İhsan Ehli ve Mükâfatları ile ilgili ayetler

Onlar (muttakiler) ki bollukta da darlıkta da infak ederler, öfkelerini yutar ve insanları affederler. Allah, muhsinleri/kulluğunu en güzel şekilde yapmaya çalışanları sever. (3/Âl-i İmran 134)

O (muttakiler) ki bir kötülük yaptıklarında yahut (günah işleyerek) kendilerine zulmettiklerinde Allah’ı anar ve günahları için bağışlanma dilerler. Allah’tan başka kim günahları bağışlayabilir? Ve bile bile yaptıkları (yanlışta) ısrar etmezler. (3/Âl-i İmran 135)

Bunların mükâfatı, Rablerinden bir bağışlanma ve içinde ebedî kalacakları altından ırmaklar akan cennetlerdir. (Allah’ın rızasını elde etmek için) çalışanların mükâfatı ne de güzeldir. (3/Âl-i İmran 136)

Allah’a ibadet edin, hiçbir şeyi O’na ortak koşmayın. Anne babaya, yakın akrabaya, yetimlere, yoksullara, akrabanız olan komşuya, akraba olmayan komşuya, yanınızda olan arkadaşa, yolda kalmışa ve ellerinizin altında bulunanlara (köle ve cariyelere) iyilik yapın. Şüphesiz ki Allah, kibirli ve böbürlenen kimseleri sevmez. (4/Nîsa 36)

Sadakayı, iyiliği ve insanların arasını düzeltmeyi teşvik etmeleri dışında, aralarında yaptıkları fısıldaşmaların çoğunda hiçbir hayır yoktur. Kim de bu (iyiliğe teşvik işini) Allah’ın rızasını elde etmek için yaparsa ona büyük bir ecir vereceğiz. (4/Nîsa 114)

Şüphesiz ki Allah, adaleti, iyiliği, yakın akrabaya vermeyi emreder. Fuhşiyatı, münkeri ve (başkalarının hakkını çiğneyecek) taşkınlığı yasaklar. Düşünüp hatırlayasınız diye size öğüt verir. (16/Nahl 90)

“Allah’ın sana verdikleriyle ahiret yurdunu kazanmaya çalış, dünyadaki nasibini de unutma. Allah’ın sana ihsanda bulunduğu gibi sen de iyilik yap. Yeryüzünde bozgunculuk isteme. Çünkü Allah, bozguncuları sevmez.” (demişti.) (28/Kasas 77)

Onların mallarında belli bir hak vardır. (70/Meâric 24)

Dilenen ve mahrum olan (fakir) için. (70/Meâric 25)

Onlar din gününü/ahireti tasdik ederler. (70/Meâric 26)

Onlar Rablerinin azabından dolayı korku içindedirler. (70/Meâric 27)

Çünkü Rablerinin azabından güven içinde olunmaz. (70/Meâric 28)

Onlar iffetlerini korurlar. (70/Meâric 29)

Eşleri veya cariyeleri müstesna. Bunlarla (beraber olmaları) nedeniyle kınanmazlar. (70/Meâric 30)

Kim de bundan ötesini arar (eşi ve cariyesi dışındakilerle beraber olmaya yeltenirse) işte böyleleri haddi aşanlardır. (70/Meâric 31)

Onlar (gerek Rableriyle kendi aralarında, gerek insanlarla aralarında var olan) emanetlerini ve sözlerini gözetirler. (70/Meâric 32)

Onlar şahitliklerini dosdoğru yerine getirirler. (70/Meâric 33)

Onlar (vakitlerine, şart ve rükünlerine, huşu ve sünnetlerine dikkat ederek) namazlarını korurlar. (70/Meâric 34)

Sen, sarp yokuşun ne olduğunu nereden bileceksin? (90/Beled 12)

O, köle azat etmektir. (90/Beled 13)

Ya da açlık gününde doyurmaktır. (90/Beled 14)

Yakın (akraba) olan bir yetimi, (90/Beled 15)

Veya toprağa yapışmış (zorluk çeken) bir yoksulu. (90/Beled 16)

Sonra da iman eden ve birbirlerine sabrı ve merhameti tavsiye edenlerden olmasıdır. (90/Beled 17)

İşte bunlar, (amel defterlerini sağdan alıp, cennet ehli olan) Ashab-ı Meymene’dir. (90/Beled 18)

(Allah’tan) sakınıp korkan (takva sahipleri) ondan uzak tutulur. (92/Leyl 17)

O ki malını vererek arınır. (92/Leyl 18)

Onun yanında hiç kimsenin, karşılığı verilecek bir nimeti/borcu da yoktur. (Yaptığı iyilikleri minnet duygusundan ya da yapılmış bir iyiliğe teşekkür mahiyetinde yapmaz. Bilakis,) (92/Leyl 19)

Yüce Rabbinin rızasını elde etmek için (yapar). (92/Leyl 20)

Hiç şüphesiz, ileride (Allah’ın verdiği mükâfata) razı olacaktır. (92/Leyl 21)