Kâfirlere Mühlet Tanınması

MÜMİN, MÜSLİM, KÂFİR, MÜŞRİK, MÜNAFIK

Bu konuyla ilgili ayetler

40ayet bulundu
Kâfirlere Mühlet Tanınması
1

Âl-i İmrân

Ayet: 178Sayfa: 72

Ayete Git

Kâfirler sanmasın ki kendilerine mühlet veriyor oluşumuz onlar için hayırdır. Ancak günahları artsın diye onlara mühlet veririz. Onlara alçaltıcı bir azap vardır.

2

En'âm

Ayet: 110Sayfa: 140

Ayete Git

İlk defa iman etmedikleri gibi (yine inanmasınlar diye) kalplerini ve gözlerini ters çeviririz. Ve onları azgınlıkları içinde bocalar vaziyette bırakırız.

3

En'âm

Ayet: 112Sayfa: 141

Ayete Git

Böylece her peygambere insanların ve cinlerin şeytan olanlarını düşmanlar kıldık. Bazısı diğer bir kısmını aldatmak için sözün yaldızlısını vahyeder/fısıldar. Şayet Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı. (Öyleyse) onları uydurdukları iftiralarıyla baş başa bırak.

4

En'âm

Ayet: 137Sayfa: 144

Ayete Git

Bunun gibi, müşriklerin çoğuna çocuklarını öldürmelerini de ortakları süslü gösterdi. Hem onları helak etmek hem de dinlerini onların aleyhine şüphe dolu/karmakarışık hâle getirmek için. Şayet Allah dileseydi bunu yapamazlardı. Onları uydurdukları iftiralarıyla baş başa bırak.

5

En'âm

Ayet: 158Sayfa: 149

Ayete Git

(Allah’ın ayetlerini yalanlayan veya insanları ondan alıkoyanlar) kendilerine meleklerin, Rabbinin veya Rabbinin bazı ayetlerinin gelmesinden başkasını mı bekliyorlar? Rabbinin bazı ayetlerinin geldiği gün, daha önce iman etmemiş veya imanında hayır kazanmamış kişiye imanı fayda vermez. De ki: “Bekleyin (bakalım)! Şüphesiz ki biz de beklemedeyiz.”

6

A'râf

Ayet: 180Sayfa: 173

Ayete Git

En güzel isimler Allah’ındır. (Öyleyse) bu isimlerle O’na dua edin. O’nun isimlerinde ilhada/eğriliğe sapanları (kendi hâllerine) bırakın. Yaptıklarının cezasını göreceklerdir.

7

A'râf

Ayet: 186Sayfa: 173

Ayete Git

Allah kimi saptırmışsa onu hidayet edecek kimse yoktur. Onları azgınlıkları içinde bocalar bir hâlde bırakır.

8

Yûnus

Ayet: 11Sayfa: 208

Ayete Git

Şayet Allah, insanlar hayır istediklerinde çarçabuk verdiği gibi (öfke hâlinde yaptıkları beddualar ya da masiyetlerle hakettikleri) şerri de çabucak verseydi onların ecellerine hükmedilir (ve işleri bitiriliverirdi). Bizimle karşılaşmayı ummayanları, azgınlıkları içinde bocalar hâlde bırakırız.

9

Yûnus

Ayet: 19Sayfa: 209

Ayete Git

İnsanlar ancak (tevhid üzere, Allah’ın dinini ikame eden) tek bir ümmetti. İhtilaf ettiler. Şayet Rabbinden, evvelden verilmiş bir söz/hüküm olmasaydı anlaşmazlığa düştükleri şeyde aralarında hükmedilirdi.

10

Yûnus

Ayet: 102Sayfa: 219

Ayete Git

Kendilerinden önce yaşamış kavimlerin (başına gelen kötü) günlerin bir benzerinden başkasını mı bekliyorlar? De ki: “Bekleyin (bakalım), ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim.”

11

Ra'd

Ayet: 32Sayfa: 252

Ayete Git

Andolsun ki senden önce (gelmiş olan) resûller de alaya alındı. Kâfirlere mühlet verdim, sonra onları yakalayıverdim. Nasılmış (bakalım) benim cezalandırmam?

