İhsanda Bulunmak ile ilgili ayetler

(Hayır, öyle değil!) Bilakis, kim muhsin olarak/kulluğunu en güzel şekilde yerine getirerek Allah’a teslim olursa onun Rabbi katında ecri vardır. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir. (2/Bakara 112)

Allah yolunda infak edin ve (İslami mücadeleden geri kalmak suretiyle) kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. Kulluğunuzu en güzel şekilde yerine getirin. Çünkü Allah muhsinleri/kulluğunu en güzel şekilde yapmaya çalışanları sever. (2/Bakara 195)

Eslem Ebu İmran anlatıyor: “Bizler fetih için İstanbul’daydık. Komutan olarak Mısırlıların başına Ukbe b. Amir (r.a), Şamlıların başında ise Fudale b. Ubeyd (r.a) vardı. Şehirden Rumların oluşturduğu büyük bir ordu çıktı. Biz Müslimler de onların karşısına büyük bir orduyla çıktık. Derken Müslimlerden bir adam, Rumların safına daldı. İnsanlar bağırmaya başladılar ve dediler ki: ‘Subhanallah! Bu genç kendi eliyle kendisini tehlikeye atıyor.’ Ebu Eyyub el-Ensari (r.a) dedi ki: ‘Siz ayeti böyle bir yoruma tevil ediyorsunuz. Ancak bu ayet biz Ensar topluluğu hakkında inmiştir. Allah (cc) dinini izzetli kılıp, İslam’ın yardımcıları çoğalınca biz, Allah Resûlü’nün (sav) haberi olmadığı hâlde dedik ki: ‘Bizim mallarımız zayi oldu. Mallarımızın başına geçsek de onları ıslah etsek.’ Bunun üzerine Allah (cc) bu ayeti indirdi. Bizim bu düşüncemizin doğru olmadığını belirtti. Asıl tehlike, mallarımızın başında oturmak ve onları ıslah etmeye çalışmak istememizdir. Allah (cc) bize savaşmayı emretmiştir.’ (Eslem) dedi ki: ‘Ebu Eyyub çarpışmaya aralıksız devam etti ve orada defnedildi.’ ” (Ebu Davud, 2512; Tirmizi, 2972)

(Uhud’da) yara aldıktan sonra Allah’ın ve Resûl’ün çağrısına icabet edenler, onlardan (olup) kulluğunu en güzel şekilde yapan ve korkup sakınanlara büyük bir ecir vardır. (3/Âl-i İmran 172)

Şayet bir kadın kocasının serkeşliğinden veya (kendisinden) yüz çevirip (uzaklaşmasından) korkarsa, aralarında sulh yapmalarında o ikisi için bir günah yoktur. Sulh (ayrılık, serkeşlik, sorunlu evlilik seçenekleri arasında) en hayırlı olanıdır. (Bununla birlikte) nefislerde bencillik/cimrilik vardır. (Her bir eş kendi hakkının gözetilmesi konusunda ısrarcıdır.) Şayet (birbirinize) iyilikte bulunur ve (karşılıklı haklarınızda) Allah’tan korkup sakınırsanız, şüphesiz ki Allah, yaptıklarınızdan haberdardır. (4/Nîsa 128)

(Şayet içki yasaklanmadan önce onu içmiş ve vefat ettiği için aranızda bulunmayanların durumunu merak ediyorsanız) iman edip salih amel işleyenler için sakınıp iman ettikleri ve salih amel işledikleri, sonra sakınıp iman ettikleri, sonra sakınıp iyilik yaptıkları takdirde (haram kılınmadan önce) tattıkları (içkiden) dolayı bir günah yoktur. Allah, muhsinleri/kulluğunu en güzel şekilde yapmaya çalışanları sever. (5/Mâide 93)

Gençliğinin zirvesine ulaşınca ona hüküm ve ilim verdik. Biz, muhsinleri/kulluğunu en güzel şekilde yapmaya çalışanları böyle mükâfatlandırırız. (12/Yûsuf 22)

Şüphesiz ki Allah, adaleti, iyiliği, yakın akrabaya vermeyi emreder. Fuhşiyatı, münkeri ve (başkalarının hakkını çiğneyecek) taşkınlığı yasaklar. Düşünüp hatırlayasınız diye size öğüt verir. (16/Nahl 90)

Şüphesiz ki Allah, korkup sakınanlar ve muhsinlerle/kulluğunu en güzel şekilde yapmaya çalışanlarla beraberdir. (16/Nahl 128)

İman edip salih amel işleyenlere gelince; şüphesiz ki biz, en güzel şekilde amel yapanların amellerini zayi etmeyiz. (18/Kehf 30)

Yetişkinlik çağına erişip olgunlaşınca, ona hüküm ve ilim verdik. Biz, muhsinleri/kulluğunu en güzel şekilde yapmaya çalışanları böyle mükâfatlandırırız. (28/Kasas 14)

Bizim yolumuzda cihad edenlere elbette (en doğru olan) yollarımızı gösteririz. Şüphesiz ki Allah, muhsinlerle/kulluğunu en güzel şekilde yapmaya çalışanlarla beraberdir. (29/Ankebût 69)

Bk. 29/Ankebût, 6

Sonradan gelecekler arasında (hayırla yâd edilmesi için ona güzel bir nam) bıraktık. (37/Saffât 78)

Âlemler içinde Nuh’a selam olsun. (37/Saffât 79)

Hiç şüphesiz biz, muhsinleri/kulluğunu en güzel şekilde yapmaya çalışanları böyle mükâfatlandırırız. (37/Saffât 80)

Sonradan gelecekler arasında (hayırla yâd edilmesi için ona güzel bir nam) bıraktık. (37/Saffât 108)

Selam olsun İbrahim’e. (37/Saffât 109)

Biz, muhsinleri/kulluğunu en güzel şekilde yapmaya çalışanları böyle mükâfatlandırırız işte. (37/Saffât 110)

Sonra gelecekler arasında (hayırla yâd edilmeleri için o ikisine güzel bir nam) bıraktık. (37/Saffât 119)

Selam olsun Musa ve Harun’a. (37/Saffât 120)

Şüphesiz ki biz, muhsinleri/kulluğunu en güzel şekilde yapmaya çalışanları böyle mükâfatlandırırız. (37/Saffât 121)

Sonradan gelecekler arasında (onun hayırla yâd edilmesi için, güzel bir nam) bıraktık. (37/Saffât 129)

Selam olsun İlyas’a. (37/Saffât 130)

İşte biz, muhsinleri/kulluğunu en güzel şekilde yapmaya çalışanları böyle mükâfatlandırırız. (37/Saffât 131)

Hiç kuşkusuz muttakiler, cennetlerde ve pınarlardadır. (51/Zâriyat 15)

Rablerinin kendilerine verdiği (nimetleri) alırlar. Çünkü onlar, bundan önce muhsinler/kulluğunu en güzel şekilde yapmaya çalışanlar idi. (51/Zâriyat 16)