Âl-i İmrân
Ayet: 3Sayfa: 49
(O Allah,) sana Kitab’ı hak ve kendinden önceki (Kitapları) doğrulayıcı olarak indirdi. Tevrât’ı ve İncîl’i de (Allah) indirdi.
Bu konuyla ilgili ayetler
Ayet: 3Sayfa: 49
(O Allah,) sana Kitab’ı hak ve kendinden önceki (Kitapları) doğrulayıcı olarak indirdi. Tevrât’ı ve İncîl’i de (Allah) indirdi.
Ayet: 48Sayfa: 55
(Allah) ona Kitab’ı, hikmeti, Tevrât’ı ve İncîl’i öğretecek.
Ayet: 65Sayfa: 57
Ey Ehl-i Kitap! Tevrât ve İncîl, ondan/İbrâhîm’den sonra indirilmiş olmasına rağmen neden İbrâhîm hakkında (“O Yahudi miydi, yoksa Hristiyan mıydı?” diye) tartışıp duruyorsunuz? Akletmez misiniz?
Ayet: 46Sayfa: 115
Onların ardından, kendisinden önce gelen Tevrât’ı doğrulayan Meryem oğlu Îsâ’yı gönderdik. Ona; içinde hidayet ve nur bulunan, kendisinden önce gelen Tevrât’ı tasdik eden, muttakiler için hidayet ve öğüt olan İncîl’i verdik.
Ayet: 47Sayfa: 115
İncîl ehli, Allah’ın (İncîl’de) indirdikleriyle hükmetsin. Her kim Allah’ın indirdiğiyle hükmetmezse (onlar) fasıkların ta kendileridir.
Ayet: 66Sayfa: 118
Şayet onlar Tevrât’ı, İncîl’i ve Rabblerinden indirileni (içindekilerle amel ederek) ayakta tutmuş olsalardı üstlerinden (yağmurun getirdiği) ve ayaklarının altından (toprağın bitirdiklerinden) yerlerdi. Onlardan bir topluluk orta yolludur/mutedildir. (Fakat) onların çoğunun yapmakta oldukları ne kötüdür!
Ayet: 68Sayfa: 118
De ki: “Ey Ehl-i Kitap! Tevrât, İncîl ve Rabbinizden size indirileni (içindekilerle amel edip) ayakta tutmadıkça hiçbir şey üzere değilsiniz.” Andolsun ki Rabbinden sana indirilen (bu Kur’ân), onların çoğunun azgınlık ve küfürlerini arttıracaktır. Kâfirler topluluğu için üzülme!
Ayet: 110Sayfa: 125
(O zaman) Allah diyecek ki: “Ey Meryem oğlu Îsâ! Senin ve annenin üzerindeki nimetlerimi hatırla. Hani seni Rûhu’l Kudus (Cibrîl) ile desteklemiştim. Hem beşikte hem de yaşlılıkta insanlarla konuşuyordun. Hani sana Kitab’ı, hikmeti, Tevrât’ı ve İncîl’i öğretmiştim. İznimle çamurdan kuş suretinde bir şey yapıyordun, sonra ona üflüyordun. O da benim izin vermemle (canlı) bir kuş oluyordu. İznimle kör ve alaca hastasını iyileştiriyordun. İznimle ölüleri (kabirlerinden diri olarak) çıkarıyordun. İsrâîloğullarına apaçık delillerle geldiğinde onlardan kâfir olanlar, ‘Bu apaçık bir sihirdir.’ demişlerdi de onları senden engelleyerek (seni korumuştum).”
Ayet: 157Sayfa: 169
“Onlar ki yanlarında bulunan Tevrât ve İncîl’de yazılı olarak (sıfatlarını) buldukları ümmi olan Resûl ve Nebi’ye uyarlar. Onlara iyiliği emreder, kötülükten sakındırır; temiz şeyleri helal, pis şeyleri haram kılar; sırtlarındaki ağır yükü ve zincirlerini kaldırır. Ona iman edenler, onu saygıyla yüceltenler, ona yardım edenler ve onunla beraber indirilen Nur’a (Kur’ân’a) uyanlar… İşte bunlar, kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.”
Ayet: 111Sayfa: 203
Şüphesiz ki Allah, cennet karşılığında müminlerden canlarını ve mallarını satın almıştır. Allah yolunda savaşır, öldürür ve öldürülürler. (Bu;) Tevrât, İncîl ve Kur’ân’da Allah’ın hak olan vaadidir. Kim sözüne Allah kadar bağlı olabilir ki? (O hâlde) yaptığınız bu alışverişten dolayı müjdelenin. En büyük kurtuluş budur işte!
Ayet: 29Sayfa: 514
Muhammed, Allah’ın Resûlü’dür. Onunla beraber olanlar, kâfirlere karşı şiddetli, kendi aralarında merhametlilerdir. Onları; rükû edenler, secde edenler ve Allah’ın lütfunu ve rızasını elde etmek isterken görürsün. Alametleri, yüzlerinde secdeden oluşan izdir. Bu, onların Tevrât’taki sıfatıdır. İncîl’deki sıfatlarıysa filizini çıkarmış, onu kuvvetlendirmiş, kalınlaşıp gövdesi üzerine doğrulmuş bir ekin gibidir ki bu, çiftçilerin hoşuna gider. (Onların bir ekin gibi güçlenip çoğalması örneği) kâfirleri öfkelendirmek için verilmiştir. Allah, içlerinden iman edip salih amel işleyenlere, bağışlanma ve büyük bir mükâfat vadetmiştir.
Ayet: 27Sayfa: 540
Sonra, onların peşinden giden resûllerimizi art arda gönderdik. Meryem oğlu Îsâ’yı da peşlerinden gönderdik. Ona İncîl’i verdik ve ona uyanların kalplerinde şefkat ve merhamet kıldık. Bidat olarak ortaya koydukları ruhbanlığı (hayattan el etek çekip yalnızca ibadetle meşgul olmayı), biz onlara farz kılmadık. Allah’ın rızasını elde etmek için (dinde bir yenilik olarak) yaptılar, onun da hakkını vermediler. İçlerinden iman edenlere ecirlerini verdik, onların birçoğu ise fasıklardır.