12

İbrâhîm

Ayet: 10Sayfa: 255

Ayete Git

Resûlleri demişti ki: “Gökleri ve yeri yaratan Allah hakkında şüphe mi ediyorsunuz? (Oysa O,) günahlarınızı bağışlamak ve (küfrünüz/şirkiniz nedeniyle hak ettiğiniz azabı) belirlenmiş bir süreye kadar ertelemek için sizi (İslam’a/tevhide) davet ediyor ve sizi erteliyor.” Demişlerdi ki: “Siz de ancak bizim gibi birer insansınız. Bizi babalarımızın ibadet ettiklerinden alıkoymaya çalışıyorsunuz. Bize apaçık/güçlü bir delil getirin.”

13

Hicr

Ayet: 2Sayfa: 261

Ayete Git

Öyle bir zaman olur ki o kâfirler, Müslim/şirki terk ederek tevhidle Allah’a yönelen bir kul olmayı temenni ederler.

14

Hicr

Ayet: 3Sayfa: 261

Ayete Git

Onları (kendi hâllerine) terk et! Yesinler, keyif sürsünler, boş hayalleri onları oyalayadursun. (Ne de olsa hakikati) pek yakında bilecekler/anlayacaklar.

15

Nahl

Ayet: 61Sayfa: 272

Ayete Git

Şayet Allah, insanları yaptıkları zulümlerle yargılasa yeryüzünde tek bir canlı bırakmazdı. Fakat onları belirlenmiş bir süreye erteler. Ecelleri geldiğinde ne bir saat/bir ân onun gerisinde kalır ne de önüne geçebilirler.

16

Kehf

Ayet: 58Sayfa: 299

Ayete Git

Senin Rabbin (günahları bağışlayan, örten ve günahların kötü akıbetinden kulu koruyan) El-Ğafûr ve merhamet sahibidir. Şayet işledikleriyle onları yargılasa azabı çarçabuk onlara ulaştırırdı. (Hayır, öyle değil!) Bilakis, onların (azapla) buluşma zamanları vardır ve ondan (korunacak) bir sığınak bulamayacaklardır.

17

Tâhâ

Ayet: 128Sayfa: 320

Ayete Git

Onlardan önceki nesillerden çoğunu helak etmiş olmamız, onlara gerçeği göstermedi mi? (Oysa onların helaktan geriye kalan harabe) meskenleri arasında dolaşıp (helakın izlerini görüyorlar). Şüphesiz ki bunda, akıl sahipleri için ayetler vardır.

18

Tâhâ

Ayet: 129Sayfa: 320

Ayete Git

Şayet, Rabbinden geçmiş bir söz/hüküm ve belirlenmiş bir müddet olmasaydı (onların helak edilmesi) kaçınılmaz olurdu.

19

Enbiyâ

Ayet: 108Sayfa: 330

Ayete Git

De ki: “ ‘İlahınız ancak tek bir ilahtır.’ diye bana vahyolunuyor. Müslimlerden/Şirki terk ederek tevhidle Allah’a yönelen kullardan olacak mısınız?”

20

Enbiyâ

Ayet: 111Sayfa: 330

Ayete Git

“Bilmiyorum, belki de o (tehdit olunduğunuz azabın zamanının belirsizliği), sizin için bir fitne ve belirli bir zamana kadar faydalanmadır.”

21

Hac

Ayet: 42Sayfa: 336

Ayete Git

Şayet seni yalanlıyorlarsa hiç şüphesiz, onlardan önce Nûh, Âd ve Semûd Kavimleri de yalanlamışlardı.

22

Hac

Ayet: 43Sayfa: 336

Ayete Git

İbrâhîm ve Lût’un kavmi de…

23

Hac

Ayet: 44Sayfa: 336

Ayete Git

Medyen halkı da… Mûsâ da yalanlanmıştı. Kâfirlere mühlet vermiş sonra da onları (azapla) yakalayıvermiştim. Nasılmış (onların yalanlamalarını) inkâr edişim?

24

Mu'minûn

Ayet: 54Sayfa: 344

Ayete Git

Onları (azabın geleceği) belli süreye kadar, körlükleri ve şaşkınlıkları içinde kendi hâllerine terk et.

25

Mu'minûn

Ayet: 55Sayfa: 344

Ayete Git

Sanıyorlar mı ki kendilerini desteklediğimiz mal ve evlatlar,

26

Mu'minûn

Ayet: 56Sayfa: 344

Ayete Git

İyiliği onlara hemencecik ulaştırmamızdandır. (Hayır, sandıkları gibi değil!) Onlar (adım adım kendilerini azaba yaklaştırdığımızın) farkında değiller.

