar. Düşünüp hatırlayasınız diye size öğüt verir.
Ayet: 77Sayfa: 393
“Allah’ın sana verdikleriyle ahiret yurdunu kazanmaya çalış, dünyadaki nasibini de unutma. Allah’ın sana ihsanda bulunduğu gibi sen de iyilik yap. Yeryüzünde bozgunculuk isteme. Çünkü Allah, bozguncuları sevmez.” (demişti.)
Ayet: 24Sayfa: 568
Onların mallarında belli bir hak vardır.
Ayet: 25Sayfa: 568
Dilenen ve mahrum olan (fakir) için.
Ayet: 26Sayfa: 568
Onlar Din Günü’nü/ahireti tasdik ederler.
Ayet: 27Sayfa: 568
Onlar Rabblerinin azabından dolayı korku içindelerdir.
Ayet: 28Sayfa: 568
Çünkü Rabblerinin azabından güven içinde olunmaz.
Ayet: 29Sayfa: 568
Onlar iffetlerini korurlar.
Ayet: 30Sayfa: 568
Eşleri veya cariyeleri müstesna. Onlarla (beraber) olmaları nedeniyle kınanmazlar.
Ayet: 31Sayfa: 568
Kim de bundan ötesini arar (eşi ve cariyesi dışındakilerle beraber olmaya yeltenirse), işte böyleleri haddi aşanlardır.
Ayet: 32Sayfa: 568
Onlar (gerek Rabbleriyle kendi aralarında gerek insanlarla aralarında var olan) emanetlerini ve sözlerini gözetirler.
Ayet: 33Sayfa: 568
Onlar şahitliklerini dosdoğru yerine getirirler.
Ayet: 34Sayfa: 568
Onlar (vakitlerine, şart ve rükunlarına, huşu ve sünnetlerine dikkat ederek) namazlarını korurlar.
Ayet: 35Sayfa: 568
İşte bunlar cennetlerde ağırlanmış olanlardır.
Ayet: 12Sayfa: 594
Sen, sarp yokuşun ne olduğunu nereden bileceksin?
Ayet: 13Sayfa: 594
O, köle azat etmektir.
Ayet: 14Sayfa: 594
Ya da açlık gününde doyurmaktır.
Ayet: 15Sayfa: 594
Yakın (akraba) olan bir yetimi,
Ayet: 16Sayfa: 594
Veya toprağa yapışmış (zorluk çeken) bir miskini/ihtiyaç sahibi yoksulu.
Ayet: 17Sayfa: 594
Sonra da iman eden ve birbirlerine sabrı ve merhameti tavsiye edenlerden olmasıdır.
Ayet: 18Sayfa: 594
İşte bunlar, (amel defterlerini sağdan alıp cennet ehli olan) Ashâb-ı Meymene’dir.
Ayet: 17Sayfa: 595
(Allah’tan) sakınıp korkan (takva sahipleri) ondan uzak tutulur.
Ayet: 18Sayfa: 595
O ki malını vererek arınır.
Ayet: 19Sayfa: 595
Onun yanında hiç kimsenin, karşılığı verilecek bir nimeti/borcu da yoktur. (Yaptığı iyilikleri minnet duygusundan ya da yapılmış bir iyiliğe teşekkür mahiyetinde yapmaz.)
Ayet: 20Sayfa: 595
(Bilakis) yüce Rabbinin rızasını elde etmek için (yapar).
Ayet: 21Sayfa: 595
Hiç şüphesiz, ileride (Allah’ın verdiği mükâfata) razı olacaktır.