27

Ankebût

Ayet: 65Sayfa: 403

Ayete Git

Gemiye bindikleri zaman, dini Allah’a halis kılarak (şirk koşmaksızın yalnızca) Allah’a dua ederler. Onları kurtarıp karaya çıkardığı zaman, (bir bakarsın ki) hemen şirk koşuvermişler.

28

Ankebût

Ayet: 66Sayfa: 403

Ayete Git

Onlara verdiklerimizi inkâr edip keyif sürsünler (bakalım)! Pek yakında bilecekler/anlayacaklar.

29

Fâtır

Ayet: 45Sayfa: 439

Ayete Git

Şayet Allah, insanları kazandıklarıyla yargılayacak olsaydı yeryüzünde tek bir canlı dahi bırakmazdı. Fakat onları belirlenmiş bir süreye kadar ertelemektedir. Nihayet ecelleri geldiğinde (anlayacaklar ki) hiç şüphesiz Allah, kullarını görendir.

30

Zumer

Ayet: 8Sayfa: 458

Ayete Git

İnsana bir sıkıntı dokunduğunda, Rabbine yönelerek dua eder. Sonra (o sıkıntı yerine) kendi katından nimet verdiğinde, daha önce dua ettiği şeyi unutur ve O’nun yolundan saptırmak için Allah’a ortaklar/eşler koşmaya başlar. De ki: “Küfrünle az bir şey daha keyif sür. Çünkü sen ateşin ehlindensin.”

31

Fussilet

Ayet: 45Sayfa: 480

Ayete Git

Andolsun ki Mûsâ’ya Kitab’ı verdik. Onda ihtilafa düşüldü. Şayet Rabbinden daha önce geçmiş bir söz olmasaydı elbette aralarında hükmolunurdu. Şüphesiz ki onlar, o (Kitab’a karşı) huzursuzluk veren bir şüphe içerisindelerdir.

32

Şûrâ

Ayet: 14Sayfa: 483

Ayete Git

Onlar kendilerine ilim (vahiy) geldikten sonra, aralarındaki azgınlık/kıskançlık/bir diğer gruba üstünlük sağlama isteği nedeniyle ayrılığa düştüler. Şayet belirlenmiş bir süreye kadar, Rabbinin verilmiş sözü olmasaydı aralarında hüküm verilirdi. Şüphesiz ki onların ardından Kitab’a mirasçı olanlar, huzursuzluk veren bir şüphe içerisindelerdir.

33

Şûrâ

Ayet: 21Sayfa: 484

Ayete Git

Yoksa, Allah’ın izin vermediği şeyleri, kendilerine dinden şeriat kılan/kanun yapan ortakları mı var? Şayet (azaplarının kıyamete erteleneceğine dair) kesin bir söz olmasaydı elbette, aralarında hüküm verilirdi. Şüphesiz ki zalimlere can yakıcı bir azap vardır.

34

Zuhruf

Ayet: 83Sayfa: 494

Ayete Git

Onları (kendi hâllerine) bırak. Onlara vadedilen günleriyle karşılaşıncaya kadar, (eğlenceye) dalıp oyalansınlar.

35

Meâric

Ayet: 40Sayfa: 569

Ayete Git

Doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki hiç şüphesiz biz, güç yetirenleriz.

36

Meâric

Ayet: 41Sayfa: 569

Ayete Git

Onlardan daha hayırlılarını onların yerine getirip değiştirmeye… Hem bizim önümüze geçip (bunu yapmamıza engel de olamazlar).

37

Meâric

Ayet: 42Sayfa: 569

Ayete Git

Kendisiyle tehdit edildikleri günle karşılaşıncaya kadar, bırak onları (batıla) dalıp eğlensin (oyalansınlar).

38

Târık

Ayet: 15Sayfa: 590

Ayete Git

Hiç kuşkusuz, onlar tuzak kuruyorlar.

39

Târık

Ayet: 16Sayfa: 590

Ayete Git

Ben de tuzak kuruyorum.

40

Târık

Ayet: 17Sayfa: 590

Ayete Git

Kâfirlere mühlet tanı. (Çok değil) az bir mühlet.